{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/624 <br>KARAR NO\t\t: 2025/330<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>KATİP\t\t: ...   (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/236 Esas - 2023/642 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ... (T.C. NO:...) -...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br>DAVALI\t\t: ... (T.C. NO:...) -  ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 17/02/2022<br><br>KARAR TARİHİ\t\t: 17/02/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 10/03/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; tarafların kardeş olduklarını ve aralarında adi ortaklı ilişkisi bulunduğunu, davalının oğlu ...'in iş kapsamında yıllar içinde davacının yerine çok kez imza attığı için davacının imzasını çok benzer şekilde atabildiğini, bu suretle Sakarya 3. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas Sayılı dosyasından takibe konulan dava konusu senetler üzerindeki imzanın kopyalanmış olmasının mümkün olduğunu, senetler üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını, davacının gözlerinin iyi görmediğini ve bu durumundan faydalanılarak ve davalıya olan inancının kötüye kullanılarak hileyle ve hataya düşürülerek imzalatılmış olabileceğini, takip konusu bonoların verilmesini gerekli kılan bir borcun bulunmadığını, icra dosyasında yapılan tebligatın kendisi yerine muhtardan davalının oğlu tarafından alınmasının ve takibin kesinleşmesinin davalının kötü niyetini gösterdiğini, davalının senetlerin sebebini ispatlaması gerektiğini, borç para verilmesinin söz konusu olmadığını, davacının borç paraya ihtiyaç da duymadığını, senetlerin miktarı itibariyle hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senetlerin bedelsiz olduğunu, her iki senedin düzenleme tarihinin aynı olduğunu, bu durumun da senetlerin düzenlenmesine gerekçe olarak belirtilen elden borç para verme iddiası ile çeliştiğini, senetlere konu olan miktarların borç olarak verildiğinin ve bu paranın varlığının banka kayıtları ile  ispatlanması gerektiğini, hayatın olağan akışına aykırı bir vakıaya (5.000.000,00.-TL gibi çok büyük bir rakamın davalı tarafından davacıya elden borç olarak verilmesine) dayanan tarafın bu vakıayı ispat yükü altında olacağını belirterek Sakarya 3. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasından takibe konulan 20.08.2020 vadeli 2.500.000,00-TL bedelli ve 20.09.2020 vadeli 2.500.000,00 TL bedelli senetlerden dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile icra takibinin iptali ve tazminata hükmolunmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının yıllar içinde aldığı borçlar sebebiyle dava konusu senetleri verdiğini, icra mahkemesince ve savcılıkça yapılan incelemede imzaların davacıya ait olduğunun belirlendiğini, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davanın tanıkla ispat edilemeyeceğini, kambiyo senetlerine karşı açılacak menfi tespit davasında ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının hata ve hile iddialarının gerçek dışı olduğunu ayrıca TBK'nın 39. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin de geçtiğini, davacının yeğenlerinin baskısı altında bu davayı açtığını belirterek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Davanın REDDİNE, tazminat koşulları oluşmadığından tazminat verilmesine yer olmadığına ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin hak düşürücü sürenin dolduğundan bahisle hata ve hile iddialarının incelenmemesi ve süresinde açılmadığından bahisle davanın reddedilmiş olmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemece maddi gerçeğe ulaşmak adına 4. H.D. 16.06.2021 T. E:1143, K:3147 sayılı içtihatta kıstas olarak belirtilen araştırmaları yaptırması gerektiğini, yerel mahkemenin davalının isticvabı taleplerini kabul etmemesi de hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının bir ihlali olduğunu, davalı tarafından yapılan yemin usul ve yasaya aykırı olduğundan yerel mahkemece karara esas alınması hatalı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.<br>   DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2023 Tarih - 2022/236 Esas - 2023/642 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>DAVA;  menfi tespit istemine ilişkindir.<br> İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davalının düzenleyeni davacı ..., düzenleme yeri Sakarya, düzenleme tarihi 31/12/2019, vade tarihleri 20/08/2020 ve 20/09/2020, bedelleri 2.500.000,00 TL, lehtarı davalı ... olan iki adet bonodan kaynaklı alacağının tahsili için  davacı aleyhine Sakarya 3. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, davacının eldeki dava ile borçlu olmadığının tespitini istediği, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafından, dava dilekçesinde bonoların hata ve hile ile alındığı, imzanın kendisine ait olmadığı iddia edilmiştir.<br>Uyuşmazlık, yanılma (hata) ve aldatma (hile) hukuksal nedenlerinin dinlenme olanağı olup olmadığı, bonoların davacının eli ürünü olup olmadığı ve davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasındadır.<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6).<br>İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.<br>Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (YHGK., 14.05.2014 tarih, 2013/19-1155 Esas, 2014/660 Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar).<br>İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nın 189-(3) maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir. <br>Yine Aynı Kanunun 200/1. maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise  “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır. <br>Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir. <br>Bu açıklamalara göre; menfi tespit davasında da anılan yasa hükümlerindeki ispat yüküne ilişkin kuralın uygulanması gerekir. Buna göre, menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davalıya düşer. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3521 Esas 2019/1844 Karar sayılı ilamı).<br>Bu açıklamalardan sonra davacının iddialarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmiştir.<br> 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun; ''Yanılma'' üst ve ''1. Yanılmanın hükümleri'' kenar başlıklı 30 uncu maddesi; ''Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz'' ,sınırlı sayıda olmamak üzere esaslı yanılma hâllerine yer verilen ''2. Yanılma hâlleri'' kenar ve ''a. Açıklamada yanılma'' alt başlıklı 31 inci maddesinin ikinci fıkrası; ''Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa'', ''İrade bozukluğunun giderilmesi'' başlıklı 39 uncu maddesi ise; ''Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz'' şeklindedir. <br> 6098 sayılı TBK'nın 36. maddesine göre; \"Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.<br>Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir\". <br>Bilindiği üzere, \"hile\"(aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1. (818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu'nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı gibi; taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.<br>Hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir.<br>Eldeki davada, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava dilekçesinde önce imza inkarında bulunduğu, imzanın kendisine ait olması ihtimalinde de yanılma (hata) ve aldatma (hile) hukuksal nedenleri uyarınca bonolar nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürmektedir. <br>Davacının imza inkarı iddiası, bonolardaki imzanın kendisine ait olmadığı yahut kendisine ait başka bir imzanın bonolara taşınması suretiyle oluşturulduğu yönünde olup bu iddiada doğası gereği bono düzenleme iradesinin olmadığının ileri sürüldüğü görülmektedir. Yanılma (hata) ve aldatma (hile) hukuksal nedenlerinde ise ortada düzenleyenin bir iradesinin olduğu ancak bu iradenin bozulduğu iddiası vardır. Bu durumda imza inkarı ile irade bozukluğu halinin birlikte ileri sürülmesi kendi içerisinde çelişkili olmakla birlikte irade bozuklu iddiası incelendiğinde; bonoların düzenleme tarihlerinin 31/12/2019 tarihi olduğu, davalının başlattığı Sakarya 3. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında Sakarya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 15/02/2022 tarih, 2020/244 E., 2022/34 K. Sayılı ilamı uyarınca ödeme emrinin davalıya 10/12/2020 tarihinde yapılmış sayılmasına karar verildiği görülmektedir. Bu belirlemelere göre; davacının yanılma ve aldatmayı en geç bu tarihte öğrenildiği kabul edilmesi halinde, ilk derece mahkemesince de belirtildiği üzere davacının yanılma ve aldatma iddiasını  Sakarya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/244 Esas ve Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası ile Sakarya 3. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyalarında ileri sürmediği, bu dosyalarda sadece sahtelik iddiasında bulunduğu, davacının yanılma ve aldatma iddiasını ilk kez 10/12/2020 tarihi üzerinden 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 17/02/2022 tarihinde açtığı eldeki davada ileri sürdüğü, bu durumda ilk derece mahkemesince Yanılma ve aldatma iddiasının dinlenmemesinin usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.<br>Diğer yandan, davacı yaşlılığı ve görme sorunları nedeni ile bonolardan sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de; davacının noterde vekaletname düzenlemesi, fiil ehliyeti olmadığında dair açık bir iddianın olmaması göz önüne alındığında davacının yaşlı olması ya da görme sorunları yaşamasının hukuki ehliyetini ve imzasından sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>İmza inkarı yönünden yapılan istinaf incelemesinde;<br>Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.<br>İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.<br><br>Eldeki uyuşmazlıkta; Sakarya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 15/02/2022 tarih, 2020/244 E., 2022/34 K. Sayılı dosyasında alınan 13/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda imzanın davacının eli ürünü olduğu belirtilmiştir. Bu hükme esas alınan bilirkişi raporu eldeki davada tek başına delil olarak kabul edilemez ise de;  Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında EGM İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 19/03/2021 tarihli raporunda da bonolardaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun belirlendiği ve raporun yukarı da aktarılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında belirtilen yöntemlerin kullanıldığı görülmektedir. Her iki bilirkişi raporunun da davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekilinin Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25/05/2021 tarih, ... Sor. ... K. Sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı itiraz ettiği, böylelikle davacı vekilinin bu raporlara yönelik itiraz ettiği, bu durumda birbirini doğrulayan bilirkişi raporlarının eldeki davada delil olarak değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin imza inkarına yönelik istinaf isteminin reddi gerekmiştir.<br>Tanık ve yemin deliline ilişkin istinaf istemlerinin incelenmesinde;<br>6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi uyarınca, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri maddede belirtilen miktar ve değeri (eldeki davaya konu bonoların düzenleme tarihi olan 2019 yılı için 3.360.00 TL) geçtiğinde senetle ispatı gerekir. <br>Aynı Kanun'un 203. maddesinde ise Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları;<br>\"(1) Aşağıdaki hallerde tanık dinlenebilir:<br>a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.<br>...\" şeklinde sayılmıştır.<br>Taraflar kardeş olmakla, senetle ispat yasağının istisnası oluştuğu söylenebilir ise de alacak senede bağlandığından davacının bu istisnadan yararlanması olanaklı değildir. Davalının tanık dinlenmesine açık muvafakati olmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince tanık dinlenilmemesi de yerindedir.<br>Yukarıda açıklandığı üzere ispat yükü davacı da olup, davacı yemin deliline dayanmıştır. Yemin kesin delillerden olup yemin delilinin kullanıldığı durumda artık tarafların isticvap edilmesi gerekmez. İlk derece mahkemesince 6100 sayılı HMK'nın 225 vd. maddelerinde belirtilen usullere uygun olarak davalının yemini yaptırılarak beyanı alınmış ve davalı yemini sonrası sorgusunda bonoların davacıya verilen borç paralar karşılığında düzenlendiğini beyan etmiş ve yemininde ısrar etmiştir. Bu belirlemelere göre yemin deliline yönelik istinaf isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Tüm bu açıklamalara göre; davacının eldeki dava ve takibe konu bonoları düzenleme yönünden fiil ehliyetinin olmadığına dair bir iddia olmadığı, davacının yaşlılığı ve görme sorunlarının bono düzenlemesine engel olmadığı, yanılma ve aldatma hukuksal nedenlerine ilişkin iddialar yönünden hak düşürücü sürenin geçirildiği, bonolardaki imzaların davacının eli ürünü olduğu, davacının bu miktarlarda bono düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna yönelik iddiasının az önce açıklanan nedenlerle geçerli bonolar karşısında dinlenme olanağının olmadığı, ilk derece mahkemesince delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,  <br><br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/02/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır. <br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d8a2d412e2999e2","SID":"5aa3096ae82cd8ef"}}