{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/274 <br>KARAR NO\t: 2025/354<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ...                     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t               ...<br>ÜYE\t\t : ...                 ...<br>KATİP\t\t: ...                \t ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/113 E.  -  2023/408 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: FSEK'e Aykırılık Nedeniyle Tecavüzün Tespiti, <br>\t\t  Men'i , Ref'i ile Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/10/2023 tarih ve 2022/113 E. - 2023/408 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin ... tarafından l971 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, halen mirasçıları tarafindan idare edildiğini, ... isimli sinema filminin müvekkili Şirketin üreticisi ve yapımcısı olduğu bir film olduğunu, filmdeki hak sahipliği nedeniyle müvekkiline Kültür Bakanlığı tarafından 23.11.2000 tarih ve 298 sayılı, 28.04.2005 tarihli 505/485 sayılı eser işletme belgesi verildiğini, eserin 1981 yapım yılı 109 dakikalık  hali ile 27.04.2005 tarihli denetimden geçtiğini, söz konusu eserin 1982 yılında Cannes film festivalinde ödül aldığını, Ankara 23. Gezici Film Festivali kapsamında 01/12/2017 ve 02/12/2017 tarihlerinde Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezinde gösterildiğini, broşürlerde 02.12.2017 tarihli gösterim için \"yapımcı ... katılım ile\" açıklamasıyla filmin gösteriminin yapıldığını, tanıtımlı şeklinde not düşüldüğü gösterimlerin biletlerinin, biletix isimli siteden satışa sunulduğunu, bu gösterimler için müvekkilinden izin alınmadığını, filmin Bakanlık tarafindan onaylı eser işletme belgesinde l09 dakika olmasına rağmen hukuka aykırı gösterimin 112 dakika olduğunu, müvekkilinin eserden kaynaklanan maddi ve manevi haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin sona erdirilmesine, tecavüzün durdurulmasına, men'ine ve ref ine, davalının haksız elde ettiği kazancın karşılığı olmak üzere 5.000 TL maddi tazminat, sözleşme yapılsa idi talep edilebilecek 3 katı tutarındaki tazminat için 10.000 TL ve 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün  ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili, başlangıçta ismi BAYRAM olan ve sonradan ... adını alan filmin yapımcılığı ve sahipliğinin İsviçre'li ... isimli şirkete ait olduğunu, ...'in senaryosundan film yapma ve haklarına sahip olma konusunda tüm hak ve yetkilerin bu şirkete 27.03.1982 tarihinde ... tarafından devredildiğini, Fransa Sinema Merkezi ... tarafindan 16.06.1982 tarihinde verilen eser işletme belgesinde de filmin yapımcısının ... film şirketi olduğunun belirtildiğini, bu filmin İsviçre adına yabancı dilde en iyi film kategorisinde Oscar adayı olduğunu, aradan geçen süreçte ... film şirketinin iflas ettiğini, mevzuat gereği elindeki haklarının satışa sunulduğunu, bunların arasında olan ... filminin de tüm hakları ile birlikte 22.03.2006 tarihinde ...'a satıldığını, Zürich İflas İdaresinin, 4 Aralık 2009 tarihinde Zürich Yüksek Mahkemesinin 21.05.2003 tarihinde ... firmasının  ... adlı filmin hiçbir zaman yapımcısı yahut sahibi olmadığına dair karar verdiğini, ... tarafindan 2015-2017 yılları arasında filmin dijitalize edildiğini ve ... ... adını aldığını, filmin bu haliyle 2017 Cannes Film Festivalinde gösterildiğini, söz konusu filmin Ankara Sinema Demeği tarafindan 23. Gezici Film Festivali kapsamında 12 Aralık 2017 tarihinde Ankara'da yapımcı ...'un izin ve katılımıyla seyirciye sunulduğunu, tazminat taleplerinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, ... adlı sinema filminin FSEK kapsamında eser olduğu, eserin Türkiye'deki tek hak sahibinin davacı bulunduğu, söz konusu eserin, FSEK'in 52. maddesi kapsamında davacıdan yazılı izin alınmadan, davalı tarafça Ankara Film Festivali kapsamında 01.12.2017 ile 02.12.2017 tarihlerinde 2 kez gösteriminin yapıldığı, bu durumun davacının umuma arz manevi hakkı ile mali haklarından olan temsil hakkının ihlali niteliğinde bulunduğu, ihlal tarihinin son gösterim tarihi olan 02.12.2017 olarak kabul edilebileceği, davalının haksız elde ettiği kazancın 1.420,81 TL olduğu, FSEK'in 