{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1849 - 2025/328<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1849 <br>KARAR NO\t: 2025/328<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t:23/05/2023<br>NUMARASI\t:2021/87 Esas - 2023/317 Karar<br><br>DAVACI\t:BAKSAR BAKIR BORU SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (0133037617000012) - Fatih Sultan Mehmet Mah. Yeşil Vadi Sok. No:3/A/18 Ümraniye/ İSTANBUL<br>VEKİLİ\t:Av...<br>DAVALI \t:ÖNDER VİNÇ VE KURTARMACILIK NAKLİYE VE SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ (0925006203200021)-Karadenizliler Mh.Atatürk Cd.Yaz Sk. No:1 Kullar Başiskele / KOCAELİ<br>VEKİLİ\t:Av...<br>İHBAR OLUNANLAR\t:1- HDI SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - Sahrayı Cedit Mah. Batman Sok. No:6/1 Kadıköy / İSTANBUL<br>VEKİLİ\t:Av..<br>\t:2-..<br>VEKİLİ\t:Av...<br>DAVA\t:Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>DAVA TARİHİ\t:17/02/2021<br>KARAR TARİHİ\t:17/02/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:20/02/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirket ile sanayi tipi ısıl işlem fırınının üretim alanında alınıp müvekkili şirkete taşınmazı hususunda yazılı bir sözleşme yapılmasa da sözlü olarak anlaştıklarını ve aralarında sözleşme ilişkisi kurulduğunu, davalı şirketin 15/09/2020 tarihli nakliye ve iş makinesi kira bedelli, taşıma işi için müvekkili şirkete kesmiş olduğu faturanın bu ilişkiyi ispatladığını, davalı şirket ile sözleşme yapıldıktan sonra 03/09/2020 tarihinde taşıma işlemi gerçekleştirilirken yeni üretim alanına taşımak üzere davalı şirkete bağlı vinç ile taşınan sürekli tıp ısıl işlem fırının halatların kopması nedeni ile maddi hasar meydana geldiğini, üretim firmasının teknik servis raporunda söz konusu çarpmanın etkisi ile fırın içerisinde hassas porselen-seramik ekipmanların kırılmış olduğu, zamanla ısı ile sertleşen rezitans tellerin döküldüğü, seramik boru sabitleme pullarının zarar gördüğü gibi bir takım zararların olduğunu, söz edilen fırının müvekkilinin ticari işlemlerini sürdürebilmesi için son derece önemli olduğunu, müvekkili şirketin kazadan kaynaklı çok ciddi bir mağduriyet yaşadığını, davalı şirketin kazanın meydana gelmemesi için gerekli gözetim ve denetimi yapmadığını, taşıma işi yapılırken gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı hususunda gerekli denetimin yapılmadığını, davalı şirketin kusurlu olduğunu, Türk Ticaret Kanunun taşıyanın sorumluluğunu düzenleyen maddeleri incelediğinde taşıyanın kendi kusurundan dolayı meydana gelen zarardan tamamen sorumlu olacağını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bu anlaşmazlık üzerinde uyuşmazlığın barışçıl yolla çözümlenmesi için Arabulucuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla davalı şirketin haksız, hukuka aykırı ve kusurlu eylemlerinden dolayı sorumlu olduğu ve oluşan zararın tazmini gerektiğinden davalı tarafın bu süreçte mal varlığını devretme ihtimaline binaen davalı taraf adına kayıtlı taşınır ve taşınmazların tespiti için mal varlığı sorgulaması yapılarak ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar müvekkili ile davacı arasında sözlü olarak kira sözleşmesi kurulmuşsa da söz konusu hizmetin sağlanması için müvekkili şirketin Eren Vinç ve Kurtarmacılık Hizmetleri - ... ile anlaşmış olduğundan verilecek hizmetin Eren Vinç'e ait vinç ile bu vinci kullanan firmanın personeli tarafından sağlandığını, bu nedenle dava dilekçesinde iddia edilen gibi davanın dayanağı olan haksız fiil ve adam çalıştıranlarının kusursuz sorumluluğu nedenlerinden dolayı müvekkili şirketin bir sorumluluğunun olmadığını, davanın Eren Vinç'e açılması gerektiğini, davalı şirketin tarafından müvekkili şirketten vinç talep edilmesi üzerine müvekkili şirketin de vinç kirası için 1.750,00 TL, kiralanan vinç ve tırın nakliyesi için 500,00 TL bedel karşılığında vinç temin edeceğini davacıya bildirdiğini, buna göre taraflar arasında iddia edildiği gibi taşıma sözleşmesi değil vinç ve operatör kiralama sözleşmesi yani hizmet alım sözleşmesi kurulduğunu, müvekkili şirketin talep edilen vincin o an uygun