{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/154 Esas<br>KARAR NO: 2025/413<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/11/2024<br>NUMARASI: 2024/162 Esas, 2024/787 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı tarafından davacı şirketin satın aldığı ve daha sonra dava dışı 3.şahıs şirkete kiraladığı taşınmazlar ile yine davacı şirket ile 3.şahıs firma arasındaki akdedilen finansal kiralama sözleşmesinin teminatını teşkil etmek üzere alınan ipoteğe konu taşınmazların değerlemesinin yapıldığını, davacı tarafça söz konusu değerleme esnasında hem finansal kiralamaya konu malların değerinin fazla tespit edildiğini, hemde ipoteğe konu taşınmazların değerinin fazla tespit edildiğini, bu nedenle davacının zarara uğradığını iddia ederek 5.179.839,00-Euro zararın yasal faizi ile birlikte davalıdan tazminini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından hazırlanan raporların hatalı olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, davalı şirkete başvuru koşullarının oluşmadığını, davalı şirkete başvurulabilmesi için davacı tarafın tüm hukuki yolları tüketmiş olması gerektiğini, davalı şirket tarafından hazırlanan değerleme raporları ile davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacı tarafın kendi kusuru ile zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, yine davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararın hesabının hatalı olduğunu, zarar hesabının Euro olarak yapılmasının kabul edilemeyeceğini, anılan nedenlerle davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının gerçek zararının 1.520.000,00 TL olduğunun mahkemece değerlendirildiği, davacının gerçek zararını tespit ettikten sonra meydana gelen zararın doğum ve oluşumunda, davacının müterafık kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun da değerlendirilmesi gerektiği, davacı davalı gibi tacir olduğu ve basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olduğu, davacı şirketin davalıya ilk değerleme yaptırdığı sırada basiretli bir tacir gibi davranıp, başka bir şirketten yeni bir değerleme yaptırması gerekirken, söz konusu değerlemeyi yaptırmadığı, ayrıca davacı şirket tarafından eksik teminat alındığı, bu nedenle meydana gelen olayda ve zararda davacının da %50 oranında müterafık kusurunun bulunduğu, bu kapsamda 1.520.000,00 TL'lik zararın 760.000,00 TL'sine davacının katlanması gerektiği, 760.000,00 TL'sinden ise davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile 760.000,00 TL için davanın kabulüne karar verilmiştir.Karar yasal süresinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dairemizin 2020/1975 E-2024/235 K sayılı 22.02.2024 tarihli kararı ile, Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere, Mahkemece, davacı finansal kiralama şirketinin alacağını tahsil edebilmek için tüm yolları tüketip tüketmediğinin araştırılması gerektiği, buna göre, mahkemece davacı tarafa asıl borçlular hakkında varsa aciz vesikası sunulması için uygun mehil verilmesi, bakiye alacağın kalması halinde eldeki davaya devam edilmesi ve davacının dava tarihi itibariyle finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunması, finansal kiralama sözleşmesi borçlularından tahsil edilememesi ve alacak miktarını da geçmemesi kaydıyla, somut olay sebebiyle davacının talep edebileceği zarar miktarının, taşınmazın değerleme tarihindeki gerçek değeri ile davalının belirlediği bedel arasındaki fark kadar olduğu kabul edilerek ve yine müterafik kusur yönünden de değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı  gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra ilk derece Mahkemesince; Mahkemece yapılan yeniden yargılama ile davacı vekiline İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından alınmış aciz belgesinin dosyamıza sunulması için kesin süre verilmiş, müteakip celsede davacı vekili icra müdürlüğüne bu meyanda talepte bulunulduğunu ancak bu şekilde aciz belgesi verilemeyeceği cevabı verildiğini beyan ettiği ve herhangi bir aciz belgesi sunamadığı, bu durumda, istinaf kaldırma kararında da işaret edildiği üzere, alacağın öncelikle asıl kredi borçlusundan tahsili gerektiği, asıl kredi borçlusundan alacağın alınamadığına dair aciz durumu söz konusu olması halinde, tali bir yol olarak eksper sözleşmesine aykırılığın tartışılması gerektiği,  davacı vekili her ne kadar son celsede icra müdürlüğünün aciz belgesi vermediğini beyan etmiş ise, bu durumda iki ihtimalin söz konusu olduğu, ya icra dosyasında gerçekten asıl borçlu yönünden aciz gerçekleşmediği, bu durumda zaten eldeki davanın dinlenmesinin mümkün olmadığı, ya da aciz durumu gerçekleşmesine rağmen icra müdürlüğü haksız olarak aciz belgesi vermemiştir. ikinci durumda icra müdürlüğünün red işleminin  İİK 16. maddesine göre şikayet yoluyla icra mahkemesine taşınmasının gerektiği, ne