{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1333 Esas<br>KARAR NO:2025/455 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2021/170 Esas- 2022/193 Karar<br>TARİH:23/03/2022<br>DAVA:Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>KARAR TARİHİ:20/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı şirketin kuruluş çalışmalarının aralık 2015 tarihinde ..., ..., ... ve ... tarafından başlatıldığını, bu görüşmelerde ... adına %8,33, ... adına %8,33... adına %8,33 , ... adına %19,92 olarak belirlendiğini, kalan %52,34 oranındaki payın 3. Kişiler adına olduğunu, ismi geçen paydaşlar arasında inançlı işlem niteliği taşıyan mutabakat gereği şirketin 27.04.2016 tarihinde tek ortaklı mülkiyet yapısı ile ... adına kurulduğunu, bahsi geçen 3. Kişilerde olan payların ... tarafından alındığını ancak bunun parasının şirketten ödendiğini, ...'nin bu payları şahsi varlıklarıyla satın almasının olanaksız olduğunu, şirketin kuruluş tarihinden beri davacılara kar payı ödenmediğini, şirket adına kayıtlı 2 aracın mal kaçırmak kasıtı ile başka bir şirkete devredildiğini, inançlı işlem mutabakatına aykırı olarak 21.07.2020 tarihinde ...'e %6,5 ...'e %6,5, ...'e %5 hisse devri gerçekleştirildiğini, tasarruf finansman şirketi olan davalı şirketin sermaye arttırımı yapmak zorunda kalacağını, yapılacak bir genel kurulda zaten azınlık olan davacıların paylarının daha da azalacağını, bunun kötü niyetli olduğunu bu nedenle yapılacak olan sermaye arttırımı konulu genel kurulun ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan işlemleri hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini aynı zamanda şirketin gerçek değerinin düşürülmesi amacı ile mal kaçırma kastı ile yapılması muhtemel işlemlerin engellenmesi amacı ile ihtiyati tedbir kararı verilerek bu hususların Ticaret Sicil Müdürlüğüne ,Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'ne, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ve ilgili diğer kurumlara bildirilerek gerekli şerhlerin konulmasını, davacı müvekkillerinin hisse oranlarının tespitini, şirketin devamının mümkün olmadığına ve yukarıda arz ve izah edilen anlaşmazlıklardan kaynaklanan haklı nedenlerin varlığı sebebiyle TTK m.531 kapsamında... A.Ş.’nin feshine, haklı nedenlerin mevcudiyetine rağmen şirketin feshini uygun ya da gerekli görmemesi halinde, şirket paylarının en yüksek gerçek değerinin tespit ettirilerek müvekkillerinin paylarının gerçek değerinde ödenip ortaklıktan çıkarılmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve  dava  etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili firma, tasarrufa dayalı faizsiz finans sektöründe tasarruf yöntemlerini tatbik ederek gerçek ve tüzel kişilerin konut, iş yeri ve taşıt sahibi olması için finansman kaynaklarına ulaşmasında alternatif finansman yöntemlerini sunan bir tasarruf finansman şirketi olduğunu,  bu hususta  ülke ekonomisine büyük katkılar sunduğunu, müvekkili  şirket İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile 27/04/2016 tarihinde esas sözleşmesinin tescil edilmesi suretiyle tek kişi ortaklığı şeklinde kurulduğunu, kurucusunun ....olduğunu, hali hazırda yönetim kurulu başkanı olarak devam ettiğini,  uzun süre tek ortaklı  olarak devam eden müvekkili şirketin tek ortaklı yapısı 21/07/2020 tarihinde  sonlandırıldığını, bu durumun  müdürlük nezdinde  tescil edilerek 31/08/2020 tarihli  ... 