{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.   <br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/315 <br>KARAR NO\t: 2025/303<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 06/02/2025<br>NUMARASI\t: <br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: .<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ   \t: 05/02/2025<br>KARAR TARİHİ \t: 26/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/03/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş  olmakla, dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ: <br>Davacı vekili 05/02/2025 tarihinde sunduğu dava dilekçesinde; taraflar arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, bu ticari ilişkinden müvekkilinin her biri 28/01/2019 tanzim ve 50.000 TL bedelli olan ve 15/07/2019, 15/08/2019, 15/09/2019 ve 15/10/2019 vade tarihli 4 adet bonodan kaynaklanan toplamda 200.000 TL ana para alacağı bulunduğunu, bu alacakları kambiyo senetlerine dayalı olmakla birlikte yasal sürede takibe geçilmediğinden .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayıllı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı takip borçlusunun takibe konu borca itiraz etmekle birlikte kambiyo senetleri altındaki imzaya bir itirazı olmadığını, dolayısıyla zımnen borcu kabul etmiş olduğunu, borçlunun takibe itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalının takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>B)  İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/02/2025 tarih ve ... E., ...K sayılı kararı ile; <br>\"...<br>Dava dilekçesinde iddianın ileri sürülüş biçimine göre bir değerlendirme yapıldığında davacının elinde vade tarihileri 15.07.2019, 15.08.2019, 15.09.2019, 15.10.2019 olan 4 bono olduğu ve davalının bu bonolardan borçlu olduğu belirtilmiş, davalının borçlarını ödememesi sebebiyle takip yapılmış ve takibe yapılan itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı ifade edilmiştir.<br>Takibe konu bonoların vade tarihlerinden itibaren üç yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu anlaşılmaktadır. Nitekim davacı da zamanaşıma uğrayan bono ile ilgili temel ilişkiden kaynaklı vakıalarını ileri sürmüş ve temel ilişkiye dayanmıştır. Başka bir deyişle davacı eldeki davada zamanaşımına uğramış bonolardan kaynaklı TTK m.732'de ifadesini bulan sebepsiz zenginleşme hükümlerine değil temel ilişkideki alacağına dayanmıştır. Bu durumda mahkememizce davanın mutlak ticari dava olduğunu söyleyebilmeye olanak yoktur. <br>Konu ile ilgili  Kayseri BAM 3. HD 2021/845 Esas ve 2021/769 Karar sayılı ilamında aynen, <br>\"Olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü davanın, ticari dava niteliğinde olup olmadığının belirlenmesiyle mümkün olacaktır.<br>Takip talepnamesinde gösterilen borç kaynağına, iddia ve savunma içerikleri ile özellikle bononun zamanaşımına uğradığının sabit olmasına ve tarafların benimsemesine göre takip konusu alacağın bonoya dayanmayıp, ödünç sözleşmesine dayandığı açıktır.<br>Zamanaşımına uğramış bononun medeni usul hukuku anlamında yazılı delil başlangıcı olduğunda tartışma bulunmamaktadır.<br>Dosya kapsamına göre davacı bonoya bir kambiyo senedi olarak değil bir ispat vasıtası olarak dayanmakta, asıl ilişkiye dayalı olarak sadece keşideciye karşı genel haciz yoluyla icra takibi ve dava yoluna girişmekte, davalı da bu çerçevede borç almadığı savunmasında bulunmaktadır. Bu durumda somut olay bakımından zamanaşımına uğramış bono ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmemektedir. Kaldı ki dava, Türk Ticaret Kanununun 778 inci maddesi atfıyla bonolar için de uygulanan ve poliçelerde sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 732 nci maddesine dayalı bir istemi de içermemektedir.<br>Bu haliyle somut uyuşmazlık ödünç sözleşmesinde karşılıklı edimlerin ifa edilip edilmemesi noktasında toplandığından, uyuşmazlığın çözümünde hakim kambiyo senetlerine ilişkin kuralları tartışmayacak, zamanaşımına uğradığı için bono vasfını kaybetmiş belgeyi taraflar arasındaki ödünç sözleşmesinin delili olarak değerlendirerek bir sonuca varacaktır. <br>Bu belirlemeye göre uyuşmazlığın münhasıran bonoya dayanmadığı ve davanın da mutlak ticari dava sayılamayacağı sonucuna varılmaktadır.\" şeklinde, zamanaşımına uğramış bonoda temel ilişkiye dayanılması halinde, davanın mutlak ticari dava olmayacağını içtihat etmiştir. <br>Davanın nisbi ticari dava olması için tarafların tacir olması gerekir. Davacı şirket tüzel kişi tacir ise de davalı .... 'in vergi kaydı UYAP'tan sorgulandığında aktif vergi mükellefiyetinin olmadığı görülmüştür. Vergi kaydı olmayan birinin ticari işletmesi olduğunu söyleyebilmeye olanak yoktur. Tüm bu açıklamalar ışığında eldeki davanın mutlak ve nisbi ticari dava olmadığı kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde mahkememizin görevsizliğine dair karar verilmiştir.