{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/297 - 2025/283<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/297 \t\t                                   ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/283<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/11/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2019/71 E 2021/612 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali  <br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 27/03/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili  tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ\t<br>Asıl davada davacı vekili, davacı ile davalı şirketin 02.05.2013 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ile LPG otogaz bayilik sözleşmesi akdettiğini, davacının sözleşmelerin süresi sonu olan 02.05.2018 tarihi itibariyle davalı şirket ile bayilik ilişkisinin devam etmeme kararı aldığını, Milas 2. Noterliği'nin 24.04.2018 tarih 1616 yevmiye nolu ihtarname gönderilerek sözleşmenin 02.05.2018'de ilgili kanun ve yönetmelikler gereğince sona ereceği hususunun ihtar edildiğini, davalının ... Bankası'nın 170.05.20163 tarihli banka teminat mektubunun nakde tahvil ettiğini, ancak davacının davalıya ödenmemiş bir borcu bulunmadığını, davalının 30.04.2018 tarihli akaryakıt cezai şart bedeli altında 62.123,94 TL ve 30.04.2018 tarihli madeni yağ cezai şart bedeli adı altında 32.865,78 TL bedelli iki adet fatura keşide ederek gönderdiğini, davalının teminat mektubunun bu faturalara istinaden nakde tabi ettiğinin haricen öğrendiğini, davacının davalıya cezai şart veya eksik ürün alımından dolayı bir borcu bulunmadığını, faturaların yasal süresinde Beyoğlu 13. Noterliği'nin 14.05.2018 tarih 10789 yevmiye numara ile iade edildiğini, davacının teminat mektubu haksız olarak nakde tahvil edildiğinden 100.000,00 TL zararlarının bulunduğunu, davacının beyaz ürün satış taahhüdünü yerine getirdiğini, madeni yağ satış taahhüdünü davalı taraf nedeniyle yerine getirilememiş olduğunu, davalının 4 yıl 9 ay süresince davacıdan madeni yağ alım yapılmasını talep etmediğini, buna yönelik bir uyarı dahi göndermediğini, tüm sözleşme dönemi boyuncu alım yapmayan müvekkiline sözleşme sonunda cezai şart faturası göndermesinin dürüstlük kuralı ve güven ilkesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek 100.000,00 TL'nin tahsil tarihi olan 07.05.2018 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında 02.05.2013 tarihli istasyonlu akaryakıt bayilik sözleşmesi ve eki niteliğinde 02.05.2013 tarihli protokol ile 02.05.2013 tarihli ariyet sözleşmesi ve 31.08.2016 tarihli otogaz bayilik sözleşmesi akdedilerek akaryakıt bayiliği hakkı ve işletmecilinin verildiğini, sözleşme süresinin 5 yıl olarak belirlendiğini, bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir eki olan protokolün 8. maddesinde asgari ürün taahhüdünün, 9. maddesinde asgari ürün alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şartın belirlendiğini, protokolün 10. maddesinde cezai şartın belirtildiğini, 23. maddede feshin, 24. maddede feshin sonuçlarının belirtildiğini, davalı bayinin sözleşme ve protokol hükümlerine aykırı davranarak bayilik sözleşmesinin haksız olarak ve süresinden önce feshettiğini bu nedenle cezai şart borcunun bulunduğunu, bayinin sözleşme süresi bitmeden Milas 2. Noterliği’nin 17.04.2018 tarih 01520 yevmiye nolu ihtarname ile akaryakıt bayilik sözleşmesini feshettiğini bildirdiğini, süre bitmeden sözleşmenin haksız feshedilmesi dolayısıyla davacının tüm hak ve alacakları ve doğan cezai şartların muaccel hale geldiğini, sözleşme ve protokol gereğince bayinin standart satış fiyatından beyaz ürün almaması nedeniyle 15.326 USD, madeni yağ almaması nedeniyle 8.108 USD cezai şarttan kaynaklanan borcu olduğunu, sözleşme süresi sona ermeden davalı tarafından erken fesih sebebiyle bayilik sözleşmesinin 