'de  ilan edildiğini, bu  tarih  itibarıyla davacıların da dahil olduğu  çok ortaklı yapıya geçiş yapıldığını,  tüm resmi kayıtlarından bu durumun anlaşılacağını, dava dilekçesinde davacı pay sahiplerinin söylemleri, hiçbir şekilde kabul edilmeyeceğini, davacı tarafın müvekkili şirketin kuruluşundan itibaren hissedar olduğunu söylemiş ise de, iştirak tablolarından anlaşılacağı üzere davacı tarafların müvekkili şirket nezdinde pay sahibi oldukları tarih 21.07.2020 olduğunu, bu tarihin evvelinde davacı tarafların müvekkili şirket nezdinde pay sahibi olduklarını ispatlayabilecek hiçbir kayıtlarının bulunmadığını,  pay  iktisap tarihi  olan 21/07/2020 tarihinin hemen akabinde  müvekkili şirket ile  aynı  alanda faaliyet yürüten rakip firmanın davacı taraflarca kurulmuş olması ve  çok sayıda müvekkili firma çalışanın  aynı  evrelerde eylemli fesih teşvik edilmek ve kendi firmalarında istihdam edilmek suretiyle müvekkili firmanın ticari faaliyetlerinin  yarıda kaldığını, davacı tarafların kendi kusurlu davranışlarıyla sebebiyet verdiğini,  bu halde ortaklık amacına hizmet etmeyen iş bu kusurlu davranışlar bir yana güven duygusunun  sona ermesine kendi kusurlu davranışları sebebiyet verdiğini,  bu duruma sebebiyet vermesine rağmen davanın ikame edilmiş olması kötü niyetli olduğunun anlaşılacağını, davacıların şirketi kurulduğu  gönden bu yana şirket ortağı oldukları iddiası  haksız ve mesnetsiz nitelikte olduğunu, davacı tarafların pay iktisap tarihi olan 21/07/2020 tarihinden bu yana henüz bir yıl dahi  geçmemiş iken herhangi bir olağan  genel kurul toplantısının yapılmadığını, tasarruf finansman sektörüne ilişkin kanuni düzenlemeler 07/03/2021 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girildiğini, kanunun kuruluş şartları başlıklı 5 İnci maddesinin 1/e bendi  uyarınca  tasarruf finansmanı faaliyetinde  bulunacak tasarruf finansman şirketlerinin nakden ve her türlü muvazaadan ari olarak ödenmiş sermayelerinin en az yüz milyon TL olması zorunlu kılındığını, söz konusu tutarın intibak sürecinde olan şirketler için başvuru tarihinden itibaren altı aylık süre içerisinde tamamlanması zorunluğu tutulduğunu, bu durumun sağlanamaması durumunda  şirketi tasfiye edileceğini, ikame deline  dava yönünden şirketin feshini haklı kılabilecek herhangi bir somut olay olgu ve delil bulunmadığını ve bu kapsamda ispat edilememiş hukuka ayrı kötü niyetli ve mesnedi bulunmaya bir dava olduğunu,  dosya kapsamındaki  bilgi ve belgelerden  anlaşılacağı  üzere  davacının istemine ilişkin davanın haklı sebep kavramı açısından gerekli şartları taşımadığını,  davanın TMK m.2 anlamında dürüstlük kuralına riayet etmeksizin sırf hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ikame edildiğini,  haksız ve dayanaksız ve hukuki yararı bulunmayan  işi davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 23/03/2022 tarih 2021/170 Esas- 2022/193 Karar sayılı kararında;\"Dava 6102 sayılı TTK'nın 531. Maddesi uyarınca anonim şirketin haklı nedenlerle feshi, olmadığı taktirde ayrılma akçesi ödenmesi  istemine ilişkindir. ...Tüm bu atıf yapılan yüksek mahkeme kararları, faydalanılan doktrinsel görüşler, İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2021/712 E, 2022/24 karar sayılı ilamı, iptali dava konusu olan 01.09.2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve ekleri  nazara alındığında davacıların dava açarken sahip oldukları asgari %10 sermaye şartını yargılama safahatında kaybettikleri görülmüştür.Rüçhan hakkı kapsamında davacıların yasal süre içinde bu hakkı da kullanmadıkları anlaşılmıştır. Her ne kadar birleşme işlemine karşı İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret mahkemesinde dava açmışlarsa da bu davalarının red edildiği anlaşılmıştır. Bu davanın bekletici mesele yapılması talep edildiğinden bu davanın konusu olmamasına rağmen peşinen muhalefet ve genel kurul iptali davalarına ilişkin de emsal içtihatlara atıf yapılmış doktrinden faydalanılmış ve ilgili kısımlar alıntılanmıştır.Davacıların söz konusu genel kurulda genel kurulun 2.gündem maddesinde görüşülen birleşme konusunda peşinen muhalefette bulundukları anlaşılmıştır. Muhalefettin her gündem maddesi ile ilgili olarak o konunun görüşülmesinden ve karar alınmasından sonra belirtilmesi  ve tutanağa yazdırılması gerekir.Daha ilgili madde görüşülmeye başlanmadan peşin olarak o öneriye yada alınacak bütün kararlara muhalif olduğunu açıklamak veya bu yönde önerge vermek muhalefetin tutanağa geçirilmesi koşulunu sağlamaz. ( Bkz. Poroy/Tekinalp/Çamoğlu Ortaklıklar Hukuku cilt 1 sayfa 608 vd. 15. Bası. Bu sayfada bir çok emsal Yargıtay 11. HD. İçtihadına da atıf yapılmıştır.Tekrara düşmemek amacı ile tek tek alıntılanmamıştır.  ) Yine sermaye arttırımı ve davalı şirketin esas sözleşmesinin sermaye ile ilgili 6. Maddesi ile ilgili genel kurul toplantı tutanağı incelenmiş bu madde ile ilgili görüşmelerde davacılar ... ve ...'in bu madde ile ilgili görüşlerini belirtikleri ve oylamada olumlu oy kullandıkları, alınan kararın oy birliği ile alındığı görülmüştür. Kural olarak genel kurulda alınan karara muhalif olduğunu beyan eden ve bu beyanını tutanağa yazdıran pay sahibi muhalif kaldığı karara red oyu vermesi gerekir. Eğer muhalefete rağmen oylamada karar lehine oy kullanmış  ve bu divan heyeti tarafından tespit edilip tutanağa yazılmışsa muhalefetinden vazgeçtiğinin kabul edilmesi gerekir. (Bkz. Prof. Dr. Hasan PULAŞLI , Şirketler hukuku şerhi cilt 2 sayfa 1085 3. Baskı ) Esasen davacıların bu madde anlamında bir muhalefetleri de bulunmamaktadır. Tüm dosya kapsamı, yukarıda yapılan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirilmiş yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü yargılamanın uzun süre sürüncemede kalmaması amacı ile açık hukuka aykırılık içeren peşinen muhalefet durumu bulunan  genel kurul kararının iptaline dair  8 ATM dosyasının sonucunun beklenmesine gerek görülmemiştir. Anonim ortaklığın haklı nedenle feshi davasında davacılar açısından ihtiyarî veya  mecburî dava arkadaşlığı durumları mevcut olabilir. Dava arkadaşlığı hâli, dava açılması  için gereken asgarî nisabın yeterli olmaması dolayısıyla birlikte dava açılması  gerekliliğine ya da pay sahiplerince ayrı ayrı dava açabilme olanağı bulunmasına rağmen birlikte dava açma tercihinden kaynaklanabilir.İhtiyarî dava arkadaşlığı kapsamında TTK m. 531’de belirlenen oranı tek başlarına sağlayabilen pay sahiplerinin, davayı yine de bir araya gelerek açabilmeleri  mümkündür. Zira HMK m. 57’ye göre, birden çok kişi, davaların temelini oluşturan  vakıaların ve hukukî nedenlerin aynı veya benzer olması durumunda ihtiyarî dava  arkadaşı olabilir. Davacıların iki veya daha fazla kişiden oluşacağı böyle bir durumda, pay sahipleri arasında ihtiyarî dava arkadaşlığı söz konusu olacaktır. Öte yandan TTK m. 531’de belirlenen ve dava açmak için gerekli oranı tek başlarına sağlayamayan pay sahipleri, oranı birlikte sağlamaları halinde de haklı nedenle fesih davası açabilirler. Davacıların iki veya daha fazla kişiden oluşacağı bu hâlde, mecburî dava arkadaşlığı söz konusudur. Somut olayda davacılardan hiç birisi dava açarken dava açabilmek için gerekli olan sermayeye sahip değildir. Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Bu nedenle davalı lehine tek vekalet ücreti takdir edilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmiş davacıların dava açarken sahip oldukları asgari sermaye şartını yargılama safahatında yitirdikleri anlaşılmakla dava şartı noksanlığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''Davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2,115/2. Maddesi gereği dava şartı noksanlığından davanın USULDEN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/170 E. 2022/192 K. sayılı dosyasında adeta istinaf mahkemesi gibi ilk derece mahkemesi olan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/712 E. sayılı dosyasının 2022/24 sayılı kararında hukuka uygunluk incelemesi yapıldığını;01.09.2021 tarihli davalı şirket olağanüstü genel kurul toplantısında pay sahibi müvekkillerinin, alınan birleşmeye ilişkin karara karşı olumsuz oy kullanıp bu durumu da tutanağa derç ettirdiklerini, müvekkillerinden... ve ...'in olumsuz oyuna karşılık hakim ortak ...'nin tek başına olumlu oyu ile birleşme kararının oy çokluğu ile kabul edildiğini, bu birleşmenin kötü niyetli olduğunu, zira davalı şirketin hakim ortağı ...'nin tek ortağı olduğu ... A.Ş ile davalı şirket arasında 6361 Sayılı Kanundaki sermaye şartını kanunu dolanmak suretiyle birleştirme kararı aldığını, birleşme sözleşmesinin altında her iki şirket için de dava dışı ...'nin imzasının bulunduğunu, hakim ortak konumundaki ...'nin davalı şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda müvekkillerine söz hakkı dahi tanımadan yönettiğini, bizzat tek ortağı olduğu şirket ile müvekkillerinin de ortağı olduğu davalı şirketi birleştirerek müvekkillerini sermaye artırımı yoluyla adeta yok etmeyi amaçladığını; Söz konusu birleşme kararı sermaye artırımı kararından sonra alınmış olsaydı müvekkillerinin de pay sahibi olduğu davalı şirketin pay sahiplerinin daha fazla kazanım elde etmiş olacaklarını fakat her iki şirketin de hakim ortağı ...'nin alınan bu karar neticesinde hissesini yüzde yüze yaklaştırdığını, diğer pay sahiplerinin zararına olarak hakimiyetini kötüye kullandığını, bu durumun gerek hukukun genel ilkeleriyle, gerekse de TMK'da düzenlenen dürüstlük kuralları, hakkın kötüye kullanılması kavramları ile bağdaşmayacağının açık olduğunu, birleşme kararı neticesinde şirketteki payları adeta yok olan müvekkillerinin bu usule aykırı birleşme kararına karşı İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/712 E. Sayılı dosyası ile iptal davası ikame ettiklerini, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ön inceleme duruşmasında, dosya kapsamı yeterince değerlendirilmeyerek haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkillerinin birleşme kararına karşı olumsuz oy kullanmasının yeterli olmadığı, bir de muhalefet şerhinin derç ettirilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın usulden reddedildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından verilen bu kararın açıkça TTK madde 192 hükmüne aykırı olduğunu;TTK'nın 192 ve 446. maddeleri incelendiğinde görüleceği üzere TTK'nın 446. maddesindeki genel kurul kararının iptali davası için öngörülen kanuni şartların; toplantıda hazır bulunmak, karara olumsuz oy vermek, muhalefetini tutanağa geçirmek olduğunu ve fakat birleşme kararının iptali davasının temel dayanak maddesi olan TTK 192 hükmünün lafzından da anlaşılacağı üzere yeniden yapılandırma