\" gerekçesi ile; \"1-) Mahkememizin görevsizliğine, HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeni ile davanın usulden reddine, 2-) Görevli mahkemenin .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, 3-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren ya da kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflarca müracaat edildiğinde dosyanın yetkili ve görevli .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne HMK 20 maddesi gereğince gönderilmesine\" karar verilmiştir.<br>C) İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Davacı vekili istinafında: Mahkemenin kambiyo hukukuna ilişkin değerlendirmelerinin taraflarınca da beyan edildiğini, yine mahkemenin mutlak ticari davaya ilişkin değerlendirmelerine katılmamakla birlikte, oluşturulan hukuki gerekçelerin nispeten kabul edilebilir nitelikte olduğunu, ancak mahkemenin nispi ticari davaya ilişkin beyanlarına hiçbir şekilde katılmadıklarını, sunulan yasal gerekçeler ve yapılan değerlendirmelerin hukuka uygun olmadığını, 'davalı ...'in aktif vergi mükellefiyetinin olmadığı, vergi kaydı olmayan birinin ticari işletmesi olduğunu söylemeye olanak bulunmadığı'na dair Mahkeme değerlendirmesinin yerinde olmadığını, takibe kou senetlerin taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile verildiğini,....'in ... adı ile ticaret sicilde ticari kaydı bulunduğunu, bu senetlerin davalı borçlunun Ahşap Mobilya İmalatı yükümlülüğü karşılığında alındığını ,... 'in ekte sunulan 5 ekim 2011 tarih ve  .... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin .... sayfasında tacir olduğunu ilan ettiğini, yine 25 Aralık 2013 tarihli .... sayısının ... sayfasında da tacir olduğunu ilan ettiğini, yani davalı borçlunun .... Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil nolu üye kaydı mevcut olduğunu, ... MERSİS numarasına sahip olduğunu, bu ticari işletmenin ticaret sicili kayıtlarına göre hâlen aktif olduğunu, Mahkemenin ticaret sicili müdürlüğünden kayıt ve bilgileri celbetmeden salt vergi numarası ile yapmış olduğu sorgulama neticesinde verdiği işbu kararın hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>D) DELİLLER: <br> Tekirdağ  Asliye Ticaret Mahkemesinin ....E., ...K sayılı dosyası kapsamı.<br>E)DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:  <br>Dava, zamanaşımına uğramış bonolara dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Davacı, .... Asliye Ticaret  Mahkemesi nezdinde açtığı davada; davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanan, her biri 28/01/2019 tanzim ve 50.000 TL bedelli olan ve 15/07/2019, 15/08/2019, 15/09/2019 ve 15/10/2019 vade tarihli 4 adet bonodan kaynaklanan toplamda 200.000 TL ana para alacağı bulunduğunu, yasal süresi içerisinde kambiyo takibi yapılmadığından, alacağın tahsili için davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini, takibin davalının haksız ve kötüniyetli itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptali ile, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece, dava dilekçesi davalı yana tebliğ edilmeksizin, dosya üzerinden inceleme ile davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile davanın görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan usûlden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Öncelikle belirtmek gerekir ki; gerekçeli karar başlığında, hükmü veren Mahkemenin (.... Asliye Ticaret Mahkemesi) adının yazıldığı kısma \"3 NOLU KALEM\" ifadesinin yazılması  ve yine karar başlığında davacının adresinin, davacı vekilinin adresinin ve davalının adresinin ve davalının T.C. kimlik numarasının yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliklerin mahallinde her zaman düzeltilebileceğini değerlendiren Dairemiz anılan hususları eleştirmekle yetinmiştir. <br>Mahkemenin görevli olması dava şartıdır (HMK. m.114/1-c). Dava şartları ve ilk itirazlar ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK. m.137/1, 139/1 ilk cümle). Buna göre, görevsizlik kararı verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin (HMK. m. 127/1) beklenmesi, süresi içinde cevap verilmesi halinde davacıya tebliği, onun cevaba cevap verme süresinin (HMK. m.136/1) beklenmesi, verdiğinde bunun diğer tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm,  hakime, belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de, davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Yasa'nın 137'nci maddesinin (1.) fıkrasında, ön inceleme dilekçelerinin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından  kendiliğinden gözetileceğine ilişkin  115/1. madde hükmü de, bu hususlarda, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar  verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir.<br>Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanun'dan farklı olarak  iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ileriye ötelemiştir. Tarafların  bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini gerekli kılar. Bazı hallerde dava dilekçesindeki talebe göre görevli olmayan mahkemenin, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi veya ikinci cevap dilekçesinin verilmesinden sonra görevli hale gelmesi mümkün bulunmaktadır.  Ayrıca 6100 sayılı Kanun, eskisinden farklı olarak,  görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etme hakkını davalıya da tanımıştır (m. 20/1). Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde davalıya kararı veren mahkemeden yargılama giderlerini talep etme hakkı da vermiştir (m. 331/2 son cümle).  Davalının bu haklarını kullanabilmesi, dava dilekçesinin  kendisine tebliğ   edilmiş olmasını gerektirir.<br>HMK'nin 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanun'un 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de, ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden  tensiben görevsizlik kararı verilmesi HMK'nin 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık oluşturmaktadır (Yargıtay  8.HD, 03/05/2018,  E.2017/8591, K.2018/12037).<br>Dava dilekçesi   tebliğ edilmeden dosya üzerinden dava şartları hakkında karar verilip verilemeyeceği hususunda  Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın 5235 sayılı Kanun'un 35/1-3 maddesi gereğince giderilmesinde görevlendirilen Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 8/7/2021 tarih ve  E.2021/378, K.2021/1418 sayılı kararı ile; \"Mahkemece, uyuşmazlığın hangi mahkemede çözümlenmesi gerektiği noktasında tereddüt bulunuyorsa, yine görevsizlik kararı verilmesinde acele edilmemeli, dilekçelerin teatisi aşaması bitirilmeli, gerekirse duruşma açılarak görevli mahkeme belirlenmelidir. Şu halde; dava şartı noksanlığı halinde, takdir hakkı kendisinde olan hakim, davanın usulden reddi kararı vermeden önce noksan olan dava şartının niteliğini iyi incelemeli, bir tereddüt varsa veya noksanlık sonradan tamamlanabilecekse davanın usulden reddine yönelik kararı vermekte acele etmemelidir.\" ifadelerine yer verildikten sonra, \"Dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesinin, tamamlanmasının mümkün olmadığı  hallerde, hakimin bir tereddütü yoksa dilekçe tebliğ edilmeden dahi usulden ret kararı verilebileceğine, aksi halde dilekçelerin teatisi aşamasının tamamlanması ve gerekirse duruşma açılıp taraflar dinlendikten sonra gerekli kararın verilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın 5235 SK'nın 35/1-3. mad. gereğince bu şekilde  giderilmesine\" karar verilmiştir.<br>Dava konusu takip dosyası incelendiğinde; Davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 25/11/2024 tarihinde her biri 28/01/2019 tanzim ve 50.000 TL bedelli olan ve 15/07/2019, 15/08/2019, 15/09/2019 ve 15/10/2019 vade tarihli 4 adet bono senedine dayalı olarak 200.000 TL asıl alacak olmak üzere  (15/07/2019 vade tarihli senet için 27.801,38 TL işlemiş faiz; 15/08/2019 vade tarihli senet için 27.419,19 TL işlemiş faiz; 15/09/2019 vade tarihli senet için 27.037 TL işlemiş faiz; 15/10/2019 vade tarihli senet için 26.667,13 TL faiz olmak üzere) toplam 308.924,70TL  alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, örnek 7 ödeme emrini 11/12/2024 tarihinde tebliğ alan davalı takip borçlusunun yasal süresi içerisinde 19/12/2024 tarihinde icra  dosyasına sunduğu itiraz dilekçesi, takibe konu borca, asıl alacağa faize ve tüm ferilere itirazını dile getirdiği, eldeki davanın İİK'nin 67/1. Maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 05/02/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>Takibe dayanak yapılan bonolar 15/07/2019, 15/08/2019, 15/09/2019 ve 15/10/2019 vade tarihli olup, senetlerin vade tarihleri ile icra takip tarihi olan 25/11/2024 tarihi arasında bonolar bakımından 3 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan, dava konusu senetler kambiyo senedi vasfını yitirmiştir.