{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/14 Esas<br>KARAR NO: 2025/405<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/11/2024<br>NUMARASI: 2024/935 Esas, 2024/1160 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar ... San. ve Ticaret Ltd Şti., ... Yayıncılığı AŞ ve ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nün diğer müvekkili şirketlerin kurucu ve tek ortağı olduğunu, müvekkili ... şirketinin, kutu ve ambalaj imalat ve satışı yaptığını, diğer müvekkili ... şirketinin ise, at yarışlarını gerçek zamanlı olarak izleme imkanı sağlayan dijital bir platform olduğunu, ülkede ve global alanda yaşanan tüm olumsuzluklardan sanayi, üretim ve imalat sektörlerinin olumsuz etkilendiğini, yüksek enflasyon ve daraltıcı para politikaları nedeniyle yaşanan ekonomik kriz ortamı, TCMB'nin yüksek faiz ve daraltıcı para politikaları, uzun vadeli kredi verilmesinin zorlaşması, dolar ve euroda yaşanan devalüasyon, hammadde ve malzeme fiyatlarındaki maliyet artışları, ekonomideki dengesizlikler sebebiyle müvekkili şirketlerin ciddi zararlar gördüğünü, konkordatonun kabulü halinde tüm alacaklıların alacaklarına kavuşma oranının %100 seviyesinde olacağını, müvekkili ...'nün ise, davacı şirketlerin borçlarına kefaletleri olduğu gibi borçların teminatı olarak malvarlığı üzerine ipotek tesis ettirdiğini, bu nedenle ekonomik yönden mahvına engel olunabilmesinin tek yolunun konkordato başvurusunda bulunmak olduğunu, davacıların konkordatonun tasdiki ile birlikte tüm borçlarını 47  ay vadede ödemek niyetinde olduğunu (2026 yılı Şubat ayı itibariyle aylık taksitler halinde olmak üzere toplam 47 ay vadeli ve eşit taksitlerde, %100 anapara (tenzilatsız) üzerinden ve ayrıca anapara tutarına 47 aylık süre için ilave toplam %24 vade farkı ödemeyi teklif ettiğini) belirterek müvekkilleri bakımından geçici mühlet verilmesine, Mahkemece öngörülen gerekli tedbirlerin alınmasına, kesin mühlet verilmesine, akabinde konkordato talebinin kabulü ve tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesinin 13/11/2024 tarihli celsesinde, davacılar ... Yayıncılığı AŞ ve ... yönünden davanın tefriki ile, davacı ... yönünden geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine; davacı ... Yayıncılığı AŞ yönünden ise geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve davacı şirketin iflasına, iflasın 13/11/2024 günü saat 10:23 itibariyle açılmasına karar verilmiş olup adı geçen davacılar yönünden dava Mahkemenin 2024/935 Esasına kaydedilmiştir. İlk derece mahkemesi 13/11/2024 tarihli ve 2024/935 Esas 2024/1160 Karar sayılı gerekçeli kararında, davacı ... Yayıncılığı AŞ yönünden yapılan değerlendirmede; ibraz olunan komiser heyeti raporuna göre, davacı şirketin öngörülen satış rakamlarına ulaşmasının mümkün görülmediği, şirketin Eylül 2024 yılı itibariyle tüm çalışanlarını işten çıkararak faaliyetini durdurduğu ve merkezini kapatarak gayrifaal durumda olduğu, davacı şirketin konkordato borçları arasındaki en yüksek tutarlı borç kaleminin borç senetleri olduğu, bu tutarın 30/06/2024 tarihi itibariyle 46.411.030 TL olduğu, 36.018.530 TL tutarlı çek şirketin tek ortağı ve temsilcisi davacı ...'ne verilmiş ve konkordato kaynakları arasında \"ortaklardan alacakların tahsilinden sağlanan nakit\" olarak 36.216.082 TL kaynak kalemi gösterilmiş ise de ortağın şahsi malvarlığı ve gelirleri gözönüne alındığında şirkete borcunu nasıl ödeyeceği konusunda izahat yapılmadığı, davacı şirketin rayiç değerine göre öz varlığı (-) 42.728.256,19 TL olup borca batık durumda olduğu, konkordatonun başarıya ulaşamayacağı gerekçeleri ile davanın reddi ile şirketin iflasına karar verilmiş olup davacı gerçek kişi ... yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacının borçlu