{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2025/537 - 2025/510<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/537 <br>KARAR NO\t: 2025/510<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/12/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/348 E.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İhtiyati tedbir<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/12/2024 tarih ve 2024/348 E. Sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi  davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, \"...\" markasının sahibi olan müvekkili ile davalılar arasında franchise-franchisör ilişkisi bulunduğunu, taraflar arasında böyle bir ilişki mevcut iken davalıların dışarıdan temin ettikleri başka markalara ait kahve, tatlı, şeker, bardak gibi ürünleri müvekkilinin markasını taşıyan ambalajlara yerleştirerek ... adresinde bulunan iş yerinde satışa sunmak suretiyle müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiklerini, davalıların tecavüz oluşturan eylemlerinin işletmeye ait kamera kayıtları ile sabit olduğunu, davalıların bu şekilde hareket ederek müvekkilinin büyüttüğü, geliştirdiği ve tanınmış bir marka hâline getirdiği \"...\" markasının ticari itibarına ve marka değerine zarar verdiğini, öte yandan franchise ilişkisinden dolayı müvekkiline 629.632,19 TL borçlu olduklarını ileri sürerek, davalıların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespitine, masrafları davalılara ait olmak üzere davalılar tarafından kullanılan ve marka hakkına tecavüz teşkil eden ürünlere ve bu ürünlerin üretiminde kullanılan araçlara el konulup saklanmasına, davalıların dekorasyon da dahil tasarım hakkına ve marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti ile önlenmesi ve durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik müvekkilin uğramış olduğu 15.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminat ile 100.000,00TL. itibar tazminatının müvekkilin marka hakkına tecavüz eyleminin işlendiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kararın masrafları davalıya ait olmak üzere tirajı ülke çapında yüksek bir gazetede yayımlanmasına ve tedbiren müvekkilin marka hakkına tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve tecavüz fiillerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>   Davalılar vekili, davanın görevli ve yetkili mahkemede açılmadığını, dava zamanaşımı süresinin dolduğunu, TTK'nun 573/2 maddesi uyarınca franchise ilişkisinin tarafı olan davalı şirket dışındaki şirket ortaklarına iddia edilen eylem nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğini, franchise-franchisör ilişkisinin davacı ile değil ... Gıda İnşaat Taahhüt Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile kurulduğunu, davacının yetkilisi olduğu şirket ile kurulan franchise ilişkisinden sonra işletme içerisindeki bütün materyallerin ve tadilatların finansmanının bizzat müvekkili şirket tarafından karşılandığını, müvekkil şirketin müşteri çevresini oluşturup katma değer üretme noktasına geldiği sırada hiçbir gerçekçi neden bulunmaksızın franchise veren şirket tarafından mal tedarikinin durdurularak müvekkilini ciddi şekilde zor duruma sokan uygulamalara başlandığını, vadesinin geldiği iddia edilen borcun senetlerle yapılandırıldığını, aradaki ilişkinin davacı tarafından geçmişe dönük olarak feshi üzerine müvekkilinin sözleşmenin feshinden haberdar olmadığı dönemde davacıya ait markanın kullanımından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını ve bildirimden sonra da kendi belirlediği logo ve isim basılı ürünlerle hizmete devam ettiğini savunarak davanın  reddine karar verilmesini savunmuştur. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı yanın talebi doğrultusunda delil tespiti işlemi yapıldığı, delil tespiti sonucu tanzim edilen 22/08/2024 havale tarihli bilirkişi raporundaki tespit edilen maddi vakıalara göre; davaya konu iş yerindeki tabela kullanımlarına ilişkin olarak davacı tarafından ileri sürülen maddi <br>vakıaların tespit tarihi itibariyle iş yerinde mevcut olmadığı ve  bu aşamada ihtiyati tedbir işlemi tesis edecek yoğunlukta yaklaşık ispat külfetinin yerine getirilmediği gerekçeleriyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, ara kararına esas alınan bilirkişi raporunda dosyaya sunulan mail yazışmalarına, video kaydına, davalıların tecavüz eylemini açıkça kabul etmeleri gerçeğine, davalıların hâlihazırda müvekkil markasına ait konsept, tasarım, dekorasyon ve mobilyaları birebir aynı olacak şekilde kullanmaya devam etmeleri hususuna hiçbir şekilde değinilmediğini, bilirkişinin tespit tarihi itibariyle müvekkil adına tescilli markalara ilişkin kahve, tatlı/tuzlu ve şeker gibi ürünlerin iş yerinde bulunmadığını belirtmekle yetindiğini, somut olayın mahiyeti gereği söz konusu tespitin uyuşmazlığı aydınlatmaya yeterli olmadığını, davalıların tecavüzünün iki boyutlu olup birinci boyutun müvekkilinin büyüttüğü, geliştirdiği ve tanınmış bir marka hâline getirdiği \"...\" markasının ticari itibarına ve marka değerine zarar verecek şekilde ucuza ve el altından bir başka markaya ait kahve ve yiyecek ürünlerini bu marka altında satışı ve ikinci boyutunun da müvekkil markasına ait dekorasyon konseptini ve müvekkil markasının baskılı ürünlerini kullanmaktan oluştuğunu, bilirkişi raporunda ikinci boyutun irdelenmediğini ve mahkemece bu eksiklik dikkate alınmadan karar verildiğini, davalıların müvekkili adına tescilli marka hakkına hâlihazırda tecavüz etmeye devam ettiğini ve 6100 sayılı HMK uyarınca tebdir kararı verilmesinin koşullarının  gerçekleştiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesinin gerektiği, somut olayda, ilk derece mahkemesince de kabul edildiği gibi dosya kapsamındaki delillerle yaklaşık ispat koşulunun sağlandığının söylenemeyeceği, delil durumunun değişmesi ve koşullarının oluşması halinde her zaman ihtiyati tedbir istenebileceği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br> <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı,  karşı taraf şirket tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile  13/03/2025 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ae0cfe43c3ef112","SID":"0426a20a218d9366"}}