24. maddesi protokolün 23. ve 10. maddelerine göre 69.500 USD akaryakıt erken fesih cezai şart borcu, otogaz bayilik protokolünün 5.5 maddesine göre 60.000 USD cezai şart  borcu bulunduğunu, erken fesih nedeniyle madeni yağ taahhüdünden 8.108 USD ve akaryakıt taahhüdünden 15.326 USD akaryakıt cezai şart alacağı doğduğunu, bu alacaklar için düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediğini, ariyet söküm bedellerinin de fatura edildiğini, davalının bu bedelleri de ödemediğini belirterek Ankara 9. İcra Müdürlüğü’nün 2018/7783 esas sayılı takibe davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ\t<br>Asıl davada davalı vekili, davacının sözleşmesinin toplam süresi boyunca asgari ürün alım taahhüdünde bulunduğunu, sözleşmenin bayinin tek taraflı beyanı ile sona erdirilmesinin eksik tonaj taahhütlerinin talep edilebilir hale getirdiğini, tarafların 02.05.2013 tarihinde akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli bayilik protokolü imzalayarak bayilik ilişkisinin kurulduğunu, davacının 24.04.2018 tarihli ihtarname ile yeni dönem için davalı şirket ile  bayilik ilişkisini devam ettirmek istemediği ve sözleşmeyi feshettiğinin açıkça anlaşıldığını, akaryakıt bayilik protokolünün 24. maddesine göre sözleşmenin bayi tarafında tek taraflı feshi halinde asgari ürün alım taahhüdünden doğan cezai şartın davalıya ödemesi gerektiğini, alım taahhüdünün yıllık veya dönemsel taahhütler olmayıp 5 yıllık zaman dilimini kapsadığını, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin protokol ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, bayinin sözleşme süresi boyunca almayı taahhüt ettiği ancak yerine getiremediği madeni yağ alım taahhüdünden doğan 8.108 USD karşılığı 32.865,78 TL bedelli fatura akaryakıt alım taahhüdünden doğan 15.326 USD karşılığı 62.123,94 TL bedelli fatura düzenlenerek davacıya gönderildiğini, bu faturaların haksız gerekçelerle iade edildiğini, bayilik sözleşmesinin 10.1 ile protokolün 16. maddesi hükmüne göre  asgari ürün taahhütlerinden doğan cezai şart alacakları dahil borçların karşılığında banka teminatı alınacağının kararlaştırıldığını, davacıya eksik tonaj nedeniyle cezai şart faturası düzenlenerek teminat mektubunun tazmin edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>Birleşen davada davalı vekili, davacı tarafından akaryakıt cezai şart bedeli altında 15.326 USD ve madeni yağ cezai şart bedeli altında 8.108 USD bedelli iki adet fatura düzenlediğini, tebliğ edilen faturaların yasal süresi içinde noterden iade edildiğini, ancak davacının bu faturalara istinaden davalının teminat mektubunu nakde tahvil ettiğini, banka teminat mektubu ile haksız şekilde tahsil edilen faturalar karşılığının aynı zamanda başka bir icra takibine de konu edildiğini, sözleşmenin davalı tarafından süresi sonunda feshedildiğini, cezai şarta konu olabilecek herhangi bir sözleşmeye aykırılığın bulunmadığını, 17.04.2018 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesinin süresi sonunda sona erdirilmesi amacıyla feshi ihbar ettiklerini, ancak içeriğini sehven 02.05.2018 tarihi yazılmaması nedeniyle bu ihtarnamenin sehven gönderildiğinin bildirilerek Milas 2. Noterliğinin 24.04.2018 tarih 1616 yev numaralı ihtarname ile sözleşmenin 02.05.2018'de ilgili kanun ve yönetmelikler gereğince sona ereceği hususunun ihtar edildiğini, sözleşmenin süresi sonunda sona erdiğini, 5 yıl süresi bir sözleşmenin süresinin bitmesine 1 hafta kala tek yanlı feshedilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalının 5 yıl boyunca yükümlülüğünü tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, taahhüt ettikleri beyaz ürün alımının fazlasıyla gerçekleştiğini, madeni yağ taleplerinin davacı tarafından madeni yağ tedariki yapılmayacağı gerekçesi ile reddedildiğini, haksız talep edilen cezai şartın davalının mahvına sebep