var ki davacı verilen kesin sürede bu yola müracaat ettiğini de beyan etmediğine göre, aciz durumu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davanın erken açıldığı gerekçesiyle usulden reddinin hukuka aykırı olduğunu, dosyadan daha önce alınan tüm bilirkişi raporları ile davalının hatalı bilirkişi raporu düzenlediği ve müvekkili  şirketin ticari defter incelemesinde apaçık zararının olduğunun açık olmasına karşın, davalının yaklaşık 15 yıl önce düzenlediği ekspertiz raporundaki kusuru sebebiyle müvekkili şirketin tazminat davası ikame etmesinin anlaşılamaz şekilde erken bulunduğunu, müvekkili şirketin tahsis ettiği kredi için kiracı firma ve kefiller hakkında 2013 yılında yasal takip işlemlerine geçildiğini ve işlem için alınan ve bu davanın da konusunu teşkil eden ipotekli taşınmazın 2014 yılında çok düşük bir bedele icra marifetiyle satıldığını, o dönem ipotekli taşınmazlar hakkında ayrıca bir ipotek takibi yapılmadığını ve ipotekli taşınmazların kiracı ile müteselsil kefiller aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan kambiyo takibi üzerinden satılarak paraya çevrildiğini, müvekkili şirket lehine 1.derece, 6.000.000-EURO bedelli ipoteğin bulunduğu dava konusu Nevşehir İli, Ürgüp İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... Pafta, ... Ada, ... Parselde(Eski ... Ada, ... Parsel) kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmaz, 09.06.2014 tarihinde sadece 460.500-TL (162.726,59 EURO) bedelle müvekkili şirket tarafından alacağa mahsuben satın alındığını, bu anlamda 6 Milyon EUR'luk ipotekten dahi müvekkili şirketin rehin açığına düştüğünü ve İİK anlamında rehin açığı belgesine sahip olduğunun kabulü gerekirken, salt ipotekli taşınmaz hakkında ayrıca bir ipotek takibi yapılmadığı ve rehin açığı belgesi düzenlenmediği gerekçesiyle davanın usulden reddinin kanun, içtihat ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararında emsal olarak verilen Yargıtay 13.HD'nin 25.03.2019 tarih 2019/1325 Esas 2019/3912 Kararına konu olayda, dava konusu taşınmazla ilgili takip ve satış işlemleri henüz gerçekleştirilmeden, dolayısıyla rehin açığı/aciz belgesi alınmadan dava açılmasının erken olduğu belirtildiğini,  taşınmazların satış işlemleri tamamlanmış ve takip işlemlerinin sonuna gelinmiş işbu dava açısından emsal teşkil etmesinin düşünülemeyeceğini, Bölge Adliye Mahkemesinin kararı kapsamında taraflarından talep edilen aciz vesikası hakkında İİK'nın \"Borç ödemeden aciz vesikası\" başlıklı 105/1.maddesi, \"Haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı 143 üncü maddedeki aciz vesikası hükmündedir.\"demekle, kanunun 143.maddesinde düzenlenen aciz vesikası hükmünde olduğunu açıkça kabul ettiğini, buna karşın Yerel Mahkemenin dosyaya sundukları haciz tutanaklarını kabul etmeyerek davanın esasına girmediğini, davalının kendisinin dahi kabul ettiği kusurlu eylemine ilişkin olarak müvekkili şirketin uğradığı zarar bilirkişi raporları ile de sabit iken tazminat davası için, kanunlarda olmadığı halde dava konusu olayımızla ilgisi olmayan içtihatlar gerekçe yapılarak aciz vesikası ön şartının aranması hem hukuka hem de hakkaniyete aykırı olduğunu, kanunlarda olmadığı halde içtihatlarla getirilen yeni koşullar sebebiyle ülkemiz yargılamasında tazminat hukukunun gelişemediğini, hatalı işlem yapanın kusurlu hareketinin yanına kar kalmasına sebebiyet verdiğini, yargılamaların uzun sürdüğü ve enflasyonist bir piyasanın olduğu ülkemizde 15 yıl önceki kusurlu hareketten doğan zararın tazminat ile telafi edilmesi bile mümkün değil iken bir de  tahsil imkanı var diye davanın usulden reddedilmesinin hiçbir hukuki düzenleme ve mantığıyla açıklanamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi uyarınca davalı tarafça yapılan gayrimenkul değerleme hizmetini gereği gibi ifa etmediği iddiasıyla davacı tarafın uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada, davacı vekiline gelecek celseye kadar kesin süre verilerek, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından alınmış aciz belgesinin dosyaya sunması istenilmiş, aksi halde eldeki davanın erken açılmış bir dava olarak değerlendirileceği ihtar edilmiştir. Davacı vekili tarafından  karar tarihli duruşmada,  icra dairesinden aciz vesikası için ara karar gereği talepte bulunduklarını ama icra dairesinin bu şekilde bir aciz belgesi düzenlenemeyeceğini bildirdiğini beyan etmiştir. Mahkemece davacının aciz durumu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın usulden karar verilmiş,  davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Taraflar arasında düzenlenen 18.04.2013 tarihli değerleme sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşme konusunun, müşteri tarafından gösterilecek gayrimenkulün, gayrimenkul projesinin veya bir gayrimenkule bağlı hak ve faydaların belirli bir tarihteki muhtemel değerinin müşterinin göndereceği talepler doğrultusunda değerleme şirketi tarafından fax, e-posta yolu ile alınıp değerlendirileceği olarak belirtilmiştir.Somut davada, davacı şirketin satın aldığı ve daha sonra dava dışı 3.