{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1550 Esas<br>KARAR NO: 2025/400<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/03/2021<br>NUMARASI: 2019/453 Esas, 2021/211 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile akdedilen 02/11/2016 tarihli sözleşme uyarınca müvekkili tarafından davalıya inşaat yönetimi danışmanlık hizmeti verileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin bu sözleşmeden kaynaklanan tüm edimlerini yerine getirmesinden sonra davalının talebi üzerine hizmet süresinin uzatılması konusunda ek protokol imzalandığını, protokole göre de müvekkili tarafından danışmanlık hizmetinin tam ve eksiksiz yapıldığını, ek protokolde belirlenen danışmanlık ücretine konu 30/05/2017 tarihli 25.000,00 TL bedelli faturanın davalı şirkete teslim edilip itiraz da olmamasına rağmen ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin de davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili yasal süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki 02/11/2016 tarihli ... Tuzla Tesisi İnşaat Yönetim Hizmetleri sözleşmesi uyarınca yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olarak belirlenmesi sebebiyle yetki itirazında bulunduklarını, söz konusu sözleşme ile davacının, müvekkilinin fabrika ve ofis inşaasının proje yönetim, denetim ve danışmanlık hizmetlerini üstlendiğini, sözleşmenin 02/03/2017 tarihinde sona erdiğini, ancak inşaatı bitmediğinden ek protokol ile sözleşmenin süresinin 2 ay daha uzatıldığını, müvekkili tarafından süresi Nisan'da sona eren sözleşme ve ek protokole ilişkin tüm faturaların eksiksiz olarak ödendiğini, taraflarca Mayıs ayı için ayrıca bir protokol imzalanmadığını, protokol süresi sonunda işler bitmeyince mail üzerinden eksik işler konusunda karşılıklı konuşulmuş ise de bir anlaşmaya varılamadığını, buna rağmen davacının Mayıs ayına ilişkin fatura kestiğini, ancak davacının Mayıs ayında herhangi bir hizmet ifa etmediğini belirterek davanın reddi ile, kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; somut olayda takibin dayanağı faturanın irsaliyeli fatura olduğu, faturanın teslim alan kısmında ismi ve imzası bulunan ...'ın gelen SGK kayıtları incelendiğinde, teslim alındığı tarih olan 30/05/2017 tarihinde davalı çalışanı olduğu, bu haliyle yapılan değerlendirmede davalı her ne kadar takip konusu faturadaki hizmetin alınmadığını savunmuş ise de, faturanın davalı çalışanınca teslim alınması karşısında fatura içeriğini oluşturan edimlerin de yerine getirildiği ve hizmetin verildiğini ispat külfeti kendisinde olan davacının hizmeti verdiğini ispat ettiği, takip konusu alacağın likit olduğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile davalının takibe yönelik itirazının 25.000,00 TL asıl alacak ve 734,59 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.734,59 TL üzerinden kısmen iptali ile takibin işbu miktarlar üzerinden takip talebindeki şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan icra-inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece, faturanın müvekkilinin çalışanınca teslim alınmış olmasının, fatura içeriğini oluşturan edimlerin yerine getirildiğinin kabulü için yeterli olduğu kabul edilmiş ise de, bu kabulün dayanağı olan İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin kararının aksi yönünde kararlar da bulunduğunu (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:2001/1, K:2003/1, Yargıtay 23.HD 2014/3309 E. 2015/127 K.), Mayıs/2017 dönemine ilişkin akdi ilişki ve/veya alınan hizmetin kabul edilmediğini, sözleşmenin 5.2. maddesi uyarınca ek hizmetler hususunda karşılıklı yazılı anlaşma yapılması gerektiğini, yine sözleşmede inşaatın süresinde ve tamamlanmasında davacı/yöneticiden kaynaklı gecikme olursa uzayan süre için ücret talebinde bulunulamayacağının yazılı olduğunu, bilirkişi Mayıs/2017 döneminde hizmet verildiği yönünde görüş bildirmiş ise de, verilen hizmetin neye ilişkin olduğu, Nisan faturası içeriğindeki hizmetin eksik işlerinin tamamlanmasına mı yoksa yeni fatura kesmeyi gerektirecek ek işlere mi ilişkin olduğu, ilişkin olduğu, bu gecikmenin ve eksik işlerin davacıdan mı yoksa davalıdan mı kaynaklandığı yönündeki itirazlarının inceleme konusu yapılmadığını, davacının sunduğu tüm mail ve raporların Mayıs ayından önceki dönemlere ait iş ve yükümlülüklere ilişkin olduğunu, oysa bu dönemlere ilişkin tüm faturaların müvekkilince ödendiğini, müvekkili tarafından atılan ödemeye ilişkin maillerin eksik