{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/1312 Esas<br>KARAR NO:2025/459 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:02/06/2023<br>NUMARASI:2021/264 E.  -  2023/436 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:26/03/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in davalı ... ile birliktelik yasadığı dönemde yetkilisi bulunduğu ... Şirketi'nin kuruluşu ve masraflarını karşılamak üzere davalıdan toplam 138.000,00.-TL borç para aldığını,  davalı yanın belirtilen meblağı ... Bankası nezdinde mevcut; ... IBAN numaralı banka hesabından 25.10.2016 tarihinde 80.000,00.-TL ve 08.03.2017 tarihinde 58.000,00.-TL olmak üzere müvekkilinin banka hesabına gönderdiği, müvekkilinin davalıdan almış olduğu borca ve davalı yanın müvekkiline göndermeyi vaad ettiği paraya istinaden davalıya 28.02.2018 ödeme tarihli ve 190.000,00.-TL bedelli senet verdiğini, alınan 28.02.2018 ödeme tarihli senedin akabinde müvekkiliyle olan görüşmesinde anılı senedin ödeme tarihinin geçtiğini belirterek müvekkilinden aynı borca ilişkin olarak; 30.04.2018 ödeme tarihli ve 190.000,00.-TL bedelli ikinci bir senet aldığını, bu senette düzenleme tarihi bulunmadığını, her iki senet fotokopisinin davalı tarafından müvekkili ile aralarında mevcut ceza davasına sunulmuş olup, senet üzerinde tahrifat yapılması ihtimaline binaen taraflarınca dava dosyasına sunulduğunu, gelinen aşamada davalının ... sayılı takibi ile müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibe dayanak senedin müvekkilinden ilk alınan 190.000,00.-TL bedelli, 17.07.2017 düzenleme tarihli ve 28.02.2018 ödeme tarihli olduğunu, ancak davalı tarafından müvekkiline sadece 138.000,00.-TL ödemede bulunulmuş olup, müvekkilince alınan borcun 77.482,62.TL si davalıya ödendiğini, müvekkilinin davalı yana belirtilen miktarda borcu bulunmadığını ve mevcut borcun büyük kısmı ödendiği halde, davalı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe konu aynı borç için kambiyo senetlerine özgü takip işlemlerine başlandığını, borçlunun aynı ilişkiden kaynaklanan borcun tahsili için daha önceden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapmasının ayrıca hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek, müvekkilinin davalıya belirtilen miktarda borcu olmadığının tespiti ile ... sayılı dosyası ile icraya konulan senedin ve takibin iptaline, bu süreçte mağdur müvekkilinin doğacak zararlarının önlenmesi için takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava  edilmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından davacıdan alınmış olan iki senedin aynı borca ilişkin olmadığı, 28.02.2018 tarihli 190.000,00 TL'lik senedin  şirket kuruluş ve masrafları karşılamak amacıyla şirket adına verilen borç para sebebiyle alındığını,30.04.2018 tarihli ve 190.000,00 TL bedelli senedin ise davacı yan adına yapılmış muhtelif harcamalar sebebiyle  verildiğini, dava konusu 28.02.2018 ödeme tarihli  senette asıl borcun 138.000,00 TL olduğu ve borcun 77.482,62 TL.sının ödendiği iddiasının hukuki dayanağı olmadığını, 138.000,00 TL borç için neden 190.000,00 TL'lik senet verildiğinin açıklanması gerektiğini, senedin temel borç ilişkisinden soyutlandığını, bağımsız bir varlık kazandığını, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunun iddialarını güçlendirdiğini, müvekkilinin davacı yan tarafından mağdur edildiğini, tefecilik ve tehditle senet alımına ilişkin suç duyurusu olduğunu, bu şekilde borcu ödemekten kurtulmaya çalıştığını savunarak, belirtilen nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>MAHKEME KARARI:İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2023 tarihli 2021/264E. - 2023/436 K.  sayılı kararıyla; \"...Kambiyo senedi hamilinin alacak talebini sadece senede dayandırma hakkını haiz olduğundan taahhüdün sebebini açıklamak ve bunu ispatlamak zorunda olmadığı; bu durumda borçlunun, böyle bir alacağın mevcut olmadığını iddia etmesi halinde bu durumu ispatlamasının gerektiği, dosyaya mübrez belgelerden davacının, davalıya borçlu olunmadığının ispatlanamadığı, (İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi ve İzmir 1 Asliye Ticaret Mahkemesince