şahıs şirkete kiraladığı taşınmaz ile yine davacı şirket ile 3.şahıs firma arasındaki akdedilen finansal kiralama sözleşmesinin teminatını teşkil etmek üzere alınan ipoteğe konu taşınmazların gayrimenkul değerleme raporu düzenlemiştir. Davacı taraf, davalının düzenlediği raporların gerçeğe uygun olmadığını ve bu nedenle zararının oluştuğunu belirterek iş bu davayı açmıştır. Dosya kapsamı incelendiğinde, davacı finansal kiralama şirketinin, finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklı alacaklarının tahsili amacıyla kiracı şirket ile müteselsil kefiller aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosya ile icra takibine geçildiği, kambiyo senetlerine özgü takip yoluna ilişkin bu dosyadan ipotekli taşınmazın satışının yapıldığı, ancak satışa rağmen davacının zararını karşılanmadığı, dava tarihi itibariyle finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklı alacağının bulunduğunu iddia etmektedir.Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediği iddiasıyla açılan iş bu tazminat davasında, teminat altına alınan ipoteğin paraya çevrildikten sonra satıştan sonra ödenmeyen bir alacağın kalması durumunda kesin/geçici aciz belgesi alınması ve asıl borçluya karşı tüm takip yollarının tüketilmesi gerekmektedir. Burada üzerinde durulması gereken husus, davacının finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklı alacağının asıl sorumlusu finansal kiralama borçlusu olup davacı zararının,  finansal kiralama alacağının finansal kiralama borçlusundan tahsil olanağının kalmaması halinde davalı yönünden doğduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından sonra davacı finansal kiralama şirketine aciz belgesi sunması için usulüne uygun ihtaratı içerir kesin süre verilmiş ve bu süre içinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından alınmış aciz belgesinin dosyaya sunması istenilmiştir. Davacı tarafından kesin sürenin gereği yerine getirilmemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, o dönem ipotekli taşınmazlar hakkında ayrıca bir ipotek takibi yapılmadığını ve ipotekli taşınmazların kiracı ile müteselsil kefiller aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan kambiyo takibi üzerinden satılarak paraya çevrildiğini, müvekkili şirket lehine 1.derece, 6.000.000-EURO bedelli ipoteğin bulunduğu dava konusu Nevşehir İli, Ürgüp İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... Pafta, ... Ada, ... Parselde(Eski ... Ada, ... Parsel) kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmazın, 09.06.2014 tarihinde sadece 460.500-TL (162.726,59 EURO) bedelle müvekkili şirket tarafından alacağa mahsuben satın alındığını, bu anlamda 6 Milyon EUR'luk ipotekten dahi müvekkili şirketin rehin açığına düştüğünü ve İİK anlamında rehin açığı belgesine sahip olduğunun kabulü gerekirken, salt ipotekli taşınmaz hakkında ayrıca bir ipotek takibi yapılmadığı ve rehin açığı belgesi düzenlenmediği gerekçesiyle davanın usulden reddinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekili ipotekli taşınmaz ile ilgili ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip usulünü seçmemiştir. Davacı borçlular aleyhine başlattığı İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan kambiyo takibi üzerinden ipotekli taşınmazın satılarak paraya çevrildiğini ileri sürmüştür. Dolayısıyla davacı tarafça bu taşınmaz hakkında başlatılmış bir ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip bulunmadığından İİK 152. Maddesi kapsamında rehin açığı belgesinden de söz edilemeyecektir. Bu durumda Mahkemece, davacı tarafından borçlular aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyasından aciz belgesi sunması için süre verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta, icra takibinde yer alan borçlular hakkında aciz belgesi /rehin açığı belgesi alınmadan ve tüm takip yolları tüketilmeden, talep henüz istenebilir hale gelmeden yani zamanından önce davanın açıldığı anlaşılmıştır.  Davacı tarafından, Mahkemece verilen kesin süre içinde, icra dosyasından alınmış bir kesin/geçici aciz belgesi sunulmamış, dava dışı borçluların her tür şahsi ve ayni teminatlara başvurulduğunu ve buna rağmen alacağını tahsil edemediğini ispatlayamamıştır. (Yargıtay 11 HD 2020/6855 E-2022/4075 K sayılı 26.05.2022 tarihli kararı) Bu nedenle Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle Mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1. Maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/162 Esas, 2024/787 Karar sayılı ve 13/11/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f26010551214387","SID":"85d923a08d8b5c2c"}}