olabileceğini, genel işlem niteliğindeki cezai şart hükümlerinin yazılmamış sayılması gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında davacı birleşen davada davalı bayi tarafından verilen 100.000,00 TL değerindeki banka teminat mektubunun davalı birleşen  davada davacı bayilik veren tarafından bayinin madeni yağ alım taahhüdünden kaynaklanan 8.108 USD karşılığı 32.865,78 TL cezai şart, akaryakıt alım taahhüdünden kaynaklanan 15.326 USD karşılığı 62.123,94 TL cezai şart alacaklarına ilişkin düzenlenen faturalar nedeniyle 07.05.2018 tarihi itibariyle nakde çevrildiği, 02.05.2013 tarihli protokolün  asgari ürün alım taahhüdünü düzenleyen 8. maddesinde bayinin protokol süresince 3250 m³ beyaz ürün ve 5 ton madeni yağ satın almayı kabul ve taahhüt ettiği, asgari ürün alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart  düzenleyen 9. maddesinde sözleşmenin süresinin sonunda veya fesih tarihinde asgari mal alım taahhüdü maddesinde taahhüt edildiği halde satın alınmayan beher  m³ beyaz ürün için 97 USD beher ton madeni yağ için 2.000 USD cezai şartın ...'ye ödeneceğinin taraflarca kararlaştırıldığı, asıl davada davalı tarafından madeni yağ alım taahhüdünü ihlalden kaynaklanan cezai şart tutarı 8.108 USD kabul edilerek bu tutarın karşılığı 32.865,78 TL fatura düzenlendiği tespit edildiğinden protokolün 8. ve 9. maddeleri kapsamında asıl davada davalının kabulünde olan ve sözleşme süresinin sonunda bayi tarafından madeni yağ alım taahhüdünü ihlalden kaynaklanan 8.108 USD  karşılığı 32.865,78 TL ifaya ekli cezai şartın varlığı ve miktarı kanıtlanmış olmakla asıl davada davalı bayilik verenin protokolün 16. maddesi kapsamında 100.000,00 TL teminat mektubundan 32.865,78 TL cezai şart alacağının tahsili haklı ve yerinde olduğu, beyaz ürün yönünden davacı bayinin asgari alım taahhüdünü ihlalinin bulunmadığı, birleşen dava yönünden protokolün feshin sonuçlarını düzenleyen 24. maddesinde protokol ve/veya sözleşmenin ... tarafından haklı veya bayi tarafından haksız feshi halinde bayinin 69.500 USD cezai şart ödeyeceği ön görülmüş olmakla somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki sözleşmenin sözleşme süresinin bitimiyle sona erdiği, bayinin sözleşme süresinden önce haksız feshinin söz konusu olmadığı, taraflar arasında imzalanan ve 3. maddesinde bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası niteliğinde olduğu ifade edilen otogaz bayilik protokolünün 5.5 ve 7.1 maddesinde protokol ve sözleşmelerin satış taahhüdü dışındaki hükümlerin bayi tarafından ihlal edilmesi halinde bayinin ... gaza 60.000 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, protokol ve bayilik  sözleşmesinin bayi tarafından haksız feshinin söz konusu olmadığı, maddede sözü edilen cezai şartın satış taahhüdü dışındaki sözleşme hükümlerinin ihlali koşuluna bağlandığı, davacı bayilik veren tarafından alım taahhüdüne ihlal dışında davalı bayinin sözleşmenin diğer hükümlerini ihlal ettiğine ilişkin bir iddiasının söz konusu olmadığı, birleşen davada davacının 60.000 USD otogaz bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağı talebinin yerinde olmadığı, birleşen davaya esas icra takibine konu etmiş olduğu bir diğer alacak kalemleri 8.108 USD madeni yağ alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart ile 15.326 USD akaryakıt alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart alacakları olup birleşen davada davacının davalıdan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve protokol hükümleri kapsamında madeni yağ alım taahhüdünü ihlal nedeniyle 8.108 USD ifaya ekli cezai şart alacağının bulunduğu ve cezai şart alacağı nedeniyle düzenlenen 32.865,78 TL tutarındaki fatura bedelinin bayi tarafından verilen teminat mektubu 07.05.2018 tarihinde nakde çevrilerek tahsil edilmiş olduğu anlaşılmakla teminat mektubu nakde çevrildikten