<br>Dava konusu bonoların zamanaşımına uğramış olduğu davacının da kabulündedir. Buna göre zamanaşına uğramış dava konusu bonolar kambiyo senedi vasfını yitirmiş olup, ancak medeni usûl hukuku anlamında yazılı delil başlangıcı olarak nitelendirilmesi mümkündür. Buna göre  zamanaşımına uğramış bono ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmediğinden, Türk Ticaret Kanununun 778 inci maddesi atfıyla bonolar için de uygulanan ve poliçelerde sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 732 nci maddesine dayalı bir istem de bulunmadığından, eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığına dair mahkeme tespiti yerinde olmakla birlikte; <br>Her ne kadar Mahkemece, davacı şirket tüzel kişi ise de, davalı ...'in vergi kaydı UYAP'tan sorgulandığından aktif vergi mükellefiyetinin olmadığının görüldüğü, vergi kaydı olmayan birinin ticari işletmesi olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmadığı' gerekçesiyle eldeki davanın nispi ticari dava olmadığı kanaati ile sonuca gidilmiş ise de; dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanmadan, davalının tacir olup olmadığı dolayısıyla davanın nispi ticarî dava olup olmadığı yönünde yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi usûl ve yasaya uygun olmamıştır. <br> Bu türden bir uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi ve ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların her ikisinin de tacir olması ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Bu bakımdan, davanın taraflarının tacir olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu durumda, taraflar tacir ise dava nispi ticari dava sayılacağından, ancak bu ihtimalde davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekmektedir. <br>Dolayısıyla, mahkemece tarafların tacir olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmalı, araştırma sonucuna göre davanın ticari dava olup olmadığı tespit edilerek görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olup olmadığı hususundaki tereddüt giderilmelidir.<br>Bu durumda mahkemece davacının ticaret siciline kayıtlı tacir olup olmadığı ticaret odasından ve ticaret sicil müdürlüğünden, dava tarihinden önceki son 3 yıl içerisindeki vergi dairesine sunulan mal alış satışlarına ilişkin BA/BS bildirimlerinin yıl bazında toplam miktarlarının ne kadar olduğu ve işletme hesabına göre mi bilanço esasına göre mi defter tuttuğu hususları vergi dairesinden sorulmalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma ile davalının sicile kayıtlı tacir olduğu tespit edilirse tacir olarak kabul edilmeli, şayet sicile kayıtlı tacir olmadığı bildirilmişse de bu durumda vergi dairesinin cevabi yazısına göre tarafların yıl bazında faaliyetinin esnaf faaliyeti kapsamını aşıp aşmadığı hususu 21/07/2007 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 18/06/2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararındaki esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlarda gözetilerek ve bu yönde gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yapılarak tarafların dava tarihi itibariyle tacir olup olmadığı hususu net olarak ortaya konulmalı, bu şekilde yapılacak araştırma sonucuna göre, davalının tacir olduğunun tespit edilmesi hâlinde dava ticari dava olacağından davaya bakmakla görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, aksi hâlde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olacağı değerlendirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar araştırılmadan sonuca gidilmesi usûl ve yasaya aykırıdır. <br>Mahkemece öncelikle dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanarak ve gerekirse duruşma açılarak, gerekli bilgi ve belgeler toplandıktan sonra  iddia, savunma ve delillerin değerlendirilmesi neticesinde görevli mahkemenin hangisi olduğunun belirlenmesi gerekirken, anılan usûlî işlemler yerine getirilmeden tensip ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır.<br>Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile, öncelikle yukarıda belirtildiği şekilde dilekçelerin teatisi aşamasının tamamlanması, sonrasında yukarıda belirtilen ilkeler değerlendirilerek ve gerekirse duruşma açılarak iddia, savunma ve delillerin neticesine göre yeniden bir karar verilmesi için inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a.3. ve 353/1-a.6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>2-) Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-) Davacı tarafça peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep edilmesi halinde ilk derece mahkemesince İADESİNE,<br>4-) Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-) İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-)  Dairemiz kararının taraflara tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nin 362/1-g maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t<br><br><br>Başkan<br>e-imzalıdır <br> <br>Üye<br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br>e imzalıdır <br> <br>Katip<br>e imzalıdır <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"587325b7ea801e8b","SID":"92951a371b1518f1"}}