{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/2033 - 2025/461<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2033 <br>KARAR NO\t: 2025/461<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 08/05/2023<br>NUMARASI\t: 2022/436 Esas - 2023/438 Karar<br><br>DAVACI \t: TÜRKİYE GARANTİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - Nispetiye Mah. Aytar Cad. No:2 Levent Beşiktaş/İSTANBUL<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI \t: BİNYILDIZ MAKİNA HARFİYAT İNŞ. TAAH. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. -  Altınarı Sanayi Sitesi 658.Sokak No:12. Ostim  Yenimahalle/ANKARA<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ\t: 31/10/2018<br>KARAR TARİHİ\t  : 14/03/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 14/03/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Gebze 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasından Bankamız Genel Müdürlüğü'ne KEP sistemi ile 106.425,98-TL tutarlı  89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmiş olduğunu;  tebliğ tarihi 23.07.2018 olduğunu, 89/1 haciz ihbarnamesine, müvekkil Banka tarafından, 26.07.2018 tarihli ... sayılı yazı, 601299 KEP ID ile KEP sistemi üzerinden cevap verilmiş, ekteki şekilde cevabımızda \"dosya borçlularından Akort Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin Bankamız nezdinde 13.751,98-TL bakiyeli mevduatı bulunduğu, takip borçlusunun Bankamıza borçları/riskleri mevcut olduğundan Bankamızın rehin, hapis, takas ve mahsup hakları bulunduğu, ayrıca hesapta bulunan tutar üzerinde aktif hacizlerin bulunduğu, hesapta bulunan tutara Bankamız rehin, hapis, takas ve mahsup haklarından ve aktif hacizlerden sonra gelmek kaydı ile haciz şerhinin işlendiği; diğer dosya borçlusu Alko İnş. Taah. Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Bankamız nezdinde 0,40-TL bakiyeli mevduatı bulunduğu, hesapta bulunan tutar üzerinde aktif hacizlerin bulunduğu, hesapta bulunan tutara Bankamız rehin, hapis, takas ve mahsup haklarından ve aktif hacizlerden sonra gelmek kaydı ile haciz şerhinin işlendiği\" belirtildiğini buna rağmen yine aynı dosyadan Bankamız Genel Müdürlüğü'ne KEP sistemi ile 108.045,82-TL tutarlı 89/2 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, 89/2 haciz ihbarnamesine de, müvekkil Banka tarafından, 10.10.2018 tarihli, ... sayılı yazı, 712097 KEP ID ile KEP sistemi üzerinden \"89/1 haciz ihbarnamesine cevabımız\" tekrarlanmış, ayrıca beraberinde 89/1 haciz ihbarnamesine cevabımız ve cevabımız ekindeki haciz listesi de KEP sistemi ile yeniden gönderildiğini, aynı İcra dosyasından bu sefer 108.132,50-TL üzerinden KEP sistemi ile 89/3 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, 89/3 haciz ihbarnamesinin bankalarına tebliği üzerine, icra dosyasına ekli dilekçe gönderilerek; 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamesine verilen cevaplar ile cevaplarının kep üzerinden icra müdürlüğü dosyasına yanıtların gönderildiğini gösterir banka kayıtları dilekçeleri ekinde sunulduğunu,  ayrıca alacaklıya telefon ve mail aracılığıyla bilgi verildiğini, haciz ihbarnamelerine cevaplarının gönderildiğini, alacaklı vekili tarafından icra dosyasına sunulan 24.10.2018 tarihli talep ile, yapılacak inceleme neticesinde bankaları tarafından 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerine itirazların tespit edilmesi halinde 89/3 haciz ihbarnamelerinin usul ekonomisi gereği yeni bir yargılama veya uyuşmazlığa sebebiyet vermemesi adına iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, alacaklı talebi doğrultusunda icra müdürlüğü, 30.10.2018 tarihli kararı ile Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanlığı uyap yardım masasına yazı yazılarak Bankamız tarafından yazılan cevap yazılarının hangi ekrana düştüğünün bildirilmesi, yazıların bulunması halinde Gebze 2. İcra Müdürlüğü ekranına yönlendirilmesinin talep edildiğini ve cevabın beklendiğini belirterek, bu aşamada davacı talebinin Bankaları yönünden reddine karar verdiğini, müvekkilinin banka tarafından 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerine verilen cevabi yazıda, takip borçlusunun hesabında bulunan mevduatı üzerinde Bankamız rehin, hapis, takas ve mahsup hakkı ile başkaca icra dosyalarının aktif hacizleri olduğu belirtilerek haciz ihbarnamelerine itiraz edilmesine rağmen müvekkili bankaya 89/3 haciz ihbarnamesi gönderilmesi hukuka aykırı olduğunu, İİK'nın 89/3. maddesi gereğince müvekkilim bankaya gönderilen 89/3 haciz ihbarnamesi gereğince, 89/3 haciz ihbarnamesi