şirketlerden bağımsız bir konkordato projesinin bulunmadığı, projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketlerin ön projesi üzerine temellendirildiği, ortağı olduğu her iki davacı şirkete toplam borcunun 67.740.000 TL olduğu, davacı şirketlerin konkordato kaynakları arasında \"ortaklardan alacakların tahsilinden sağlanan nakit\" olarak kaynak kalemi gösterilmiş ise de ortağın şahsi malvarlığı ve gelirleri gözönüne alındığında şirkete borcunu ödeyecek malvarlığının bulunmadığı, konkordatonun başarıya ulaşamayacağı gerekçelerine istinaden davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilleri hakkında davanın tefrik edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 04/11/2024 tarihli komiser raporunda müvekkili ... yönünden geçici mühletin uzatılabileceği yönünde görüş bildirildiğini, oysa Mahkemece yapılan tefrik neticesinde müvekkilleri yönünden davanın reddedildiğini, müvekkili ...'nın, Mahkemenin 2024/721 Esas sayılı dosya davacısı ... adlı şirketin tüm borçlarına kefil olup aynı zamanda şahsi malvarlığı  üzerine şirket lehine ipotek tesis ettirdiğini, şirketten elde edeceği gelir haricinde başkaca ticari geliri bulunmadığını, ancak konkordato müessesesinden faydalanması  halinde taşınmazını haciz ve satış tehdidi olmadan gerçek değerleri üzerinden satarak rahatlıkla ödeme güçlüğünü aşabileceğini, bu nedenle aralarında dava arkadaşlığının mevcut olduğunu, zira dava konusu borcun ortak olmasının, ihtiyari dava arkadaşlığı için yeterli olduğunu, kaldı ki konkordato hükümleri ve müessesenin niteliği de aynı borçtan sorumlu olan borçluların ayrı dava açmalarına engel teşkil edecek nitelikte olduğunu, müvekkili şirketin borca batık durumda olduğu yönündeki tespitin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin sahip olduğu malvarlıklarının güncel piyasa fiyatları ile değerlendirilmediğini, Komiser Heyetince atanan bilirkişinin alanında uzman olmadığını, şirketin sahip olduğu RTÜRK izinlerinin sektörel değerlemeye tabi tutulmadığını, 02/11/2024 tarihli bilirkişi heyet raporuna karşı itiraz süreleri dolmadan müvekkileri hakkında davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Talep, davacı şirket ve gerçek kişi hakkında, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu  vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100  sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacı şirket ve gerçek kişi vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, Mahkemenin 13/08/2024 tarihli tensip ara kararı ile, davacı şirket ve gerçek kişi hakkında bu tarihten itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 13/11/2024 tarihli duruşmada ise adı geçen davacılar yönünden davanın tefriki ile yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı şirketlere ait tesis, makine, cihazlar, taşıtlar ve demirbaşlar ile davacı şirketlerin aktifinde kayıtlı varlıklar içerisinde bulunan bilgisayar, program, donanım ve yazılımların rayiç değerinin tespiti için makine mühendisi ve bilgisayar mühendisi; davacı şirketlerin marka değerinin tespiti için marka değerleme uzmanı; borçlu şahıs ve şirketlere ait taşınmazların rayiç değerinin tespiti için gayrimenkul değerleme uzmanından rapor alındığı görülmüştür.Geçici konkordato komiser heyeti tarafından sunulan 04/11/2024 tarihli raporda, davacı ... Yayıncılığı AŞ yönünden; şirketin 13.08.2024 geçici mühlet tarihli ve 30.09.2024 tarihli kaydi değer bilançolarında Tesis, makine ve cihazların bir kısmının ticari defter kayıtlarında kayıtlı olduğu, ancak şirket merkezinde yapılan toplantı ve incelemede fiilen mevcut bulunan yayıncılık faaliyetinde kullanılacak birçok elektronik cihazlar bulunduğu çoğunlukla bunların yasal defterlerde kaydının bulunmadığı, dolayısıyla bilançoda