{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2058 <br>KARAR NO\t: 2025/448<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t\t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ...\t\t\t\t\t\t\t\t  (...)<br>KATİP\t\t: ... \t\t\t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 18/05/2023<br>NUMARASI\t: 2022/350 Esas - 2023/300 Karar<br><br>DAVACI \t: ... (T.C. NO:...) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI \t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 27/06/2022<br>KARAR TARİHİ\t  : 13/03/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 13/03/2025<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın Kocaeli İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine 45.000,00-TL bedelli üç adet çeke dayalı olarak icra takibine yapıldığını, müvekkilinin  takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin davalıya böyle bir borcu bulunmadığının tespiti amacıyla işbu davayı açmak zorunluluğu doğduğunu,  Dava dışı Sanli Nak. Inş. Taah. Tur. Tic. Ve San. Ltd. Şti. tarafından Türkiye İş Bankası'nın ... Seri numaralı, 31.08.2018 keşide tarihli, 45.000 TL bedelli çeki, Türkiye İş Bankası'nın ... Seri numaralı, 07.09.2018 keşide tarihli, 45.000 TL bedelli çeki, Türkiye İş Bankası'nın ... Seri numaralı, 14.09.2018 keşide tarihli, 45.000 TL bedelli çeki imzalanarak davalı şirkete verildiğini, davalı tarafın Kocaeli İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına sunduğu takibe dayanak çekler incelendiği takdirde görüleceği üzere, dava konusu çeklerde davacı müvekkilin kendi adına imzasının bulunmadığını, ilgili çeklerde hesap sahibi kısmında Sanlı Nak. Inş. Taah. Tur. Tic. Ve San. Ltd. Şti. Yazmakta, imza kısmında ise \"Tüzel kişi adına ...\" yazılı olduğunu, tek bir tane imzanın bulunduğunu, ayrıca takipteki alacak kalemlerinin 3 yıllık zaman aşımına uğramış, faiz kalemlerinin ise  hatalı olarak hesaplandığını,  çeklerin kambiyo vasfını haiz olmadığını, dolayısıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, davacı tarafın müvekkilinin imzasının bulunmadığını bilmesine rağmen takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli davrandığını, bu nedenle davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, adli yardım taleplerinin kabulünü talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın takip açılış tarihi itibariyle şirkete olan sermaye borcunu ödeyip ödemediğinin taraflarınca bilinmediğinden davacının söz konusu takipte borçlu olarak gösterildiğini, zira  sermaye koyma borcunu ödemeyen ortak taahhüt ettiği sermaye oranında üçüncü kişilere karşı şahsen sorumludur, Sermaye taahhüdünün yerine getirilmemesi ile ilgili olarak yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluklarının bulunduğunu, bu kişilerin, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduklarını, (TTK Md: 553/1) bununla birlikte davacı tarafın müvekkili şirkete şahsen borçlu olup taraf ticari defterleri ile dava dışı Sanlı Nak. İnş. Taah. Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti ait ticari kayıt ve defterlerinde  kayıtlı olduğunu, usul ve yasaya aykırı şekilde ikame olunan davanın reddini, davacı taraf aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın KABULÜ İLE; Kocaeli İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu borçtan dolayı davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, Davacının haksız ve kötü niyet tazminat talebinin reddine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olması karşısında davanın resen usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından davacının tacir mi esnaf mı olduğu buna göre mahkemenin görevli olup olmadığı belirlenmeksizin görevsiz mahkemede yargılama yapıldığını, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, delillerin toplanmadan karar verildiğini, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini,  mahkeme tarafından yemin haklarının hatırlatılmadan yargılamanın sonlandırıldığını, davacının ticari kayıtlarını ibrazdan kaçınması ile birlikte bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı asil ile davalı şirket arasında akaryakıt alım satımına ilişkin cari hesap ilişkisinin olduğu, davacı tarafın işbu akaryakıt alımından kaynaklı bedel ödeme borcuna ilişkin dava konusu çekler ile ödeme yaptığı ancak çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle borçlu olduğu sabit olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin hatalı kabulüne göre asıl alacak tutarı olan 135.000,00-TL üzerinden hükmedilecek olan vekalet ücreti 21.250,00-TL olması gerekirken usul ve yasaya aykırı