{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1910 - 2025/349<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1910 <br>KARAR NO\t\t: 2025/349<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/471 Esas - 2023/356 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ŞEKERBANK TÜRK ANONİM ŞİRKETİ - 0801004857598667 - Emniyet Evleri Mah. Eski Büyükdere Cad. No:1/1A Kağıthane/İSTANBUL<br>VEKİLİ\t\t: Av. ...<br>DAVALILAR\t\t: 1-...<br>\t\t\t2-...<br>DAVA TÜRÜ\t\t: İtirazın İptali (Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar) <br>DAVA TARİHİ  \t\t: 21/04/2022<br>KARAR TARİHİ\t\t: 17/02/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 17/03/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalıların, davacı banka ile dava dışı ... arasında akdedilen kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, ...'un davacı bankadan kullandığı krediyi ödememesi nedeni ile kendisi ve müteselsil kefil olan davalılar hakkında Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, açıklanan nedenlerle davalıların Sakarya 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibe haksız olarak itiraz eden davalıların alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Davanın Kısmen Kabulü ile, <br>a)Davalı ... yönünden Sakarya \t1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına itirazın kısmen iptali ile, takibin 118.233,64 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alınan alacağa takip tarihinden itibaren %45 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına,<br>Davalı itirazında  118.233,64-TL yönünden haksız çıktığından bu bedelin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalı ... Uygundan alınarak davacıya ödenmesine,<br>b) Davalı ... ... yönünden Sakarya \t1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına itirazın kısmen iptali ile, takibin 85.119,37 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alınan alacağa takip tarihinden itibaren %45 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına,<br>Davalı itirazında  85.119,37 TL yönünden haksız çıktığından bu bedelin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalı ... Uygundan alınarak davacıya ödenmesine ... \" karar verilmiştir. <br>Mahkemece 14/06/2023 tarihli Tashih Şerhi ile \"Her ne kadar mahkememizin 13/06/2023 tarihli kararının hüküm kısmındaki (1) nolu bendinde \"Davalı itirazında  85.119,37 TL yönünden haksız çıktığından bu bedelin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalı ... Uygundan alınarak davacıya ödenmesine, \" şeklinde karar verilmiş ise de davalı ''... Uygundan'' yazılması gerekirken sehven ''... Uygundan'' yazıldığı ve maddi hata olduğu anlaşıldığından,  \"Davalı itirazında  85.119,37 TL yönünden haksız çıktığından bu bedelin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalı ... Uygundan alınarak davacıya ödenmesine,\" olarak TASHİHİNE  ... \" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında; takip talebinde 175.738,20-TL talepte bulunduğundan temerrüt faizi ve bunun BSMV'si ayırarak talep edilmediğinden talep edilen alacağın asıl alacak olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılarak asıl alacaklar ile sınırlı karar vermek gerektiği belirtildiğini, oysa davalıların kefalet limiti içinde kalan faizlerin de hesaba katılması gerektiği açık olduğunu, davalı ... açısından kefalet limiti (225.000,00) dahilinde olan 175.738,20 TL üzerinden takibin devamına; davalı ... ... açısından kefalet limiti olan 150.000,00 TL üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen yerel mahkeme kararı usule ve yasaya aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.<br>   DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2023 Tarih - 2022/471 Esas - 2023/356 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. <br> İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davacının, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için Sakarya 1. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br> İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, ... bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde).<br> Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas.  2021/377 Karar).<br>6098 sayılı TBK.’nın 583. Maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.<br>6098 sayılı TBK.'nın  eşin rızası başlıklı 584. maddesinde; “eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.<br>Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.<br>Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükümleri düzenlenmiştir.<br>Kefalet sözleşmesi  alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine ... iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. 6098 saylı Türk Borçlar Kanunundaki düzenleme uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez.<br>Türk Borçlar Kanunu 584-(1) maddesine göre; rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira; rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A. Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348). (Yargıtay HGK. 24/05/2017 tarihli  2017/12-1135 Esas - 2017/1012  sayılı kararı).Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK. 33. madde). Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (Yargıtay HGK. 13/03/2013 tarihli  2013/802 Esas - 2013/347 sayılı Kararı).