{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/332 <br>KARAR NO\t: 2025/581<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                   \t       K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/397 E.  -  2022/262 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/09/2022 tarih ve 2021/397 E. - 2022/262 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2012/01694, 2020/17611 sayılı ve \"...\", \"...\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2020/07055 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin Mardin ili Kızıltepe ilçesinde 2012 yılında ... AVM adıyla Mardin’in ilk alışveriş merkezini inşa ettiğini, müvekkili şirketin yaklaşık 10 yıldır “...” ibaresi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bölgenin en büyük alışveriş merkezlerinden biri olarak faaliyet gösterdiğini, ibarenin müvekkili şirket tarafından özgün olarak oluşturulduğunu, 10 yıllık süreçte ayırt edicilik kazandırıldığını, “...” ibaresinin bölgede ve hatta ülkemizde müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, müvekkili şirketin 2012/01694 sayılı “...” ibareli 39 ve 44. Sınıflarda tescilli markası bulunduğunu, müvekkili şirket markası ile dava konusu markanın kapsamındaki sınıflar farklı olsa da müvekkili markasının ibarenin ilk olarak müvekkili tarafından yaratıldığını ortaya koyduğunu, davalının tescil başvurusuna konu edilmemiş ve fakat yıllardır kullanılmakta olan markaları, işletme isimlerini, firma isimlerini gerçek hak sahiplerinin izni ve bilgisi dışında kendi adına tescil ettirerek kötüniyetli tescilden doğan haklarını gerçek hak sahiplerine karşı kullanma ve buna bağlı olarak menfaat temin etme amacıyla hareket ettiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresi üzerinde yıllara sair kullanımlarının varlığı nedeniyle üstün ve gerçek hak sahibi olduğunu, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğunu, www...com.tr alan adının müvekkili şirket tarafından 26.01.2012 tarihinde tescil ettirildiğini, bu tarihten itibaren alan adının aktif biçimde tüm ticari faaliyet ve tanıtımlarda kullanıldığını, davalının marka başvurusunun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK'nın 2021-M-8525 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/07055 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, davacı şirketin itiraza mesnet 2012 01694 sayılı markası yönünden itiraz aşamasında davalı tarafça kullanım ispatı talep edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca itiraz gerekçesi marka için yasal süre zarfında kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığının tespit edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığının kararına itiraz sahibince yapılan itirazda “kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığı veya sunulan delillerin yeterli bulunmadığı” yönündeki tespite yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığını, karara itiraz dilekçesinde bu hususla ilgili herhangi bir gerekçe ya da açıklamaya yer verilmediğini, davacı şirketin itiraza mesnet gösterdiği 2020/17611 sayılı markanın ise dava konusu marka başvurusundan sonraki tarihli olması nedeniyle değerlendirilmeye alınmasının mümkün olmadığını, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının haklı olmadığını, 6769 sayılı SMK’nın 6/3 hükmünden yararlanmasının mümkün olmadığını, davacının kötüniyet iddiasını ispata yeterli delil sunulmadığını, YİDK kararının usul ve hukuka uygun olduğunu savunarak,  davanın reddini istemiştir. <br>Diğer davalı cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetler ile davacıya ait marka kapsamında yer alan hizmetlerin, aynı veya benzer olmadığı, başvuru standart karekterle yazılmış “...”  ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak ve dava dilekçesinde bahsi geçen markaların standart karekterle yazılı \"...