{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/2350 - 2025/292<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/2350 <br>KARAR NO\t: 2025/292<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...<br>ÜYE\t:...<br>ÜYE\t:...<br>KATİP\t:...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:04/04/2023<br>NUMARASI\t:2022/183 Esas - 2023/239 Karar<br><br>DAVACI\t:...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVALI\t:HASELLER ÇELİK SANAYİİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -  Merkez Sanayi Mah. Kuzey Sk. No:10 İzmit/KOCAELİ<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVA\t:İstirdat<br>DAVA TARİHİ\t:25/11/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t:14/02/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:10/03/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacı aleyhine Kocaeli 6. İcra Dairesi'nin 2016/5910 Esas sayılı dosya ile takip yaptığını, bu takibin Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/499 Esas sayılı kararla iptal edildiğini, bu karara karşı da davalının istinaf başvurusunun reddedildiğini, bu kararın taraflarına 05.11.2019 tarihinde tebliğ edildiğini ancak takibin iptali ile ilgili yargılama süreci devam ederken icra ve haciz yolu ile davalı Kocaeli 6. İcra Dairesi eliyle 25.583,20-TL tahsilat yaptığını, Kocaeli 6. İcra Dairesi eliyle yapılan ödemenin sebebi ortadan kalkmış olduğundan davalıya ödenen 25.583,20-TL'nin ödeme tarihi olan 05.10.2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsili için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, davalı tarafa yapılan ödemenin sebebi ortadan kalktığından ödenen 25.583,20-TL'nin ödeme tarihi olan 05.10.2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hukuki yarar şartı gerçekleşmediğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte iptaline karar verilen bir takipte o tarihe kadar yapılan ödemelerin iadesi için İİK'nın 361. maddesi gereği ayrıca bir mahkeme kararına veya hükme gerek duyulmadığını, icra dairesinden muhtıra talebinde bulunulmasının yeterli olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, ilgili icra dairesinden gelen 27.11.2020 tarihli cevabi yazıda davaya konu borcu ödeyenin diğer borçlu ... olduğu ve makbuzunun bu borçlu adına düzenlendiği bildirildiğini, buna göre diğer borçlu tarafından ödenen paranın davacı tarafından şahsı adına talep edebilmesinin mümkün olmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, mevcut davanın ister istirdat davası isterse tensip zaptındaki gibi TTK mad. 732 uyarınca sebepsiz zenginleşme davası olarak görülsün her iki durumda da 1 yıllık dava zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davacı talep kısmında 25.583,20-TL'nin iadesini talep etmişse de,  davalının hesabına icradan yatan para sadece 23.304,55-TL olduğunu, davacı, devletin kendisinden tahsil ettiği kısmın iadesini de davalıdan talep ettiğini, bu farkın hiçbir zaman davalının hesabına ve malvarlığına girmediğini, söz konusu kısımın alacaklısı ve muhatabının devlet olduğunu, devletin bu bedeli tahsil harcı ve cezaevi harcı olarak kaynağında tahsil ettiğini, davalının bu kısımın iadesini de davalıdan talep edebilmesinin mümkün olmadığını, aynı şekilde davacının dilekçesinde 05.10.2016 tarihinden itibaren faiz talep edebilmesinin mümkün olmadığını, davalının herhangi bir şekilde temerrüte düşürülmediği gibi  takibin iptali de bu tarihten çok sonra gerçekleştiğini, bu nedenle faizin başlangıcına ve faizin türüne itiraz ettiklerini belirterek davacının davasının ve dilekçesindeki tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davacının açmış olduğu davanın KABÜLÜNE<br>25.583,20 TL’nin dava tarinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde senedin sıhhatine, temel ilişkiye veya borca yönelik en ufak bir itirazı veya herhangi bir borçsuzluk iddiasının bulunmadığını, davacının yargılama aşamasında da iddiasını hiç bir şekilde genişletmediğini, istirdat davasının şartlarının oluşmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2023 tarih, 2022/183 Esas - 2023/239 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; istirdat istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacının aval veren olarak yer aldığı senet nedeniyle asıl borçlu ile birlikte aleyhlerine davalı tarafından Kocaeli 6. İcra Dairesinin 2016/5910 esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin, Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/499 esas, 2017/840 karar sayılı ilamı ile iptal edildiği, eldeki davanın iptal edilen takip sırasında tahsil edilen 25.583,20-TL'nin davalıdan tahsili istemine yönelik olduğu, İlk derece Mahkemesi'nin ilk kararı ile davaya konu ödemenin davacı/kefil borçlusu tarafından yapılmaması, asıl borçlunun yaptığı ödemenin davacı tarafından talep edilemeyecek olması ve ödeme yapmayan davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın  usulden reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurmuş, Dairemizin 07/03/2022 tarih, 2021/942 Esas ve 2022/182 Karar sayılı ilamı ile; \"..celp edilen ödemeye dair kayıt içeren tahsilat makbuzunda Kocaeli 3. İcra Dairesi hesabından yapılan gönderimden kaynaklı tahsilatın bulunduğu belirtilmekle, mahkemece para gönderiminin gerçekleştirildiği icra dosyasının tespit edilerek dosyaya celbi ve tahsilatın dayanağı olan icra takibinin alacaklısının tespiti ile sonucuna göre ödeme yapanın belirlenerek yargılamanın yürütülmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmediği\" gerekçesiyle kaldırılmış. Mahkemece; davalı tarafından tahsil edilen paranın sebebinin ortadan kalkmış olması sebebiyle davacının açmış olduğu davanın kabulü gerekip, davalı tarafından ileri sürülen takas mahsup talebinin dosya içerisinde davalının davacıdan alacaklı olduğuna dair kesinleşmiş bir takip, dava v.b bulunmadığından, davalı tarafından bu ileri sürülen defi somutlaştırılmamış olduğundan bu talep yerinde bulunmamış, davalının davadan önce temerrüte düşürüldüğüne dair bilgi ve vesika olmadığından dava tarihinden itibaren faize hükmedilerek karar verilmiş, senedin arka yüzünde teminat yazdığı için icra hukuk mahkemesince takibin iptaline karar verilmiş, ancak dosyada; davaya konu  Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2019/142231  E.(eski Kocaeli 6. İcra Dairesi'nin 2016/5910 E.) dosyasının ve bu takibe konu bononunu bulunmadığı görülmesi üzerine Dairemizin 21/11/2024 tarih,2023/1221 Esas ve 2024/1685 Karar sayılı ilamı ile; Mahkemesinden, Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2019/142231  E.(eski Kocaeli 6. İcra Dairesi'nin 2016/5910 E.) dosyası ve bu takibe konu bononun ön ve arka yüzünü gösterir bir suretinin ilgili icra dairesinden fiziken istenilerek Dairemize gönderilmesi için geri çevrilmesine karar verilmiştir. <br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 28.03.2022 tarihli ve 2021/17658 Esas, 2022/5997 Karar sayılı ilamı;\"...Kişilerin dava hakkı Anayasanın 36. maddesiyle teminat altına alınmış olup, “hukuki yarar” ile sınırlıdır. HMK'nın 114/h maddesinde düzenlenen hukuki yarar, davanın konusuna ilişkin dava şartlarından olup, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Davada davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı, mahkemece re'sen araştırılacak hususlardandır. Tüm davalarda olduğu gibi eldeki davada da HMK’nın 114. maddesinin (h) bendinde yazılı davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması zorunludur. İİK'nın İcranın İadesi başlıklı 40. maddesinde \"İlamın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur. Bir ilam hükmü icra edildikten sonra Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur. Ancak üçüncü kişilerin hüsnüniyetle kazandıkları haklara halel gelmez.\" düzenlemesine yer verilmiştir.  