{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2072 <br>KARAR NO\t: 2025/443<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t\t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t\t\t\t\t\t\t\t (...)<br>KATİP\t\t: ... \t\t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>\t  (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>TARİHİ\t: 07/06/2023<br>NUMARASI\t: 2022/166 Esas - 2023/323 Karar<br><br>DAVACI\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br>DAVALI\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 18/03/2022<br>KARAR TARİHİ\t  : 13/03/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 13/03/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin gemi brokerliğinin kapsamında davalı şirkete verdiği ticari hizmet ile 9243693 IMO numaralı True Brother gemisinin iskenderinden tincan adası, apapa ve harcourt, Nijeryaya yük taşıması adına 12/10/2021 tarihli sefer çarteri sözleşmesinin gemi armatörü ve davalı arasında akdedilmesi uretiyle bir ticari anlaşma kurulmasına aracılık ettiğini, bu aracılık hizmetleri kapsamında da taraflar arasında çarter sözleşmesi akdedildiğini, akdedilen bu sözleşme uyarınca sözleşmede belirtilen navlun ücretinin %1,25'ine eşdeğer tutarın brokerlik ücreti olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak müvekkilinin hak kazandığı tutarın müvekkiline ödenmediğini, bunun üzerine Körfez İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını beyan ederek davanın kabulü ile 41.277,28 ABD doları alacaklarının fatura tarihinden itibaren kamu bankalarınca mevduatlara fiilen uygulanan azami faiz oranları üzerinden işlemiş faizi ile tahsiline, Körfez İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında yazılı veya sözlü herhangi bir broker hizmeti sözleşmesi veya benzeri başka bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu taşımada müvekkil daha fazla zarara uğramış olduğundan davacının ya da dava dışı broker ...'ın herhangi bir broker hizmeti bedeli talep edemeyeceğini, talep kabul edilmesi halinde mahsup taleplerinin bulunduğun beyan ederek davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...1-Davanın KABULÜ ile; -Körfez İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile; takibin devamına, <br>-Takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar kamu bankalarınca yabancı bankaya uygulanan en yüksek mevduat faizinin uygulanmasına, <br>-Alacak likit olduğundan asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 111.118,18-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı Silyon Denizcilik ve Tic. Ltd. Şti. ile aralarında taşıma öncesinde, taşıma sırasında veya taşıma sonrasında True Brother gemisine yönelik bir brokerlik sözleşmesinin olmadığını, öncelikle aktif husumete (davacı sıfatına) ilişkin olarak, itirazlarının mahkemece hiç incelenip değerlendirilmediğini, davalıdan para koparabilmek için üstelik usul ve yasaya aykırı olarak faturaları bölme yoluna gittiklerini,  usul ve kanuna aykırı yapılan fatura bölme işlemine bir gerekçe uydurulduğu; mahkemece, temel borç ilişkisine ilişkin bu hususlar ve bu hususlara ilişkin itirazlarının araştırılmadığını, tartışılıp değerlendirilmediğini, mahkemenin sadece bilirkişi raporuna atıf yaparak, uyuşmazlığın esasını değerlendirmeden karar verdiğini, cevap dilekçelerinde de davacı ile aralarında bir sözleşme bulunduğunu kabul anlamına gelmemek üzere, bu zararların talep edilen alacaktan takas-mahsup edilmesini talep ettiklerini, ancak mahkemece bu savunma ve beyanlarının dikkate alınmadan karar verildiğini, icra takibinin haksız ve kötü niyetle açıldığını, davalının tazminata hak kazandığını, davanın reddine ve davalı lehine %20 'den az olmamak üzere icra tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı ile arasında herhangi bir yazılı sözleşme yapılmadığı, brokerlik sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerektiği bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetini haiz olmadığından davanın reddini talep ettiklerini, davalı tarafından brokerlik hizmetinin dava dışı \"...\" tarafından kendilerine sağlandığını, brokerlik hizmetine ilişkin olarak davacının tanzim etmiş olduğu faturanın alacağının başka bir firma tarafından da tanzim edildiği ve mükerrer olduğunun belirtildiğini, ancak davalının kabulünde olduğu üzere sözleşmeyi ... değil davacının bağlamış ve dolayısıyla ücrete hak kazandığı, kaldı ki davalı ... isimli şahsa da herhangi bir ödeme yapmadığını ikrar ettiğini, davalı tarafından yapılan takas-mahsup taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, nitekim, davalının alacaklı olduğunu iddia ettiği kişinin davacı değil ... yani dosyanın tarafı olmayan 3. kişi olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)  07/06/2023 tarih, 2022/166 Esas - 2023/323 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacının davalı ile davalıya ait emtianın 9243693 IMO numaralı True Brother Gemisinin İskenderun Limanından Tincan Adası, Apapa ve Harcourt Nijerya’ya taşınması hususunda aracılık yaptığını, bu faaliyet sonucunda 12.10.2021 tarihli sefer çarteri sözleşmesinin akdedildiğini, davacının hak kazandığı ücretin navlunun %1,25’i olduğunu, buna ilişkin faturanın düzenlenerek davalıya gönderildiği, davalının buna rağmen borcunun ödemediğinden takip başlatıldığı, başlatılan takibe davalının itiraz etmesi üzerine eldeki davanın açıldığı; davalı tarafından aradaki akdi ilişki inkar edilerek asıl brokerin dava dışı ... olduğunu, davacının husumetinin bulunmadığını, davalının taşıma nedeniyle zarara uğradığını, bu nedenle brokerlik ücreti talep edilemeyeceğini, dava dışı ...’