şekilde 32.035,71-TL vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili katılım yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini, usul ve yasaya aykırı olduğundan kararı sadece kötü niyet tazminatı yönünden istinaf ettiklerini, menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olması dava tarihinde yürürlükte olmayıp, kanunların geriye yürümezliği ilkesi gereğince davalının iddialarının reddinin gerektiğini, davalı tarafça davanın hiçbir aşamasında belirtilmeyen akaryakıt satın alımı meselesinin istinaf aşamasında öne sürüldüğünü, davalı tarafça defter kayıtlarının sunulmadığı iddiasıyla haksız kazanç elde edilmek istendiğini, davacı tarafından dava dışı Sanlı Nakliyatın defter kayıtlarının sunulmasına, dava konusu iddialar incelenince ihtiyaç duyulmadığını, dava konusu çeklere ilişkin başlatılan icra takibinde harca esas değerin 207.397,92 TL olduğu, bu nedenle vekalet ücretinin bu miktar üzerinden hesaplanmasının doğru olduğunu, davalının iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın kötü niyet tazminatı yönünden istinaf talebinde bulunduğunu, işbu haksız ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verecek taleplerinin reddinin gerektiğini, bununla birlikte davacı tarafın, mahkemenin 10/11/2022 tarihli duruşmanın 5 nolu ihtarlı ara kararına rağmen ticari defter ve kayıtlarını dosyaya ibraz etmediğini, davacı taraf, davalı şirketle olan ticari faaliyetinin ve borcunun olduğunu bildiği için davalı şirketle olan ticaretine ilişkin kayıtları mahkemeye ibraz etmediği, davacının ticari kayıtlarını ibrazdan kaçınması ile birlikte bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı asil ile davalı şirket arasında akaryakıt alım satımına ilişkin cari hesap ilişkisinin olduğu, davacı tarafın işbu akaryakıt alımından kaynaklı bedel ödeme borcuna ilişkin dava konusu çekler ile ödeme yaptığı ancak çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle borçlu olduğunun sabit olduğundan davalı şirketin kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/05/2023 tarih, 2022/350 Esas - 2023/300 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacının dava dışı Sanlı Nak. İnş. Taah. Tur. Tic. Ve San. Ltd. Şti’nin yetkilisi olduğu, dava dışı Sanlı Nak. İnş. Taah. Tur. Tic. Ve San. Ltd. Şti.’nin keşidecisi olduğu Türkiye İş Bankası'nın ... Seri numaralı, 31.08.2018 keşide tarihli, 45.000 TL bedelli çeki, Türkiye İş Bankası'nın ... Seri numaralı, 07.09.2018 keşide tarihli, 45.000 TL bedelli çeki, Türkiye İş Bankası'nın ... Seri numaralı, 14.09.2018 keşide tarihli, 45.000 TL bedelli çeklerin tek imza ile şirketi temsilen imzalanarak davalıya verildiğini, çekler üzerinde davacının sorumlu tutulabileceği ikinci bir imzanın olmadığı, çeklerin kambiyo vasfına haiz olmadığı, davalının takip başlatmakta kötü niyetli olduğundan bahisle menfi tespit talepli eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından verilen cevapta davacının menfi tespit davası açamayacağı, davacının şirkete sermaye koyma borcu olması nedeniyle şahsen sorumlu olduğu, ispat yükünün davacıda olduğundan bahisle davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür.<br>Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.  İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun  (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br> (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”  şeklindedir. <br>Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Takip dayanağı senetlerde keşideci bölümünde şirket temsilcilerinin elinden çıkmış iki imzasının bulunması halinde ve imzalayanın şirket temsilcisi olması durumunda imzalardan şirket kaşesi üzerine atılanın şirket, açığa atılan diğer imzanın da imza sahibinin şahsı adına atılmış olduğunun kabulü zorunludur. Zira senetteki borçtan sorumlu olmak için keşidecinin tek imzası yeterli olup birden fazla imza atılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında sorumluluk doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan imza aval olarak değerlendirilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4942 esas 2024/2176 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; davacı taraf takibe konu çeklerdeki imzanın keşideci şirket adına şirket yetkilisi olan davacı tarafından atıldığını, davacının şahsi sorumluluğunu gerektiren bir durumun olmadığını iddia etmiştir. Takibin dayanağı olan 3 adet çekin incelenmesinde keşidecisinin dava dışı Sanlı Nak. İnş. Taah. Tur. Tic. Ve San. Ltd. Şti olduğu, davacının çek üzerinde bulunan “Tüzel kişi adına” kısmına adını yazıp çekleri tek imza