taraflar arasında görülen davanın reddine karar verilmesi hususları da göz önüne alındığında )hususunun tespit ve rapor edildiği denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde;dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla, davacının müvekkiline yalnızca 138.000,00 TL borç para verdiğini, müvekkilinin davalıya 77.482,62 TL ödediğini, aynı borca ilişkin aldığı diğer senetle ilgili ipotekli taşınmazın satışından 263.682,62 TL aldığını, davalıya 125.682,62 TL fazladan ödeme yaptığını, halihazırda müvekkilinin davalıdan 125.682,62 TL alacaklı olduğunu,Davalının cevap dilekçesinde ve müvekkilini tehdit etmesi nedeniyle açılan ceza soruşturmadaki ifadesinde müvekkiline şirketin kuruluş ve masraflarını karşılamak üzere borç verdiğini açıkladığını, borç ilişkisinin hukuki sebebini ve bu sebebin geçerliliğini ikrar ettiğini, davalı tarafından konusu ve tarafları tek ve aynı olan borç ilişkisine istinaden kötüniyetle birden fazla hak iktisap edildiğinin ve müvekkili aleyhine mükerrer tahsilat girişiminde bulunduğunun sabit olduğunu,Mahkemece İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde ve İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davaların reddedildiğine dair gerekçe açıklanmışsa da, bu davaların kararlarının kesinleşmesinin beklenmediğini, Müvekkili tarafından senet ciro edilmeksizin davalı ile aralarındaki borç ilişkisine istinaden davaya konu senet bedelinin kısmi olarak itfa edildiğinin ve kısmi bedelsiz olduğunun açık olduğunu, hatalı ve çelişkili incelemelere ve değerlendirmelere dayanarak verilen ilk derece mahkemesi kararının kabul edilemeyeceğini belirterek, arz ve izah edilen nedenler ve resen dikkate alınacak sebep ve gerekçelerle istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/06/2023 tarihli, 2021/264 Esas, 2023/436 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılıp yeniden yargılama yapılarak davanın tüm yönleri ile kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Dosya arasında bulunan ... sayılı dosya sureti incelenmesinde;  alacaklının .. borçlunun ...  olduğu, 190.000,00 TL asıl alacak, 88.994,18  TL işlemiş faiz, 570,00 TL komisyon  olmak üzere toplam  279.564,18  TL alacak için 15/02/2021 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus  takibe girişildiği görülmüştür.Dosyaya sunulan banka kayıtları incelendiğinde; davalı ...'ın kendisine ait ... numaralı banka hesabından dava dışı ...'a 25.10.2016 tarihinde 80.000,00-TL, 08.03.2017 tarihinde 58.000,00-TL olmak üzere 138.000,00-TL gönderdiği, buna karşın davacı ... tarafından ise davalının hesabına 21.01.2017 tarihinde 11.439,62-TL; 24.07.2017 ilâ 08.02.2019 tarihleri arasında 66.043.00 TL olmak üzere toplamda 77.482,62-TL'lik ödemede bulunduğu tespit edilmiştir. ... sayılı dosyası incelendiğinde; ... sayılı dosyası incelendiğinde; davacı/ alacaklı  ... vekili tarafından davalı/borçlu ... Şti. aleyhinde 09.08.2019 tarihli İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu ile Takipte İcra emri ile; 190.000,00 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek  faizi, icra masrafı ve avukatlık ücreti için icra takibine geçildiği, İzmir İli Menderes Tapu Müdürlüğünün  24.06.2019 tarihli, ... lehine 1.dereceden faizsiz F.B. kadar 190.000,00 TL bedelli ipoteğin paraya çevrilmesinin istendiği tespit edilmiştir. İzmir 1.İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/817 Esas, 2021/161 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacıların ... ve ... Şti., davalının ... olduğu, davacıların  davalıya borçlu olmadığı beyanıyla itiraz edildiği, yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne,... sayılı takip dosyasında yürütülen takibin iptaline karar verildiği tespit edilmiştir.İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/344 Esas, 2022/10 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacıların ..., ... Şirketi ve ..., davalının ... olduğu, davalının davacı tarafa İzmir ... Noterliğinin ... yevmiye sayılı 25.07.2019 tarihli ihtarı ile 190.000,00 TL ipotek bedelinin 5 gün içinde ödenmesi, aksi takdirde icra takibine geçileceği hususunda ihtarname gönderdiğini, taraflarınca İzmir ... Noterliğinin ... yevmiye sayılı 02.08.2019 tarihli cevabi ihtarname keşide edilerek mezkur ipoteği kabul etmediklerini ve borçlarının olmadığının davalıya bildirildiğini belirterek, tapunun İzmir, ..., Oğlananası, ... Ada, ... parsel sayısında kayıtlı taşınmaz üzerinde mevcut 24.06.2019 tarih ve ... yevmiyeli ipotek dolayısıyla 132.000,00 TL borçlu olmadıklarının tespitine; hukuki temelden yoksun haksız ipoteğin terkinine karar verilmesi için dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği tespit edilmiştir. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/334 Esas, 2021/1188 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacıların ...ve ...Şirketi, davalının ... olduğu, davalının toplamda 103.400,00 TL para gönderdiği, haksız ve usulsüz olarak müvekkilleri hakkında 175.000,00 TL'lik senet bedelinin tamamı üzerinden icra takibi başlattığı, davalının ayrıca 10/01/2018 tarihli 38.900,00 TL borcun para dekontunu dayanak yaparak müvekkili şirket aleyhinde ... sayılı icra takibi başlattığı, bu dosyada takibe konulan alacağın ayrıca ... sayılı dosyası ile de mükerrer olarak tahsil edilmeye çalışıldığı iddiasıyla müvekkillerinin davalıya belirtildiği gibi bir borcu bulunmadığına karar verilmesinin talep edildiği, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleşmediği tespit edilmiştir.İzmir 11.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/275 Esas, 2019/769 Karar sayılı kararı incelendiğinde; müşteki ... şikayeti ile şantaj suçundan sanık ... hakkında  kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, müştekinin şikayetten vazgeçmesi nedeniyle davanın TCK'nın 73/4 ve CMK 223/8 maddesi gereğince düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.İzmir 40.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/933 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; müşteki ...'in şikayeti ile tehdit suçundan sanık ... hakkında kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda CMK 223/7. maddesi gereğince kovuşturmanın durmasına karar verildiği, karar itiraz olmadığından 03.11.2020 tarihinde kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.İzmir 40.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/608 Esas, 2021/52 Karar sayılı kararı incelendiğinde; katılanın ..., sanığın ... olduğu, suç tarihinin 17/08/2018 olduğu, tehdit suçundan dolayı sanığa neticeten 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın da 04.02.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince  alınan 19/09/2022  tarihli bilirkişi kök raporunda;  \"...davalının dava dışı ...şirket hesabına 25.10.2016 tarihinde 80.000,00-TL, 08.03.2017 tarihinde 58.000,00-TL  gönderdiği, bu tutarları  davacı tarafından kullanıldığının kabul edildiği, davacının davalının ... Bankası hesabına davacı tarafından 21.07.2017-08.02.2019 tarihleri arasında havale ve para yatırma  açıklaması ile toplam 77.482,62-TL ödeme yapıldığı, davacının davalı lehine 17.07.2017 tanzim tarihli 28.04.2018 vadeli 190.000,00-TL borç senedi imzaladığı,  söz konusu senedin ... dosyasında icra takibe konulduğu, davacının davalı ile para gönderme dışında kaydi olarak herhangi bir para alış verişinin görülmediği, davacının inceleme tarihinde dava dışı... Şirketi'nin 2016 ve 2017 yılı ticari defterlerini sunduğu, söz konusu defterlerde sadece davalının 08.03.2017 tarihinde dava dışı  şirkete gönderdiği 58.000,00-TL'nin kayıtlarda yer aldığı, bu tutarın 31.12.2017 tarihinde davalı borcundan davacı borcuna aktarıldığı, davacının İzmir 11.Asliye Hukuk mahkemesi 2019/344 esas dosyasının huzurdaki dava ile birleştirilmesini istediği, söz konusu dosyanın dava dışı ... Ltd Şirketinin davalı lehine verdiği 190.000,00-TL'lik ipotek işleminin terkin edilmesini konusunda olduğu, davacının bu davada da davacı olduğu, takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, 138.000,00-TL'lik bedel huzurdaki davanın davalısı tarafından dava dışı şirkete gönderilmiş iken; 190.000,00-TL bedelli kıymetli evrak huzurdaki davanın davacısı tarafından davalıya teslim edildiği; bu yönü ile yapılacak herhangi bir mahsup işlemi borç miktarının ve borçlu/alacaklı tarafın  değişmesine