{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2036 Esas<br>KARAR NO: 2025/511 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:  2016/1225 Esas - 2021/352 Karar<br>TARİHİ: 25/05/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıya bir takım faturalar düzenlendiği ve davalının kısmı ödeme yaptığı, davalının davacı şirkete bakiye borcu bulunduğu, takibe konu 12.04.2016 tarih ve ... seri nolu fatura bedelinin ödenmediği, bakiye borcun ödenmesi için davalıya Kadıköy ... Noterliğinin 18.05.2016 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile ihtarnamesi bakiye borcun ödenmesi aksi taktirde yasal yollara başvurulacağı ihtar edildiği, bu rağmen davalının ödemede bulunmaması üzerine davacının alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının haksız olarak icra takibine itiraz ettiği beyan edilerek, davanın kabulüne, itirazın iptaline, haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi vekaleten Sayın Mahkemeden arz ve talep edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen fatura muhteviyatı mal veya hizmetin alınmadığı, taraflar arasında ticari ilişkinin son bulması sonrasında davacı tarafından fatura tanzim edildiği, icra takibine konu fatura davalı tarafından kabul edilmeyerek usulüne uygun olarak süresi içinde davacı şirkete iade edildiği, davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı, fatura muhteviyatının stand ve teşhir masrafları şeklinde olduğu, davalının davacıdan stand ve teşhir konusunda mal veya hizmetin alınmadığı, bu konuda tanıkların dinlenmesi gerektiği beyan edilerek, davanın reddine, davacının %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi vekaleten Sayın Mahkemeden arz ve talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/05/2021 tarih ve 2016/1225 Esas - 2021/352 Karar sayılı kararında; \"...Dosya kapsamında taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin yazılı sözleşme bulunmayıp, mali müşavir bilirkişilerince tarafların ticari defter ve dayanak kayıtlarında yapılan incelemede takip sebebi yapılan fatura dışında ticari defterlerde mutabakat bulunduğu, uyuşmazlığın takip sebebi yapılan fatura olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili 12.04.2016 tarihli mailden davalı tarafın ikrarı olduğundan bahsetse de ilgili mail davalı tarafın kabulünde olmayıp, mail incelendiğinde takip konusu yapılan fatura konusu stand ve teşhir ürünlerinin kullanıldığı ve teslim edildiğini de ispatlar nitelikte olmadığı anlaşılmışır.İcra takibine konu faturanın davalı tarafından davacı şirkete iade edildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı taraf faturayı iade etmiş olup fatura konusu ürünlerin kullanıldığının ve teslim edildiğini ispat yükü davacıda olup  dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacı taraf ispat edemediğinden, davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı görülmekle davacı vekiline 12/04/2016 tarih, ... numaralı 7.847,00 TL bedelli fatura yönünden yemin teklif etme hakkını kullanıp kullanmayacağının hatırlatılması üzerine davacı vekilinin yemin teklif etme hakkını kullanması ve davalı şirket yetkilisinin talimat mahkemesindeki  celsede davaya ve icra takibine konu, 12/04/2016 tarihli faturadaki stant ve teşhir ürünlerini teslim almadığını ve bunları kullanmadığını ve davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek yemin etmiştir. Davalı defterlerinde takip konusu faturanın kayıtlı olmaması ve davalı tarafından ilgili faturanın davacı tarafa iade edilmesi, davalı tarafça vergi dairesine BA formunda bildirilmemesi ve davalı şirket yetkilisinin yemini karşısında, davacı tarafın faturaya konu teşhir ve stand ürünlerinin davalı tarafaça kullanıldığı ve teslim edildiği ispat edilmemiş olduğundan mahkememizce davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı yan ile müvekkil şirket arasındaki bayilik ilişkisi devam etmekte iken; Dava dışı ... Hizmetleri Ltd. Şti tarafından 12.03.2014 tarihli, ... numaralı ve 4.897,00 TL bedelli fatura,Dava dışı ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. tarafından 07.03.2014 tarihli, ... numaralı