ile imzaladığı görülmektedir. <br>Takibin dayanağı olan çeklerde bir tek imza mevcut olduğu, çekin üzerinde  keşideci şirketinin unvanı yazılı olduğu, davacının dosyaya gelen ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarına göre şirket yetkilisi olup ismini yazmak suretiyle imza attığının anlaşıldığı, Çek Kanununa göre, tüzel kişilik adına çek tanzim eden kişinin adının ve soyadının yazılması zorunlu olduğu, ancak temsilcinin adını ve soyadını yazması onun şahsi sorumluluğunu doğurmayacağı, ayrıca bir aval şerhi yazılarak ikinci bir imzanın atılması veya hiçbir açıklama yapılmaksızın ikinci bir imzanın atılması gerektiği, dava konusu çekte Çek Kanunu gerekse TTK yönünden şirket müdürünün şahsi sorumluluğunu doğuracak bir husus bulunmadığı gibi, aval de bulunmadığı, bu nedenlerle davacının çeklerden dolayı kişisel bir sorumluluğu bulunmadığı, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/3666 esas 2022/7903 karar, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2016/2194 esas 2016/10516 karar) anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Ayrıca davacı tarafından atılan imzanın şirket adına atıldığının açık olması karşısında davalının bu hususta yemin deliline de başvurmayacağı açıktır.<br>Dava, çekler nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalının takibinde haksız olması, tek başına kötü niyetli olduğunun kabulünü gerektirmez. Bu bağlamda somut ... bakımından davacının isminin de çekte bulunması çekteki kaşe altına imzanın şirketi temsilen atıldığının kabulünü gerektirir. Bunun yanında davacının isminin kaşe altında belirtilmesi avalist olduğunu göstermez. Özellikle davacının isminin yazılması karşısında davalının kötü niyetli olduğunun kabulü mümkün olmayıp (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/3666 esas 2022/7903 karar) mahkemece davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi de isabetlidir.<br>Davacı taraf, davaya konu çeklerin davacı asil ile davalı arasındaki akaryakıt ilişkisi nedeniyle davacı tarafından verildiğini beyan etmiş ise de, anılan hususu ilk derece mahkemesi önünde ileri sürmediği, istinaf aşamasında bu iddiada bulunduğu anlaşıldığından 6100 sayılı yasanın 357/1.maddesi gereği “…ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez.” Düzenlemesi gereği davalının bu yöndeki istinaf talepleri hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır.<br>Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı yasanın 5/A maddesine göre menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olmadığı, daha sonra yapılan değişiklikle menfi tespit davalarının da arabuluculuğa tabi olmasının eldeki davayı etkilemeyeceği anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf istemleri de yerinde görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklandığı üzere 2004 sayılı yasanın 72.maddesi gereği borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Davacı hakkında takip başlatıldığından ve davalı tarafından alacak iddiasında bulunulduğundan davacı tarafından menfi tespit davası açmasında hukuki yarar mevcuttur. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf istemleri de yerinde görülmemiştir.<br>6100 sayılı HMK’nın 222/1. maddesine göre Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Eldeki olayda dosyaya gelen Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtlarına göre davacının vergi kaydının “potansiyel” olarak göründüğü, dolaysıyla gerçek kişi tacir olmadığı, bu nedenle defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığı nazara alındığında davacının defterlerini sunmaması nedeniyle davalının defter kayıtlarına itibar edilebileceği yönündeki istinaf istemi yerinde olmadığı gibi davalının defter kayıtlarında da yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da çekler nedeniyle davalının davacı ile bir ilişkisi olmadığı, davacının yetkilisi olduğu dava dışı şirket ile ticari ilişkisi olduğu yönündeki tespitler nazara alındığında davalının bu yöndeki istinaf istemleri de yerinde görülmemiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; tarafların istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 14.167,35-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 3.541,00-TL'nin mahsubu ile kalan 10.626,35-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 345,55-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>5-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>9-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2025<br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c60b14c81e5cc07","SID":"d61649cd9593c308"}}