olmaması nedeniyle Eren Vinç ile anlaşarak söz konusu vinci bu firmadan temin ettiğini, davacının iddialarının aksine zaten kullanılmayacak durumda olan usul işlem fırını Eren Vinç firmasına ait vinç ile yine aynı şirket operatörü olan ... isimli çalışanı tarafından kaldırılması esnasında vince ait sapanın kopması nedeniyle düştüğünü, bu düşme sonucu atıl durumda olan fırının hasarlandığı iddiasıyla iş bu davanın açıldığını, kazaya uğrayan ısıl işlem fırınının üretim yerinden alınarak davacı şirketin adresine bırakılacağı iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, söz konusu fırının artık kullanılmadığı için davacının faaliyet alanında boşuna yer kaplaması nedeniyle davacıya ait üretim alanından çıkartılarak yine davacıya ait depoya hurda olarak yerleştirilmesi amaçlandığını, davacı tarafından kazalı fırına ait satış faturasının dahi dosyaya sunulmadığını, olayda üçüncü kişinin ağır kusurunun illiyet bağını kestiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun kalmadığını, tüm bu nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı açılmış davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esasa ilişkin itirazları doğrultusunda müvekkili şirketin kusursuzluğunun tespiti ile davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddine, 85.586,50 TL  zarar bedelinin davalıdan 03/09/2020 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte tahsil edilerek davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin taleben Reddine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncellikle iş bu dava kaza tarihinden uzun bir süre sonra açılmasından da anlaşılacağı üzere kötü niyetli ve haksız kazanç sağlama gayesiyle açıldığını, kazaya sebep olan taşıma işlemini yapan vinç müvekkil şirketin vinci değil, ihbar olunan ...'a ait vinç olup bu vinci kullanan operatör de müvekkil şirketin çalışanı değil, yine ihbar olunan ...'ın çalışanı olmasına rağmen gerekçeli kararda, gerekçesi belirtilmeden kusur oranının tamamının müvekkiline atfedilmesi hatalı olduğunu, Yasanın emredici hükmü karşısında  müvekkil şirketin kusurunun bulunmadığı, sorumluluk hukuku kapsamında ihbar olunan şirketin sorumluğu olduğu açık olup TTK 888. maddesinde yer alan açık düzenlemeye rağmen  verilen hüküm hatalı olduğunu, dosyada mübrez iki raporda belirlenen kusur oranlarının birbirinden oldukça uzak olması ve aradaki farkın oldukça fazla olması çelişkisine rağmen,  sadece ek bilirkişi raporu dikkate alınarak, müvekkil şirketin aleyhine olan tam kusur oranı üzerinden hüküm kurulması hatalı olduğunu, davacı kötüniyetli hareket ettiğini, gerekçeli kararda hangi tanık ifadesinin hükme esas alındığı belirtilmeden hüküm kurulduğu, müvekkilin Anayasa ve AİHS ile koruma altına alınan adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gibi hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerini de ihlal ettiği nitekim Yargıtay kararları da bu yönde bulunduğunu (Yargıtay 8. HD Esas No: 2020/1281 Karar No: 2021/5423 -Tarihi: 23.06.2021) beyan ederek, yerel mahkeme kararının kısmen kabulü yönünden kaldırılması, davanın tümden reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde talep edilmesine rağmen müvekkilinin mahrum kaldığı alacakların hesaplanmaması sebebiyle müvekkilinin daha fazla mağdur olduğu, bu yönüyle hükmün lehe olan kısımlar saklı kalmak kaydıyla yeniden değerlendirilip müvekkili lehine karar verilmesi gerekmekle, bu hususta iş yeri kayıtlarında inceleme dahi yapılmadığını, bilirkişi raporunda toplam maliyet euro cinsinden 19.272,00 euro olarak belirlenmiş, anlaşılamayan bir sebeple bu bedel yüzde 50 oranında indirilmiş ve dava tarihindeki kur cinsine çevrilerek hesaplama yöntemini kabul etmemekle birlikte hesaplanan tüm zarar miktarlarının karar tarihindeki kur cinsi üzerinden tespit edilerek müvekkile ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken dava tarihindeki kur cinsi karşılığı üzerinden tespit yapılması müvekkilin mağduriyetini daha da arttırdığını, mahkemece toplam maliyet euro cinsinden 19.272,00 euro olarak belirlen zarara; kaza tarihi itibariyle mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının tüm  talepleri yönünden kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 23/05/2023 tarih, 2021/87 Esas - 2023/317 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; davacıya ait fırının taşınması sırasında hasarlanıp hasarlanmadığı, hasarlanmış ise ne kadar hasarlandığı, kimin kusurlu olduğu, hasarın ne kadar olduğu davalının sorumluluğu  bulunup bulunmadığı, davacının yoksun kalınan kazancı olup olmadığı hususlarında toplandığı tazminat  / alacak istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı tarafından, kendisine ait sanayi tipi ısıl işlem fırınının taşınması için davalı ile anlaştıkları, 03/09/2020 tarihinde taşıma işlemi gerçekleştirilirken yeni üretim alanına taşımak üzere davalı şirketin temin ettiği dava dışı .../Eren Vinç ve Kurtarıcı Hizmetlerine ait vincin halatlarının kopması nedeni ile maddi hasar meydana geldiği, üretim firmasının teknik servis raporunda söz konusu çarpmanın etkisi ile fırın içerisinde hassas porselen-seramik ekipmanların kırılmış olduğu, zamanla ısı ile sertleşen rezitans tellerin döküldüğü, seramik boru sabitleme pullarının zarar gördüğü gibi bir takım zararların olduğunu bildirdiği, sözü edilen fırının kullanılamaması nedeniyle zararının doğduğu, davalının taşıma için gerekli gözetim ve denetimi yapmadığı, bu nedenle davalı şirketin kusurlu olduğu ve meydana gelen zararının karşılanması için eldeki davayı açtığı; davalının ise,  hizmetin Eren Vinç ve Kurtarmacılık Hizmetleri- ...  tarafından verildiği, kendisinin kusurunun bulunmadığı iddiasıyla davanın reddini savunduğu görülmektedir.<br>Kazanın davacının fabrikasında meydana geldiği, fırının fabrikanın bir yerinden başka bir yerine vinç ve tır yardımı ile taşındığı anlaşılmaktadır. Öncelikle uygulanacak yasa maddelerinin belirlenmesi açısından söz konusu taşıma işleminin taşıma hukuku kapsamında olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu bakımından taşımanın mutlaka karayolunda yapılıyor olması gerekmemektedir. CMR’ye tabi bir taşıma ise ancak karayolu ile gerçekleşebilmektedir. (Dr. Öğretim Üyesi Sinan Misili, Karayoluyla Yapılan Eşya Taşımalarında Taşımanın Üstlenilmesi ve Eşya Kavramı, Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, Cilt 5, Sayı 1,s.69-86)<br>Kazanın meydana geldiği gün davalının, dava dışı  Eren Vinç ve Kurtarmacılık Hizmetleri- ...'tan kirası karşılığı, kendi tırını kullanarak taşıma faaliyetini gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında taşıma işi için anlaşıldığı, davalının vinç için dava dışı Eren Vinç ve Kurtarmacılık Hizmetleri- ...'tan kiralama yöntemi ile hizmet aldığı görülmektedir. Burada dava dışı Eren Vinç ve Kurtarmacılık Hizmetleri- ... firması TTK'nın 888. maddesi gereğince fiili taşıyıcı olarak da değerlendirilebilir. TTK 886/2 maddesine göre; Taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesi kurulur. Eşyanın taşıyıcıya teslimi, taşıma sözleşmesinin varlığına karinedir. Davalı tarafından taşıma işleminde, davacıya vinç ile yükleme hizmeti verdiği de anlaşılmaktadır. TTK'nın 875. maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. TTK 863. maddesine göre, sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır. Taşıyıcı, ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür. TTK'nın 876. maddesine göre ancak zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Ayrıca TTK'nın 877. maddesine göre; Taşıyıcı, taşıma aracındaki arızaya, taşıtı kiraladığı kişinin onun temsilcilerinin veya çalışanlarının kusuruna dayanarak sorumluluktan kurtulamaz. TTK'nın 886. maddesine göre: Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879'uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Bunun yanında TTK'nın 879. maddesine göre, Taşıyıcı, Kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK 880/2 maddesine göre; Eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki fark tazmin edilir. Zararı azaltmak ve gidermek için yapılacak harcamaların birinci cümleye göre saptanacak değer farkını karşıladığı karine olarak kabul edilir. TTK 880. maddesine göre belirlenecek tazminat, TTK 882/2-b maddesine göre; Gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. TTK 882/4 maddesine göre Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir.<br>İlk derece Mahkemesince hükme esas alınan 28.02.2023 tarihli heyet halinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre her ne kadar kopmanın ne gerekçe ile gerçekleştiği kayıt altında olmasa da yani kaldırma ve bağlama sisteminin nasıl yapıldığı hakkında video veya resim olmadığından durum bilinmese de, kullanılan tekstil kuşağın mevcut durumu göz önüne alınmadan ve fırının tartı ağırlığına karşı olası her türlü bağlama açılarının olası hatasının emniyetli payı hesaba katılmadan ve emniyetli sayıda kuşak adedi belirlenmeden riskli taşıma yapılmasından dolayı bu kazanın oluştuğu raporlanmıştır. Kazanın meydana gelmesinde davalının %100 kusurlu olduğu tespitinde bulunulmuştur. Davalı tarafından halatların davacının işçileri tarafından bağlandığı iddia edilse de, az yukarıda açıklandığı üzere, taşıyanın, eşyaya gelecek zarardan sorumlu olması, bunun yanında kendi gözetiminde gerçekleşen taşıma faaliyetinde yardımcı elemanlarının kusurundan da sorumlu olması nedeniyle bu savunma yerinde görülmemiştir.<br>Bunun yanında hükme esas alınan 28.02.2023 tarihli heyet halinde düzenlenen bilirkişi raporunda söz konusu fırının kullanılmış olması, kalan ömrü, yenileme faaliyetinde bunun da hesaplanması gerektiği, kısaca amortisman giderlerinin düşülmesi gerektiği belirtilerek meydana gelecek yenileme ücretinin yarısı oranında davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği tespitinde bulunulmuştur. Fırının kullanılmaması nedeniyle, davacının yoksun kalınan karının bulunmadığı yönündeki tespitte bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Tüm bunların yanında, Davacının dava dilekçesinde taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararı nedeniyle 1.000,00 TL, kazanç kaybından dolayı 1.000,00 TL yönünden şimdilik kaydıyla talepte bulunduğu görülmektedir. <br>HMK'nın 107 nci maddesiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK) yer almayan, yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir. Buna göre, belirsiz alacak davası; davanın açıldığı tarihte alacağın tutarının ya da değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği ya da bunun olanaksız olduğu durumlarda, alacaklının, hukuksal ilişkiyi ve en az bir tutar ya da değeri belirterek açabileceği dava olarak tanımlanabilir.<br>Belirsiz alacak davasının getirdiği en önemli etkin koruma, usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğüne hizmet etmesi yanında, davacının yüksek yargılama giderlerine katlanma ve dava konusu hakkın zamanaşımına uğrama riskini azaltmasıdır. Alacak belirsiz olduğundan davacı yargılama sırasında HMK’nın 107/2. maddesi çerçevesinde talep sonucunu artırabilir; bu hâlde davanın ıslahı kurumundan bahsedilemez ve artılan talep yönünden davalının zamanaşımı def’î de dinlenmez. Talep artırımında bulunulmaz ise mahkeme alacağın miktarını tespit etmek ve taleple bağlı kalarak dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden alacağa hükmetmek durumundadır.<br>Aynı Kanun'un 109'uncu maddesinde ise; kısmi dava, dava çeşitleri arasında düzenlenmiş  olup, maddenin birinci fıkrası uyarınca, \"Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir\".<br>Kısmi dava ile davacı, mahkemeden sadece dava konusu yaptığı kısmın hüküm altına alınmasını istemektedir. Bu nedenle kısmi dava bakımından dava açılmasına bağlanan sonuçlar, sadece alacağın dava konusu yapılan kısmı bakımından sonuç doğuracaktır. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür.<br>Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde \"fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 E., 2003/271 K. sayılı kararı; ayrıca bkz., Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000).<br>Bu ilke ve açıklamalar ışığında eldeki dava  değerlendirildiğinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde “şimdilik” şeklinde beyanda bulunarak talepte bulunduğu; ancak, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair bir beyanı bulunmadığı görülmektedir.  Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. <br>Kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu (müddeabih) menkul ya da alacağın değeri esas alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı ve giderler hesaba katılmaz. (YHGK. 13.1.1988 gün, 1988/13-586 E. ve 25 K. sy. ilamı).<br>6100 sayılı HMK'nın, 6763 sayılı Kanun ile değişik 341/2 maddesi gereğince miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) HMK'nın 341/2 maddesi gereğince \"Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.\" Buradaki değer, 6763 Sayılı Kanunun 47.maddesi uyarınca yeniden değerleme oranlarına göre arttırıldığında 2023 yılı için 17.830,00 TL olmuştur.<br>İncelenen dosyada, davacı tarafından dava 86.586,50 TL olarak ıslah edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere dava belirsiz alacak davası olarak açılmamıştır. Mahkemece reddedilen alacak miktarı (1.000,00 TL) genel hukuk mahkemeleri bakımından 2023 yılı için kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığı anlaşıldığından istinaf edilen karar davacı bakımından kesindir. Bu nedenle davacı vekilinin  istinafı kesin bir karara ilişkin olması nedeniyle HMK 352. maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı tarafından ıslah dilekçesi, 25.04.2023 tarihinde verilmiştir. Dava kısmi alacak davası olarak açılmıştır. Davalı tarafından ıslah dilekçesine karşı 04.05.2023 tarihinde beyanda bulunulmuş ve zamanaşımı itirazı bu miktar yönünden tekrar edilmiştir.<br>TTK 855/1 maddesinde; \"Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar.\" hükmü bulunmaktadır.<br>TTK 855/5-a maddesine göre, Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı;  Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar.<br>TTK'nın 855/1 ve 855/5-a maddeleri düzenlemelerine göre taşımanın pervasız taşıma şeklinde yapılıp yapılmadığı zamanaşımı süresinin tespiti açısından önem kazanmaktadır. Bu nedenlerle ve yukarıda anılan sorumluluk ve sorumluluk kapsamının tayininde alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmak için yeterli bulunmamıştır.<br>Davalı tarafından yapılan taşımanın pervasız şekilde yapılıp yapılmadığı öncelikle tespit edilmelidir. Bu tespitin önemi TTK 876-878 maddelerinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hükümlerinin somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı, TTK 855/1 ve TTK.m.855/5-a maddeleri gereğince zamanaşımında uygulanacak 1 ve 3 yıllık sürelerin hangisinin uygulanacağı noktasında toplanmaktadır. Uygulanacak zamanaşımı süresine göre davalının zamanaşımı itirazı karşılanacaktır.<br>O halde mahkemece yapılacak iş, gerektiği takdirde yeniden keşif yapılmak suretiyle, 2 makine mühendisi ve 1 taşıma işinden anlayan (lojistik) bilirkişiye dosyanın tevdi ile öncelikle davalı tarafından yapılan taşımanın pervasız taşıma olup olmadığı hususunu 6102 sayılı TTK'nın 863. maddesinde gönderen ve taşıyana yüklenen edimler de dikkate alınmak suretiyle belirlemek, bu belirlemenin ardından önceki bilirkişilerin tespit ettiği zarar miktarı da göz önüne alınarak ve denetlenerek makinenin zararının TTK 880. maddesi kapsamında tespiti, daha sonra TTK 882. maddesine göre özel çekme hakkı kapsamında sorumluluk sınırının tespiti ile değerlendirilmesi ve sonuç olarak davacının varsa zararının tespiti ile zamanaşımı itirazı yönünden oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>3-KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 23/05/2023 tarih, 2021/87 Esas - 2023/317 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>4-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>Davacı Yönünden;<br>5-a)İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harçlarının hazineye gelir kaydına,<br><br>b)Davacı Yönünden; Bakiye 435,50 TL harcın istinaf edenden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>c)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>Davalı Yönünden;<br>6-a)İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf eden davalıya iadesine,<br>b)İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. 17/02/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a673207299286a83","SID":"16d206ba7a8cbb0e"}}