{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/742 - 2025/282<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/742 \t\t                                     ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/282<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/02/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2020/437 E 2022/74 K<br><br><br>VEKİLİ\t: Av. MELTEM ÇOLAK -  [elektronik tebliğ]<br>DAVANIN KONUSU \t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 27/03/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili ile asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ\t<br>Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin satım sözleşmesini konu alan faturalardan bakiye kalan alacağının tahsili amacıyla Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4259 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yaptığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olduğunu belirterek öncelikle ayıplı malların ayıpsiz misli ile değiştirilmesi mümkün değil ise ürünlerin rayiç değerlerinin tespiti ile temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, ayrıca müvekkilinin uğramış olduğu zararlar nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL’nin ürünlerin teslim tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ\t<br>Asıl davada davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı yanın teslim ettiği ürünlerin ayıplı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>Birleşen davada davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında müvekkilinin tek sorumluluğunun mal teslimi olduğunu, montaj ve işçilikten kaynaklanan zararlardan sorumlu olmadığını, şahit numenelerin birebir aynısının müvekkili tarafından temin edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait ticari defter ve kayıtların birbiri ile uyumlu olduğu, asıl davada davacı yanca davalının temerrüde düşürülmediği, ancak bakiye alacağı talep etmekte haklı olduğu, ayıplı ifa nedeniyle davalı yanca takibe itirazın haklı olduğu ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı, birleşen dava yönünden ise ayıplı ifanın tespit edildiği, dava tarihi itibariyle ayıplı mallara dair rayiç bedelin 57.338,00 TL olduğu, birleşen davacının bu miktarda alacaklı olduğu, ancak davanın kısmen açıldığı gözetildiği belirtilerek asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>İstinaf eden-asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından;<br>Mahkemece asıl dava yönünden işlemiş faiz talebi ile icra inkar tazminatı taleplerinin reddi kararlarının yerinde olmadığı, birleşen dava yönünden ise hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği, birleşen davacı tarafından seçimi yapılan ürünlerin müvekkili tarafından gönderildiği, projelendirme ve montajın müvekkili tarafından yapılmadığı, rapora yönelik itirazların karşılanmadığı, müvekkilinin arızalardan sorumluluğu bulunamasına karşın garanti kapsamında ve iyiniyetli yaklaşım ile ücretsiz değişim yapıldığı, <br>İstinaf eden- asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından;<br>İstinaf itirazlarının yalnızca asıl davaya yönelik olduğu, ayıplı ifa nedeniyle itirazın haklı olduğuna karar verilmesine karşın asıl davanın reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğu bildirilerek  başvurulmuştur.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu emtiaların teslimi ve bedelinin ödenmesi ile sözleşme kapsamında bir kısım ürünlerin ayıplı olup olmadığı ayıplı ise misli ile değişim koşullarının bulunup bulunmadığı  noktasında toplanmaktadır.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Asıl dava, satım sözleşmesini konu alan faturalardan bakiye kalan alacağın tahsili talebi ile başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Birleşen dava ise aynı sözleşme kapsamında bir kısım teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu iddia edilerek misli ile değişim olmadığı takdirde bedelinin tahsili ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Birleşen davada davacının dava dilekçesindeki talebinin ayıplı malların misli ile değiştirilmesi, mümkün olmaması halinde ayıplı malların bedelinin avans faizi ile birlikte tahsili ile ayrıca uğranılan zararın faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkin olup, harç 1.000,00 TL üzerinden yatırılmış ve yargılama bu miktar harç ile tamamlanmıştır. <br>Davacının ilk iki talebinin terditli olduğu ve misli ile değiştirilmesi ya da avans faizi ile birlikte talep edilen mal bedelinin taraflar arasındaki faturalarda kuruşlandırılan miktarı tespit edilerek yargılamanın bu miktar eksik harç tamamlanarak davaya devam olunması gerektiği halde mahkemece birleşen dava yönünden eksik harç ile hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. <br>Davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir.<br>Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun'un 27 ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve 30. maddede de yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, HUMK'nun 409. maddesinde  (6100 sayılı HMK'nın md. 150) gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır. Bu hükümlerle eksik harcın tamamlatılmasına ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir.<br>Bu durumda mahkemece, anılan yasal düzenlemeler gözetilerek, davacı yanca satım sözleşmesine konu ayıplı olduğu ve misli ile değişimi talep edilen kısım yönünden fatura bedeli üzerinden eksik harcın tamamlatılmaması halinde, HMK'nın 150.maddesi hükmü uyarınca dava dosyasının işlemden kaldırılması, bu maddede öngörülen süre içerisinde harcı yatırılmak suretiyle dava dosyasının yenilenmesi halinde davaya kaldığı yerden devam edilmesi, üç aylık süre içerisinde harç yatırılmak suretiyle dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ilk derece mahkemesi tarafından yargı harçları ikmal edilmeden hüküm kurulması hali, HMK'nun 355. maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle resen incelenerek Aynı Kanunun 353/1. fıkra (a-4) maddesinde yer alan \"diğer dava şartlarına aykırılık bulunması\" şeklindeki düzenleme gereğince, yargı harçlarının ikmali için ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/437 Esas, 2022/74 Karar ve 04/02/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde taraflara İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 14/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br>e-imzalıdır <br> <br>Üye<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye<br>e-imzalıdır <br> <br>Katip<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b0f84d017127a44","SID":"88c307d31b50f0af"}}