68. maddesine göre sözleşme yapılsa idi talep edilebilecek 3 katı tutarındaki tazminat için 10.000,00 TL talep edildiği, varsayımsal sözleşme ilişkisi dikkate alındığında bir gösterimin bedelinin 5.000,00 TL olabileceği, iki gösterim karşılığının 10.000,00 TL edeceği, FSEK'in 68. maddesi kapsamında 10.000,00 TL’nin üç katı olarak 30.000,00 TL talep edilebileceği, taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, davacının manevi tazminat talebinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,  davalı taraf eyleminin durdurulmasına, önlenmesine ve ref'ine, 1.420,81 TL'nin 02.12.2017'den itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bu kısımla ilgili fazlaya ilişkin talebin reddine, FSEK'in 68/1 maddesine göre 10.000,00 TL tazminatın 02/12/2017 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın 02.12.2017 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikten davalıdan alınıp davacıya verilmesine, kararın hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.          <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğu gibi denetime de elverişli bulunmadığını, bilirkişinin ilk raporunun, Gezici Festival’de gösterilen 2017 İsviçre yapımı \"..., ...\" yerine 1982 yapımı \"...\" filmi izlenerek yazıldığını, eksik inceleme sonucu 20.12.1980 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre devrin Türkiye bölgesi hariç dünyadaki tüm bölgelerde geçerli olacağının belirtildiğini, ancak aynı sözleşmenin 6.A maddesinde, \"Bu sözleşmenin imzalanmasıyla lisansı alan ... ... filmin tek yapımcısı olmaktadır\" hükmüne yer verildiğini, 6.B maddesinde ise \"Filmin yapımcısı ... ..., ... Filmcilik San. Tic. AŞ’yi filmin Türkiye’deki çekimi, montajı ve miksajını yürütmekle görevlendirmiştir\" şeklinde düzenlemenin bulunduğunu, davacının hiçbir zaman filmin yapımcısı olmadığını, sadece yürütücü yapımcı olarak görev aldığını, ... filminin  İsviçre yapımı olduğunu ve hiçbir zaman bir Türkiye yapımı film olmadığını, filmin İsviçre’nin Oscar adayı olmasının da bunu kanıtladığını, bilirkişi raporunda, sundukları belgelerin tamamının noter onaylı olmaması, fotokopi olması, noter onaylı tercümelerin dosyaya sunulmaması nedeniyle değerlendirilmediğini, halbuki sunulan belgelerin orijinal belgeler olduğunu, bu belgelerin tamamının mahkeme tarafından görevlendirilen tercüman tarafından yapılmış çevirilerinin de dosyada bulunduğunu, davacının ... filminin yapımcısı olduğuna dair hiçbir belgeyi, sözleşmeyi mahkemeye sunamadığını, dosyaya sunulan eser işletme belgesinin, bir filmin Türkiye’de gösterime girmesi ile ilgili bir izin belgesi olduğunu, bu belgeyi alanın filmin yapımcısı olduğunu göstermediğini, ... filminin hakları ile ilgili olarak ... Filmcilik ve ... arasında bulunan ihtilafta, Zürih Yüksek Mahkemesinin 27.05.2003 tarihinde, ... Şirketinin ... adlı filmin hiçbir zaman yapımcısı ya da sahibi olmadığına karar verdiğini, bu kararın 01.04.2004 tarihinde Zürih İflas Dairesi tarafından davacıya tebliğ edildiğini, filmin bütün haklarına sahip olan ...'un 2017 yılında filmi dijitalize ettiğini, yeni adıyla Cannes Film Festivali başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde gösterildiğini, bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında bu hususun dikkate alınmadığını, halbuki Zürih Yüksek Mahkemesinin kararının, sunulan deliller içerisinde kesinleşmiş tek mahkeme kararı olduğunu, bilirkişi raporunda filmin yapımcısı ve sahibi ...’un rızası ve katılımı ile filmin, festivalde kültürel amaçlı olarak gösterildiğinin dikkate alınmadığını, ... ile ilgili duruma değinilmediğini ve sadece filmin Türkiye’deki gösterim haklarının davacı yanda olduğu üzerinde durulduğunu, 1995 yılındaki kanun değişikliğinden ötürü hakların ilk eser sahibi yapımcıya geri döndüğünden bahsedilmekte ise de, baştan beri ilk eser sahibi yapımcının davacı olmayıp, ... film–... olduğunu, 18 Aralık 1980 tarihli sözleşme ile devredilen hakkın “Türkiye bölgesi hariç” olarak belirlenmesinin, iflastan sonra filmin tüm haklarının 2006 yılında, filmin zaten gerçek yapımcısı ...’a geçmesiyle ortadan kalktığını, eserde değişiklik yapanın müvekkili olmadığı gibi müvekkilinin rolünün