iptal edilmediğinden yasa hükümleri gereğince menfi tespit davası açmaları zorunlu olduğunu, 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliği tarihinde takip borçlularının hesabında icra müdürlüğü dosyasına gönderilebilecek hak ve alacak bulunmadığını, bu nedenlerle Dava açtıklarına ilişkin derkenar verilmesini, davalarının kabulü ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  ilgili birinci haciz ihbarnamelerine cevap vermeyen bir kısım bankalara ise bu kez taraflarınca 03.10.2018 tarihinde İİK md. 89/2 uyarınca ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi talep edildiğini,  İcra müdürlüğünce talebimiz kabul edilmiş ve gereği yerine getirildiğini, ilgili ikinci haciz ihbarnamelerine cevap vermeyen bir kısım bankalara ise bu kez taraflarınca 15.10.2018 tarihinde İİK md. 89/3 uyarınca üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmesi talep edildiğini,  İcra müdürlüğünce talepleri kabul edilmiş ve gereği yerine getirildiğini,  ilk iki haciz ihbarnamesine cevap vermeyen davacı Türkiye Garanti Bankası A.Ş, gönderilen 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerine KEP üzerinden itirazlarını gönderdiğini fakat UYAP sisteminde görülmediğini bildirdiğini, bunun üzerine yeni bir yargılama yahut uyuşmazlığa sebebiyet verilmemesi amacıyla taraflarınca 24.10.2018 tarihinde ilgili icra dosyası kapsamında davacının birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine itirazlarının tespit edilmesini, bu tespitin gerçekleştirilebilmesi halinde İİK md. 89/3 kapsamında tanzim edilen üçüncü haciz ihbarnamelerinin davacı yönünden iptalini talep ettiklerini, buna karşın icra müdürlüğü, birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine itirazların akıbetinin sorulduğu ve cevap beklendiğinden bahisle üçüncü haciz ihbarnamesinin iptaline ilişkin taleplerini reddettiğini, hal böyle olunca davacı, huzurdaki dosyayı ikame ettiğini, davacının talepleri yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,  davacı, haciz ihbarnamelerinin tebliğ tarihleri itibariyle dava dışı üçüncü kişilerin mevduatlarında bloke altına alınabilecek ve icra dosyasına gönderebilecek herhangi bir hak ve alacak olmadığını; ayrıca birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine itirazlarına rağmen üçüncü haciz ihbarnamesi ile borçlandırılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürdüğünü, davacının söz konusu itirazları yerinde olmadığını, İİK md. 89/3 gereği üçüncü haciz ihbarnamesinde yer alan tutar olan 108.132,50-TL artık davacının zimmetinde sayıldığını, işbu sebeple davanın reddine ve davacının müvekkiline anılan tutar kadar borçlu olduğunun tespiti ile 108.132,50-TL'nin % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata çarptırılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacı banka, İcra Müdürlüğü kanalı ile kendisine tebliğ edilen birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmemiş ve kanunun emredici hükmü gereğince borç yedinde sayıldığını, davacı bankanın işbu iddiaların yerinde olmayıp haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıya itirazlarına rağmen haciz ihbarnamesi gönderilmesinde herhangi bir kusurları olmadığını, ilk iki itirazın KEP-UYAP arasındaki uyumsuzluk ve sair bir sorundan ötürü UYAP sisteminde görülmemesi halinde taraflarına atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını bu nedenlerle  davanın reddine, davacının müvekkiline 108.132,50-TL borçlu olduğunun tespitine, davacının üçüncü haciz ihbarnamesinde yer alan borç tutarı olan 108.132,50-TL'nin % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata çarptırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına, bu mümkün görülmez ve davanın kabulüne karar verilecek olursa, davacıya ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin gönderilmesinde taraflarına atfedilecek bir kusur bulunmadığından yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın REDDİNE, İİK 89/3 uyarınca davacının, dava konusu şeyin %20'si oranında 21.626,50.