raporlanmadığı, Temmuz/2024 tarihi itibariyle 43 kişi ve Ağustos/2024 döneminde 28 kişinin şirkette istihdam edildiği, ancak Eylül/2024 itibariyle tüm çalışanların işten çıkarılarak şirketin faaliyetini durdurduğu, şirketin, merkezini de kapatarak gayrifaal durumda olduğu, şirketin kaydi özvarlıklarının 30.09.2024 tarihi itibariyle (-) 14.248.183,80 TL hesaplandığı ve şirketin kaydi değerlere göre borca batık durumda olduğu, şirkete ait varlıkların rayiç değerlerini saptayan teknik bilirkişilerin raporları esas alındığında (-) 42.728.256,19 TL ile şirketin rayiç değerlere göre de borca batık olduğunun tespit edildiği, şirketin 13.08.2024 geçici mühlet tarihi itibariyle toplam borcunun 47.069.261 TL olduğu, 3.571.866 TL imtiyazlı borcu olduğu, ön projede şirketin rehinli borcunun olmadığına yer verildiği, şirketin rehinle teminat altına alınmamış adi nitelikte borçlarının tamamını (ana para + %24 faiz) 2026 yılı Şubat ayından başlamak üzere 47 ay vadede ve eşit taksitler halinde ödemeyi teklif ettiği, ön projede konkordato kaynağı olarak 2029 yılı sonuna kadar elde edilmesi hedeflenen kâra ve ortağın şirkete olan borcunu ödemesine yer verildiği, ortağın şirkete olan borcunu ifa edebilecek varlığa ve kaynağa sahip olmadığı, şirket ortağının şirketin ön projede yer verdiği proforma gelir tablolarının ve dolayısıyla nakit akışlarının şirketin ana faaliyet alanında yasal gereklileri aşarak gelir elde edebilmesi koşuluna bağlı olduğu, şirket çalışanlarını işten çıkartarak faaliyetini durdurduğu dolayısıyla mevcut ön projenin gerçekleşme ihtimalinin kuvvetle muhtemel olmadığı, davacı ... yönünden; adı geçenin ... ve ... şirketlerinin tek ortağı ve münferiden yetkilisi olduğu ve bu şirketlerin finans kurumlarına olan borçlarının müteselsil kefili olduğunun beyan edildiği, şahsına ait 658.808,10 TL banka borcu olduğu, ... şirketinin 4.812.212,26 TL'lik borcuna ve ... şirketinin 19.137,12 TL'lik borcuna kefaletinin bulunduğu, bu borçlara ilişkin ödeme teklifinin 2026 yılı Şubat ayı itibariyle aylık taksitler halinde olmak üzere toplam 47 ay vadeli ve eşit taksitlerde, %100 anapara (tenzilatsız) üzerinden ve ayrıca anapara tutarına 47 aylık süre için ilave toplam %24 vade farkı şeklinde olduğu, konkordato ön projesinde konkordato kaynakları olarak, ...'ne ait bir adet gayrimenkul ve bir adet taşıt bulunduğunun, ayrıca sahip olduğu gayrimenkulden aylık 13.000.-TL kira gelirinin ve ...'ndeki ortaklık payının rayiç değerinin 28.672.835,00 TL olarak belirlendiği, kendi adına tescilli gayrimenkulün ... şirketinin kredi borçlarına karşılık bankalara teminat olarak gösterilmiş olduğu, ...'nün ortağı olduğu her iki şirkete olan toplam borcunun 67.740.000,00 TL olduğu, davacı şirketin revize ön proje sunumu için 1 aylık ek süre talebi olduğu, davacı borçlunun kefil sıfatıyla borç riski altında olduğu ve kefil olunan şirketin borçlarını ödemesi halinde borçtan kurtulabileceği, davacı şahsın konkordato teklifinin başarıya ulaşmasının kefil olduğu şirketin konkardota ön projesinin başarılı olmasına bağlı olduğu, davacı asilin kefil olduğu davacı şirketin 1 aylık ek süre talebi uygun görülmüş olup davacı asilin borç yükünden kurtulabilmesinin davacı şirketin borçlarını ödemesi ile mümkün olabileceğinden hareketle, davacı şahıs açısından da geçici mühletin İİK 287 mad. kapsamında 1 ay uzatılabileceğinin uygun olacağı bildirilmiştir. Davacı ... yönünden istinaf başvurusunun değerlendirilmesi; Somut olayda, davacı hakkında 13/08/2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiş olup akabinde 13/11/2024 tarihinde kesin mühlete geçilmeden geçici mühlet kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, borcun ortak olması sebebiyle sürenin uzatılması gerekirken müvekkili yönünden verilen tefrik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek hükmü istinaf etmiştir.