kararlarının iptali için 134 ilâ 190 ıncı maddelerinin ihlal edilmesi, birleşme, bölünme ve tür değiştirme kararına olumlu oy verilmemiş olması ve olumlu oy verilmediğinin tutanağa geçirilmesi gerektiğini; Belirtilen şartlar davada gerçekleşmiş olmasına rağmen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yanlış hukuki değerlendirme ile davanın usulden reddine karar verildiğini, bu karar kesinleşmemiş olup istinaf incelemesinde olduğunu, söz konusu kararın hukuka uygunluğunun denetimini yalnızca üst mahkemenin yapabildiğini, dolayısıyla hali hazırda kesin olarak reddedilmiş bir birleşme kararının iptali davası bulunmadığını, kesin hüküm bulunmayan bu halde İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararının hukuka uygun olduğunun, konu ile hiçbir ilgisi bulunmayan Yargıtay kararları ve doktrin tartışmaları ile belirtildiğini, gerekçeli kararda belirtilen \"Tüm dosya kapsamı, yukarıda yapılan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirilmiş yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü yargılamanın uzun süre sürüncemede kalmaması amacı ile açık hukuka aykırılık içeren peşinen muhalefet durumu bulunan  genel kurul kararının iptaline dair 8 ATM dosyasının sonucunun beklenmesine gerek görülmemiştir.\"  şeklinde sanki bir istinaf/temyiz merci gibi değerlendirme yapıldığını, İstanbul  Anadolu 10. Asliye TicaretMahkemesi'nin farklı bir mahkemenin yahut herhangi bir ilk derce mahkemesinin kararının yerindeliğinin tartışmasını yapamayacağını; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/712 E. 2022/24 K sayılı kararının huzurdaki yargılamayı etkileme gücü göz önünde bulundurulduğunda bekletici mesele yapılması gerekirken hatalı değerlendirme sonucunda bekletici mesele yapılmasına gerek görülmediğinin belirtildiğini, bir davanın esastan görülüp hükme bağlanabilmesi, başka bir mahkemede görülen ya da henüz görülmeyip görülmesi sağlanması gereken davanın veya işin sonuçlandırılmasına yahut idarî bir makamın tespitine bağlı ise, davayı gören mahkemenin, icra etmekte olduğu yargılamayı, diğer mahkemede görülmekte olan ya da görülmesi sağlanması gereken dava veya işin sonuçlandırılmasına yahut idarî makamın kararına kadar ertelemesi halinde, “bekletici sorun”dan söz edilebileceğini;İlk derece mahkemesi kararında davanın reddi gerekçesi olarak müvekkillerinin, TTK madde 531'deki %10 sermaye şartını dava sürecinde taşımamasının öne sürüldüğünü, müvekkillerinin paylarının toplamının işbu dava açılış tarihi itibariyle %10 sermaye şartını hayli hayli sağladığını, davalı şirketin hakim ortağı ...'nin hakimiyet yetkisini kötüye kullanarak yalnızca müvekkillerine zarar vermek kastı ile önce birleşme kararı ardından da sermaye artırımı kararı aldığını, 01.09.2021 tarihli davalı şirket genel kurul toplantısında alınan bu kararlar sebebiyle müvekkillerinin paylarının adeta yok edildiğini, kısacası gerekçeli kararda öne sürülen gerekçenin daha önce dava dilekçesinde açıkça belirtilen ve ihtiyati tedbir talep ettikleri bir duruma dayandığını; Müvekkillerinin paylarını yok eden hukuki işlemin sermaye artırımı değil birleşme kararı alınması olduğunu, zira genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde görüleceği gibi sermaye artırımına müvekkillerinin olumlu oy verdiğini, bunun sebebinin ise 6361 Sayılı Kanun gereğince Tasarruf Finansman sektöründe faaliyet gösteren şirketlerce sağlanması gereken şartlardan birinin sermaye şartı olması olduğunu, davalı şirketin tasarruf finansman sektöründe