{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/439 - 2025/808<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/439 <br>KARAR NO\t: 2025/808<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 15/11/2022<br>NUMARASI\t: 2015/... Esas, 2022/... Karar<br>Asıl dosyanın tarafları;<br>DAVACI\t: ... - <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVALI \t: ... ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLİ\t: Av. ... - UETS<br>DAVA\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Birleşen Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/... Esas 2017/... Karar sayılı dosya tarafları; <br>DAVACI\t: ... - <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVALI\t: 1- ... -<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - Av. ... - <br>DAVALI \t: 2- ... -  <br>İHBAR OLUNAN\t: ... A.Ş. -  <br>VEKİLİ\t: Av. ... - UETS<br>DAVA\t: Maddi ve Manevi Tazminat(Yaralamalı trafik kazası nedenine dayalı)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 27/03/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH \t: 27/03/2025<br><br>Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2022 tarih ve 2015/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili asıl davanın dava dilekçesinde özetle; 27/05/2015  tarihinde ...'nin sevk ve idaresinde bulunan davalı ... Şirketi tarafından ... sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile ... önünde bulunduğu sırada  müvekkilinin sevk ve idaresinde olan ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, kalıcı olarak beden gücü kaybına maruz kalan müvekkilinin kazadan sonra ... Devlet Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, daha sonra çeşitli operasyonlar geçirdiğini ancak vücudunda telafisi mümkün olmayan kalıcı hasarlar meydana geldiğini, müvekkilinin maluliyetinden kaynaklı olarak hali hazırda ve geleceğe yönelik ciddi kazanç mahrumiyetlerinin söz konusu olduğunu beyan ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili birleşen davanın dava dilekçesinde özetle;  belirsiz alacak davası olarak açtığı davada, 27/05/2015  tarihinde ...'nin sevk ve idaresinde bulunan, diğer davalı ...'ye ait ... plakalı araç ile müvekkilinin sevk ve idaresinde olan ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen kazada müvekkilinin hayati tehlike geçirecek ve bel zincirlerinin kırılmasına yol açacak şekilde yaralanmasına neden olduğunu, kazada müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, kazadan sonra ... Devlet Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, davalının her türlü masraf ve tazminatı ödeyeceğini beyan etmesine rağmen müvekkilinin zararlarının karşılanmadığını, müvekkilinin kaza tarihinde iş makinesi operatörü olarak çalıştığını, kazadan sonra çalışamaz hale geldiğini, bu nedenle meslekte kazanma gücü kaybı tazminatı olarak 500,00 TL, 40.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 40.500,00 TL tazminatın 27/05/2015 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>ISLAH : Davacı vekili 06.07.2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatın bakımından ve asıl dosya yönünden 290.000,00 TL'ye, birleşen dava yönünden, sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından 357.790,07 TL ve geçici iş göremezlik tazminatı bakımından ise 15.333,24 TL'ye ıslah etmiştir.<br>CEVAP: Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın 25/11/2014-2015 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde müvekkili tarafından sigortalandığını, kusur oranlarının tespiti için dosyanın Trafik İhtisas Dairesi' ne gönderilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun ATK'dan alınmasını istediklerini, SGK tarafından yapılan bir ödemenin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacının müterafik kusurundan dolayı tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 27/05/2015 tarihinde müvekkili ile davacının karıştığı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği hususunda bir uyuşmazlığın bulunmadığını, müvekkilinin  kazadan sonra davacıya zararlarını karşılamak amacıyla ödeme teklif ettiğini ancak miktarda anlaşamadıklarını, kusur oranlarının tespiti için dosyanın Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun ATK'dan alınmasını istediklerini, müvekkilinin yüksek gelirinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkilini büyük bir yıkıma sürükleyecek olan yüksek miktardaki taleplerin kabulünün mümkün olmadığını, SGK tarafından yapılan bir ödemenin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle 3. şahısların uğradıkları zararların tazmini amacıyla poliçeyle güvence altına alındığını, bu nedenle davacının maddi ve manevi zararlarına ilişkin tazminat talepleri yönünden  davanın ... A.Ş' ne ihbarını talep ettiklerini beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davada; maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; kalıcı iş gücü kaybından dolayı 357.790,00 TL maddi tazminatın kazanın gerçekleştiği 27/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...' den müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 30.000,00 TL manevi tazminatın  kazanın gerçekleştiği 27/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...' den müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği görüldü.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davada hükmedilen manevi tazminat miktarının, müvekkilinin söz konusu kazada kusursuz olduğu ve yaşadığı sıkıntılar ile maluliyet oranının %34 olması karşısında düşük olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Manevi tazminatın miktarına yönelik yapılan incelemede:<br>6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.<br>Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>Somut olayda 27.05.