-TL tazminata mahkum edilmesine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı bankanın iş bu menfı tespit davasını IIK'nın 89/3. maddesi gereğince açmak zorunda kaldığını, bankanın davalıya borcunun bulunmadığını, mahkeme tarafından hatalı değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verildiğini, 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliği tarihinde takip borçlularının hesabında icra müdürlügü dosyasına gönderilebilecek hak ve alacağın bulunmadığını, banka tarafından süresi içerisinde 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerine cevap verilmiş olduğu da bilirkişi raporu ile tespit edilmiş iken mahkeme tarafından bunun aksine değerlendirme yapılmış olmasının da hatalı olduğunu, emsal mahkeme kararları uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi ve tazminata hükmedilmesinin hukuka ve emsal kararlara aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından her ne kadar yapılan yargılama neticesinde tarafları lehine maktu vekalet ücreti olan 9.200,00-TL vekalet ücretine hükmedilmişse de bu hususun açıkça hukuka aykırı olduğunu, nitekim İİK'nın 89/3 m. kapsamında açılan menfi tespit istemli davalarda nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının tümden kaldırılması gerektiğini, bu doğrultuda da davalının istinaf başvurusunun reddinin gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı borçlunun davacı nezdinde 13.750,48-TL alacağının bulunduğu, davacı tarafın haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz ettiği kabul edilse dahi davacının haciz ihbarnamelerine itirazlarını yanlış adrese göndermesi karşısında Mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmiş olmasının yerinde olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın istinaf gerekçelerinin kabulüne karar verilse dahi 89/3 haciz ihbarnamesi sonrasında taraflarınca iyi niyetli olarak ilk iki haciz ihbarnamesine itirazların araştırılması ve itiraz var ise 89/3 haciz ihbarnamesinin iptalinin talep edilmesi karşısında huzurdaki davanın açılmasına taraflarının sebebiyet vermediği kabul edilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2023 tarih, 2022/436 Esas - 2023/438 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava 2004 sayılı yasanın 89/3.maddesi gereği üçüncü kişinin açtığı menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Gebze 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından davacıya 2004 sayılı yasanın 89/1. Haciz ihbarnamesinin gönderildiği, davacının ihbarnameye süresinde KEP’ten itiraz ettiğini, daha sonra davacıya 89/2.haciz ihbarnamesinin gönderildiği, ona da süresinde itiraz edildiği, ancak buna rağmen 3. Haciz ihbarnamesinin gönderildiğinden eldeki davanın açıldığı, mahkemece davanın davacı tarafından takip edilmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, dairemizin 2021/1364 esas 2022/1021 karar sayılı ilamı ile “…Yukarıda açıklanan nedenlerle, basit yargılama usulünün uygulanması gereken davada davalı vekilinin mazeret dilekçesi  değerlendirilmeden ve takipsiz bırakılan davayı takip edip etmeyeceğine ilişkin beyanı alınmadan, HMK'nın 150. maddesi hükümlerine göre dosya usule aykırı olarak 2 kez işlemden kaldırılarak, yazılı gerekçeyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usule uygun olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü…” gerekçesiyle anılan kararın kaldırıldığı, kaldırma sonrası yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; Takip hukukunda, borçlunun kendi elindeki alacakları yanında üçüncü kişilerde bulunan mal ve alacakları da haczedilebilir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki bir kıymetli evraka bağlı olmayan maaş ve ücretler dışındaki alacakları 2004 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre menkul hükmünde olduğundan menkul haczine ilişkin usule göre de haczedilebilir. Alacaklının, borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczi talebi üzerine icra müdürü alacağı haczedip, icra tutanağına geçirip üçüncü kişiye bildirir. Böylece borçlunun üçüncü kişideki alacağı haczedilmiş olur. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde öngörülen usule göre üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi üçüncü kişideki borçlunun alacağının borçluya ödenmesini önleyen bir muhafaza tedbiridir. <br>Takibin kesinleşmesi üzerine ve alacaklının talebi ile icra müdürü borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczine karar vererek haciz tutanağı düzenler. İcra müdürü 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde öngörülen süreci işleterek birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerini düzenler.  <br>Üçüncü kişi, ikinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu ihbarnameye itiraz edebilir. Tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmez ise borcun üçüncü kişi zimmetinde sayılması kesinleşir. Üçüncü kişi yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmemesi nedeniyle zimmetinde sayılması kesinleşen borcu, icra dairesine ödemez ise icra dairesi alacaklının talebi ile üçüncü kişiye üçüncü haciz ihbarnamesi gönderir. Üçüncü haciz ihbarnamesi ile üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesine de yedi gün içinde itiraz etmediği için zimmetinde sayılması kesinleşen, borcu (parayı) (üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren) onbeş gün içinde icra dairesinin banka hesabına ödemesi veya aynı onbeş gün içinde takip alacaklısı aleyhine menfî tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanacağı bildirilir.<br>Bu kapsamda üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davası, takip alacaklısına karşı açılır. Uygulamada söz konusu menfi tespit davasında, takip borçlusunun da davalı olarak gösterdiği de olmaktadır. Menfi tespit davası yalnızca takip alacaklısına karşı açılmışsa takip alacaklısı bu davayı takip borçlusuna ihbar edebilir. Takip borçlusunun menfi tespit davasına feri müdahalede bulunması da mümkündür.<br>Üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davasının konusu, takip borçlusunun kendisinde hiç ya da haczedilen miktarda alacağının bulunmadığı, yani takip borçlusuna borcunun olmadığı, malın yedinde bulunmadığı, haciz ihbarnamesi tebliğinden önce ödendiği veya borcun sona erdiğine ilişkin iddiadır. Takip alacaklısı, takip borçlusu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğu gibi üçüncü kişi de takip alacaklısı ile takip borçlusu arasındaki ilişkiye yabancıdır. <br>2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan menfi tespit  davasında görevli mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Kanun'un göreve ilişkin hükümlerine bakmak gerekir. 2004 sayılı Kanun'unda söz konusu dava bakımından görev yönünden özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle genel kurallara göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu, bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu kabul edilmiştir<br>6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ticari davalar ve çekişmesiz yargı işleri düzenlenmiş, 5 inci maddesinde de ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmıştır. <br>Uyuşmazlıkların çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Özel mahkemede görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesi esastır. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda Kanun'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna göre davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığının kabulü ile  2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olup, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/5228 esas 2023/6468 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; yukarıda detayları verilen, Dairemizin 16.05.2022 tarih, 2021/1364 esas 2022/1021 karar kaldırma kararından sonra verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin “Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi” yönündeki 2023/5228 esas 2023/6468 karar sayılı ilamına göre; Uyuşmazlıkların çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Özel mahkemede görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesi esastır. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda Kanun'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna göre davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığının kabulü ile  2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek 6100 sayılı yasanın 114/1-c ve 115/2.maddeleri gereği mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilip yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.<br>2-Kabule göre de; 2004 sayılı İİK'nın 89. maddesi uyarınca, borçlunun üçüncü şahıs nezdinde bulunan para alacaklarının haczi halinde borçluya, alacağı karşılayacak kadar borcunu alacaklıya ödeyemeyeceği ve ancak icra dairesine ödeyebileceği duyurusunu içeren haciz ihbarnamesi (birinci haciz ihbarnamesi) gönderilir. Haciz ihbarnamesini alan üçüncü kişinin tebliğden itibaren 7 gün içerisinde borçlu olmadığına veya borcun tebliğden önce ödendiğine dair yazılı veya sözlü olarak itirazda bulunmadığı takdirde kendisine, kendisine gönderilen birinci haciz ihbarnamesine 7 gün içerisinde itiraz etmediği ve bu nedenle borcun zimmetinde sayıldığına ilişkin yeni bir haciz ihbarnamesi (ikinci haciz ihbarnamesi) gönderilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, tebliğden itibaren 7 gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci haciz ihbarnamesine de süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. <br>Somut olayda, kendisine haciz ihbarnameleri gönderilen davacı, haciz ihbarnamelerine yaptığı itirazı