{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1483 <br>KARAR NO: 2025/414<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 05/04/2022<br>NUMARASI: 2019/245 Esas - 2022/285 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... San. ve Tic.Ltd.Şti. şirketinin personeli olup 14/12/2018 günü saat 13:00 sıralarında çalıştığı şirkete ait olan beton düzeltme aracı ile görevini yerine getirirken müvekkilin kullandığı araca, davalı... kendi sevk ve idaresindeki diğer davalı ...,... Nak.İnş.Tur.Akaryakıt San.veTic.A.Ş. şirketine ait ... plakalı beton mikseri ile arkadan çarptığını, müvekkilin omzunda kırık meydana geldiğini müvekkilnin hastanede yatmak zorunda kaldığını ve tedavisinin hala devam ettiğini, aynı zamanda müvekkilinin işbaşı yapamadığını, iş gücü kaybı oluştuğunu ve müvekkilin ekonomik geleceği sarsıldığını, müvekkilinin başına gelen talihsiz olay neticesinde tedavi giderleri olarak maddi zarara uğradığı gibi manevi olarak acı ve ızdırap dolu günler geçirdiğini maddi, manevi zarara uğradığını, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL geçici iş görmezlik maddi tazminatı, 1.000,00-TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatı, 1.000,00-TL bakım masraflarına ilişkin maddi tazminat, 1.000,00-TL tedavi masraflarına ilişkin maddi tazminat, 60.000,00-TL manevi tazminatın 14/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka reeskont ile birlikte (davalı sigorta şirketi sigorta limitiyle ve şartlarıyla sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, zamanaşımının dolduğunu, davacı işçinin, kendi işvereni tarafından operatörlük belgesi olmaksızın kazaya karışan iş makinesinde görevlendirildiğini, sonuç itibarı ile davacı kullanmakta olduğu makinenin kullanımı için gerekli olan bilgi ve sertifikalara haiz olmadığı halde makineyi kullandığını, bu kazaya bizzat kendisi sebebiyet verdiğini,  davacının kullandığı iş makinesi ile araçlara özgülenmiş yolda seyir halindeyken İstanbul Havalimanı iş sahasında meydana gelmiş olduğunu, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan tarafın bizzat davacının kendisi ve gerekli bilgi ve belgeleri haiz olmaksızın davacıya iş makinesini kullandıran dava dışı işvereni olduğu izahtan vareste olduğunu,  yine davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu kazaya karışan ... plakalı araç, müvekkil şirket tarafından Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile ZMSS poliçesi ile diğer davalı ... Anonim Sigorta Şirketi'ne sigortalatıldığını, Davacı tarafın tüm talepleri bu poliçeler kapsamında teminat altına alınmış olup bu taleplerin ödeme yükümlülüğü diğer davalı ... Sigorta Şirketi'nde olduğunu beyan etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, zamanaşımının dolduğunu, davacı işçinin, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan tarafın bizzat davacının kendisi ve gerekli bilgi ve belgeleri haiz olmaksızın davacıya iş makinesini kullandıran dava dışı işvereni olduğu izahtan vareste olduğunu,  yine davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu kazaya karışan 34DB2389 plakalı araç, diğer davalı şirket tarafından Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile ZMSS poliçesi ile diğer davalı ... Sigorta Şirketi'ne sigortalatıldığını, davacı tarafın tüm talepleri bu poliçeler kapsamında teminat altına alınmış olup bu taleplerin ödeme yükümlülüğü diğer davalı ... Sigorta Şirketi'nde olduğunu beyan etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu talebin zamanaşımına uğramış olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini,  davacının zararının SGK tarafından karşılanma ihtimali de mevcut olup davanın SGK'ya da ihbar edilmesini gerektiğini, olay haksız fiil niteliğinde olduğu nedenle davacı yanın ticari faiz taleplerinin reddi gerektiğini, kusur ve maluliyet tespiti gerektiğini beyan etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Maddi tazminat bakımından; davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 2.696,81 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 98.582,11 TL sürekli işgöremezlik tazminatı,1.200,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 102.478,92 TL tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş. bakımından dava tarihinden diğer davalılar bakımından 14.12.2018 olan kaza tarihinden itibaren  işleyecek avans faiziyle ile birlikte müştereken ve müteselsilen (Sigorta şirketi bakımından poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) alınarak  davacı tarafa verilmesine,  Manevi tazminat bakımından  davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 10.000 TL tazminatının kaza tarihi olan  14.12.2018 tarihinden  itibaren işleyecek avans faiziyle ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken  ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının davalı ... Sigorta Şirketi aleyhine açtığı manevi tazminat davasının reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı  ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Sigorta Şirketi  