ın sebep olduğu zararlar nedeniyle takas taleplerinin olduğunu, bu nedenle davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.<br>Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k. Sayılı ilamı)<br>Dava  konusu  faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut ... bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  21. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; Davacı taraf taraflar arasında brokerlik ilişkisi olduğunu iddia etmiştir. 6102 sayılı yasada brokerlik (aracılık) sözleşmesine ilişkin ayrı bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda anılan sözleşmeye 6098 sayılı yasanın 520 vd. maddeleri uygulanacaktır. TBK m. 520’de “simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme” olarak tanımlanmıştır. Brokerlik sözleşmesinin esas noktası, yani o sözleşmeyi diğer sözleşmelerden ayıran en önemli özelliği, kanunun lafzından da anlaşılacağı üzere aracılık faaliyetidir. Simsarlık sözleşmesinin kurulması 6098 sayılı yasanın 520/3.maddesindeki özel hal hariç özel bir şekle tabi değildir. Burada sözleşme ilişkisini ispat yükü davacı üzerindedir.<br>Az yukarıda açıklandığı üzere; eldeki dava itirazın iptali davası olup, bu davalar takibe sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Bu nedenle takip talebindeki borcun sebebi ile sınırlı bir inceleme yapılması gerekmektedir. Davacı taraf takip sebebi olarak 03.01.2022 tarihli 41.277,18 USD bedelli faturaya dayanmıştır. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Davacı taraf fatura konusu hizmetin davalıya verildiği ispat yükü altındadır. <br>Davacının ticari defterlerinin incelenmesi sonucu tanzim edilen 31.01.2023 tarihli rapora göre, davacının düzenlediği takibe konu faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, fatura nedeniyle davacının davalıdan fatura bedeli olan 41.277,18 USD alacaklı olduğu, alacağa ilişkin bir ödeme kaydının bulunmadığı, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin olduğu dolayısıyla delil mahiyetinde olduğu görülmüştür.<br>Davalının defterlerinin incelenmesi sonucu tanzim edilen 09.01.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından düzenlenen 03.01.2022 tarih ve 41.277,18 USD bedelli faturanın davalının defterlerine 03.01.2022 tarihinde 14 numaralı yevmiye numarası ile işlendiği, daha sonra 12.01.2022 tarihli iade faturası ve 14.03.2022 tarihinde kur farkı faturası düzenlenerek anılan borç bakiyesinin bu şekilde kapatıldığı, davalının defterlerinin usulüne uygun açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu bildirilmiştir.<br>Tarafların defterleri arasındaki farkın davalı tarafından düzenlenen 12.01.2022 tarihli iade faturası ve 14.03.2022 tarihli kur farkı faturasından kaynaklandığı görülmektedir. Davaya konu 03.01.2022 tarihli faturanın davalı tarafından tebliğ alındığı ve ticari defterlerine işlendiği her iki tarafın defterlerinin bu yönüyle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Tek başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, hizmet veren  tarafından gönderilen faturanın hizmet alan tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edileceğinden(HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı) taraflar arasında faturaya konu hizmete ilişkin akdi ilişki bulunduğu, yine davacı tarafından sunulan e-mail içeriklerinden de davacının davalıya anılan hizmeti verdiği ve davacının kurulmasına aracılık ettiği sözleşmenin karşı tarafı ile arasında daha sonradan da irtibat kurulmasını temin ettiğinin anlaşıldığı, davalının 6102 sayılı yasanın 21/2.maddesindeki sürede fatura içeriğine itiraz etmediği de anlaşıldığından davacının faturada belirlenen miktar kadar davalıdan alacaklı olduğu, anlaşılmıştır. <br>Davalının defterlerinde bulunan 12.01.2022 tarihli iade faturası ile 14.03.2022 tarihli kur farkı faturalarının davacının defterlerinde yer almadığı, anılan faturaların ve fatura konusunun davacıya teslim edildiği ispat edilemediği gibi iade faturası düzenlemenin faturaya itiraz olarak da değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından davalının defterlerindeki bu kayıtlara itibar edilmemiş, davaya konu faturaya ilişkin bir ödeme kaydı da bulunmadığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir.<br>Davalı taraf takas talebinde bulunmuş ise de, davalının taşımada zarara uğradığını beyan ettiği eylemlerin dava dışı ...’ın eylemleri olduğu, davacıya izafe edilen bir zararlandırıcı eylemden bahsedilmediği, davacı ile dava dışı ...’ın birlikte hareket ettiği, aralarında temlik ilişkisi vs. alacağın nakline ilişkin bir sözleşme olduğu gibi hususların iddia ve ispat da edilemediği, 6098 sayılı yasanın 139. maddesine göre iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebileceği, eldeki olayda bu şartın sağlanmadığı anlaşıldığından mahkemece davalının takas iddiası hususunda bir araştırma yapılmaması da isabetlidir.<br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 37.952,41-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 9.488,10-TL'nin mahsubu ile kalan 28.464,31-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2025\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4913bf0186aba72c","SID":"2eeddf702a0747c8"}}