icra müdürlüğüne değil, Adalet Bakanlığının hesabına KEP üzerinden gönderdiği, dolayısıyla süresinde takip dosyasına itirazda bulunmamış ve yasal süre içerisinde menfi tespit davası açmıştır. Dosyadaki bilgilerden; 106.425,98 TL alacak istemli birinci haciz ihbarnamesinin 23.07.2018 tarihinde, 108.048,82 TL alacak istemli ikinci haciz ihbarnamesinin 05.10.2018 tarihinde ve 108.132,50 TL alacak istemli üçüncü haciz ihbarnamesinin ise 16.10.2018 tarihinde davacıya tebliğ olunduğu anlaşılmaktadır. <br>Üçüncü haciz ihbarnamesindeki rakam üzerinden para alacağının varlığının kesinleşmesi için, bu miktarın birinci ve ikinci haciz ihbarnamesindeki miktarlarla aynı olması gerekir. Diğer bir anlatımla, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin birinci haciz ihbarnamesindeki miktarı aşmaması gerekir. Aşması halinde ise, haciz ihbarnamelerinin büsbütün yok sayılması gerekmeyip, ancak birinci haciz ihbarnamesinde gösterilen alacak miktarını aşan miktarlar yönünden ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerini geçersiz saymak gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4863 esas 2021/231 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda, davacı Banka kayıtları üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde, davacının hesaplarında takip borçlusunun mevduat alacaklarının 07.05.2018 ve 10.09.2015 tarihleri itibariyle belirlendiği, birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi olan 23.07.2018 tarihi itibariyle bir belirleme yapılmadığı görülmektedir. Bu durumda Mahkemece, birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihte davacı Banka nezdinden bulunan takip borçlusunun mevduat alacakları bilirkişiden alınacak ek raporlar tespit edilerek, tespit edilen bedel yönünden davanın reddine, bakiye kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın tümden kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4863 esas 2021/231 karar sayılı ilamı)<br>Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (YHGK) 2017/(19)11-946 E., 2021/540 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 2004 sayılı Kanun'un 89/3 maddesi uyarınca açılan menfi tespit davası maktu harca tabi olmakla birlikte, davanın konusu bedele ilişkin olduğundan, İlk Derece Mahkemesince davalı lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması da hatalıdır.<br>3-Kaldırma sebeplerine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir.<br>Açıklanan bu nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ve kamu düzeni yönünden kabulüne, kararın HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereği kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; 6100 sayılı yasanın 353/1-a maddesi gereği dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;<br>Tarafların istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>1-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2023 tarih, 2022/436 Esas - 2023/438 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,<br>YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,<br>a) Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine açılan davanın dava şartı (görev) yokluğu nedeniyle HMK'nın 114-(1)-c) ve 115-(2) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>Dairemiz kararı kesin nitelikte olduğundan, HMK'nın 20. maddesi uyarınca bu kararının tebliğ tarihinden itibaren (2) haftalık kesin süre içinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Gebze Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi gönderilmesine, aksi halde ilk derece mahkekmesince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,<br>b)6100 sayılı HMK'nın 331-(2) maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine,<br>c)6100 sayılı HMK'nın 331-(2) maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkemece verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti hususunda karar verilmesine,<br>2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a)İstinaf Karar Harcının talebi halinde ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,<br>b)İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,<br>c)İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların, istinaf edenlerin üzerinde bırakılmasına,<br>ç)İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,<br>d)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>e)Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>f)Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/03/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e61ee25e7c144b92","SID":"ed22895c86385a6f"}}