sebebiyet verebilecek durumda olduğu; fakat dosyaya sunulu belge ve beyanlardan gerek davalı tarafından gönderilen gerekse de huzurdaki davanın davacısı tarafından ödenen bedelin dava dışı şirketin kurulumu amacına hizmet ettiği; bir başka ifade ile aynı hukuki ilişki temeline dayandığı hususu nazara alındığında mahsup işleminin yapılabilmesinin mümkün olabileceği, kambiyo senedi hamilinin alacak talebini sadece senede dayandırma hakkını haiz olduğundan taahhüdün sebebini açıklamak ve bunu ispatlamak zorunda olmadığı; bu durumda borçlunun, böyle bir alacağın mevcut olmadığını iddia etmesi halinde bu durumu ispatlamasının gerektiği, dosyaya mübrez belgelerden davacının, 77.482, 62-TL dışında herhangi bir ödemede bulunmadığı ve 138.000,00-TL'yi aşan 52.000,00-TL (190.000,00-TL-138.000,00-TL) yönünden ise borçlu olunmadığının ispatlanamadığının tespit edildiği; bu nedenle davacının davalı gerçek kişiden 112.517,38-TL tutarında alacaklı olduğu sonucuna ulaşıldığı, buna karşın  muhterem mahkemece; Borcun 138.000,00-TL'den ibaret olduğu ve mahsubun yapılabileceği kanaatinde olunması halinde davacının, ödediği 77.482.62-TL'nin 138.000,00-TL'lik tutara mahsubu halinde davalının kalan 60.517,38-TL üzerinde hak talep edebileceği, Davalının, dava dışı şirkete gönderdiği 138.000,00-TL'lik borcun, doğrudan şirkete gönderildiği dolayısıyla huzurdaki davanın tarafını oluşturan gerçek kişiler arasındaki alacak ilişkisi ile bağlantısı bulunmadığı (mahsup yapılamayacağı) kanaatinde olunması halinde ise hukukî ilişki kapsamında illiyet bağı kurulamadığından (şirket ilişkisinden bağımsız olarak) kambiyo senedi tanzim etmiş olması sebebiyle davacının davalıya 138.000,00-TL borcu olabileceği...\" yönünde tespit ve görüşlerine yer verilmiştir. 23/02/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda ise;  \"...davalı ...'ın kendisine ait ... numaralı banka hesabından dava dışı ...'a 25.10.2016 tarihinde 80.000,00-TL, 08.03.2017 tarihinde 58.000,00-TL olmak üzere 138.000,00-TL gönderdiğinin tespit edildiği; buna karşın davacı ... tarafından ise 21.01.2017 tarihinde 11.439,62-TL; 24.07.2017 ilâ 08.02.2019 tarihleri arasında 66.043.00 TL olmak üzere toplamda 77.482,62-TL'lik ödemede bulunduğu, ancak 138.000,00-TL'lik bedel huzurdaki davanın davalısı tarafından dava dışı şirkete gönderilmiş iken; 190.000,00-TL bedelli kıymetli evrak huzurdaki davanın davacısı tarafından davalıya teslim edildiği, bu yönü ile her ne kadar yapılacak herhangi bir mahsup işlemi borç miktarının ve borçlu/alacaklı tarafın yanılgı ile değişmesine sebebiyet verebilecek durumda olsa da dosyaya sunulu belge ve beyanlardan gerek davalı tarafından gönderilen gerekse de huzurdaki davanın davacısı tarafından ödenen bedelin dava dışı şirketin kurulumu amacına hizmet ettiği hususu nazara alındığında davalının, dava dışı şirkete gönderdiği 138.000,00-TL'lik borcun şirketin kuruluş ve masraflarının giderilmesi amacına hizmet ettiği; buna karşın davacı tarafından ödenen 77.482,62-TL'lik bedelin de bu borca; yani şirketin kuruluş ve masraflarının giderilmesine ilişkin gönderilen bedelin ödenmesine istinaden yatırıldığı kanaati ile birlikte hukuki ilişki kapsamında illiyet bağı kurulduğundan mahsup işleminin yapılabileceğinin düşünüldüğü, buna karşın Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması, yani davalının, dava dışı şirkete gönderdiği 138.000,00-TL'lik borcun, doğrudan şirkete gönderildiği dolayısıyla huzurdaki davanın tarafını oluşturan gerçek kişiler arasındaki alacak ilişkisi ile bağlantısı bulunmadığı kanaatinde olunması halinde ise hukuki ilişki kapsamında illiyet bağı kurulamadığından mahsup işleminin yapılmasının mümkün olmayacağının ifade edilebileceği, huzurdaki davada da düzenlenen bononun 190.000,00-TL; davalı tarafından gönderilen bedelin ise 138.000,00-TL olduğu hususu nazara alındığında davacı tarafından ödenen 77.482.62-TL'lik bedellerin hangi bedel üzerinden mahsup edilmesi gerektiği hususunun tespitinin ardından sonuca ulaşmak gerektiği, her ne kadar, evvelce de ifade edildiği üzere bono, temel olarak TBK m. 18 anlamında soyut borç ikrarı içeren bir kambiyo senedi niteliğini