sadece filmin gösteriminden ibaret bulunduğunu, temsil hakkının ihlal edilmediğini, davacı talebinin haklılığı anlamına gelmemekle birlikte gösterim bedelinin açıkça yazılı ve resmi olarak kanıtlandığı halde, hesaplanan tutarın ayrıca hukuka aykırı olduğunu, ilgili Kurumlardan rayiç bedelin sorulması ve sonrasında hesaplama yapılmasının gerektiğini, böyle bir araştırma yapılmadan tespit edilen bedelin herhangi bir objektif ve hukuka uygun veriye dayanmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br> <br>GEREKÇE\t: Dava, FSEK'e aykırılık nedeniyle tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavacı tarafça, FSEK'in 68. maddesi uyarınca üç kat tazminat ile birlikte davalı tarafın elde ettiği kazancın da tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesince de hem davalı tarafın elde ettiği kazanca hem de FSEK'in 68. maddesi uyarınca üç kat tazminata hükmedilmiştir.      <br>\tFSEK'in 68/1 maddesi uyarınca \"Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.\" Aynı Kanun'un 70/3. maddesinde ise tecavüze uğrayan kimsenin tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de isteyebileceği, bu durumda FSEK'in 68. maddesi uyarınca talep edilen bedelin indirileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, FSEK'in 70/3. maddesine göre eserden kaynaklanan haklara tecavüzde bulunan tarafın, bu eylem nedeniyle elde ettiği kârın belirlenmesi, şayet bu miktar FSEK'in 68/1. bendi hükmüne göre belirlenen tazminattan yüksek ise 68. maddeye göre belirlenen tazminatın, 70/3. bendi hükmüne göre belirlenen tazminattan indirilerek karar verilmesi gerekmektedir. Bunun dışında aynı eylem nedeniyle hem FSEK'in 68. maddesine hem de 70/3. maddesine göre iki ayrı tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.01.2025 tarih, 2023/6470 E., 2025/328 K. sayılı ilamı da bu yöndedir. O halde, ilk derece mahkemesince açıklanan ilkelere aykırı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.   <br>\tSomut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesine sunulan 20.03.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda, \"Emsal sözleşme bedeline ilişkin bir bilgi dosya kapsamında bulunmadığından FSEK m.68 kapsamında hesaplama yapılması mümkün olmamıştır.\" denilmiş, 07.08.2023 tarihli ikinci ek raporda ise herhangi bir gerekçeye ve dayanağa yer verilmeksizin, bir gösterimin bedelinin 5.000 TL olabileceği, iki gösterim karşılığının 10.000 TL ettiği, FSEK m.68 kapsamında 10.000 TL’nin üç katı olarak 30.000 TL talep edileceği açıklanmıştır. Bu şekilde herhangi bir dayanağı olmayan ve denetime de elverişli bulunmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması mümkün değildir. FSEK'in 68. maddesi kapsamında istenebilecek bedelin, eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı,  ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta gibi kriterler dikkate alınarak eser sahibinin tecavüzde bulunanla sözleşme yapması halinde isteyebileceği bedele göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemesince, FSEK'in 68. maddesi kapsamında talep edilebilecek bedelin tespiti hususunda, ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli olacak biçimde gerekçeli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi, bu şekilde de uğranılan zararın tespit edilememesi halinde TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir tazminatın belirlenmesi, yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere davacı tarafça FSEK'in 70/3. maddesine dayalı talebinin de gözetilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. <br>\tKabule göre de, FSEK'in 68. maddesine göre tazminata hükmedilmesi durumunda, hak sahibi ile mütecaviz arasında farazi sözleşme ilişkisi kurulduğundan o ana kadar ki kullanımların kanuna uygun hale gelmesi nedeniyle, bu kullanımların durdurulmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı hususu da gözetilmeden karar verilmesi yerinde değildir.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 25/10/2023 gün ve 2022/113 E. - 2023/408 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/02/2025  <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b338838f8a98dcd0","SID":"2fed60fa84474309"}}