{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1504 <br>KARAR NO\t: 2025/656<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/05/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/497 E.  -  2023/176 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/05/2023 tarih ve 2022/497 E. - 2023/176 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin  TÜRKPATENT nezdinde gerçekleştirdiği 2021/139112 sayılı \"şekil\" ibareli 7.sınıf \"süpürgeler\" emtialarına ilişkin marka tescil başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile SMK'nın 5/1-b, c maddeleri gereği re'sen reddedildiğini, bu ret kararına karşı yaptıkları itirazın bu kez TÜRKPATENT YİDK'nın 2022-M-12810 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, oysa davacının kurulduğu 1988 yılından beri küçük ev aletleri ve profesyonel temizlik makineleri sektöründe geniş ürün yelpazesi ile tanınmış ve güvenilir bir firma olduğunu,  zira davacının tanınmış bir ürününün görselini ihtiva eden bu markanın markasal hüviyette ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, ayrıca bu şeklin tasviri/tanımlayıcı olduğundan da bahsedilemeyeceğini, davacının bu şekil markasına konu süpürgelerle ilgili olarak yoğun bir reklam kampanyası eşliğinde uzun süredir tanıtım yaptığını, günümüzde bu süpürge şeklinin davacı ile özdeşleştiğini, nitekim davacının 20 yıldan fazladır piyasada olan “...” adlı ürünlerinin şeklinin davacı adına tescil başvurusundan önce kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını, SMK m. 5/2 kapsamında reddinin mümkün olmadığını ileri sürerek, 2021/139112 sayılı \"şekil\" ibareli müvekkil başvurusunun reddine dair TÜRKPATENT YİDK'nun 2022-M-12810 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, somut olayda markanın, redde konu emtialar bakımından ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmamakla birlikte, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremediğini, zira başvuruya konu şeklin herkesçe bilinen ve birçok üretici tarafından kullanılan elektrikli bir süpürge şekli olduğunu, davacının dava konusu markaya kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırıldığı iddialarını ispat için yeterli delil sunamadığını, kaldı ki şeklin yüksek tanımlayıcı niteliği sebebiyle çok yoğun kullanımla dahi ayırt edicilik kazanmasının mümkün olmadığını, markaların tescili hususunda tek yetkilinin TÜRKPATENT olması nedeniyle davacının tescil işlemlerinin devam ettirilmesi talebinin de haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu işaretin tanımlayıcı nitelikte olmadığı, markasal anlamda kullanımı sonucu ayırt edici nitelik kazanmış olduğuna dair marka işlem dosyasında yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil bulunmadığı, somut ayırt ediciliği haiz bir işaret olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'nun 2022-M-12810 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait şekil markasının tüm ülke çapında, uzun yıllardır ve yoğun şekilde kullanıldığını, bu kullanım yoluyla da ayırt edici hale geldiğini, müvekkilinin dava konusu ürünü ... adıyla satışa sunduğunu, 2005-2021 yılları arasında 4.268.492 adet satıldığını, dava konusu marka şekil markası olduğundan faturalarda görseline yer verilmesinin beklenemeyeceğini, faturalarda ... adıyla yer aldığını, mahkemenin, dava konusu markanın kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığının ispat olunamadığı yönündeki kabulünün doğru olmadığını ileri sürerek, kararın markanın kullanım yoluyla da ayırt edici hale gelmediği yönündeki gerekçe yönünden kaldırılarak, talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  başvuruya konu şekil herhangi bir ayırt edici özelliğe sahip olmadığından SMK kapsamında marka olabilme vasfının bulunmadığını, işletmesel kaynağa işaret edecek nitelik taşımadığını, başvuru kapsamındaki \"elektrik süpürgeleri\" emtiası için herkesin kullanımına açık, tanımlayıcı nitelikte bir görsel olduğunu, ilgili tüketici kesiminin söz konusu şekli doğrudan süpürge olarak algılayacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:  1- Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça, dava konusu şeklin SMK'nın 5/2 maddesi kapsamında kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği ileri sürülmüşse de,  ilk derece mahkemesinin bu  iddianın ispatlanamadığına dair kabulünün yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br>\t2-Davalı vekilinin istinaf itirazlarına gelince, işlem dosyasının incelenmesinden; davacı Şirketin 2021/139112 sayılı marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 7. sınıfta yer alan \"süpürgeler\" mallarının yer aldığı,<br> Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b-c maddesi uyarınca başvurunun reddedildiği, davacı yanca bu karara yapılan itirazın ise YİDK'in 2022-M-12810 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, YİDK kararının davacıya  07/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde 05/12/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>\t6769 sayılı SMK'nın, 5/1-b maddesinde  herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin  tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyecektir. Bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığı ise \"somut ayırt edicilik\" olarak adlandırılmaktadır. Bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunması amaçlanmıştır. Aynı Kanun'un 5/1-c maddesinde ise ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacakları hüküm altına alınmıştır. Bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğini tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür.<br> Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvurunun, bir tür elektrikli süpürge şeklini resmettiği, bunun dışında bir kelime/renk/şekil unsuru ihtiva etmediği, bu durumda dava konusu başvuruyu oluşturan işaretin, ilk bakışta bir elektrikli süpürge şekli olduğunun anlaşılması yani ilgili tüketicide doğrudan süpürge algısı uyandırması karşısında, tescili istenen 7. sınıf \"süpürgeler\" mallarının tüketicileri nezdinde işletmesel bir kökene işaret etmesinin mümkün olmadığı, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, diğer bir deyişle markanın asli fonksiyonu olan ayırt ediciliği sağlamayan bir ibare olduğu kanaatine varıldığından, dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-b maddesi uyarınca tescilinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/6588-2018/481 E/K sayılı ilamında da, aynı tespitlere yer verilerek, davacının dava konusu başvuruda olduğu gibi, tablet bilgisayarı  resmeden yani  bir ürünün şeklinden ibaret olan 2010/40159 sayılı başvurusunun somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı kabul edilmiştir.<br>Ayrıca, dava konusu işaretin, doğrudan, zihni <br>bir çabaya gerek olmaksızın, herkes tarafından bilinen ve ticaret alanında herkes <br>tarafından kullanılabilecek olan bir alet algısını <br>zihinde uyandırdığı,  kavramsal açıdan üzerinde <br>kullanılacağı emtiaları doğrudan çağrıştırdığı ve süpürge emtiasıyla doğrudan bir bağlantısı olduğu kanaatine varıldığından dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında da tescili engeli bulunduğu kabul edilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan hususlara aykırı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporundaki görüşe Dairemizce itibar edilmemiş, SMK'nın 5. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmenin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenebilecek nitelikte olması nedeniyle, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>Bu itibarla mahkemece,  dava konusu başvurunun, kapsamında bulunan 7. sınıf mallar yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b ve c maddeleri gereğince somut ayırt ediciliği bulunmadığı gibi tanımlayıcı da olduğundan, marka olarak tescil edilemeyeceği kabul edilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş,  HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.     <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 04/05/2023 gün ve 2022/497 Esas - 2023/176 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 143,00-TL posta gideri ile  738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma  harcından oluşan  toplan 881,00-TL'nin davacıdan alınarak davalı Kurum'a verilmesine,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br>\t9-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85-TL’nin düşümü ile kalan 345,55-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t10-Davalı Kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde  davalı Kurum'a iadesine,<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, \t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b5df36842676da40","SID":"444bcf44613b600c"}}