haiz ise de; bir başka ifade ile her ne kadar davacının davalıya 28.02.2018 ödeme tarihli, 17.07.2017 tanzim tarihli ve 190.000-TL bedelli bono verdiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktaysa da davalı tarafından davacıya 138.000,00-TL dışında bir ödeme yapılmadığı hususunda da bir ihtilafın bulunmadığı, tüm bu açıklamalardan sonuçla Muhterem Mahkemece; borcun 138.000,00-TL'den ibaret olduğu ve mahsubun yapılabileceği kanaatinde olunması halinde davacının, ödediği 77.482.62-TL'nin 138.000,00-TL'lik tutara mahsubu halinde davalının kalan 60.517,38-TL üzerinde hak talep edebileceğinin, buna karşın bononun, temel olarak TBK m. 18 anlamında soyut borç ikrarı içeren bir kambiyo senedi niteliğini haiz olduğu dolayısıyla huzurdaki davada da düzenlenen bononun 190.000,00-TL bedelli olduğu; davacının, 77.482,62-TL dışında herhangi bir ödemede bulunmadığı ve 138.000,00-TL'yi aşan 52.000,00- TL — (190.000,00-TL-138.000,00-TL) yönünden ise borçlu olunmadığının ispatlanamadığı kanaatinde olunması halinde mahsup işlemi neticesinde davacının davalı gerçek kişiden 112.517,38-TL tutarında alacaklı olduğunun, ifade edilebileceği, sonuç ve kanaatine ulaşıldığı,  asli ve nihai hukuki takdiri ile tavsifi HMK m. 266/c.2 ve m. 279/f4 hükmü ile 6754 sayılı Kanun m.3/f.3 hükmü icabı tamamen ve münhasıran Mahkemeye ait olduğu...\" yönünde  yönünde tespit ve görüşlerine yer verilmiştir.<br>G E R E K Ç E:Dava; davacının ... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya incelendiğinde; davacı tarafça davaya ve icra takibine konu 17/07/2017 tanzim tarihli, 28/02/2018 vade tarihli, 190.000,00 TL bedelli bononun dava dışı şirketin kuruluş masrafları için davalı tarafından yapılan ödemelere karşılık verildiği iddia edilmiş, davalı taraf ise kuruluş masraflarının yanı sıra davacıya elden de borç para verildiği, bir çok harcamasının davalı tarafından karşılandığı, bononun bu nedenle düzenlendiği savunulmuştur. Davacı tarafça davalının yaptığı ödemenin yalnızca 138.000,00 TL olduğunu, bu borca karşılık davacının davalıya banka yoluyla 77.482,62 TL ödeme yaptığı, ayrıca davalının davacıya bononun ödeme tarihinin geçtiğini söyleyerek aynı borç için yeniden 30/04/2018 ödeme tarihli yeni bir bono aldığı ve bu bonoyla ilgili ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla alacağını tahsil ettiği iddia edilmişse de, davalı tarafça bankadan yapılan ödemelerin ve 30/04/2018 ödeme tarihli bononun başka borçlara ilişkin olduğunu savunduğu tespit edilmiştir.Bono, asıl sebepten mücerret olarak borç ikrarı niteliğinde olup, davalı tarafından bononun ihdas nedeni talil edilmediğinden davacının bonodan dolayı borçlu olmadığını yazılı delille ispat etmesi gerekir. Dosya arasında bulunan İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin ve İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyaları incelendiğinde davalı ile dava dışı... şirketi arasında birden çok kambiyo senedine dayalı alacak-borç ilişkisi bulunduğu, davacının davalıya bankadan gönderdiği 11.439,62 TL’lik ilk havalenin 21.01.2017 tarihinde, yani davaya konu bononun tanzim tarihinden önce yapıldığı, henüz tanzim edilmemiş bir bono için ödeme yapıldığının kabul edilemeyeceği, bankamatikten yapılan diğer ödemelerin de ne için yapıldığına dair bir açıklama bulunmadığı, ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin icra takibinin başka bir bonodan dolayı başlatıldığı, davacının aynı borç için iki ayrı bono düzenlendiği  iddiasını ispatlayamadığı, davacının işbu davaya konu bonoyla ilgili davalıya borçlu olmadığını veya borca mahsuben bir kısım ödemler yaptığını da ispatlayamadığı, İzmir 11 Asliye hukuk Mahkemesinde ve İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davaların farklı bono ve icra takiplerine ilişkin olması nedeniyle kararların kesinleşmesinin beklenmesine gerek olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40  TL maktu harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL eksik harcın  davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 26/03/2025 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"37cf0a434d94d1f6","SID":"3aa760b39c9ebfc6"}}