{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1993 <br>KARAR NO\t\t: 2025/369<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>KATİP\t\t: ... \t\t\t\t\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 11/07/2023<br>NUMARASI\t: 2022/873 Esas - 2023/773 Karar<br><br>DAVACI \t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br><br>DAVALI \t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Açık Hesap İlişkisinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 05/09/2021<br>KARAR TARİHİ\t\t: 26/02/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 26/02/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında yapılan anlaşma ile; davalıya epoksi, izolasyon yalıtım, tamirat, tadilat gibi işlerinde kullanılabilecek ürünlerin 22.06.2020 tarihli ... numaralı faturası ile verildiğini, davalıya satılan ürünlerin ilki 5000 kg miktar ve 47,50 TL birim(kg) fiyatı ile satışın gerçekleştiğini, ikinci olarak ise  özellikleri ve detayı açıkça belli olmak üzere 250 kg miktarında 27,80.. TL birim (kg) fiyatı ile satışı gerçekleştiğini, fatura tutarının 288.453,29 TL olduğunu, 26.06.2020 tarihli ... numaralı faturası ile verildiğini, 72 kg ürün 52,32 TL birim fiyatı ile 15 kg ürünse 52,70 TL birim fiyatı ile 5.377,90 TL ye 30.06.2020 tarihli ... numaralı faturası ile verildiğini, 105 kg ürün 52,32 TL birim fiyatı ile 10.046,07 TL ye verildiğini, bu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, faturaların da karşı tarafa gönderildiğini, davalı tarafça kabul edildiğini herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davalı taraftan, müvekkilinin alacağını talep için kestiği fatura bedellerine ilişkin kısmi ödemeler olmuşsa da borcun tamamının ödenmediğini, müvekkili şirket nezdinde cari hesap ekstresinde açıkça anlaşılacağı üzere davalı şirketle ticari ilişkilerinin mevcut olduğunu, cari hesap ekstresinde belirtilen borç-alacak ilişkisi ve ödenen tutarlar ile müvekkilinin icra takibine konu olan tutar kadar alacaklı olduğunun açıkça ortaya çıkaracağını, davalının, müvekkilinin alacağına karşılık düzenleyip ibraz ettiği faturaların  ticari defterlerine işlenip işlenmediği hususunda mali bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi raporu alınmasını talep ettiğini, ayrıca davalının bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak ilgili fatura veya varsa başkaca faturaların bildirildiğine dair kayıtların dava dosyasına celp edilmesini talep ettiğini, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, davalının müvekkili şirkete ödeme yapmaması üzere Gebze İcra Müdürlüğünün  2021/15911 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıltıldığını, haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle zaman aşımı itirazlarının bulunduğu, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiği, esas yönünden de müvekkilinin borcu olmadığını, davacı tarafından gönderilen ürünlerin ayıplı olduğunun sahada uygulama yapmaya başladıklarında farkına vardıklarını, bu nedenle müvekkilinin büyük bir ciro kaybına neden olduğunu, çözüm için davacı ile iletişime geçildiğini ancak davacı tarafça çözüm için herhangi bir olumlu dönüş yapılmadığını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiş ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/15911 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına,<br>2-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si olan 7.395,52-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça fatura alacağına yönelik açılan takipte mevduat faizi istenilmesinin hatalı olduğunu, bu alacağın taraflarınca kabul edilmediğini, bu faiz türünde takip açılması ve mahkemece verilen kararın da mevduat faiz ile birlikte takibin devamına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, verilen kararda gerekçe kısmının net açıklanmadığını ve hiçbir somut dayanağa yer verilmeden davanın kabul edildiğini, mahkemenin sundukları cevap dilekçesinin süresinde olmadığını belirttiğini, kabul etmemekle beraber, bu durumun inkar kapsamında delil gösterme haklarını ellerinden almadığını, davalı şirketçe davacı yandan satın alınmış olan malların çalışma yapılan her sahada ürün ayıbı ile davalı şirkete geri döndüğü, bu nedenle davalının hem itibar hem de büyük meblağlara tekabül eden ciro kaybını yaşadığını, mahkemenin yeterli bir gerekçe sunmadan bu davayı kabul etmiş olduğunu, üst derece mahkemeden itirazın iptali davası açan alacaklının alacağını ispatlaması gerektiği ve alacaklının da ispatlayamadığı olgularının dikkate alınması gerektiğini, faturaya itiraz edilmemiş olmasının alacağın varlığına kesin delil teşkil etmeyeceğini, icra işlemlerinin tedbiren geri bırakılmasını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2023 tarih, 2022/873 Esas - 2023/773 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava açık hesap ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacı ile davalı arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu, davacının davalıya bu ilişki kapsamında bir kısım mal satışı yaptığı ve fatura düzenlediği, fatura konusu malların davalıya teslim edildiği, davalının fatura içeriklerine bir itirazı bulunmadığı gibi kısmi ödemede bulunduğu, ancak bakiye kalan bedelin ödenmediğinden davalı hakkında takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi üzerine dairemizin 2022/1092 esas 2022/1838 karar sayılı ilamı ile davalı tarafından mahkemenin yetkisine bir itiraz olmadığından bahisle anılan kararın kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>a-Davalının dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiği yönündeki istinaf istemi yönünden;<br>7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun);<br>a) \"Bilinen adreste tebligat\" kenar başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrası şöyledir:<br>\" Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.\"<br>b) \"Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat\" kenar başlıklı 12 nci maddesi şöyledir:<br>\"Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır.<br> Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir.\"<br>c) \"Hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat\" kenar başlıklı 13 üncü maddesi şöyledir:<br>\" Madde 13 – Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.\"<br>d) \"Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina\" kenar başlıklı 21 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:<br>\"(Değişik : 6/6/1985 - 3220/7 md.) Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.\"<br>e) \"Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti\" kenar başlıklı 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:<br> (Ek : 6/6/1985-3220/12 md.; Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.\"<br>Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 57 inci maddesinin 4 üncü fıkrası ise şöyledir.<br>“Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından ana statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.”<br>Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı, 7201 sayılı Kanunu'nun 12 ve 13 üncü maddelerinde belirlenmiştir. Tebligat adresinin, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı olması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi hâlinde, bu adrese 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına ya da koşullarının yerine getirilmesi hâlinde aynı Kanun'un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrasına  göre tebligatın yapılması gerekir. (Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/3232 esas 2023/4125 karar sayılı ilamı)<br>Eldeki olayda; davalıya yapılan tebligatın Tebligat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edildiği görülmüştür. Az yukarıda açıklandığı üzere, tüzel kişilere yapılacak tebligatın öncelikle yasanın 12 ve 13. maddelerine göre yapılması gerekir. Adresin kapalı olması halinde ise 7201 sayılı yasanın 21. maddesine göre yapılması gerekecektir. Dosyadaki tebligat mazbaatasında, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi ile yönetmeliğin 30. maddesi uyarınca, beyanları tespit edilen komşunun adının ve soyadının yazdığı, imzadan imtina ettiğinin açıkça belirtildiği, muhatabın adreste bulunmama nedeninin araştırıldığı ve yazıldığı, haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırıldığının yazıldığı ve yöneticiye haber verildiğinin belirtildiği, bu şekilde anılan tebligatın usulüne uygun olduğu (Benzer yönde Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/455 esas 2023/375 karar sayılı ilamı), davalıya dava dilekçesinin 17.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ise cevap dilekçesini 2 haftalık yasal süre geçtikten sonra 26.11.2021 tarihinde verdiği, cevap dilekçesinin süresinde olmadığı anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.<br>b-Davalının diğer istinaf istemleri yönünden;<br>Davacının alacağı takip talebinde fatura ve cari hesap alacağı olarak belirtilmiş, takip talebi ekinde bu alacağa esas teşkil eden fatura ibraz edilmiştir. <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. Sayılı kararına göre; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. <br>Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.<br>Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.<br>Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k. Sayılı ilamı)<br>Dava  konusu  faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut ... bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  23. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; Davacı, davalı hakkında cari hesap ve fatura alacağına dayanarak ilamsız takip başlatmıştır. Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, taraflar arasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesindeki cari hesap hükümlerinin uygulanabilmesi için yazılı bir sözleşmenin gerektiği, somut olayda yazılı bir sözleşme bulunmadığından cari hesap hükümlerinin somut olayda uygulanamayacağı, açık hesaba dayanak alacağın sebebinin faturalardan kaynaklı olduğu görülmüştür.<br>Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere; faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Davacı taraf fatura konusu malın davalıya satıldığını ispat yükü altındadır. Davacının ve davalının defterlerinin incelenmesi sonucu tanzim edilen 24.05.2023 tarihli ve 02.05.2023 tarihli raporlara göre; tarafların defterlerinin 6100 sayılı yasanın 222/2. maddesine uygun olduğu, bu nedenle aynı yasanın 222/3.maddesi gereği defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, takibe dayanak faturaların tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının davalıdan takibe konu edilen asıl alacak miktarı olan 36.977,60 TL kadar alacaklı olduğunun tespit edildiği, yine davalının anılan faturaları defterlerine kaydettiği, dolayısıyla anılan faturaların davalı tarafından alınıp defterlerine kaydedilmesi ve 6102 sayılı yasanın 21/2. maddesindeki süresinde itiraz etmemesi nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir.<br>Davalı taraf, davacının gönderdiği malların ayıplı olduğunu beyan ederek bu yönde bir araştırma yapılmadığını beyan etmiş ise de; yukarıda “a” bendinde açıklandığı üzere davacıya gönderilen dava dilekçesi tebligatının usulüne uygun olduğu, davalının süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, bu nedenle davalının 6100 sayılı yasanın 128. maddesi gereği ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayıldığı, bu şekilde süresinde sunulmayan cevap dilekçesindeki davalının ayıp iddiasının 6100 sayılı yasanın 319. maddesi gereği savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğu, yine davanın basit yargılama usulüne tabi olması nedeniyle delillerin de 6100 sayılı yasanın 318. maddesi gereği cevap dilekçesiyle birlikte sunulmasının gerektiği, süresinde cevap dilekçesi sunulmadığından davalının süresinde delil de bildirmediği,  davacının savunmanın genişletilmesine açık muvafakatinin de olmadığı anlaşıldığından mahkemece davalının ayıba ilişkin beyanlarına itibar edilmeyerek bu hususta bir araştırma yapılmaması yerindedir.<br>Ancak; davalı tüzel kişi tacir olup, 6102 sayılı yasanın 19/1.maddesine göre bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. 3095 sayılı yasanın 2/2. maddesine göre ticari işlerde avans faiz oranı uygulanacağı düzenlendiğinden ve davalının takip öncesinde temerrüt oluşmadığına ve faiz miktarına açık istinafı olmadığı nazara alındığında eldeki olayda takip sonrası için davacının avans faizi talep edebileceği gözetilmeksizin bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi hatalıdır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerekmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, diğer istinaf istemlerinin reddine, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KISMEN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2023 tarih, 2022/873 Esas - 2023/773 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/15911 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 36.977,60 TL asıl alacak ve 5.716,84 TL takip öncesi faiz alacağı olmak üzere toplam 42.694,44 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden sonra avans faizi uygulanmasına,<br>b-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si olan 7.395,52-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,<br>c-Alınması gerekli 2.916,46.-TL harçtan peşin alınan 515,65.-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.400,81.-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>ç-Davacı tarafından peşin yatırılan toplam 515,65.-TL peşin harç ile 80,70.-TL harcın  davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,<br>d-Davacı tarafından tebligat, posta, müzekkere gideri olarak sarf edilen 2.684,70.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>e-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, <br>f-Arabulucu gideri olarak sarf edilen 1.320,00.-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>g-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana İADESİNE,<br>2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,<br>c-Davalı tarafından yapılan 738,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 203,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 941,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>d-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince  davalıya iadesine,<br>e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/02/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br>  ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır. <br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2a77f92e33fa079","SID":"7392df23ee1779e3"}}