{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ......<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ......<br>KARAR NO\t: ......<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ......  (.........)<br>ÜYE\t\t: ......  (.........)<br>ÜYE\t\t: ......  (.........)<br>KATİP\t\t: ......  (.........)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/04/2024<br>NUMARASI\t\t: ......... Esas- ......... Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: .........  <br>VEKİLİ\t: Av. ......<br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: .........  <br>VEKİLİ\t: Av. ......<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 23/01/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 24/01/2025<br>  Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas -......... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince  istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA:  Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı  ......... arasında 16.02.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini ve işbu kredi sözleşmesine dayalı olarak muhtelif tarihlerde krediler kullandırıldığını, davalının sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını ve eşi .........'nın da kefilliğe muvafakat ettiğini, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edildiğini ve  Konya.... İcra Müdürlüğü'nün  ......... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak, davalının borcun ödendiğini iddia ederek borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiğini takibin durduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, itiraz dilekçesinde borcun ödendiğine dair iddiada bulunmuş ise de buna dayanak herhangi bir belgenin sunulmadığını oysa, borcun ödendiğini iddia eden davalının  ispat yükünü üzerine aldığını ileri sürerek,  itirazın  iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine asıl  alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı, davacı ile dava dışı ......... arasında imzalanan 16/02/2018 tarihli kredi sözleşmesine kefil olduğunu, asıl borçlunun  05/03/2020 tarihinde tüm borcu ödediğini,  06/03/2020 tarihinde 100,000,00 TL daha kredi kullandığını, yapılan ikinci sözleşme ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, davacı tarafından bu kredi sözleşmesine kefaleti varmış gibi borçtan sorumlu tutulmaya çalışıldığını oysa, kendisinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kredi sözleşmesinde eşinin muvafakatinin bulunduğuna yönelik iddianın da yerinde olmadığını, muvafakatnamedeki yazı ve imzanın eşine ait olmadığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,\"....Taraflar arasında görülmekte olan davanın; davacı banka tarafından kredi sözleşmesi dayanak olmak üzere sözleşmenin kefili olduğu ifade edilen davalı hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır. <br>6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunumuzun 584/3 maddesi gereğince \"Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.\" şeklinde amir kanun hükmü olduğu, amir kanun hükmü gereğince ticari kredilerde işletme sahibi tacir veya esnaf ortak ya da yöneticisi tarafından yine işletmesiyle ilgili mesleki faaliyetleri dolayısıyla verilecek kredilerde \"eş rızasının aranmadığı\", somut olayımızda T.C. Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü ile T.C. Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odasının müzekkere cevaplarında, dosyamız davalısı ve kefil sıfatıyla imzası bulunan .........'nın, asıl kredi borçlusu dava dışı .........'nın esnaf işletmesinin ortak ya da yöneticisi olmadığı, davalı vekilinin 07/09/2023 tarihli rapora itiraz dilekçesinde ifade ettiği üzere eldeki kredinin de ticari kredi olması karşısında imza incelemesine gerek olmadığı yönündeki beyanlarına itibar edilmemiş, T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/02/2020 Tarih ve 2018/2152 Esas-2020/230 Karar sayılı ilamı, T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/12/2020 Tarih ve 2020/2686 Esas-2020/5732 Karar sayılı ilamı ile T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/02/2022 Tarih ve 2020/6973 Esas-2022/1327 Karar sayılı ilamı nazara alınarak kredi sözleşmesi ekinde yer alan eş muvafakatnamesindeki imzanın davalının eşine ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılmıştır. <br> 14/08/2023 Tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda özetle:  İnceleme konusu muvafakatnamelerde ......... adına atılı imzalar ile .........'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla .........'nın eli ürünü olmadığı rapor edilmiştir. <br> 08/01/2024 Tarihli Akademisyen Bilirkişi Heyet Raporunda Özetle: Yazı ve imza incelemelerinde geçerli tüm grafolojik tanı yöntemleri dikkate alınarak; <br>lup, stereomikroskop, S525 document dedector ve bilgisayar/scan kullanılarak yapılan <br>incelemelerde <br>İnceleme konusu ......... A.Ş. Mevlana Şubesi’ne verilmiş 500.000,00 TL ve <br>650.000,00 TL bedelli 2 adet munzam senet eş muvafakatnamelerindeki ......... adlı <br>kişiye atfen atılmış imzaların .........’ya ait karşılaştırma belgelerindeki imzalarına <br>kıyasla, .........’nın eli ürünü olmadığı rapor edilmiştir. <br>Gerek ATK raporu gerekse de akademisyen bilirkişi heyet raporundaki değerlendirmeler ile  T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/04/2022 Tarih ve 2021/975 Esas-2022/2959 Karar sayılı ilamı da emsal alınarak 16/02/2018 tarihli eş muvafatnamesindeki imzanın davalının eşine ait olmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir. <br> Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, bilirkişi raporları, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesi, Yüksek Mahkemenin emsal nitelikteki ilamları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı banka ile dava dışı ......... arasında kredi sözleşmesi akdedildiği, davalının bu kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunumuzun 584/1-2-3 maddesi gereğince yapılan araştırmada T.C. Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü ile T.C. Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odasının müzekkere cevaplarında, dosyamız davalısı ve kefil sıfatıyla imzası bulunan .........'nın, asıl kredi borçlusu dava dışı .........'nın esnaf işletmesinin ortak ya da yöneticisi olmadığı, bu nedenle kanunun amir hükmü gereğince kefil olabilmesi için eşinin rızasının gerekli olduğu, 14/08/2023 Tarihli Adli Tıp Kurumu Raporu ile 08/01/2024 Tarihli Akademisyen Bilirkişi Heyet Raporundan anlaşıldığı üzere senet eş muvafakatnamelerindeki ......... adlı <br>kişiye atfen atılmış imzaların .........’ya ait karşılaştırma belgelerindeki imzalarına <br>kıyasla, .........’nın eli ürünü olmadığı görülmekle davalı tarafından verilen kefaletin geçerliliğinin eşinin yazılı muvafakatının alınmasına bağlı olması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Her ne kadar davalı tarafından kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de imza incelemesinin muhakemeyi gerektirdiği, davacının takibinde haksız ise de kötüniyetli olduğu davalı tarafından dosyadaki mevcut delil durumuna göre ispat edilemediğinden davalının bu yöndeki talebinin reddine...'' gerekçesiyle, davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı borçlunun, icra dosyasına sunduğu  itiraz dilekçesinde borcun ödendiği iddiası ile borca itiraz ettiğini ancak, itiraz dilekçesinde  buna dayanak herhangi bir belge sunmadığını, davalının, borcun ödediğini iddia ediyor ise ödeme yapıldığına dair ispat yükünün davalıya ait olduğunu, davalının  kefalette eşinin imzasının bulunmadığı iddiasının kötüniyetli olduğunu, şekle aykırılığa kasıtlı olarak yol açan kişinin sorumluluktan kurtulmaya çalışmasının çelişkili bir davranış olacağını, eş rızasının aranması gerekmediğinden imza incelemesi yapılmasının da yersiz olduğunu, davalı tarafından cevap dilekçesinde öne sürülmeyen iddia ve savunmaların nazara alınamayacağını, TBK'nın 584/3 maddesi uyarınca eş rızasının istisnasının bulunduğunu, bu nedenle davanın reddinin yerinde olmadığını, mahkemece aşamalarda iddia edilen diğer hususların da eksik araştırıldığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili, davacının kredi sözleşmesi ve diğer belgelerde kendi haklarını korumak için tüm evrakları imzalattığını ancak dava  konusu  kredi sözleşmesindeki imzaların müvekkilinin eşine ait olmadığının  tespit edildiğini, davacının kredi kullandırabilmek amacıyla sahte imza atılmasına göz yumduğunu, usulsüz işleme sessiz kaldığını, bu nedenle mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kötüniyet tazminatı talebinin reddi yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br> Dava, kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Mahkemece yapılan yargılama sırasında yazılı gerekçe ile davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>6098 sayılı TBK'nın 584. maddesinde '' Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. <br>Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.<br>(Ek fıkra: 28/03/2013-6455 S.K./77. md) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.'' hükmü düzenlenmiştir. <br>Somut olayda, davacı tarafça, dava dışı asıl borçlu ile müvekkili banka arasında 16.2.2018 tarihinde genel kredi sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşme kapsamında krediler kullandırıldığı, davalının da kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, eşinin rızasının da alındığı, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edildiği ve icra takibi başlatıldığı iddia edilmiş, davalı tarafça, takip ve dava konusu kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun asıl borçlu tarafından ödenerek kapatıldığı,  davacı tarafça kefaleti bulunmayan başka bir  kredi sözleşmesinden kaynaklı sorumlu tutulmaya çalışıldığı ayrıca, dava konusu kredi sözleşmesinde eşinin rızasının da bulunmadığı, imza ve yazının eşine ait olmadığı savunulmuştur.<br>Mahkemece davalı kefilin eşinin rızasının bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, gerek Adli Tıp Kurumu'ndan gerekse de grofoloji uzmanı bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda eş muvafakatnamesindeki imzanın davalının eşine ait olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.<br>Her ne kadar davacı tarafça somut olayda TBK'nın 584/3 maddesindeki istisnai hallerin bulunduğu ve bu nedenle kefilin eş rızasına da gerek olmadığı iddia edilmiş ise de, yasada belirtilen istisnai hallerin varlığının davacı tarafça ispat edilemediği, bu nedenle dosya kapsamı ve mevcut delil durumu nazara alındığında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. <br>Davalı vekilinin kötüniyet tazminatına yönelik istinaf istemlerinin incelenmesine gelince ise, somut olayda kötüniyet tazminatının kabulü için yasada belirtilen şartlar oluşmadığından mahkemece davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>Bu durum karşısında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, taraf vekillerinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının davacıdan  tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan,  peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde  bırakılmasına, <br>6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>7-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a  maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  \t\t\t<br><br>Başkan .........<br> e-imzalıdır <br><br>Üye .........<br> e-imzalıdır <br><br>   Üye .........<br>  e-imzalıdır<br><br>Katip .........<br> e-imzalıdır <br><br>......<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bac84121188236ca","SID":"ee8cb68728e2d0f5"}}