{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/288 <br>KARAR NO\t: 2025/502<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                    ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...                  ...<br>KATİP\t\t: ...                 ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/287 E.  -  2022/386 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile İlgili YİDK Kararının İptali<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/12/2022 tarih ve 2021/287 Esas - 2022/386 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 27/10/2016 tarihinden beri koruma altında olan \"...\" markasının 7. sınıfta tescili amacıyla yapmış olduğu başvurunun YİDK tarafından kötü niyetle yapıldığı gerekçesiyle nihai olarak reddedildiğini, Alman bir şirket tarafından oluşturulduktan sonra terk edilmesi nedeniyle anonim bir hal alan markanın herkes tarafından kullanılabilir hale geldiğini, markanın 2016 yılından beri koruma altında olup müvekkilinin gerekli araştırmaları yaptıktan sonra TÜRKPATENT'e müracaat ile 9. ve 35. sınıflarda 2020/51128 sayısı ile 27/01/2021 tarihinde tescil ettirdiğini, markanın tescil tarihi itibariyle EUİPO  nezdinde davalı şirket adına tescilli olmadığını, faaliyet gösterdiği yan alanlarda da marka korumasından yaralanmak isteyen müvekkilinin bu kez 7. sınıfta tescil ettirmek amacıyla davaya konu markanın tescili isteğinde bulunduğunu, kendi markasını başka bir sınıfta tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli kabul edilmeyeceğini, ülke içinde tescilli markası bulunmayan davalı şirketin müvekkilinin başvurusundan sonra yapmış olduğu bir başvuruya dayalı olarak tescil talebine itiraz etmesinin hukuka aykırı olduğunu, markaların ancak tescil edildikleri ülkelerde korumadan yararlanacağını, tüm Dünya'da  geçerli bir tescil sisteminin mevcut olmadığını, davalı şirketin 2020/51128 sayılı markaya yönelik itirazların daha önceden yerinde görülmediğini, müvekkilinin 26 yıllık devlet memuru olup YİDK kararında belirtildiği üzere itiraz eden şirketin eski çalışanı olmadığını, davalı şirket tarafından 2020/9533 numaralı \"...\" markasının 6, 9 ve 42. sınıflarda tescili için yapılan başvurunun 9. ve 35. sınıflar yönünden müvekkiline ait marka esas alınarak kısmen reddedildiğini ve davalı şirketin markasını Türkiye'de kullandığına dair herhangi bir belge sunulmadığı gibi markanın tanınmış olduğunun da kanıtlanmadığını ileri sürerek YİDK'in 2021-M-6534 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>        Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı Şirket vekili, Çin menşeili bir firma olan müvekkili şirketin, araba anahtarı sistemleri piyasasının en bilinir firmalarından olup \"...\" markasının sahibi olduğunu, bu hususun davacının da bilgisinde bulunduğunu, müvekkilinin davacının marka hakkına tecavüz ederek müvekkiline ait markayı adına tescil ettirdiğinden distribütörün bu eylemleri haber vermesi üzerine haberdar olduğunu, Mersin 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/263 E.sayılı dosyasında görülen marka hakkına tecavüzden kaynaklanan davanın halen derdest olduğunu, davacının kardeşinin müvekkilinin distribütörü dava dışı ... Ltd. Şti. bünyesinde 18/10/2016 - 29/01/2018 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığını, davacının bu kişinin işe girmesinden yaklaşık bir ay sonra şirketin bayisi olduğu ya da işbirliği içinde bulunduğu yurt dışında tescilli bulunan çok sayıda şirkete ait markanın birebir aynısını 2016/81295, 2016/81296, 2016/85945, 2020/45809, 2020/51128, 2020/67143, 2020/75677, 2020/77726, 2020/85132, 2021/067005 başvuru numaralarıyla adına tescili için girişimlerde bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, gerek Türkçe’de, gerekse yaygın olarak bilinen İngilizce'de herhangi bir anlamının bulunmayan orijinal bir kelime olarak ayırt edici niteliği yüksek \"...\" ibaresinin marka olarak tesadüfen seçilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kronolojik olarak davalı şirketin markayı yurt dışında tescili ile Türkiye'deki markasal kullanımın davacının marka başvurularından önce gerçekleştiği, marka işaretinin başlangıcındaki “X” harfinin tertip tarzının dahi itiraza mesnet marka ile birebir aynı olduğu ve memur olması nedeniyle kullanamayacağını  bilmesine rağmen marka olarak tescil ettirme nedeninin hayatın olağan akışına uygun olarak davacı tarafından gerekçelendirilemediği, dolayısı ile dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.<br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, \"...\" markasının 27/10/2016 tarihinden itibaren koruma altına alınmış olup 9. ve 35. sınıflarda 2020/51128 numarası müvekkili adına tescilli olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin bir süreden beri tescil ettirme gayesiyle başvurularda bulunduğu \"...\" markasını fiilen kullandığı ya da kullanma niyetini gösterir belge ve bilgi  bulunmadığı yönünde bir tespit yer alıyor ise de, marka dosyasında bulunan fatura ve diğer belgelerin müvekkilinin markasını kullandığını açıkça ortaya koyduğunu, ancak başvurunun kötü niyetle yapıldığına somut bir delil bulunmadığını, iyi niyetin varlığı esas olduğu halde müvekkilinin kötü niyetli olduğu yönündeki tespitin hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin markasını ilk defa tescil ettirdiği 27/10/2016 tarihinde ne TÜRKPATENT ne de WİPO nezdinde \"...\" ibareli tescilli bir markanın bulunmadığını, Almanya'da faaliyet gösteren bir firma tarafından oluşturulduktan sonra terk edilmesi nedeniyle anonim hale gelen markaya ilişkin olarak müvekkilinin gerekli araştırmaları yaptıktan sonra bu markanın kendi adına tescilini gerçekleştirdiğini, halihazırda 9 ve 35. sınıflarda müvekkili adına tescilli bulunan markanın başka bir sınıfta tescili talebinin kötü niyetli kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalının müvekkiline zarar verme kastı ile markaya itiraz ettiğini, davacı şirket hakkında markaya tecavüz suçundan kaynaklı olarak Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/240 E sayısı ile açılan ceza davasında yargılamanın halen devam ettiğini ve davalının bu yargılamadan kurtulmak amacıyla sahte, geçersiz evraklar ile markaya itiraz ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t:Dava, Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının markası ile birebir aynı olan itiraza mesnet markanın 10/05/2010 tarihinden itibaren ABD ve Çin'de 7. sınıf emtialarda tescilli olmasına, 01/01/2012 tarihinden itibaren de davalı şirketin distribütörü olan ... Ltd. Şti. vasıtası ile Türkiye'de kullanılmasına, herhangi bir dilde anlamı/karşılığı bulunmayan ibarenin devlet memuru olan davacı tarafından marka  tescil başvurusunda bulunulduğu tarihin markanın ABD ve Çin'deki tescil ile Türkiye'de fiilen kullanılmaya başlandığı tarihten sonra  gerçekleşmiş olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3a4cff8a1fcef53","SID":"93e9f218b51ded2c"}}