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taleplerin teminat dışı olduğunu, olayın meydana geldiği yer olan şantiye, etrafı çevrili olup, araçların-kişilerin girişi özel izne tabi, özel güvenlik birimlerinin bulunduğu bir alan olduğunu, karayolu olarak kabul edilmesi mümkün olmadığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı yönetmeliğe göre hazırlandığını, dava konusu kazanın iş kazası olduğunu, davacılara SGK'ya başvuruları ile PSD bağlanması için süre verilmesi gerektiğini, dosyanın aktüeryal sicile kayıtlı aktüere gönderilmesini talep etiklerini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, %1,8 teknik faiz ve TRH tablosu esas alınmak üzere rapor alınmasını talep etiklerini, kararın bu nedenle de bozulması gerektiğini,  sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmediğini, geçici iş göremezlik hem teminat dışı hem de mevcut olmadığını, bakıcı gideri talebi gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin dava konusu talep yönünden sorumluluğu olmadığını, tedavi gideri talebi teminat dışı olup, sorumluluğun SGK'da olduğunu, gelir yönünden itirazlarının sunulduğunu, geçmiş dönem-aktif dönem-pasif dönem hesaplarının hatalı olduğunu, düzeltilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... Nak. İnş. Tur. Akar. San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  dava yetkisiz mahkemede görülüp karara bağlandığını, tüm taleplerinin zamanaşımına ve hak düşürücü süreye uğradığını, dava konusu şey bir araç (taşıt) değil makine olduğunu, davacı taraf nitelikli bir iş makinesi olan beton düzeltme (master) makinesini operatörlük belgesi olmadan kullanmış ve tamamen kendi kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, davacının maluliyeti kesin ve tüm şüpheden uzak ari olarak tespit edilmeden kusur ve hesap raporu alındığını eksik yargılama ile hüküm kurulduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava yetkisiz mahkemede görülüp karara bağlandığını, davacının taleplerinin zamanaşımına ve hak düşürücü süreye uğradığını, dava konusu şey bir araç (taşıt) değil makine olduğunu, davacı taraf nitelikli  bir iş makinesi olan beton düzeltme (master) makinesini operatörlük belgesi olmadan kullanmış ve tamamen kendi kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, davacının maluliyeti kesin ve tüm şüpheden uzak ari olarak tespit edilmeden kusur ve hesap raporu alındığını bu durum gerçek dışı bir maluliyet üzerinden müvekkili aleyhine fahiş tazminat yükümlülüklerine neden olduğunu, eksik yargılama ile hüküm kurulduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/1758 Esas ve 2021/400 Karar sayılı dosya kapsamında  alınan bilirkişi raporunda; davalı sürücünün %100  kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı sürücünün cezalandırılmasına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin 2022/2679 Esas ve 2022/2686 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (HGK'nun 11/10/1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk Mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin \"hukuka aykırılığını\" ve \"illiyet bağının varlığını\" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. Ceza mahkemesince hükme esas alınan kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde   İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen ve kesinleşen maddi olgulara göre (...14/12/2018 günü İstanbul Havaalanı Şantiyesi C zone bölgesi THY binası önündeki Tayakadin- İhsaniye yolu üzerinde sanığın  sevk ve idaresindeki ... plakalı beton mikseri araç ile müşteki ...'in kullanımındaki beton düzeltme aracına arkadan çarpışması neticesinde müştekinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücudunda hayat fonksiyonlarını orta (3) üç derecede etkileyecek kırık oluşacak nitelikte yaralandığı soruşturma aşamasında iş güvenliği uzmanı bilirkişinin 11/04/2019 tarihli raporuna göre sanığın asli kusurlu müştekinin kusursuz olduğunun tespit edildiği sanık savunmasında müştekiye arkadan çaptığını ikrar ettiği ancak söz konusu yolun trafiğe açık bir alan olduğunu söylediği mahallinde trafik bilirkişi ile keşif yapıldığı 08/11/19 tarihli bilirkişi raporuna göre sanık asli kusurlu müşteki kusursuz olduğu tespit edildiği sanığın üzerine atılı sübut bulan taksirle yaralama suçundan sabit olan eylemine uyan TCK'nun 89/1 maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, sanığın asli katılanın kusursuz olması müştekide meydana gelen kemik kırığının derecesi  dikkate alınarak sanığın teşdiden ve takdiren  180  gün karşılığı adli para cezası  ile  cezalandırılmasına, müştekide meydana gelen yaralanmanın boyutu kemik kırığı  niteliğinde olduğu anlaşılmakla verilen ceza  89/2-b gereğince 1/2 oranında artırım yapılmasına müştekide  meydana gelen zararı karşılamadığı adli sicil kaydı uyarınca  suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat hasıl olmadığı anlaşılmakla CMK 231 maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...) kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından, ehliyetsiz araç sürmek sürüş kusurlarından