\"...Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı  değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacılar ... ve ... ayrı konkordato ön  projesi sunmuş olsa da ödeme planları ve ödeme tekliflerinin davacı şirketin projesiyle aynıdır. Öte yandan davacı gerçek kişiler, davacı şirketin konkordato projesine nakit finansması sağlayarak ve alacaklarından vazgeçerek katkı sağlayacaklarını beyan etmektedir. Oysa kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir...\" (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/571 Esas 2022/4223 Karar sayılı ilamı).Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148). Somut uyuşmazlıkta, davacı ...'nün şahsına ait 658.808,10 TL banka borcu olduğu, bunun dışında ortağı ve tek yetkilisi olduğu ... şirketinin 4.812.212,26 TL ve ... şirketinin 19.137,12 TL borcuna kefaletinin bulunduğu, bu borçlara ilişkin ödeme teklifinin 2026 yılı Şubat ayı itibariyle aylık taksitler halinde olmak üzere toplam 47 ay vadeli ve eşit taksitlerde, %100 anapara (tenzilatsız) üzerinden ve ayrıca anapara tutarına 47 aylık süre için ilave toplam %24 vade farkı şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Ne var ki, davacı gerçek kişi yönünden konkordato ön  projesi sunulmuş olsa da,  ödeme planları ve ödeme tekliflerinin davacı ... ve ... şirketlerinin projesi ile aynı olduğu, buna göre davacı gerçek kişinin bu şirketlerden bağımsız bir projesi bulunmadığı gibi projesinin başarısının da, yine bu şirketlerin projesinin başarısına bağlı kılınarak tamamen bu şirketlerin ön projesi üzerine temellendirildiği, ayrıca sunulan projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği dikkate alındığında bağımsız ve kendine özgü tedbir içermeyen konkordato projesi başarıya ulaşamayacağından Mahkemece, iflasa tabi olmayan davacı gerçek kişi yönünden kesin mühlet ve konkordatonun tasdiki taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.Öte yandan, davacı vekili, müvekkili ... yönünden davanın tefrik edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira borcun ortak olması sebebiyle ... şirketi yanında onun yönünden de süre uzatım verilmesinin kanuni zorunluluk olduğunu ileri sürmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 167. maddesi uyarınca, Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Somut olayda, Mahkemece de belirtilip kabul edildiği üzere davacı gerçek kişinin salt şirketlerin borçlarına kefil olması ona, geçici mühlet talep hakkı vermeyeceği, zira tüzel kişi ve kefillerin konkordato taleplerinin aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte konkordatonun tasdiki için aranan şartların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerektiği, bir üst paragrafta açıklandığı üzere davacı yönünden konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı ve buna göre konkordatoya ilişkin şartların sağlanmadığı da anlaşılmakla bu davacı yönünden davanın tefrik edilerek davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum görülmemiştir. Davacı ... Yayıncılığı AŞ yönünden istinaf başvurusunun değerlendirilmesi;Somut olayda, davacı şirket hakkında 13/08/2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiş olup akabinde 13/11/2024 tarihinde kesin mühlete geçilmeden geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve davacı şirketin iflasına dair karar verilmiştir.Davacı vekili, müvekkili şirketin borca batıklığı yönünde yapılan tespitin yerinde olmadığını belirterek hükmü istinaf etmiş olup konkordato talebinin reddine yönelik hükme karşı bir istinaf sebebi ileri sürülmediğinden istinaf incelemesi de bu doğrultuda ve ayrıca kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.