{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2047 <br>KARAR NO\t: 2025/436<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t\t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t(...)<br>KATİP\t\t: ... \t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 06/04/2023<br>NUMARASI\t: 2014/331 Esas - 2023/215<br> Karar<br><br>DAVACI \t: ... -  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI \t: ÖZKA LASTİK VE KAUÇUK SAN. VE TİC. A.Ş. -  Mahmutpaşa Mah. Kanalyolu Cad. No:18 Kullar Başiskele/KOCAELİ<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>İFLAS İDARE <br>MEMURLARI\t:1- ... ...<br>\t 2-...<br>\t3-... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari satış sözleşmesinden kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 15/09/2014<br>KARAR TARİHİ\t  : 13/03/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 13/03/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından merkez tesis olarak kullanılan binanın ve akaryakıt istasyonu olarak işletilmekte olan iş yerinin bulunduğu taşınmazın müvekkili şirketin hissedarları olan ... ve ... tarafından davalı şirkete satıldığını, taraflar arasında  taşınmazın satışına ilişkin 23/10/2007 tarihli protokolün yapıldığını, taraflar arasındaki protokolün ''özel şartlar'' başlıklı 3/a bendinde ''satıcılardan ... ve ... tarafından tapu devri yapıldıktan sonra üzerinde bulunan binaların diğer satıcı Özyapı İnş. San. Ve Tic. A.Ş. Tarafından fatura karşığı alıcıya devri yapılacaktır.'' denilmekte olduğunu, taraflar arasındaki protokol gereğince taşınmazın tapuda devrinin yapıldığını, 13/11/2007 tarihli ... numaralı ve 1.180.000,00-YTL bedelli faturanın düzenlendiğini ve davalıya teslim edildiğini, tarafların ticari kayıtlarına işlendiğini, ancak davalı tarafından fatura bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Kocaeli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafından yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, asıl alacaklarına takip tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için uygulandığı avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davacı şirketin hissedarlarından ... ve ... satıcı müvekkili şirketin ise alıcı olduğu 23/10/2007 tarihli protokol ile tapuda Kocaeli ili, İzmit/3 ilçesi, Ş. Kullar köyü, G23C05A4A pafta no, ... parselde kayıtlı taşınmazı 13/11/2007 tarihinde tapu satışının gerçekleştiğini, müvekkili şirketin satın aldığını, müvekkili şirketin fatura bedeli ödememesi ve icra dosyasına itiraz etmesinin sebebinin davacının 23/10/2007 tarihli protokol hükümlerine göre kimi edimlerini ifa etmemesi kimi edimlerini de ayıplı ifa etmesinden kaynaklandığını, davacı şirketin alacak hakkı doğmadığından davacı şirketin alacak hakkı doğmadığından müvekkili şirketin davacı şirkete borcunun olmadığını, davacı şirketin 23/10/2007 tarihli protokole göre üzerine düşen edimleri yerine getirmesi konusunda ihtarname ve ihbarnameler dışında cevabi ihtarname ve ihbarnamelerin dahi keşide edildiğini,  tüm bunlara rağmen davacı tarafın edimlerini yerine getirmediğinden iş bu davaya konu alacak bedelinin müvekkili şirketten talep edemeyeceği gibi bu alacağa hak kazansa dahi yapılan takas mahsupları ile hiçbir alacağının kalmadığının da ortada olduğunu, öncelikle Mahkememizin 2008/184 D. İş ve 2008/185 D. İş sayılı dosyalarına sunulacak bilirkişi raporlarının beklenmesini, davanın reddini, müvekkili şirket aleyhine haksız ve kötü niyetli yapılan icra takibi sebebi ile %40 icra inkar tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Davanın KABULÜ İLE; <br>  a-Davalının Kocaeli 4. İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasına yapmış olduğu  itirazının iptaline, takibin 180.000,00-TL asıl alacak üzerinden devamına,<br>b-Asıl alacağa takip tarihi olan 12.02.2008 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,<br>c-Asıl alacağın %20'si oranında hesap edilen 36.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu faturanın KDV'si olan 180.000,00-TL'sinin davalı tarafından ödenmemesinin ve icra takibine itiraz edilmesinin sebebinin davacının protokol hükümlerine göre kimi edimlerini ifa etmemesi ve kimi edimlerini de ayıplı ifa etmesinden kaynaklandığını. mahkeme tarafından takas mahsup itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı şirketin benzinliği 01.01.2008 tarihinde davalı şirkete teslim etmediğini, bu hususun Kocaeli 4 Noterliğinin 02.01.2008 tarihi ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde tespit tutanağı ile tespit edildiğini, davacının protokole aykırı davrandığının dosya kapsamı ile sabit olduğu, davalı şirket lehine cezai şart hakkının doğduğu ve davalı şirketin davacıdan alacaklı konumda olduğu gözetilmeksizin hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 19/11/2009 tarihli bilirkişi raporunda;\"... dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden en azından ... plakalı mercedes marka araç ve renault 12 toros marka aracın benzinliğin demirbaşı olarak kabul edilmesi gerektiğini ve bunların davalıya teslim edilmediğini, böylelikle davacının protokolün 3/h maddesine aykırı davrandığının görüldüğünü, protokolün 3/g maddesinde hüküm altına alınan “tarafların protokole aykırı davranması halinde aykırı davranan taraf diğer tarafa 500.000,00-TL cezai tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder” hükmü karşısında, davacının protokole aykırı davranmış olması nedeniyle, protokolün 3/g maddesine göre, cezai tazminatı ödemesi gerektiğini, takas için gerekli olan şartların tamamı gerçekleşmiş olduğundan, davalının davacıya karşı cezai tazminattan doğan alacağını ileri sürebileceği ve itirazın iptal edilmesini gerektirecek bir neden bulunmadığı kanaatinde olduğunu bildirir raporunu sunmuştur.\" görüşüne rağmen mahkeme tarafından dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, hükmün bozulması ve davanın tümden reddinin gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olarak öne sürmüş olduğu iddia ve savunmaların taraflarınca kabulünün hiçbir şekilde mümkün olmadığını, bu yöndeki iddia ve savunmalara muvafakatlerinin de bulunmadığını, kaldı ki davalı tarafın öne sürdüğü iddialarını da ispatlayamadığı ve bu iddialarına ilişkin olarak hukuki dayanak ve yasal düzenlemelere ilişkin bir temellendirme de yapamadığını, davalı tarafın iddialarının doğru olduğu bir an için kabul edilse dahi takas ve mahsup hakkını kullandıkları iddiasını kabul etmenin mümkün olmadığını, davalı tarafın fatura alacağına itiraz etmediği ve kabul ettiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2023 tarih, 2014/331 Esas - 2023/215<br> Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Taraflar arasında 23.10.2007 tarihli protokol imzalandığı, protokol kapsamında dava dışı taşınmaz maliklerinin Kocaeli ili İzmit ilçesi Ş.Kullar Mahallesi 299 ada 1 parsel sayılı taşınmazı davalıya devrettiği, davacının da anılan taşınmaz üzerinde bulunan bina ve tesisleri fatura karşılığında davalıya devredeceğinin kararlaştırıldığı, davacının davalıya anlaşma gereği 1.180.000,00 TL bedelli fatura düzenlediği, davalının bu faturanın 180.000,00 TL bedelli kısmını ödemediğinden bahisle takip başlatıldığı, başlatılan takibe davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, davalının davacının protokol hükümlerini ihlal ettiğinden cezai şart alacağının doğduğu, davacının sözleşmeye uymadığından ve geç teslim nedeniyle cezai şart ödemesinin gerektiği, yine demirbaşlardan eksik teslimat yapıldığı, davacının imara aykırı bina yapması nedeniyle davacının para cezası ödediğini, ayrıca protokolün damga vergisinin tamamının da davalı tarafından ödendiğinden davalının da davacıdan alacaklı olduğundan takas talebinde bulunduğu, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas.  2021/377 Karar)<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>  Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197   Karar )<br>İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k.)<br>Cezaî şart, borçlunun asıl borcunu ileride hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezaî şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer’î bir edimdir. Borçlu cezaî şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının kapsamını ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezaî şart kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezaî şart kararlaştırılabilir (Selahattin Sulhi Tekinay, Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358).<br>Cezaî şartın istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dâhi temerrüt hâlinde alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de cezaî şartın istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması gerekir.<br>Cezaî şartın esas itibariyle iki temel amacı (işlevi)  bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri ise, borcun ihlâli hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, cezaî şartın diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezaî şartta (dönme/fesih cezasında) borçlunun cezaî şart ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (Köksal Kocaağa; Ceza Koşulu (Sözleşme Cezası), Ankara 2018, s. 31).