olmadığından kusura etkisi olmayacağı da dikkate alındığında davalı sürücünün  % 100 kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu’nun tanımlarla ilgili 3. maddesinde karayolu; trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa’nın 2/2. maddesinde, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık alanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj yolu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrolü kara yollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımları da bu yasa uygulaması bakımından karayolu olarak kabul edilmiştir.Somut olayda sigorta şirketi, rizikonun meydana geldiği yerin karayolu olmadığını, işyeri sahası içerisinde bulunduğunu, zararın sigorta teminatı dışında olduğunu savunmaktadır. İşyeri sahasının niteliği itibariyle araç trafiği olan, sürekli yükleme ve boşaltma yapılan bir yer olup karayolu sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki dosya içeriğinden rizikonun gerçekleştiği yerin ana yol bağlantısının bulunduğu da belirgindir. Bu durumda rizikonun sigorta teminatı kapsamında kaldığı hususunda duraksamamak gerekir. Hal böyle olunca da davalı tarafın, dava konusu kazanın karayolu dışında inşaat şantiyesinde meydana gelmiş olması sebebiyle dava konusu rizikonun ZMMS poliçesi kapsamında olmadığı yönünde ki istinaf sebebi yerinde değildir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. -  2024/5474  K.,  2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. sayılı kararları).  İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. 6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin birinci fıkrasına göre; \"Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.\" Yine aynı Kanunun 16. maddesinde ise \"Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.\" hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı HMK'nın haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesinde HMK'nın 7/1-2. cümlesindeki düzenleme anlamında kesin yetki sözkonusu değildir. Haksız fiil halinde HMK'nın 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin  yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olduğu gözönüne alındığında, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden  hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkeme de açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Birden çok mahkemenin yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı uyuşmazlıkta davacının davasını, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin adresinin bağlı olduğu  İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açarak seçim hakkını kullanmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle dahili davalıların mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında  TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde  14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Bu nedenle 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih,  2022/312  E. ve 2022/3685 K. sayılı  kararında; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiği yönünde karar vermiştir. Bu nedenle  davalı sigorta şirketinin tedavi gideri teminatı kapsamında poliçe limiti ile geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğu bulunduğundan,  davalı vekilinin bakıcı gideri, geçici iş göremezlik tazminatının ve tedavi gideri talebinin teminat dışı olduğuna, ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305  E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları). KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 14/12/2018 tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir.İlk Derece Mahkemesince SGK'ya müzekkere yazılarak davacıya rücuya tabi gelir bağlanmadığının tespit edilerek aktüerya hesap uzmanlığının bulunan tazminat raporu alındığı, hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun  davacının belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri asgari ücretten esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre  tazminatın belirlendiği anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından  bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Bu nedenlerle; davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davalı ...  San. ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı  ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1- Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 7.683,44 TL harçtan peşin alınan 1.921,00 TL harcın mahsubu ile bakiye  5.762,44 TL harcın  davalı ... Sigorta A.Ş.'den  tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 7.683,44 TL harçtan peşin alınan 1.921,61 TL harcın mahsubu ile bakiye  5.761,83 TL harcın  davalı ...San. ve Tic. A.Ş.'den  tahsili ile Hazineye irat kaydına, c-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 7.683,44 TL harçtan peşin alınan 1.921,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.761,83 TL harcın davalı ...'dan  tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.06/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ddb94038fa949d8","SID":"8e80a5af41ca3cda"}}