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'in sürücüsü olduğu aracın, davacının kullandığı araca çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacınnı, %34 oranında kalıcı maluliyet meydana gelecek şekilde yaralandığı, alınan kusur raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu, buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı ve davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu, davacı tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. <br>HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca  düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2022 tarih ve 2015/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2-Asıl davanın REDDİNE, <br>a-)Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 80,70 TL harçtan, peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 53,00 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>b-)Tarafların yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>c-)Vekalet ücreti konusunda karar verilmesine yer olmadığına, <br>3-Birleşen Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin birleşen 2015/... E. Sayılı dosyasında;  <br>A)-Davacının maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; kalıcı iş gücü kaybından dolayı 357.790,00 TL maddi tazminatın kazanın gerçekleştiği 27/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...' den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, <br>-Fazlaya ilişkin talebin reddine,  <br>B)Manevi tazminat talebinin KABULÜ İLE; 40.000,00 TL manevi tazminatın  kazanın gerçekleştiği 27/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...' den müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, <br>4-a-) Harçlar Kanunu uyarınca davalılar Melek ve ...'den alınması gereken 27....,03\tTL karar harcından, peşin ve ıslah ile birlikte yatırılan toplam 2.401,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 24.771,86‬ TL harcın bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,<br>b-)İlk derece mahkemesince 15.11.2022 günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen harcın davalılardan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,<br>c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen  bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine,<br><br>5-Davacının peşin olarak ödediği toplam 2.401,17 TL harcın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,<br>6-Birleşen davada maddi tazminat yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 53.090,60 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>7-Birleşen davada manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>8-Birleşen davada geçici iş gücü kaybının dava konusu edilmediği ve talep arttırım dilekçesiyle dava konusu edilemeyeceğinden bu kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>9-Davacı tarafından yapılan 3.617,00 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, <br>10-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, <br>İstinaf giderleri açısından;<br>11-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep  halinde iadesine,<br>12-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti  takdirine yer olmadığına,<br>13-Davacı tarafından yapılan 274,00 TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, <br>14-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy çokluğu ile karar verildi.27/03/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br>¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br> <br>        (KARŞI OY)<br><br><br><br>KARŞI OY GEREKÇESİ<br><br>Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz kesinlik sınırınını 6100 sayılı HMK'nın 362. Maddesi ve aynı yasanın Ek 1/2 maddesi gereğince 544.000,00TL olduğu kabul edilerek buna göre Dairemizin kararının kesin olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 44. Maddesi ile eklenen ek 1. Maddesinin 2 numaralı  fıkrasında yer alan \"...341 inci, 362 nci ve  369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükmündeki \" 341 inci, 362 nci ve\" ibarelerinin Anayasanın 13 ve 36 maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kanun maddesindeki \"362.\" ibaresinin iptaline karar verilmiş olması nedeni ile artık 6100 sayılı yasanın 362. Maddesinde yer alan Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların temyiz sınırını belirleyen parasal sınırlara ilişkin olarak Bölge Adiye Mahkemesince hüküm verildiği tarihteki miktarın uygulanması olanaklı değildir. Zira temyiz sınırına ilişkin olarak Blge Adliye Adliye Mahkemesinin \" karar tarihindeki\" miktara göre temyiz sınırının belirlenmesine ilişkin hükmün Anayasa'nın 13 ve 36. Maddelerine aykırı olduğu Anayasa mahkemesince tespit edilmiş ve bu tespite ilişkin karar Resmi Gazetede yayınlanmıştır. <br>Dolayısı ile artık Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilen bir kanunun hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının belirlenmesi olanaklı değildir. <br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.<br>Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararının resmi Gazetede yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de <br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında ve yine 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. <br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>            Bu nedenlerle eldeki dosyada dosyamız davacısı tarafından ilk derece Mahkemesinin 15.11.2022 günlü kararına karşı istinaf yasa yoluna başvuru yapılmış olup  bu/ tarihteki Temyiz sınırı olan 107.090,00 TL miktarı esas alınarak dairemizce verilen kararın temyize tabi olduğu kanaatinde olduğumdan dairemizin kararının kesin olduğu yönündeki karar katılmadığımdan dairemiz kararına bu yönü ile karşı oy kullanmaktayım. <br><br>\t\t\t\t\t...<br>\t\t\t\t\t BAŞKAN ...<br>                  İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e83ddeb6b2319156","SID":"db439360be727aa0"}}