faaliyet gösterebilmesi için sermaye artırımı yapması gerektiğini, müvekkillerinin de şirketin geleceğini düşündükleri için bu karara olumlu oy verdiklerini, fakat sermaye artırımı kararı öncesinde alınan birleşme kararının müvekkillerinin payını yok ettiğini, sermaye şartının sağlanması için öncelikle sermaye artırımı ardından birleşme kararı alınsaydı müvekkillerinin haklarına halel gelmeyeceğinin İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/712 E. sayılı dosyada açıkça ortaya konduğunu, dolayısıyla bu kararın iptali talebiyle ikmal edilen davanın neticesinde birleşme kararı iptal edilirse müvekkillerinin paylarının eskisi gibi %6,5, %6,5 ve %5 olacağını, bu durumda da TTK madde 531'deki dava şartının sağlanacağını, birbirlerini böylesine etkileyen iki dosyada İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bekletici mesele yapmayarak bağlantının göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu durumun dahi kararın kaldırılması için bir sebep teşkil ettiğini;TTK madde 531 hükümleri göz önünde bulundurulduğunda dava şartı olan %10 sermaye şartının dava boyunca taşınmasının gerekmediğini, aksinin kabulü halinde azınlıklara tanınan bu hakkın işlevselliğinin bulunmadığını, Türk hukukunda, dava şartlarının varlığının ilke olarak davanın açıldığı tarih esas alınarak belirleneceğinin kabul edildiğini,TTK madde 531'de öngörülen azınlık hakkını kullanmaya yetecek ölçüde paya sahip olup olunmadığının ancak ve sadece azınlık hakkının kullanıldığı, diğer bir ifadeyle davanın açıldığı tarih esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, azınlık dava tarihinde hükümde aranan asgari pay oranına sahip ise, azınlık hakkının teknik açıdan davanın açıldığı anda kullanılmış olacağını, dolayısıyla azınlığın payları sonradan sermaye artırımı dolayısıyla kanuni sınırın altına düşse dahi, haklı nedenle fesih davasının bu nedenle reddedilmemesi gerektiğini, davaya devam edilmesi gerektiğini, bir diğer ifade ile azınlık için aranan asgari pay sahipliği oranının davanın açıldığı tarih için aranması gerektiğini, davanın kesin hükme bağlanana kadar pay sahipliği oranının korunmasının aranmasının doğru olmadığını;TTK madde 531'de düzenlenen olumlu azınlık hakkının kullanıldığı, azınlığın bu hakkını kullanma iradesini dış dünyaya yansıttığı tarihin, haklı nedenle fesih davasının açıldığı tarih olduğunu, dolayısıyla bu hükümdeki asgari pay şartının var olup olmadığının, azınlık hakkının kullanıldığı tarih olan davanın ikame edildiği tarihle sınırlı olarak değerlendirilmesi gereken bir hukuki sorun olduğunu, kaldı ki huzurdaki davada bu değerlendirme yapılmış olup müvekkillerinin asgari pay sahipliği şartına haiz olması sebebiyle esasa ilişkin incelemeye geçildiğini, dava sürecinde uyuşmazlık konusu olan fesih için haklı bir neden olup olmadığı, eğer varsa bu yönde mahkemenin takdir yetkisinin ne yönde olacağının tartışılması gerektiğini, davanın ikame edilmesi ile birlikte hakkın kullanımına bağlı yasal sonuçların da meydana gelmesi gerektiğini, azınlık pay sahiplerine aksi yönde bir külfet yüklemenin, çoğunluğun elini güçlendirerek azınlık haklarının etkisiz hale getirilmesi sonucunu doğuracağını, azınlık bu külfet altında bırakılırsa, çoğunluğun yüklü miktarda sermaye artırımına gitmek suretiyle azınlığın paylarını eriterek davanın reddini sağlama stratejisini uygulamaya çalışacağını, davalı şirketin de tıpkı bu strateji ile hareket ederek davanın reddini talep ettiğini, bu durumun kanun maddesinin düzenlenme