<br>Cezaî şart,  somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 158 ilâ 161 inci maddeleri arasında düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 158 inci maddesi; <br>“Akdin icra edilmemesi veya natamam olarak icrası halinde tediye edilmek üzere cezai şart kabul edilmiş ise, hilafına mukavele olmadıkça, alacaklı ancak ya akdin icrasını veya cezanın tediyesini isteyebilir. <br>Akdin muayyen zamanda veya meşrut mahalde icra edilmemesi halinde tediye olunmak üzere cezai şart kabul edilmiş ise, alacaklı hem akdin icrasını hem meşrut cezanın tediyesini talep edebilir. Meğer ki alacaklı bu hakkından sarahaten feragat etmiş veya kayıt dermeyan etmeksizin edayı kabul eylemiş olsun.<br>Borçlunun, cezai şartı tediye ile akitten rücu etmek hakkını ispat edebilmek salahiyeti mahfuzdur” düzenlemesini içermektedir.<br>818 sayılı Kanun'un 158/1 maddesinde seçimlik cezaî şart düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere cezaî şart vaat edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da cezaî şartın ödenmesini isteyebilir. Seçimlik cezaî şartta alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda alacaklı, ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek cezaî şartın ödenmesini talep eder. Seçimlik cezaî şart söz konusu olduğunda alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de ceza şartın ödenmesini isteyemeyecektir. Başka bir deyişle burada seçimlik bir hak söz konusu olup alacaklı ancak ya asıl borcun ifasını ya da cezaî şartın ödenmesini isteyebilir; alacaklı aynı anda hem asıl borcun ifasını hem de cezaî şartın ödenmesini kural olarak isteyemez. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, asıl borcun sonraki imkânsızlık nedeniyle ifa imkânının ortadan kalkması hâlinde, alacaklıya tanınmış olan bu seçim hakkı bir anlam ifade etmez. Asıl borcun ifası imkânsız olduğunda, alacaklı koşulları varsa yalnızca tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre alacaklı, ya zararının tazmin edilmesini ya da cezaî şartın ödenmesini ister.<br>Somut olayda; Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali davası olup, bu davalarda ispat yükü davacı üzerindedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkiyi ispat etmemekte ve fatura konu malların davalıya teslim edildiğini göstermemektedir. Ancak faturanın alınarak ticari defterlere işlenmesi, davalının bu yönde kabulü olması veya diğer delillerle teslim ispatlanırsa fatura hükme esas alınabilecektir.<br>Eldeki olayda; davacı tarafından düzenlenen 1.180.000,00 TL bedelli faturanın taraflar arasında imzalanan 23.10.2007 tarihli protokolün 3/a maddesi uyarınca tanzim edildiği, davalının faturaya bir itirazının olmadığı, faturaya ilişkin 1.000.000,00 TL ödemede bulunduğu, bakiye 180.000,00 TL yönünden ise takas iddiasında bulunduğu görülmektedir. Bu nedenle taraflar arasında fatura konusu akdi ilişkinin bulunduğu ve faturanın 180.000,00 TL’lik kısmının ödenmediği uyuşmazlık konusu değildir.<br>Uyuşmazlık davalının takas talebinin yerinde olup olmadığı hususundadır. Türk Hukukunda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukuki işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir.<br>Diğer taraftan Türk Hukuk Lûgatında  takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1052) denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır.<br>... tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı yasanın 118.maddesinde takasın şartları düzenlemiştir. Buna göre “İki şahıs karşılıklı bir miktar meblağı veya yekdiğerine mümasil başka malları birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki taraftan her biri borcunu alacağı ile takas edebilir” Bu nedenlerle mahkemece takas şartlarının oluşup oluşmadığını araştırması isabetlidir.<br>Davalı taraf, davacının protokolün 3/h maddesine göre benzinliğin bütün malzemeleriyle birlikte davacı tarafından davalıya 01.01.2008 tarihinde devredileceğinin kararlaştırıldığı, ancak davalının süresinde devir yapmadığından sözleşmeyi ihlal ettiği, bu nedenle sözleşmenin 3/g maddesi gereği cezai şart ödemesinin gerektiğini, bunun da dava konusu alacakla takas ettiğini beyan etmiştir. Protokolün 3/g maddesindeki cezai şart “Tarafların protokole aykırı davranmaları halinde aykırı davranan taraf diğer tarafa 500.000,00 YTL cezai tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” Hükmünde olup, anılan cezai şart 818 sayılı yasanın 158/1.maddesi uyarınca seçimlik cezai şarttır. Anılan yasa hükmü “ Akdin icra edilmemesi veya natamam olarak icrası halinde tediye edilmek üzere cezai şart kabul edilmiş ise, hilafına mukavele olmadıkça, alacaklı ancak ya akdin icrasını veya cezanın tediyesini isteyebilir.” Şeklinde olup, bu halde davalı taraf ya akdin ifasını talep edebilecek ya da cezai şart talep edebilecektir.(Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024/11-108 esas 2024/596 karar sayılı ilamı)Davacının protokol gereği teslim etmesi gereken benzin istasyonuna ait binayı ve tesisleri (protokolün 3/b maddesindeki kısımlar dışında) davalıya 01.01.2008 tarihinde devredileceğinin yazıldığı, teslimin 01.01.2008 tarihinden sonra, davalının davacıya gönderdiği Kocaeli 6. Noterliğinin 10.01.2008 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarından önce anılan teslimin gerçekleştiği, sadece davaya konuş edilen demirbaş olduğu iddia edilen malzemeler ve araçlar ile lokanta binasının teslim edilmediğinin anlaşıldığı, davalının anılan teslimi kabul ettiği, yani sözleşmenin ifasını kabul ettiği görülmüştür. Bu durumda davalının seçimlik hakkını aynen ifadan yana kullandığı, artık sözleşme ifasını kabul etmesiyle seçimlik cezai şartı talep edemeyeceği gibi, protokolün 3/e maddesine göre öncelikle bedel ödeme yükümlülüğü davalıda olup, 818 sayılı yasanın 81.maddesi gereği davalı üzerine düşen öncelikli ifa yükümlülüğünü yerine getirmeden karşı taraftan sözleşmenin ifasını da talep edemeyeceğinden geç teslim nedeniyle cezai şart talep edemeyecek olup, mahkemece bu yöndeki değerlendirme yerindedir.<br>Davalı taraf davacının lokantayı süresinde devretmediğini beyan ederek bu nedenle davacıdan alacaklı olduğunu beyan etmiştir. Taraflar arasındaki protokolün 3/b maddesinde idari binanın devir tarihinin 01.01.2010 tarihi olarak belirlendiği görülmektedir. Mahkemece yapılan keşif sonunda dosyaya alınan 30.11.2010 tarihli ek inşaat bilirkişisi raporunda, davalının iddia ettiği lokantanın idari bina ile arasında olan duvarına kapı açıldığı ve lokantanın idari binanın deposu olarak kullanıldığının tespit edildiği, protokolün 1.maddesi gereği mevcut haliyle satışa konu edildiğinin yazıldığı, bu şekilde lokantanın ayrı bir bölüm olarak kullanılmayıp, idari binanın deposu olarak kullanıldığı, idari bina kısmının ise 01.01.2010 tarihinde teslim edileceğinin kararlaştırılması karşısında davalının bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde değildir.<br>Davalı taraf demirbaşların eksik olarak devrinin yapıldığını, bu nedenle davalının davacıdan alacaklı olduğunu iddia etmiş ve takas talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki protokolde demirbaşların davalıya devri kararlaştırılmış, ancak demirbaşlara ait bir liste protokole eklenmediği gibi demirbaşlar malzemeler protokole de yazılmamıştır. Davalı taraf demirbaş olarak davalıya devredilmeyen süpürge makinesi, server ve monitörü, ... plakalı tanker, ... plakalı araç ile yazarkasanın bedelleri yönünden takas talebinde bulunmuştur. Davalı tarafından anılan binaların bedel tespiti için delil tespiti talebinde bulunulduğu, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin ... DİŞ dosyası ile delil tespiti yapıldığı, delil tespiti sonucu hazırlanan 07.03.2008 tarihli bilirkişi heyet raporunda binalarda bulunan malzeme listesinin hazırlandığı, listelerde davalının demirbaş olduğunu ve devrinin yapılmadığı iddia olunan araç ve malzemelerin bulunmadığı, tespit isteyen davalının anılan listeye bir itirazının da bulunmadığı, dosyada anılan araç ve malzemelerin devre konu işletmeye ait demirbaş olduğuna dair bir tespitin de bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece bu isteminde reddine karar verilmesi isabetlidir.<br>Davalı taraf, davalıya devredilen imara aykırı binalar nedeniyle Kullar Belediyesinin 26.03.2008 tarih ve ... numaralı kararı ile idari para cezası verildiğini, anılan bedelin davacının eylemlerinden kaynaklandığından takas edilmesini talep etmiştir. Kullar Belediyesinin 26.03.2008 tarih ve ... numaralı kararında imara aykırı yapı nedeniyle satıcı olan davacıya ayrıca idari para cezası verildiği, davalıya verilen idari para cezasının ise binaların davalıya devrinden sonra davalının yeni inşai faaliyette bulunmasından kaynaklı olduğunun belirtilmesi karşısında, davalıya verilen idari para cezasının davacının eyleminden kaynaklanmadığı, dolayısıyla davalının bu yöndeki talebinin de yerinde olmadığından mahkemece bu yöndeki talebin reddi de yerindedir.<br>Davalı taraf protokol için ödenen damga vergisinden davacının da sorumlu olduğu, davalı tarafından tamamının ödenmesi nedeniyle davacının payına düşen kısmın takasını talep ettiği görülmüştür. Ancak taraflar arasında imzalanan protokolün 3/c maddesine göre tüm masrafların alıcı olan davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırılması karşısında davalının bu yöndeki takas talebi de yerinde olmayıp, mahkemece ödenmediği sabit olan bakiye fatura bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacı ve vekilinin, iflas memurları vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 12.295,8‬0-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 3.073,95-TL'nin mahsubu ile kalan 9.221,85‬-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9393f4197ed8221","SID":"d9963bfbe5ab490e"}}