ve 5.900,00 TL bedelli fatura, Dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. Tarafından düzenlenen 28.02.2014 tarih, ... numaralı ve 826,00 TL bedelli fatura, karşılığı olan stand ve teşhir ürünlerinin, davalı yan tarafından kullanıldığını, yine davalı yan tarafından, bu faturaların içeriğinde yer alan ürünlerden; TEŞHİR GİDERLERİ SANDALYE 300,00 TL TEŞHİR GİDERLERİ PUF 400,00 TL TEŞHİR GİDERLERİ PLAZAYE DUVAR KAĞIDI STANDI YAPIM İŞİ 5.000,00 TL REKLAM VE İLAN GİDERİ PLEKSİ DUVAR KAĞIDI 190*150  950,00 TL açıklaması ile 21.03.2014 tarihli, ... numaralı ve 7.847,00 TL bedelli bir adet fatura düzenlendiğini, daha sonra, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sona ermesi esnasında,  davalı/borçlu yan Genel Müdürü ... tarafından müvekkil şirket yetkilisi ...'ya gönderilen ve dosyada mübrez 12.04.2016 tarihli e-posta yazışmasında görüleceği üzere,  işbu davaya konu borç açıkça ikrar edilmekte, teşhir ve stand ürünlerine ilişkin fatura düzenlenmesinin talep edildiğini, 12.04.2016 tarihli e-posta yazışmasında,  davalı/borçlu yan Genel Müdürü (işveren vekili) ..., \"...2. Teşhir standlarının sökülüp iadesi her iki firmaya da zarar vereceğinden, kullanım ve yıpranma süresi de göz önünde bulundurularak makul bir ücretin tarafımıza fatura edilmesini rica ederiz...\" ifadesine yer verdiğini, bu hususların daha önceki beyanlarında da belirtildiğnii, yukarıda sayılan faturaların suretlerinin Sayın Mahkemeye sunulmuş olmasına rağmen, Sayın Bilirkişi tarafından bu faturaların incelenmediğini, 18.07.2018 tarihli dilekçeleri ile ekinde sunulan dava dışı şirketler ve davalı yan tarafından düzenlenen faturaların tümünün 2014 yılına ait olduğunu, takip dayanağı fatura içeriğinde yer alan stand ve teşhir ürünlerinin de bu tarihte imal edildiğini ve bu tarihten itibaren davalı yan tarafından kullanıldığını, davalı yanın, fatura dayanağı stand ve teşhir ürünlerine ilişkin fatura düzenlenmesini müvekkil şirketten yazılı olarak talep etmiş olmasına rağmen, haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olarak fatura içeriğine ve icra takibine itiraz ettiğini ve fatura karşılığını bugüne kadar ödemediğini, bilirkişi tarafından düzenlenen 08.10.2018 tarihli raporun, eksik inceleme neticesinde ortaya çıktığını, davalı/borçlu yanın açık borç ikrarına rağmen, herhangi bir borcu bulunmadığı izlenimi doğurmaya yönelik olduğunu, ancak yukarıda ifade ediliği gibi müvekkil şirket kayıtlarında yer alan ve davalı/borçlu yan tarafından bizzat talep edilen fatura karşılığında, davalı yanın müvekkil şirkete takip tarihi itibariyle 7.847,00 TL borcu bulunmadığını, Davalı yanın 12.04.2016 tarih ve ... sıra numaralı fatura içeriğinde yer alan stand ve teşhir ürünlerinin kendisine teslim edilmediğini, böyle bir mal/hizmet almadığını iddia ettiğini ancak, dava dilekçesi ekinde sunulan mail yazışmalarında da görüleceği üzere davalı yanın stand ve teşhir ürünlerinin kullanıldığını, ürünlerin sökülmesinin kendisine zarar vereceği gerekçesiyle ürünlerin bedeli kadar fatura kesilmesini açıkça kabul ettiğini, davalı yanın tüm talepleri yerine getirilmiş olmasına rağmen 12.04.2016 tarih ve ... sıra numaralı fatura karşılığı borcun ödenmediğini, bu standları müvekkil şirkete iade ettiğine ve/veya standların bedelinin ödendiğine dair hiçbir teslim fişi/makbuz/dekont vs herhangi bir delil/belge sunulmadığını, davalı yanın mail yazışmalarında stand ve teşhir ürünlerinin kendisinde kalmasını ve bedeli karşılığında fatura kesilmesini talep ettikten sonra, işbu fatura içeriğine itiraz etmesinin haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olduğunu, buna rağmen, yerel mahkemece, faturaya konu teşhir ve stand ürünlerinin davalı tarafaça kullanıldığı ve teslim edildiğinin ispat edilmediği şeklinde hüküm tesis edildiğini, Davanın açılmasına sebebiyet veren yukarıda anlatılan hususlar göz önüne alındığında taraflardan davalı/borçlu yanın iddialarının ticari hayatın özüne ve gerçekliğine aykırı olduğunu, bu sebeple davada taraflarına yükletilen ispat yükünün davanın görülmesi sırasında gerçekleşen ciddi bir