Buna göre, ilamlı takibe karşı paranın ödendiğine ilişkin yapılabilecek itirazlar kanunda düzenlenmiş olup, borçlu, icra emrinin tebliğinden önceki ödemeyi icranın geri bırakılması prosedürünü işleterek ileri sürebilecek; borçlu olmadığı parayı ödemek durumunda kalan borçlu istirdat davası açabilecek; mahkemece verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay tarafından bozulması durumunda da icranın iadesini isteyebilecektir. <br>Somut olayda;  davacı taraf; davalının müvekkili hakkında tasarrufun iptali davası açtığını, bu davada önce müvekkilinin davalıya 41.000,00 TL borçlu olduğu yönünde karar verildiğini, dosya temyiz aşamasındayken icra tehdidi altında kalan müvekkilinin bu miktarı taksitle ödemek zorunda kaldığını, ancak daha sonra tasarrufun iptali davasına ilişkin kararın bozulduğunu, bunun üzerine yeniden yapılan yargılamada müvekkilin borcunun olmadığına ilişkin hüküm kurulduğunu belirtmiş olup; davacı İİK'nın 40. maddesine göre, ödemiş olduğu asıl alacak miktarı yönünden icra müdürlüğüne başvurarak icranın iadesini sağlayabilecekken, bu miktar yönünden icra takibi yapılmasında ya da dava açılmasında hukuki yararı yoktur. Ancak; İİK’nın 40/2. maddesi gereğince icranın iadesi yoluyla alacaklıdan geri alınıp borçluya verilecek miktar borçlunun icra dairesine ödediği miktardır. Davacı, kendisinin icra dosyasına ödeme yaptığı tarihten itibaren tahsil edilen paranın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş olup, ödenen paranın faizinin İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca icra müdürü tarafından hesap edilemeyecek olması karşısında davacının faize ilişkin talebini ayrı bir icra takibi ya da dava ile ileri sürmesinde hukuki yararının varlığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda mahkemece; davacının icra takibine konu ettiği asıl alacak miktarı yönünden icra takibi yapmasında ve dava açmasında hukuki yararı olmadığından davanın reddine, davacının icra dosyasına ödeme yaptığı tarihten itibaren ödenmesi  gereken  faiz   yönünden   davanın   açılmasında   hukuki   yararı  bulunduğundan kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiştir.\"  şeklindedir.<br>İşbu davada da; davacı taraf; davacı tarafından Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/499 Esas ve 2017/840 Karar sayılı  kararı ile davanın kabulüne karar verilerek Kocaeli 6. İcra Dairesi'nin 2016/5910 Esas sayılı takibin iptaline karar verildiğini, bu dosya istinaf aşamasındayken icra tehdidi altında kalan müvekkilinin bu miktarı Kocaeli 6. İcra Dairesi eliyle 25.583,20 TL tahsilat yaptığını,  Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/499 Esas ve 2017/840 Karar sayılı  kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2019 tarih, 2018/2874 Esas ve 2019/1730 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiğinden hükmün 08/10/2019 tarihinde kesinleştiğini belirtmiş olup; davacı İİK'nın 40. maddesine göre, ödemiş olduğu asıl alacak miktarı yönünden icra dairesine başvurarak icranın iadesini sağlayabilecekken, bu miktar yönünden icra takibi yapılmasında ya da dava açılmasında hukuki yararı yoktur. <br>Ancak faiz açısından da İİK'nın 40/2. maddesinden de anlaşılacağı üzere, yapılan ödemenin geri alınabilmesi, dayanak ilamın kesinleşmesi koşuluna bağlıdır. Alacaklının iade etmesi icap eden miktardan haberdar edilmesi bir muhtıra ile sağlanmalıdır. Alacaklının muhtıra tebliğine rağmen bu parayı iade etmemesi halinde temerrüdü oluşur ve kendisinden faiz istenebilir. Bir başka anlatımla alacaklıdan iadesi gereken paraya, muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren (muhtıra ile süre verilmiş ise bu süreden sonra) faiz yürütülebilir.<br>Davacının ödeme yaptığını iddia ettiği Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2019/142231  E. (eski Kocaeli 6. İcra Dairesi'nin 2016/5910 E.) dosyasında iadesi gereken tutarın davalı alacaklıya muhtıra gönderilmek suretiyle tebliğ edilip edilmediği araştırılarak faiz alacağı olup olmadığı, varsa hesaplanarak bir karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de hatalı olmuştur.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2023 tarih, 2022/183 Esas ve 2023/239 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.14/02/2025<br><br>...<br>     Başkan ...                     Üye ...                    Üye ...                 Katip ...<br>      ¸e-imzalıdır\t\t      ¸e-imzalıdır                        ¸e-imzalıdır                     ¸e-imzalıdır<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1496451afb447e73","SID":"96c44dd03be36a37"}}