sonra  03.07.2018 tarihinde başlatılan ilamsız takip ile mükerrer olarak aynı cezai şart talep edilmiş olduğundan 8.108 USD cezai şarta ilişkin birleşen davanın yerinde olmadığı, 15.326 USD akaryakıt bayilik sözleşmesinden kaynaklanan akaryakıt asgari alım taahhüdünü ihlal nedeniyle ifaya ekli cezai şart alacak talebi yönünden bayi tarafından açılan istirdat talebine ilişkin asıl dava kapsamında tartışıldığı üzere birleşen davada davalının sözleşme ve protokol hükümleri kapsamında akaryakıt asgari alım taahhüdünü ihlalinin söz konusu olmadığı, bu alacak kaleminin de teminat mektubu nakde çevrilerek tahsil edilmiş olduğu ve asıl dava kapsamında haksız tahsil edildiğinden istirdadına karar verildiği, bu kapsamda birleşen davada davacının takibe konu 15.326 USD ifaya ekli cezai şart alacağının bulunmadığı, ariyet sözleşmesinin 5. maddesi gereğince ariyet malzemelerin yerlerinden sökülmesine ilişkin giderlerin bayiye ait olduğu taraflarca kabul edildiğinden bilirkişi heyeti ikinci ek raporunda davacı tarafından bayiye ariyet olarak verilen malzemeler yönünden 5.074,00 TL kurumsal kimlik söküm bedeli, 1.852,52 TL akaryakıt pompa söküm bedeli, 6.608,00 TL LPG ariyet söküm bedeli olmak üzere toplam 13.534,52 TL davacı alacağının istenebilir olduğu belirtilerek asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>İstinaf eden-asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından;<br>Davalı şirketin madeni yağ tedariki yapılmayacağı, madeni yağ alımında müvekkilinin serbest bırakıldığını, bu sebeple mahkemece bu cezai şart kalemi yönünden davanın reddi kararının doğru olmadığını, ayrıca bu hususa dair tanık dinletme taleplerinin mahkemece karşılanmadığını, ayrıca uzunca bir süre madeni yağ alınmamasına karşın hiçbir uyarıda bulunmayan davalının bu kalem talebinin doğru olduğunun kabul edilemez olduğunu, birleşen dava yönünden de kabul edilen miktarın yerinde olmadığı, zira ariyetlerin müvekkili tarafından söküldüğünü, ayrıca ariyetlerin kurulum ve söküm bedelinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, mahkemece aleyhe icra inkar tazminatına karar verilmesi doğru olmadığı gibi müvekkili lehine kötüniyet tazminatına karar verilmemesinin de hatalı olduğunu,<br>İstinaf eden- asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından;<br>Davacı birleşen dosya davalısı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, mahkemece bu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, fesih iradesinin karşı tarafa ulaştığı andan itibaren hüküm doğurmayaca başlayacağını, bilirkişinin beyaz ürün ile ilgili değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, perakende özel satış fiyatından alınan ürün ile perakende standar satış fiyarından alınan ürünlerin birlikte değerlendirildiği, kısmen kabul kararı verilmiş ise de talebin USD olduğu hususunun gözden kaçırıldığını bildirerek başvurulmuştur.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında hak ve alacakların kapsamı kötüniyet tazminatı noktasında toplanmaktadır.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Asıl dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmeleri ve protokol kapsamında bayilik veren tarafından nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin haksız çevrildiği iddiasına dayalı alacak, birleşen dava ise sözleşmelerin haksız feshi nedeniyle cezai şart alacakları ile ariyet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili yönünde başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\tTaraflar arasında 02.05.2013 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve eki niteliğinde 02.05.2013 tarihli protokol ile 02.05.2013 tarihli ariyet sözleşmesi ve 31.08.2016 tarihli otogaz bayilik sözleşmesi imzalandığı, bayilik sözleşmesinin 5 yıllık sürenin sonu olan 02.05.2018 tarihinde sona ereceği anlaşılmıştır. <br>Asıl davada davalı birleşen