usul eksikliği oluşturduğunu, bu sebeple davanın reddi kararı kaldırılarak ve dava ispat yükü doğru tarafa yükletilerek bu durumun düzeltilmesi gerektiğini, bu durumun hukuki yargılanma hakkının gereği olduğunu, Taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sona ermesi esnasında, davalı/borçlu yan Genel Müdürü ... tarafından müvekkil şirket yetkilisi ...'ya gönderilen, davaya konu borç ikrarını içeren ve dosyada mübrez 12.04.2016 tarihli e-posta yazışmasının, yazılı delil başlangıcı olduğunu, fatura düzenlenmesi talebinin davalı yanın borcunun varlığının ikrarı niteliğinde olduğunu, yerel mahkemece ticari hayatla bağdaşmayan şekilde hem elektronik postanın niteliği hem de açık borç ikrarı göz ardı edilerek hüküm tesis edildiğini, müvekkil şirketçe davalı yanın talebi doğrultusunda fatura kesilmişdiğini, yerel mahkemenin davalı/borçlu yanın kötüniyetli fatura iadesini hükme esas alması hukuka aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesince tanık dinletme taleplerinin gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, dosyaya sundukları elektronik postaların yazılı delil başlangıcı olduğu gözetilerek, bildirdikleri tanıkların dinlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirtiğini, tanıklarının dinlenilmemesinin akabinde eksik ve hatalı bilirkişi raporu tanzim edildiğini, bu rapora da dayanılarak hatalı, haksız ve mesnetsiz 25.05.2021 tarihli davanın reddine dair karar tesis edildiğini, ek rapor alınması taleplerinin reddedilmesinin de HMK'nın 281. maddesine aykırı olduğunu, Yerel mahkemeden ilgili vergi dairesinden celp edilmesi talep edilen BA/BS çıktılarının, bu çıktıların Mart/2016 ayın ait olmasından dolayı değerlendirmeye tabii tutulamadığını, dava dışı şirketler ve davalı/borçlu yan tarafından düzenlenen faturaların tümünün 2014 yılına ait olduğunu, takibin dayanağını oluşturan faturaların içeriğinde yer alan stant ve teşhir ürünlerinin de bu tarihte imal edildiğini ve bu tarihten itibaren davalı/borçlu yan tarafından kullanıldığını, Tüm bu sebeplerle, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1225 Esas, 2021/352 Karar ve 25.05.2021 Tarihli kararının kaldırılarak, davanın kabulüne, borçlunun haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olarak yapmış olduğu itirazın iptaline, istanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından yapılan takibin devamına, davalı yan/borçlu icra takibine kötüniyetle itiraz etmiş ve talep edilen alacak likit olduğundan, takipte talep edilen alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını talep ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturadan kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf, 12.04.2016 tarih ve ... sıra numaralı fatura içeriğinde yer alan stand ve teşhir ürünlerinin davalı tarafça kendisine teslim edilmediğini, böyle bir mal/hizmet almadığını iddia ettiğini ancak, dava dilekçesi ekinde sunulan mail yazışmalarından da görüleceği üzere davalı tarafın, stand ve teşhir ürünlerini kullandığını, ürünlerin sökülmesinin kendisine zarar vereceği gerekçesiyle ürünlerin bedeli kadar fatura kesilmesini açıkça kabul ettiğini, davalı tarafın tüm talepleri yerine getirilmiş olmasına rağmen 12.04.2016 tarih ve ... sıra numaralı fatura karşılığı borcun ödenmediğini, davalının, stand ve teşhir ürünlerini elinde bulundurduğuna dair açık kabulü sonrasında, bu standları Müvekkili şirkete iade ettiğine ve/veya standların bedelinin ödendiğine dair hiçbir teslim fişi/makbuz/dekont vs herhangi bir delil/belge sunulamadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf ise, davacı ile arasında cari bir ilişki söz konusu olduğunu, bu cari ilişki içinde tüm borçların davacıya ödendiğini, davacı tarafından cari ilişkinin sonlanmasının ardından dava konusu faturanın keşide edildiğini, söz konusu fatura kabul edilmeyerek davacıya iade edildiğini, fatura içeriğinin de kabul edilmediğini, davacıdan bu yönde bir hizmet ya da mal satın alınmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış olup, dava konusu ve dava değeri birlikte değerlendirildiğinde tanık dinlenmesine