\", \"movalasyon\" ibarelerinden oluştuğu, markaların kelime unsurunun ayniyet taşıdığı gözetildiğinde, markalar arasında yüksek seviyede görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, somut olay bakımından, SMK m. 6/1’de sayılan “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı, dava konusu marka kapsamında yer alan 35 ve 43. sınıf hizmetler, çeşitli hizmet gruplarından oluşan hizmetler olup, bu hizmetlerin her kesimden yetişkine hitap eden hizmetlerden oluştuğu, dolayısıyla ilgili tüketicinin ortalama düzeyde bilgiye ve dikkate sahip olduğu, taraf markaları “...” ibaresini ortak olarak içerdiğinden, aralarında yüksek seviyede benzerlik bulunduğu ve fakat taraf markalarında yer alan hizmetlerin birbiri ile benzer olmaması nedeniyle, somut olayda markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, davacı tarafın, ... nezdinde yaptığı ilk itiraz aşamasında  dosyaya; T.C. Kızıltepe Belediyesi Hafta Tatili İzin Belgesi, T.C. Kızıltepe Belediyesi Mesul Müdürlük Belgesi, T.C. Kızıltepe Belediyesi İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı, 2013 ve 2016 tarihlerine ilişkin iki adet tanıtım belgesi sunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz aşamasında, ... AVM açılış lansmanı içerikli 2012 tarihli fatura, T.C. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telsiz Sistemleri Kurma ve Kullanma Ruhsatnamesi, dava dışı firmalar tarafından, ... AVM’ye düzenlenen 2012-2019 tarih aralığına ilişkin faturalar, Kızıltepe 3. Noterliği 07406 yevmiye numaralı 18.06.2012 tarihli tutanak, Mardin Belediyesi İlan ve Reklam Vergisi 2012 tarihli tahakkuk fişi, yoklama fişi, tahsilat makbuzu www...com.tr, www...com, www...com, www...com, www...com internet adreslerinde yer alan 2012-2013 tarihli haberler, ....com adresinde yer alan 2018 tarihli haber, www.mardinsoz.com adresinde yer alan 2017 tarihli haber, Youtube ve Facebookta yer alan video ve reklamlar, ... adresli Instagram hesabı görseli, ... Alışveriş ve Yaşam Merkezi adresli Instagram hesabı görseli, ....biz, ....com, ....com.tr, ....net adreslerinin sahiplik belgeleri, Çekiliş sonuçlarının yayınlandığı gazete sayfalarını dosyaya sunduğu, davacı tarafın, dava aşamasında dosyaya sunduğu yukarıda sayılan belgeleri tekrar sunmuş olup, bu belgelere ek olarak, çok sayıda gazete, dergi, internet haber sayfaları görselleri eklediği, davacı tarafın, gerek ...’na gerekse dava dosyasına sunduğu belgelerden, “...” markasını, bir “ALIŞVERİŞ MERKEZİ”nin markası olarak, 2012 yılından bu yana kullandığı, aralıksız olarak kullandığının tespit edildiği, somut olayda, davacı tarafça eskiye dayalı kullanım nedeniyle hükümsüzlük talep edilmiş ise de, delil olarak ... ibaresinin alışveriş merkezi olarak kullanıldığına ilişkin haber ve belgeler ile  ticaret sicil kayıtlarına dayanılmış olup, bu delillerle, dosyada mevcut bilirkişi raporu aksine \"...\" ibaresinin, Alışveriş merkezi ismi olarak kullanılması 35. sınıf hizmetlerde markasal olarak kullanıldığı anlamına gelmiyeceği ve bu kullanımın 6769 sayılı SMK'nın 6/3. maddesi kapsamında kendisine hak bahşetmeyeceği (Emsal Yargıtay 11.H.D 27.02.2019 tarih 2018/588 esas 2019/198 karar), davacının markasını kullandığı tespit edilen sınıfın 36. Sınıf gayrimenkul idaresi hizmetleri olduğu, sırf davacının işyerinin  ismi olan \"...\" ibaresinin marka olarak tescil ettirilmiş olması da davalının kötü niyetli marka tescilinde bulunduğunu göstermeyeceğinden, davacının kötüniyet iddiasına dayalı hükümsüzlük talebi yerinde görülmediği,  somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı tarafça “...” markasının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin gerek itiraz aşamasında gerek dava aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı,davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, hükümsüzlük talebi açısından;  taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1-3-5 ve 9 bentlerinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece müvekkilinin \"...\" ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliği tespit edilmiş olunduğu halde müvekkilinin kullanımlarının dava konusu marka kapsamında 35. sınıfta yer alan hizmetler ile değil 36. sınıftaki \"gayrimenkul idaresi hizmetleri\" ile ilişkilendirilmesinin hatalı olduğunu, gerek işlem dosyası gerekse de dava dosyası kapsamında sunulan delillerin tetkikinden, hem 20.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda hem de mahkemece kurulan hükümden müvekkilinin, \"...