davada davacı tarafından bayilik sözleşmesinin süresinden önce bayi tarafından keşide edilen ihtarname ile haksız olarak feshedildiği iddiasında bulunulmuş olup, Mahkemece davacı birleşen davada davalı bayi tarafından keşide edilen 17.04.2018 tarihi ihtarnamenin tetkikinde sözleşmenin ilgili kanun ve yönetmelikler gereğince fesih olunduğunun belirtilerek ariyet verilen malların teslim alınmasının ihtar edildiği, bayi tarafından keşide edilen 24.04.2018 tarihli ihtarnamenin tetkikinde bu ihtarnameninde benzer içerikle sözleşmenin 02.05.2018 tarihinde ilgili kanun ve yönetmelikler gereğince sona ereceği belirtilerek ariyet verilen malların teslim alınmasının ihtar edildiği görülmekle sözleşmenin 5 yıllık süresinin bitimine çok az bir zaman kala bayi tarafından keşide edilen ihtarnamelerin içeriği itibariyle sözleşmenin süresinden önce tek yanlı fesih iradesini içermediği sözleşmenin süresi sonunda sona ereceği belirtilerek ariyet malzemelerinin teslim alınması hususları ihtar edildiğinden davalı birleşen davada davacının bayilik sözleşmesinin karşı tarafça haksız feshedildiği iddiasına itibar edilmeyeceğine dair tespiti yerinde değildir. <br>İki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olan bayilik sözleşmesinin süresinin 02/05/2018 tarihinde sözleşme süresinin sona ermesinden önce asıl davada davacı birleşen davada davalı yanca 17/04/2018 tarihli ihtarname ile fesholunduğunun davalı birleşen davada davacı yana bildirildiği, her ne kadar ihtarnameye ilişkin 24/04/2018 tarihinde açıklama ile birlikte yeni bir ihtarname keşide edilmiş ise de 17/04/2018 tarihli fesih ihtarnamesinin davalı birleşen dosya davacısına tebliğ edildiği, 24/04/2018 tarihli ihtarnamenin ise 17/04/2018 tarihli ihtarnamenin tebliğinden sonraki tarihte tebliğ edildiği, fesih beyanının varması ile sonuç doğuran hukuki işlem olması nedeniyle davacı birleşen dosya davalısı tarafından sözleşmenin haksız feshedildiği gözetilerek mahkemece davalı birleşen dosya davacının cezai şart alacağının bulunup bulunmadığı ve var ise davacı birleşen dosya davalısının cezai şartın mahvına sebebiyet verebileceğine dair itirazları üzerinde durularak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. <br>Cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkün ise de  bir akdin, taraflardan biri için iktisadi yıkım teşkil ettiğinin tespit edilmesi gerekir.<br>Bu durumda mahkemece, cezai şart tutarının, ekonomik mahva yol açacak derecede ağır olup olmadığı, davalının ekonomik bütünlük ve büyüklük durumu yönünden, davalının tüm ticari defter ve kayıtları getirtilerek, geçmiş yıllara ait bilanço kayıtları, verilen son beş yıllık vergi beyannameleri, toplam cirosu karşılaştırılarak, mal varlığını oluşturan menkul, gayrimenkulleri, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları bu suretle aktifini oluşturan tüm unsurlar,icra takip dosyaları, davalıya ait şirket sicil dosyası, vs. kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak anlaşılabilir.<br>Davalının tacir olduğu gözetilerek, tarafların aralarındaki kararlaştırmaya göre belirlenen cezai şartın ödenmesinin, davalının ekonomik açıdan mahvına sebebiyet verdiğinin anlaşılması halinde ise hakkaniyete uygun miktara indirilerek ne miktar cezai şart ödeyebileceklerinin işletmeci, mali müşavirlerin bulunduğu  uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.<br>Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusu bu aşamada incelenmemiştir. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/71 Esas, 2021/612 Karar ve 18/11/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde taraflara İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 14/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> e-imzalıdır<br> <br>Katip<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"113eec542cea80b7","SID":"c4c876f75f544964"}}