işler dolayısıyla ödemesi geciktirilmiş olan Nisan ayı hizmet bedeline ilişkin olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>ELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davanın ilk olarak açıldığı İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1159 Esas 2019/408 Karar sayılı kararı ile, yetkili Mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Mahkemece işbu istinaf başvurusuna konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 25.000,00 TL asıl alacak ve 853,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.853,13 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu,  itiraz dilekçesinin tebliğ edilmediği, bu sebeple davacının yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 23/01/2020 tarihli raporda; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun düzenlenmiş olduğu, icra takibine konu 30/05/2017 tarihli, ... nolu, 25.000,00 TL tutarındaki faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 25.000,00 TL alacaklı gözüktüğü, buna karşılık söz konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği Mayıs/2017 dönemi Form BA bildiriminde davacı firmaya ilişkin herhangi bir bildirime rastlanılmadığı, buna göre davalının takip tarihi itibariyle davacıya borçlu gözükmediği, icra takibine konu fatura üzerinde 30.05.2017, \"Teslim Aldım\" imzası bulunan ...'ın davalı çalışanı olduğu, faturaya davalı tarafından itiraz edildiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, işlemiş faizin 734,59 TL olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi 21/08/2020 tarihli ek raporunda, kök rapordaki görüşlerini değiştirmemiştir. Taraflar arasında 02/11/2016 tarihinde \"... Tuzla Tesisi\" için inşaat yönetim hizmetleri sağlanması amacıyla akdedilen sözleşmenin süresi 4 ay olarak kararlaştırılmış olup sürenin bitiminde düzenlenen ek protokol ile sözleşmenin süresi 2 ay daha uzatılmıştır. Bu hususlarda taraflar arasında bir ihtilaf yoktur. Davacı, bu sürelerden sonra sözleşme konusu işin bitmemesi sebebiyle Mayıs ayında da danışmanlık hizmeti verdiğini ileri sürerek tanzim ettiği 30/05/2017 tarihli 25.000,00 TL bedelli faturayı ödenmemesi üzerine icra takibine konu etmiştir. Davalı ise, sözleşme ve ek protokolün süresinin 02/05/2017 tarihinde dolduğunu ve bu süreye ilişkin ücretleri ödediğini, davacı ile Mayıs ayına ilişkin bir protokol yapılmadığını, icra takibine konu Mayıs ayına ilişkin faturadan kaynaklı bir hizmet almadığını ileri sürerek borçlu olmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, dava ve takip konusu faturanın davalının çalışanına teslim edildiğinden bahisle fatura içeriğini oluşturan edimlerin yerine getirildiği ve hizmetin verildiği kanaatine varılarak yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.Uyuşmazlık, icra takibine konu faturanın bir akdi ilişki çerçevesinde düzenlenip düzenlenmediği, fatura konusu hizmetin yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır. \"...İcra takibinin dayanağı fatura olup 6102 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşme ilişkisini inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi, başka bir ifadeyle (hizmet) alım-(hizmet) satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından  ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura alıcının  ticarî  defterlerinde  kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir... Davalı tarafça faturaya konu sözleşme ilişkisi inkar edildiği için faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olmasına bir sonuç bağlanamayacağı gibi, faturanın salt davacı ticari defterlerinde kayıtlı olması da  davacı lehine yorumlanamaz...\" (Yargıtay  11. HD 2022/1255 Esas 2023/6772 Karar). \"...Faturanın tebliği ifaya yönelik olup içeriğindeki malların teslim edildiği veya akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaz...\" (Yargıtay 13 HD 2016/15073 Esas 2019/7768 Karar). Somut olayda, icra takibine konu 30/05/2017 tarihli, ... nolu ve 25.000,00 TL bedelli irsaliyeli fatura inşaat yönetim hizmet bedeli için düzenlenmiş olup üzerinde \"Teslim aldım, ..., 30.05.2017\" yazılı olarak imzalandığı anlaşılmıştır. Her ne kadar faturayı teslim alanın davalı çalışanı olduğu anlaşılsa da, davalı faturanın düzenlenmesine esas bir akdi ilişkinin bulunmadığını, bu nedenle bir hizmet almadığını savunduğuna göre davacının akdi ilişkinin varlığını ispat etmesi gerekir. Zira davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ve BA formu ile beyan edilmeyen faturanın teslim edilmiş olması tek başına akdi ilişkinin varlığını ispatlamaya yetmeyeceği gibi süresinde itiraza uğramamasına da bir sonuç bağlanamaz. 