muvafakat etmediğini, davacı tarafından ek olarak sunulan mail yazışmalarını da kabul etmediğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Mahkeme, gerekçesinde de belirtildiği üzere  taraf ticari defter ve kayıtları arasında takibe ve davaya konu davacı tarafından davalı adına düzenlenen 12.04.2016 tarih ve ... seri no.Iu 7.847,00 TL. tutarındaki fatura haricinde uyuşmazlık bulunmadığı, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 12.04.2016 tarih ve ... seri no.lu 7.847,00 TL. tutarındaki \"Stand-teşhir masrafları\" açıklamalı 6.650,00 TL. +1.197,00 TL. KDV olmak üzere toplam 7.847,00 TL. tutarındaki faturanın davacı kayıtlarında bulunduğu, davalı kayıtlarında yer almadığı, bu durumda bu faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu ispat yükü davacı üzerindedir.Davacı vekili, davaya konu stand&teşhir masrafları açıklamalı faturanın taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sona ermesi esnasında, davalı/borçlu şirketin Genel Müdürü ... tarafından müvekkili şirket yetkilisi ...'ya gönderilen ve dosyada mübrez 12.04.2016 tarihli e-posta yazışmasına istinaden düzenlendiği belirtilerek bu maile delil olarak dayandığı, davalı vekili ise yargılama aşamasında verdiği cevap dilekçeleri ile mail yazışmalarını kabul etmediğini belirtmiş ise de, hangi gerekçe ile kabul edilmediğine dair beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.Miktar veya değeri HMK'nın 200/1 maddesinde belirtilen sınırın üzerinde olan hukuki işlemlerin yazılı delille (senetle) ispatı gerekir. Bu konuda karşı tarafın açık onayı olmaksızın tanık dinlenilmesine olanak bulunmamaktadır.Ancak HMK'nın 202. Maddesine göre delil başlangıcı bulunması halinde karşı tarafın rızası gerekmeksizin tanık dinlenebilecektir. Maddenin 2. Fıkrasında delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmıştır. Belge ise 199. Maddede uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları olarak tanımlanmıştır.Buna göre, bir belgenin delil başlangıcı olarak kabule edilebilmesi için uyuşmazlık konusu hukuki işlemi muhtemel göstermesi ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş olması gerekir.Bu durumda mahkemece, HMK. 31 Madde uyarınca hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında,  taraflar arasında cari ilişkinin başlangıcında nasıl bir ticari ilişki olduğu, davaya konu stand&teşhir masrafları açıklamalı faturaya dayanak standın davacı tarafça davalıya ne zaman teslim edildiği ve davalıya teslim edilmiş ise davalının geri iade veya kullanım ücreti ödeme yükümlülüğünün olup olmadığı konusunda davacı vekiline beyanda bulunmak üzere sonuçları hatırlatılarak 2 haftalık kesin süre verilmesi, davacı vekili beyanda bulunduktan sonra da davalı vekiline davacı vekilinin beyan dilekçesine karşı ve dava dilekçesine ekli davacı tarafça ibraz edilen mail yazışmalarına karşı beyanda bulunmak ve cevap dilekçelerinde mail yazışmalarını kabul etmediğine yönelik beyanı doğrultusunda hangi gerekçe ile kabul edilmediği ve davalı şirket genel müdürü olarak davacı şirket yetkilisine 12/04/2016 tarihli mail gönderen ...'in şirket genel müdürü olup olmadığı ve bu mailin bu kişi tarafından şirket adına gönderilip gönderilmediği ve gönderilen mailde ''... Bey yurt dışında fuarda olduğu için yazınıza ben cevap veriyorum,'' şeklindeki beyanda gözetilerek şirket yetkilisi olmadığı zamanlarda bu kişinin şirket adına işlem yapma,mail gönderme yetkisi olup olmadığı konusunda beyanda bulunmak üzere sonuçları hatırlatılarak 2 haftalık kesin süre verilmesine, taraf vekilleri beyanda bulunduktan sonra  mahkemece, davacı vekilince sunulan e-maillerin yazılı delil başlangıcı olup olmadığının değerlendirilip sonucuna göre davacı tarafın bildirdiği tanıkların dinlenilip dinlenilmemesi konusunda karar verilmesi gerekirken, henüz yemin deliline sıra gelmeden, davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması suretiyle eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2021 Tarih ve 2016/1225 Esas - 2021/352 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"20ff24f95fd1d074","SID":"571ac3491786fca3"}}