<br>Eldeki davada; davacı tarafından davalılar aleyhine dava konusu genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan krediler ve kredi kartlarından kaynaklanan alacak nedeniyle Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyası ile 175.738,20 TL asıl alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, asıl alacağa takip tarihinden sonra %45 oranında temerrüt faizi ve %5 oranında BSMV talep edildiği anlaşılmaktadır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davaya konu edilen  kredilere ilişkin kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı ve tebligatı, hesap özeti ve kredi için TCMB’ye bildirilen faiz oranlarının dosya  arasına  alındığı, davacının anılan sözleşmeler nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı ve talep edilen faiz oranının yerinde olup olmadığı hususlarında inceleme yapılması için dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi edildiği, dosyaya arasına alınan  27.12.2022 tarihli bilirkişi  raporunda özetle; davalıların 19.12.2018 tarihli kredi sözleşmesine kefil olduklarının yazıldığı, raporun 2. sayfasında sözleşme gereği asıl borçluya 2 farklı kredi verildiğinin yazıldığı, ancak kredilerden birinin davalıların kefalet sözleşmesini imzaladıkları tarihten öncesine ait olduğu, bu hususta kredi sözleşmesinde önceki kredi sözleşmelerinin devamı olduğuna dair bir değerlendirme yapılmadığı gibi raporun 2.sayfasında 2 farklı kredi verildiğinden bahsedildiği, ancak devam eden sayfada 3 farklı kredi için hesaplama yapıldığı, bu şekilde raporda çelişki oluşturulduğu, yine davacının takip talebinde sadece asıl alacak yönünden talebinin olduğu, takip talebinde ve ödeme emrinde takip öncesi işlemiş faiz talebi yok iken değerlendirme yapıldığı gibi anılan değerlendirmede de, temerrüt faizi ve BSMV’nin limite dahil edilmemesi gerekirken kefalet limitine dahilmiş gibi hesaplama yapıldığı, yine akdi faiz oranlarının TCMB’ye bildirilen faiz oranları ile uyumlu olup olmadığının değerlendirilmediği kanaatiyle dosyada farklı bir bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bu minvalde dosya arasına alınan 31.03.2023 tarihli bilirkişi  raporunda özetle; davacı ile dava dışı asıl borçlu olan ... arasında 26.12.2017 tarihli ve 19.12.2018 tarihli olmak üzere iki farklı kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalılardan ...’un her iki sözleşmede kefil olarak yer aldığı, kefalet limitlerinin 26.12.2017 tarihli sözleşme için 75.000,00 TL, 19.12.2018 tarihli sözleşme için ise 150.000,00 TL olduğu, kefalet sözleşmesinin el yazılı olduğu, müşterek ve müteselsil kefil ibarelerinin, kefalet limitinin ve tarihinin açıkça yazılı olduğu, kefalet tarihinde evli olan davalı Tülin ...’un eşi olan ...’un eş rızasını verdiğine dair imzasının olduğu dolayısıyla davalı ... yönünden kefaletin şartlarının oluştuğu bildirilmiştir. Yine diğer davalı ... ...’un kefalet tarihinde bekar olduğu, bu davalının sadece 19.12.2018 tarihli sözleşme yönünden kefil olduğu, diğer sözleşmeye kefil olmadığı, anılan sözleşmede kefil olunan miktarın 150.000,00 TL olduğu, kefalet sözleşmesinin el yazılı olduğu, müşterek ve müteselsil kefil ibarelerinin, kefalet limitinin ve tarihinin açıkça yazılı olduğu, dolayısıyla kefalet şartlarının bu davalı yönünden de oluştuğu yönünde görüş belirtildiği görülmüştür.<br> 31.03.2023 tarihli bilirkişi  raporundaki tespitlere göre; davalı ... yönünden; 26.12.2017 tarihli sözleşme için 27.12.2017 tarihinde 40.000 TL bedelli, 4 yıl vadeli kredi kullandırıldığı, kredinin ilk taksidinin ödendiği, bakiyesinin ödenmediği, 19.12.2018 tarihli sözleşme kapsamında 20.12.2018 tarihinde 50.000,00 TL bedelli kredi kullandırıldığı, bu krediye ilişkin herhangi bir ödemenin bulunmadığı, yine ikinci sözleşme kapsamında 06.02.2019 tarihinde 25.000,00 TL kredi kullandırıldığı, bu krediye ilişkin de bir ödemenin bulunmadığı, ikinci sözleşme kapsamında verilen hasat kart için hesap kat tarihi itibariyle 5.075.03 TL borç ve 5.044,34 TL alışveriş borcu olmak üzere toplam 118.233,64 TL asıl alacağın bulunduğu, davalı ...’un anılan asıl alacaktan şartları oluşan kefalet sözleşmesi uyarınca sorumlu olduğu, anılan bedelin kefalet limitleri dahilinde olduğu, yine, davalı ... ... yönünden ise; adı geçen davalının sadece 19.12.2018 tarihli sözleşmeye kefil olduğu, bu sözleşme kapsamında 20.12.2018 tarihinde 50.000,00 TL bedelli kredi kullandırıldığı, bu krediye ilişkin herhangi bir ödemenin bulunmadığı, yine ikinci sözleşme kapsamında 06.02.2019 tarihinde 25.000,00 TL kredi kullandırıldığı, bu krediye ilişkin de bir ödemenin bulunmadığı, ikinci sözleşme kapsamında verilen hasat kart için hesap kat tarihi itibariyle 5.075.03 TL borç ve 5.044,34 TL alışveriş borcu olmak üzere toplam 85.119,37 TL asıl alacağın bulunduğu, davalı ... ...’un anılan asıl alacaktan şartları oluşan kefalet sözleşmesi uyarınca sorumlu olduğu, anılan bedelin kefalet limitleri dahilinde olduğu, takip talebinde talep edilen %45 oranındaki temerrüt faiz oranının, davacı banka tarafından TCMB’ye bildirilen azami faiz oranları ve taraflar arasındaki sözleşmelere ... olduğu, talebin bu limitler dahilinde olduğu bildirildiğinden, anılan asıl alacaklara takip tarihinden sonra %45 oranında faiz işletilebileceği anlaşılmakla, açıklanan tüm bu neden ve gerekçelerle ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne şeklinde karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da ... olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede ise;<br>6100 sayılı HMK'nın 26. Maddesi uyarınca \"Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.