\" ibaresi üzerindeki üstün hak sahipliğinin, uyuşmazlık özelinde tartışma konusu olmaktan çıktığını, müvekkilinin markasını kullandığı hizmetin dava konusu marka kapsamında 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli  bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” hizmeti\" olduğu  tespit edilmişken, Mahkemece raporda yer alan bu tespite aykırılık teşkil edecek bir biçimde, müvekkilin alışveriş merkezine yönelik faaliyetleri, yalnızca bir \"gayrimenkul idaresi\" faaliyetiymiş gibi yorumlanarak, müvekkilinin 35. Sınıftaki hizmetlerde üstün bir hakkının mevcut olmadığı kanaatine hatalı bir şekilde varıldığını, \"alışveriş merkezi\"nin faaliyeti ile aynı isim altında gerçekleştirilecek bir satış faaliyetini iktisadi - idari anlamda birbirinden farklı görmesinin rasyonel bir tüketici yaklaşımı olmayacağını, müvekkilinin faaliyet alanı yalnızca bir \"gayrimenkul idare hizmeti\" gibi yorumlanmış ise de, yapılan faaliyetin böylesi spesifik bir hizmete özgülenmesinin isabetli olmayacağını, bu hizmetin temelinde \"bir alışveriş merkezinin genel anlamda idaresi ve yönetilmesi\" yer aldığı varsayımında dahi, tüketicinin bu alışveriş merkezinin adını, doğrudan bir mağaza üzerinde görmesi halinde, her iki işaret arasında bağlantı kurmasının şüphesiz ki kaçınılmaz olacağını, müvekkilinin gerçek hak sahipliğinin bulunduğu tespit edilen hizmetler ile dava konusu 35. Sınıftaki hizmetlerin, birbirinden ayrıştırılmaları mümkün olmayan nitelikte hizmetler olmaları nedeniyle, müvekkilinin SMK m. 6/3 kapsamındaki üstün hak sahipliğinin bu hizmetlere de sirayet edeceğinin kabulünün gerektiğini, davalı yanın kötüniyetli olmadığı kanaatine varılmasının hatalı olduğunu, davalı yanın müvekkilinin ticari faaliyetlerini yürüttüğü Mardin ilinde mukim olup bölgenin en bilinen alışveriş merkezlerinden olan “...” markasından habersiz olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin bölgenin en bilinen alışveriş merkezlerinden biri olduğu bir durumda, davalı yanın aynı isimle bu markayı tescil ettirmesinin arkasındaki amacın, alelade bir ticari faaliyet göstermek olarak değerlendirilemeyeceğini, davalı yanın birisi müvekkili şirketin “...” ibareli markası olmak üzere, toplam 25 adet birbirinden marka başvurusu bulunduğuna yönelik deliller dava dosyasına sunulduğunu, bu hususların, davalı yanın esasen bir marka taciri sıfatıyla, kendisine ait olmayan, kendisi  tarafından yaratılmamış ve hali hazırda ticaret hayatında 3. kişilerce kullanılan, belli bir ticari değere sahip markaları ya da oldukça benzerliklerini bir şekilde tescil ettirerek, anılan markaları gerçek hak sahiplerine karşı kullanmayı ya da şantaj/bloke amaçlı elinde bulunduracağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, marka hükümsüzlüğünden kaynaklanan istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu marka başvurusu “...”  ibaresinden oluşurken itiraza dayanak markaların \"...\", \"...\" ibarelerinden oluştuğu, markaların kelime unsurunun ayniyet taşıdığı, marka işaretleri arasında yüksek seviyede görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, ancak taraf markalarında yer alan hizmetlerin birbiri ile benzer olmaması nedeniyle, markaların karıştırılması ihtimaline dayalı olan SMK'nın 6/1. maddesindeki nispi tescil engeline ilişkin koşulların bulunmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/3. maddesinde, “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmü bulunmakta olup, bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamak için düzenlendiği, 6769 sayılı SMK'nın 6/3. maddesinde düzenlenen \"gerçek hak sahipliği\" ilkesi uyarınca, önceye dayalı hak sahipliğine dayanılabilmesi için, marka başvurusundan önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, işaretin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal kullanılması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerektiği, markanın münferit kullanımları ile başvuru kapsamı dışında kalan mal ve hizmetler yönünden kullanımların ilgilisine önceye dayalı hak sahipliği vermeyeceği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2275 Esas, 2019/3674 Karar ve 13/05/2019 tarihli kararının da bu yönde olduğu, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre, davacının markasını bir “ALIŞVERİŞ MERKEZİ”nin markası olarak, 2012 yılından bu yana kullandığının belirlenmiş olmasına rağmen, bu kullanımların, 35. sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/3. maddesinin koşullarına uygun bir kullanım da olmadığı, sırf davacının işyerinin  ismi olan \"...\" ibaresinin marka olarak tescil ettirilmiş olmasının da davalının kötüniyetli marka tescilinde bulunduğunu göstermeyeceği, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c8127308477db8b","SID":"c4d4a47f89b8edb0"}}