amacıyla ters düştüğünü,TTK madde 531 hükmünün, çoğunluğun gücünü kötüye kullanmasını önleme yönündeki ratio legis'i ile bağdaşmayacağını, bu davanın amacının azınlık pay sahiplerinin çoğunluğun tahakkümüne karşı korunması, haklarının ihlal edilmesi durumunda kendilerine bir savunma imkanı verilmesi olduğunu Davalı şirket ve müvekkilleri arasında süregelen uyuşmazlıklar ve davalı şirketin usulsüz hukuka aykırı işlemleri sebebi ile şirketin devamının mümkün olmadığına karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinin haklarının davalı şirket hakim ortağı ... tarafından şirketin kuruluşundan itibaren ihlal edildiğini, müvekkillerinin şirketten uzak tutulmaya çalışıldığını, onların çalışmasına, yönetimde etkili olmasına hakim ortak tarafından hiçbir zaman izin verilmediğini, söz konusu şirket yapısında şirketin devamının mümkün olmadığını beyanla İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nin 2021/170 E.  2022/192 K. sayılı kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,TTK'nın 531. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenle feshi, aksi halde  davacıların şirket paylarının değerinin tespiti ile ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmaları talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/712 Esas ve 2022/24 Karar sayılı kararının istinaf incelemesinde olduğu ve kesinleşmediği, Mahkemece bekletici mesele yapılması ve davacıların %10 oranındaki pay sahipliğinin dava tarihine göre belirlenmesi gerektiğine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.Dosya kapsamından; davacıların, dava tarihinde davalı şirketin toplam %18 oranında payına sahip oldukları, yargılama sırasında davalı şirketin 01/09/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı ve bu genel kurulun 2 nolu gündem maddesi ile... A.Ş.'nin bütün aktif ve pasifleri ile birlikte devralınmak suretiyle davalı şirket ile birleştirilmesine oy çokluğu ile, 5 nolu gündem maddesi ile, şirket sermayesinin 4.000.000 TL'den 137.000.000 TL'ye çıkarılmasına, artırılan sermayenin 66.560.635 TL'sinin devralınan ... A.Ş.'nin ödenmiş sermayesinden, 42.499.365 TL'sinin şirket ortağı ...'nin şirketten olan alacağından, 23.940.000 TL'sinin nakden karşılanmasına ve şirket esas sözleşmesinin sermaye ile ilgili 6. maddesinin değiştirilmesine oy birliği ile karar verildiği, bu toplantı sonrası davacıların artırılmış sermayeye göre pay oranının % 0,5256'ya düştüğü, Mahkemece, davanın TTK'nın 531. maddesi uyarınca azınlık tarafından açılmış haklı sebeple fesih davası olduğu, bu davanın açılması sırasında ve yargılama boyunca davacıların %10 oranında pay sahibi olmaları gerektiği, yargılama devam ederken yapılan genel kurulda alınan birleşme ve sermaye artırım kararları neticesinde toplam pay oranlarının %10'un altına düştüğü, davacılar tarafından İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/712 Esas sayılı dosyası ile, 01/09/2021 tarihli genel kurulda alınan ... A.Ş.'nin devralınarak davalı şirket ile birleştirilmesine dair genel kurul kararının iptali talebi ile açılan davanın, davacıların genel kurulda söz konusu gündem maddesi yönünden peşinen muhalefette bulundukları, bu sebeple İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/712 Esas ve 2022/24 Karar sayılı kararı ile davanın usulden reddine karar verildiği, karar kesinleşmemiş ise de incelenen genel kurul toplantı tutanağı ve dosya kapsamına göre doğru olduğu gerekçesi ile ilgili dosyanın bekletici mesele yapılması talebinin ve davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği; Uyap üzerinden verilen izin üzerine yapılan inceleme neticesinde; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/712 Esas ve 2022/24 Karar sayılı kararı ile davanın; \"Mahkememizce TTK 192 m.uyarınca dava açmak isteyen ortağın karara olumlu oy vermeme ve bunu tutanağa geçirme (olumsuz oy verme yahut çekimser kalma şeklinde)yönündeki iradesini oylama sonrasında muhalefet olarak tutanağa geçirtmesi gerektiği TTK 446/1-a maddesindeki düzenlemenin burada da uygulanacağı kabul edilmiş  davacıların davaya konu genel kurulda toplantı tutanağına oylama sonrasında herhangi bir muhalefet yazdırmadığı dolayısıyla davacı taraf  yönünden dava açma haklarının doğmadığı sonucuna varılarak davanın dava şartı yokluğundan...\" gerekçesi ile reddine karar verildiği, kararın davacı tarafın vaki istinafı üzerine Dairemize geldiği, Dairemizin 2022/440 Esas ve 2023/284 Karar sayılı kararı ile davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacı tarafın Dairemiz kararını temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/2438 Esas ve 2024/4946 Karar sayılı, 12/06/2024 Tarihli kararı ile; \"...Buna göre Mahkemece, 6102 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin birleşme kararının iptali davası bakımından,  genel iptal davasına ilişkin 446 ncı maddesinden farklı ve özel hükümler içerdiği, 192 nci maddede açıkça muhalefetin tutanağa geçirilmesi şartının öngörülmediği nazara alınarak işin esasına girilmesi gerekirken öğretide savunulan bir kısım görüşlere de yer verilerek yukarıda yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.\" gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, buna göre davalı şirketin 01/09/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, ... A.Ş.'nin bütün aktif ve pasifleri ile devralınmak suretiyle davalı şirket ile birleştirilmesine dair 2 nolu kararının iptali kararının ortadan kalktığı, davacılar tarafından aynı genel kurulda alınan şirket sermayesinin artırılmasına dair karara muhalefet edilmemiş ve bu karar yönünden iptal davası açılmamış ise de, 4.000.000 TL'den 137.000.000 TL'ye artırılan şirket esas sermayesinin artırılan 66.560.635 TL'lik kısmının devralınan şirketin ödenmiş sermayesinden karşılanmasına karar verilmiş olması karşısında kararda, birleşme kararının iptalinin sermaye artışına etkisi ile davacıların pay oranının %10'un altına düşüp düşmeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.Yapılan bu tespit ve açıklamalara göre Mahkemece; Yargıtay içtihatları ve Dairemizin yerleşik kararları ile kabul edildiği üzere, davacıların gerek dava açarken,gerekse yargılama boyunca TTK'nın 531. maddesi uyarınca %10 oranında pay sahibi olmaları gerektiği ve bu hususun bir dava şartı olduğu gözetilerek, birleşme kararının iptali halinde davacıların pay oranlarının değişip değişmeyeceğinin değerlendirilmesi ve buna göre İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/712 Esas sayılı dosyasının (yeni esas tespit edilerek) neticesinin beklenmesi gerekirken, yetki aşımı yapılmak suretiyle üst derece mahkemesi gibi, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının denetlenmesi ve kararın doğruluğu hakkında bir kanaat açıklanarak neticesinin beklenmesi talebi ile davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2022 ve 2021/170 Esas ve 2022/193 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacılara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1753ca56b1aaf253","SID":"556a827b60d8bab1"}}