{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/239 - 2025/304<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/239 <br>KARAR NO\t: 2025/304<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R  <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/434 Esas 2022/828 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 07.03.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 18.03.2025<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.08.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ...'ün sevk ve idaresindeki davalı ... Sigorta AŞ tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında rizokosu üstlenilmiş olan ... plakalı araç ile seyir halinde iken kavşakta sola dönmeye çalıştığı esnada ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması neticesinde çift taraflı, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu sürücü ...'ın yaralandığını,  kaza sonrası 13.02.2020 tarihinde alınan  adli tıp kurul raporunda  %48 engellilik oranı olduğunun tespit edildiğini, davacı ...'ın bedensel zarara uğraması nedeniyle, 6100 sayılı Yasa'nın 107. Maddesi uyarınca toplanacak delillere göre maddi tazminat tutarı belirlenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL geçici işgöremezlik, 200.000,00 TL  sürekli iş göremezlik tazminatının sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında geçici iş göremezlik tazminarı talebinin 11.596,96 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 250.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, yetki ve dava şartı yokluğuna ilişkin itirazları olduğunu, esasa ilişkin olarak davalı şirket tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (zmss) poliçesi ile sigortalanan ... plakalı aracın 04.08.2013 tarihinde işletilmesi sırasında oluşan kazada davacının yaralandığını, kazanın oluşumunda sigortalı aracın sürücüsünün kusuru bulunmadığını, bu nedenle davacının taleplerinin poliçe teminatı dışında olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, poliçe kapsamında geçici iş göremezlik tazminatı sayılmadığını davayı kabul etmemekle birlikte geçici iş göremezlik tazminatı talebi poliçe teminatı dışında olduğunu, dava dilekçesinde davacının çalışıp çalışmadığı yönünde beyan ve delil bulunmadığından hesaplama yapılacaksa asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek ve önceki savunmaları baki kalmak kaydı ile başvuru dilekçesinde başvuran tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işlemesi talep edildiğini, ancak  temerrüdün başlangıcı KTK'nın 98. ve 99. Maddesine göre belirleneceğinden davacıların bu talebinin hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek ve önceki savunmaları baki kalmak kaydı ile huzurdaki başvuruya temerrüt faizi olarak yasal faizi uygulanması gerektiğini, belirsiz alacak davasına karşı dava dilekçesinde belirsiz alacak davasının açıldığı belirtilmesine karşın, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı tutulduğu da beyan edildiğini, dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının kısmi dava açtığı anlaşıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davacının %25 oranında, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre  alınan raporda davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının %73,  tıbbi iyileşme süresinin 18 ay olduğunun belirtildiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararı yönünden aktüer bilirkişiden  rapor alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı şekilde sorumlu tutulması gerektiği, uzamış ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 11.596,96 TL geçici, 250.000 TL sigorta limiti dahilinde kalıcı işgöremezlik toplamı 261.596,96 TL'nin 07.04.2017 tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın kaldırılması halinde yeni asgari ücretlere göre hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yetki ve zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, taraflar ceza soruşturmasında uzlaştığından davanın reddi gerektiğini, davacının müterafik kusurlu olduğunu, koruyucu ekipman kullanmadığını, maluliyet raporunda hatalı yönetmelik hükümlerinin uygulandığını, davanın kısmi dava olarak açıldığını, ıslah ile talep edilen tazminatın zamanaşımına uğradığını, sorumluluklarını poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, poliçe limitinin aşacak şekilde sorumlu tutulduklarını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle daimi işgöremezlik tazminatı ve geçici işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.<br>1-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMMS Genel Şartlarının C.7. maddesinde  motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1087 E. - 2020/125 K. sayılı 11.02.2020 tarihli ilamında; \"2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun görevli ve yetkili mahkemeyi düzenleyen 110. maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartlarının C.7 maddesinde de yetkili mahkemeler belirlenmiş, Kanundaki yetki kuralı aynen tekrar edilmiştir. Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik’in 10. maddesinde, şirketlerin bölge müdürlükleri ve şube açmak suretiyle yurt içinde teşkilatlanmasının, yurt dışında şube veya temsilcilik açması ilgili diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla serbest olduğu, ancak bu şekilde faaliyete başlanmasını ve faaliyetin sona erdirilmesini müteakip bir ay içinde şirketçe Müsteşarlığa bildirimde bulunulması gerektiği düzenlenmiştir. Mevcut bu düzenleme dikkate alındığında Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca bölge müdürlüğü yapılanmasına izin verilmiş, genel müdürlük ile şube ve acenteler arasında bölge müdürlüğü adında bir yapılanmanın kurulabileceği kabul edilmiştir. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2017 tarihli ve 2017/17-1110 E., 2017/860 K. sayılı kararında da benimsenerek davacı vekilinin davayı sigortacının bir acenteden daha yetkili olan Bölge Müdürlüğü’nün bulunduğu Bursa ilinde açtığı gözetilerek mahkemece yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği\" belirtilmiştir. <br>Dava konusu olayda, davalı ... Sigorta AŞ’nin, Ankara ilinde Bölge Müdürlüğü bulunduğu gözetildiğinde Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerinin davaya bakmakla yetkili olduğu anlaşılmış olup davalı vekilinin mahkemenin yetkisine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>2-2918 Sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin 2. fıkrasında \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa\" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. <br>Somut olayda, davaya konu trafik kazasının 04.08.2013 tarihinde gerçekleştiği, kazada davacının yaralandığı anlaşılmıştır. Bu durumda, eldeki davada uygulanması gereken zamanaşımı süresi, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 89/4. ve 66/1-e maddelerine göre 8 yıl olduğu, davanın 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 02.08.2021 tarihinde açıldığı, davanın HMK’nın 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığı da gözetildiğinde alacağın tamamı yönünden dava tarihinde zamanaşımı süresi kesildiğinden talep artırım dilekçesi ile artırılan kısım yönünden de zamanaşımı definde bulunulamayacağından davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir.<br>3-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. <br>Somut olayda, davacının dava konusu kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranı yönünden hükme esas alınan Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 13.12.2021 tarihli raporunda, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre daimi maluliyet oranının belirlendiği görülmüş olup kaza tarihi olan 04.08.2013 tarihi itibariyle uygulanmakta olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının daimi maluliyet oranının belirlenmesi için rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Yargıtay uygulamasına göre olay tarihinde uygulanmayan yönetmelik hükümlerine göre belirlenen maluliyet oranı esas alınarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>4-Borçlar Yasasının, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir. <br>Davalı vekili, davacının motosiklet sürücüsü olduğunu ve kaza esnasında koruyucu ekipmanlarının olmadığını, bu durumun zararın artmasına neden olduğunu ileri sürerek belirlenen zarardan müterefarik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacının kaza esnasında kaskının bulunup bulunmadığı belirlenerek, kaskının bulunmadığının anlaşılması halinde, davacının yaralanması ve maluliyetine neden olan arazların meydana gelmesi ile kaskının bulunmaması arasında illiyet bağı olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br>Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>2-Kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,<br>4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,<br>5-Kullanılmayan istinaf gider avansının iadesine,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye <br>Katip<br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1b913dd65baebe1","SID":"933a0517f6afa105"}}