\"<br>Eldeki uyuşmazlıkta; Sakarya 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin takip çıkışı alacağın 175.738.20 TL olduğu, yine eldeki davanın dava değerinin de aynı miktar olduğu ve davacının eldeki dava ile davalıların itirazının ayni alacak miktarı yönünden iptalini talep ettiği görülmektedir. <br>İlk derece mahkemesince alınan yukarıda ayrıntısı açıklanan bilirkişi raporunda davalıların kefil oldukları genel kredi sözleşmeleri ile borç miktarlarının ayrı ayrı belirlendiği, ilk derece mahkemesince de her iki davalı hakkında iki ayrı hüküm kurulduğu, ancak hükmün taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu anlaşılmıştır. Oysa davalı ... ile ...'in bilirkişi tarafından belirlenen 85.119,37 TL'den müteselsilen sorumlu oldukları, davalı ...'ın ise bu miktarı aşan (118.233,64 TL-85.119,37 TL=) 33.114,27 TL'den kısımdan sorumlu olduğu, ilk derece mahkemesince 85.119,37 TL'nin iki kez tahsiline neden olacak şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.<br>Ancak, aynı şekilde iki kez tahsile neden olacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmiş ise de bu konuda davalıların açık istinafı olmadığından icra inkar tazminatına ilişkin hüküm aynen bırakılmıştır.<br>Diğer yandan;<br>Dosya kapsamında resen yapılan inceleme sonucu; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi, 7036 sayılı Kanun'un 3. madde 14-16. fıkralarda; tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlendiği halde, Devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücreti ile ilgili bir karar verilmemesi hatalıdır.<br>İlk derece mahkemesince arabuluculuk ücreti hakkında bir karar verilmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabul şeklinde sonuçlanması nedeniyle arabuluculuk ücretinin taraflardan sorumlulukları nispetinde tahsiline karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacı ile vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;<br>1-)Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2023 Tarih - 2022/471 Esas - 2023/356 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,<br>YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,<br>A-Davanın Kısmen Kabulü ile, <br>1-Davalıların, Sakarya 1. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına itirazın kısmen iptali ile, takibin 118.233,64 TL (Davalı ... ...'un 85.233,64 TL'den sorumlu olması kaydıyla ) asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alınan alacağa takip tarihinden itibaren %45 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına,<br>2-Davalı itirazında  118.233,64-TL yönünden haksız çıktığından bu bedelin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalı ... dan alınarak davacıya ödenmesine,<br>3-Davalı itirazında  85.119,37 TL yönünden haksız çıktığından bu bedelin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalı ... dan alınarak davacıya ödenmesine,<br>4-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 8.076,53-TL harcın 5.814,50 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, bakiye kalan 2.262,03 TL'sinin davalı ...'dan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br><br>5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 18.735,00-TL nisbi vekalet ücretinin 13.619,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile; bakiye kalan 5.116,00 TL'sinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 3.001,17-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 3.081,87 TL harcın 1.492,54 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile;  bakiye kalan 1.589,33 TL'sinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>7-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam  2.770,25-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına göre (%67,28 kabul) ‭1.863,78-TL yargılama gideri ile birlikte 6325 sayılı Kanunu'nun 18/A-11. maddesi uyarınca hesaplanan 453,23-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>8-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 840,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanunu'nun 18/A-11. maddesi uyarınca ve hesaplanan 420,00-TL'nin davalılardan, bakiye kalan 420,00-TL'nin davacıdan tahsili için harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>9-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine,<br>2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-Bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, <br>c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>ç-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,<br>d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>f-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/02/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır. <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine ... olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55817bfc2b9b96e3","SID":"f905fc5dd495580b"}}