\"...Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir...\" (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/1521 Esas 2024/1969 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacı ... şirketinin kaydi özvarlıklarının 30.09.2024 tarihi itibariyle (-) 14.248.183,80 TL olarak hesaplandığı ve şirketin kaydi değerlere göre borca batık durumda olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanında şirkete ait varlıkların rayiç değerlerini saptayan teknik bilirkişilerin raporları esas alındığında 30.09.2024 tarihli rayiç değer bilançosuna göre özkaynak tutarının (-) 42.728.256,19 TL olduğu ve bu hali ile de borca batık durumda olduğu, borcu batıklık konusunda yeterli ve gerekli inceleme ile değerlendirmelerin yapılarak borca batıklığın usulünce tespit edildiği, bu açıdan hem konkordato komiser heyeti hem de teknik bilirkişiler tarafından sunulan raporların ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, borçlu şirketin yetkilisi ve tek ortağı olan ve aynı zamanda konkordato talep eden ...'ne duruşma gün ve saatinin tebliğ edildiği, adı geçenin duruşmada hazır bulunduğu ve beyanlarının da alındığı, 2004 sayılı İİK'nun 308/2 maddesi uyarınca tasfiye usulünün belirlendiği anlaşılmakla Mahkemece konkordato talep eden davacı şirket hakkında verilen iflas kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili istinafında, şirketin sahip olduğu mal varlıklarının güncel piyasa fiyatları ile değerlendirilmediğini ve atanan makine mühendisi bilirkişinin alanında ehil olmadığını, 02/11/2024 tarihli rapora karşı itiraz sürelerinin dolmadığını, ayrıca şirketin sahip olduğu RTÜRK izinlerinin sektörel değerlemeye tabi tutulmadığını ileri sürmüştür.Davacı tarafa ait malvarlığının rayiç değerinin tespiti için bilirkişi görevlendirilmesine ilişkin Mahkemenin 03/09/2024 tarihli ara kararının davacı vekiline tebliğine rağmen tayin edilen bilirkişinin uzmanlık alanına yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi duruşmada da bu yönde bir itiraz ileri sürülmediği, ayrıca 02/11/2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan süresinin dolmamasının mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre sonuca bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla bu yönlere ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Öte yandan sektörel değerlendirmeye tabi tutulmadığı belirtilen RTÜRK izinleri niteliği itibariyle maddi olmayan duran varlık grubunda değerlendirilmesi gerekmekte olup komiser heyetinin 04/11/2024 tarihli raporunda bu mal grubunun kaydi değeri 217.873,37 TL, rayiç değeri ise 150.000,00 TL olarak gösterilmesine rağmen herhangi bir itiraz ileri sürülmediği, yine marka değerleme uzmanı olarak atanan bilirkişinin sunduğu raporun tebliğine rağmen RTÜRK izinlerinin değerlendirilmediğinden bahisle rapora yönelik bir itirazda bulunulmadığı, davacı vekilinin duruşmada alınan beyanlarında da bu yönde bir itirazı olmadığı gibi Byhorse şirketi bakımından takdirin Mahkemeye ait olduğunu belirterek esas olarak diğer şirket yönünden beyanlarda bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebine de itibar edilmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/935 Esas, 2024/1160 Karar sayılı ve 13/11/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı ... Yayıncılığı AŞ tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın bu davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı ... tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın bu davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı ... yönünden 2004 sayılı İİK'nun 293/2. maddesi gereğince kesin; davacı ... Yayıncılığı AŞ yönünden İİK'nun 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38682d2c708a681c","SID":"bf89276275cb4ac7"}}