6100 sayılı HMK'nun 199. maddesine göre, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Bu doğrultuda belgenin sahip olması gereken ilk unsur, taraflar arasında uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişlilik olup diğer unsur ise niteliği itibariyle ispata yarar bilgiyi ihtiva etmesidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/11-328 Esas 2022/154 Karar sayılı ilamı). Bu anlamda dosya kapsamında yer alan belgelerin değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığa konu faturaya ait dönem bakımından davacı tarafından hizmetin verilmesine yönelik taraflar arasında bir anlaşmanın bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Davacı tarafından davalıya gönderilen 27/04/2017 tarihli e-mail ile, Nisan ayı sonu itibariyle hizmet süresinin dolacağı, elektrik ve mekanik mühendislerinin artık hizmet vermeyeceği, inşaat mühendisi ... beyin ise sözlü görüşmelere binaen hizmetin devamlılığı açısından Mayıs ayının en azından belirli bir kısmı için devam edebileceği, tam zamanlı olarak devam etmesi halinde hizmetin karşılığının 25.000,00 TL/ay olacağı, bunun ücretsel onay konusunda sıkıntı yaşanmaması için paylaşıldığı belirtilmiş olup davalı buna karşılık aynı tarihli e-mail ile, geçici hakediş raporunun hazırlanmasının son derece önemli olduğu, bunu öncelik olarak görmeleri halinde hizmet almalarında fayda olacağı, fakat tam zamanlı çalışmak yerine geçici kabul raporu konusunda yardım alınmasının daha sağlıklı olabileceği şeklinde cevap vermiştir. Daha sonra ise davacı tarafından aynı tarihli e-mail ile, Mayıs ayında geçici kabul ve kesin hakediş işlerinin yapılacağı, geçici kabul yapılana kadar verdikleri hizmetin tam zamanlı olarak devam etmesinin önerildiği görülmüş olup davalı tarafından bu e-maile karşı bir cevap verilmemiştir. Ancak davacı tarafından 29/05/2017 tarihinde gönderilen e-mail ile, 7 nolu Mayıs ayı son hakedişin gönderildiğinin, Çarşamba gününe kadar da fatura ve ıslak imzalı raporun iletileceğinin belirtildiği, söz konusu 31/05/2017 tarihli hakediş raporunda süre uzatımına göre işin bitim tarihinin 31/05/2017 ve 01/05/2017-31/05/2017 tarihleri arası için inşaat yönetim hizmet bedelinin 25.000,00 TL olarak gösterildiği, 07/06/2017 tarihli e-mail ile ise, verilen hizmete ilişkin Nisan ve Mayıs faturalarının ödemesi konusunda bilgi istenildiği, davalı tarafından 08/06/2017 tarihli e-mail ile bir itiraz bildirmeden, finanstaki yoğunluktan işleme alınamadığı ve haftaya programladıktan sonra bilgi geçileceğinin belirtildiği, davacının 08/07/2017 tarihli e-mail ile, Nisan ayı 35.000,00 TL ve Mayıs ayı 25.000,00 TL tutarlı faturaların ödenmesini talep ettiği, davalının ise 09/07/2017 tarihli e-mail ile, ödemelerin geciktirilmesinde bir kasıt olmadığını, hafta içinde gerekli raporları tamamlayıp ilgili ödemeleri yapacaklarını belirttiği, davacı tarafından gönderilen e-maillerde verilen hizmetin 2017 yılı Mayıs ayı sonunda tamamlanarak sona erdiğinin bildirdiği görülmüştür. Buna göre, itiraza uğramayan e-mail içerikleri dikkate alındığında taraflar arasında Mayıs ayına konu hizmetler bakımından da bir anlaşmanın bulunduğu ve söz konusu hizmetin davacı tarafından yerine getirildiğinin anlaşıldığı, davalı bir anlaşma var ise bunun sözleşmenin 5.2 maddesi uyarınca yazılı yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, söz konusu hükme göre davalının sözleşme kapsamında belirlenen hizmet dışında kalan ek servis istemesi halinde yazılı anlaşma yapılacağının kararlaştırıldığı, bu nedenle sözleşme kapsamında kalan hizmetlere ilişkin anlaşmanın yazılı yapılmasının zorunlu olmadığı, yine davalı sözleşmede, inşaatın süresinde ve tamamlanmasında davacıdan kaynaklı gecikme olursa uzayan süre için ücret talebinde bulunulamayacağının kararlaştırıldığını ileri sürmüş ise de, HMK'nun 357. maddesi uyarınca ilk derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen bu iddianın dinlenemeyeceği hususları dikkate alındığında davacının davasında haklı olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/453 Esas, 2021/211 Karar sayılı ve 22/03/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 440,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 175,40 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ed0c515d6e380ab8","SID":"b6d59113586a7b7b"}}