{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/1671 <br>KARAR NO:2025/763<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:21/02/2024<br>NUMARASI:2023/713 E - 2024/157 K<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ:17/03/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;... sayılı dosyasında takibe konu senet incelendiğinde borçlusunun ... olduğunu, kefil olarak ise \"... Şti ... Adi Ortaklığı\" nın  gösterildiğinin anlaşıldığını, takibe konu 31.12.2018 keşide tarihli  30.04.2020 vade tarihli   2.300.000,00 TL tutarında senetin muvazaalı olduğunu,   borçlu ... ile takip alacaklısı anlaşarak  Adi ortaklık senette kefil  gösterilmek suretiyle müvekkilini şahsen sorumlu tutmaya çalıştıklarını, bu şekilde müvekkillerini zarara uğratmak istediklerini,  senet metninden de anlaşılacağı üzere Adi Ortaklığın kefil olarak gösterildiği borçlunun ... olduğu izahtan veraset olduğunu, Senet Metni incelendiğinde görüleceği gibi senette yalnızca ...'ün imzasının olduğu  müvekkilin imzasının olmadığının açık olduğunu, adi ortaklık kefil gösterilirken tek imza ile kefil gösterilmiş olup  kefalet hukuken geçersiz olduğunu, takip ve dava konusu alacağın ve borç senedinin muvazaalı olduğunun tespiti ile  geçersizliğine karar verilmesini, netice olarak; ... sayılı dosyasına konu edilen alacak yönünden Adi ortaklığın müvekkilin takip alacaklısına borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, davalı alacaklı yanın  takipte kötü niyetli olması nedeniyle alacağın yüzde 20 sinden az olmamak kaydı ile tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekilleri  cevap dilekçelerinde;davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; Davaya konu bono incelendiğinde keşidecinin ..., kefilin ... ... Adi Ortaklığı olduğu, davanın ise adi ortaklığın ortaklarından ... tarafından açıldığı, adi ortaklıkta ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından salt adi ortaklık olarak husumet ehliyeti bulunmadığı gibi ortaklardan sadece birinin dava açma hak ve yetkisinin de bulunmadığı, bu durumda davacının tek başına menfi tespit davası açıp yürütmesinin yerinde olmadığı ve bu hususun resen gözetilecek hususlardan olduğu, adi ortaklığın diğer ortağı ...'nin de açılan davaya muvafakat etmediği anlaşıldığından aktif husumet yokluğu gerekçesiyle ,Davacı tarafın dava ehliyetine sahip olmaması sebebiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 (1), d) ve 115 (2) maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığından Davanın Usulden Reddine,  şeklinde  karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir.Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda 19/09/2023 tarih ve 2023/2110 Esas - 2021/2580 Karar sayılı kararla ;  \"dava, menfi tesbit talebine ilişkindir. Davanın dayanağı olan ... sayılı dosyasında, alacaklısının ..., borçlularının ..., ..., ... ... Adi Ortaklığı, ... olduğu, borcun sebebi 2.300.000,-TL bedelli,31/12/2018 tanzim tarihli ,30/04/2020 vade tarihli senet gösterilmek suretiyle, 2.300.000,00 TL asıl alacak, 906.058,22 TL işlemiş faiz, 6.900,00 TL komisyon, 225,20 TL ihtiyati haciz masrafı ve 2.400,00 TL vekalet ücreti olmak üzere 3.215.583,42 TL toplam alacağın tahsili talep edilmiştir. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı için, taraf ehliyeti de yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklığa karşı açılan dava, diğer ortakların tümüne karşı yöneltilmiş demektir. Başka bir anlatımla, aktif ve pasif taraf ehliyeti tüm ortaklara aittir. Bu açıdan ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Adi ortaklık adına, üçüncü kişiler aleyhine açılacak davaların bütün ortaklar tarafından açılması gerekir. Keza, bir ortağın diğeri aleyhine açtığı davada da, tüm ortaklar davaya dahil edilmelidir.Somut olayda; ... Şti ... Adi Ortaklığı\" nın ortakları davacı ile davalı gösterilen ... Şti'nin ortaklarıdır. Takip konusu senette adi ortaklık kefil olarak yer almaktadır. Kural olarak,  davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi için, bu ortakların birlikte hareket etmeleri gerekir. Ancak, iş ortaklığını oluşturan ortakların davacı veya davalı tarafta  aynı anda birlikte yer almaları gerekmez. Her iki ortağın da, davacı ya da davalı tarafta  bulunmaları taraf teşkili açısından yeterlidir. Böylelikle de tüm ortaklar davaya dahil edilmiş olacakları için, taraf teşkili de bu şekilde sağlanmış olacaktır.Aksinin kabulü halinde, davalı şirket hiçbir zaman, kendi aleyhine olarak açılan bu davada, adi ortak sıfatı ile muvafakat vermeyeceği için, davanın görülmesi de hiçbir zaman mümkün olamayacaktır. Nitekim Yargıtay 3. HD'nin Esas No:2015/12482, Karar No:2015/19855 sayılı kararında da aynı hususlar açıklanmıştır. Kaldı ki ; davacı takip talebinde adi ortaklık dışında ayrıca şahsi olarak da borçlu gösterilmiştir. Bu sebeple  makemece, bu ilkeler gözetilerek, işin esasına girilerek taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve hukuka aykırı olmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yukarıda açıklanan şekilde yargılama yapılması ve karar verilmesi için HMK 353/1-a-6. Maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına\" karar verilmiştir.Mahkemece  yeniden yapılan yargılama sonunda ;Davanın KABULÜ ile, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasına konu edilen 2.300.000,00 TL miktarlı, 31/12/2018 tanzim tarihli ve 30/04/2020 vade tarihli senet sebebiyle ... ... Adi Ortaklığı ve davacı ...'ın takip alacaklısı ...'a borçlu olmadığının TESPİTİNE,Davacı tarafın tazminat talebinin reddine,  karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili ve davalılar  vekilleri istinaf etmiştir.1- Davacı  vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle;  tazminat (haksız icra tazminatı ) talebinin  reddedilmiş olmasının hatalı olduğu, zira takip dosyası incelendiğinde görüleceği üzere takibin kambiyo takibi olduğu, müvekkilinin  banka hesapları dahil olmak üzere yüzlerce gayrimenkulüne ve araçları üzerine haciz konulduğu, takibi durdurmak için dosya borcunun tamamen teminat altına alındığı ve müvekkilinin  çok büyük ekonomik külfet altına girerek mağdur olduğu , davalı alacaklının iyi niyetli üçüncü şahıs yada ciranta olmadığı için müvekkiline  karşı takipte iyi niyetli olmasının mümkün olmadığının mahkemece  göz ardı edildiği,davalıların muvazaalı senet düzenlediği mahkemece de kabul edildiğine göre,  davalı alacaklının senet lehtarı olması hasebiyle ve muvazaanın tarafı olması nedeniyle iyi niyetli olması mümkün olmadığından, yerel mahkemenin  (icra inkar)  tazminatına ilişkin ret kararının kaldırılmasını ve  asıl alacağın %20 oranında tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.2- Davalı ... Şti  vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davaya konu ettiği senet ve icra takibi incelendiğinde müvekkili ile davacı tarafın adi ortaklık gereği borçlu olduğunun  göründüğünü, davacı taraf borcu olmadığı iddiası ile dava açmış ise de menfi tespit davasının davalı olarak muhatabının  alacaklı taraf olması gerektiği, müvekkilinin bu dava yönünden davalı olarak yer almasının  mümkün olmadığı ,müvekkilinin de  davacı taraf gibi dosyada borçlu olarak yer aldığı, bu sebeple  taraf ehliyeti bulunmadığı,  açılan davanın  hukuka aykırı olup reddi gerektiği, yine bu davanın açılmasına müvekkili sebep olmadığından müvekkili aleyhine yargılama giderlerine de hükmedilmemesi gerektiği ,kararda ise müvekkili aleyhine olacak şekilde yargılama giderlerinden sorumlu tutulduğu,  davacı taraf ile davalı müvekkilinin , takibe konu senette adi ortaklık sıfatları sebebi ile sorumlu olduklarından ve davacı tarafın da adi ortaklığın senetten dolayı borçlu olmadığı yönünde iddiası olduğundan bu iddia ancak adi ortaklığın tüm ortakları ile birlikte ileri sürülmesi gereken bir durum olduğu, davacı tarafın bu davayı tek başına açma yetkisi bulunmadığı,  kaldı ki davacı tarafın  adi ortaklığı temsil yetkisini  de haiz  olmadığı,müvekkilimi ve yetkilileri tarafından davacıya gönderilen birçok para ve mal varlığı bulunduğu, yapılan yargılama sonucunda savunmaları  dikkate alınmadan ve eksik inceleme ile karar verildiği, davanın kabulü kararının usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.3-  Davalı ...  vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle;İş bu davanın temeli davacı tarafın senede karşı muvazaa iddiasına dayalı menfi tespit talebi olduğu, davacı tarafın  ise  dosya kapsamında da anlaşılacağı üzere senet keşidecisinin kefili olan adi ortaklığın ortaklarından birisi olduğu, senet keşidecesinin  ise aynı zamanda adi ortaklığın yetkilisi olduğu,  davacı taraf, senede karşı muvazaa iddiasında bulunduğundan bu iddiasını ancak yazılı deliller ile ispat edebileceği, yine muvazaa iddiasında bulunan davacı tarafın ispat yükü altında olduğu, Yerel Mahkemenin  yine davacı tarafın muvazaa iddiasını ispata elverişli olmayan bir hususa dayanarak senedin muvazaalı olarak  değerlendirdiğini, davacı tarafın iddiasını ispat etmeden Yerel Mahkemece muvazaa iddiasının kabul edilmesinin  hukuka aykırı olduğu,  dosya kapsamında davacı tarafın asılsız muvazaa iddiasını gösterir herhangi bir delilin  söz konusu  olmadığı , davacı tarafın tüm iddialarının adi ortaklığın iç ilişkisine ilişkin olup iyiniyetli 3. kişi konumundaki müvekkili  ile ilgisi olmayan hususlar olduğu,  adi ortaklığı temsile yetkili kişinin almış olduğu borç paralar ile adi ortaklığın amacı dışında bir kullanım sergilemiş ise bu durumun adi ortaklığın iç ilişkisi içinde çözülmesi gereken bir konu olduğu , senet metninden de anlaşılacağı üzere senedin keşidecisi ... olup, senedin asıl borçlusunun bu kişi olduğu,   adi ortaklığın  ise senette kefil olarak sorumluluk altında bulunduğu ,bu itibarla öncelikle senedin keşidecisi ... olduğundan bu senedin adi ortaklık ticari kayıtlarında işlenmiş olması gerekmediği,  esasen davacı tarafın , ... ile birlikte alacaklılardan mal kaçırma kastı ile hareket ettiği,  senet borçlularının kötü niyetli olduklarının açık olduğu ,bu sebeplerle  kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir. ...nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava , menfi tesbit  talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan ... sayılı dosyasında, alacaklısının ..., borçlularının ..., ..., ... ... Adi Ortaklığı, ... olduğu, borcun sebebi 2.300.000,-TL bedelli,31/12/2018 tanzim tarihli ,30/04/2020 vade tarihli senet gösterilmek suretiyle, 2.300.000,00 TL asıl alacak, 906.058,22 TL işlemiş faiz, 6.900,00 TL komisyon, 225,20 TL ihtiyati haciz masrafı ve 2.400,00 TL vekalet ücreti olmak üzere 3.215.583,42 TL toplam alacağın tahsili talep edilmiştir.Dosyadaki bilgi ve belgelere , takip dayanağı senedin dosyaya sunulan örneğine göre ; dava konusu bonoda keşidecinin-borçlusunun  ..., kefilin ... ... Adi Ortaklığı, olduğu, davacı ...'ın lehtar/hamil olup, ihdas nedeninin (malen/nakden) yazmadığı görülmüştür.Senet üzerinde davacı imzasının bulunmadığı ,kefil kısmında adi ortaklık ünvanı kaşesi altında temsilci sıfatıyla ...'ün senedi imzaladığı görülmektedir.Dosyaya sunulan 27/04/2018 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesinin incelenmesinde ,ortaklığın temsiline ilişkin düzenleme kısmında, adi ortaklığın temsilinin md.7 'de \"ortaklığın her türlü iş ve işlemini sonuçlandırmaya ortaklık ünvanı altında atacağı münferit imza ile ,her türlü hususta temsil ve ilzama ... ile ...'ün yetkili olduğunun düzenlendiği,ortaklığın bitim tarihinin ise  ortaklık konusu işin sona erme tarihi olarak düzenlendiği  görülmüştür.Takip konusu senedin düzenleme tarihi 31/12/2018 'dir.Davacının iddiası bu senedin muvazaalı olduğu yönündedir.Senet borçlusu ...ve kefili ise adi ortaklıktır.Sözkonusu senet,adi ortaklık kuruluşundan 8 ay sonra düzenlenmiştir. Davacı tarafça delil olarak ,adi ortaklığa ait defter ve belgelere dayanılmış ise ,mahkemece bu yönde bir inceleme yaptırılmamış,  \" davalılara asıl borç ilişkisini ispata yarar yazılı belge sunmaları için kesin süre verilmiş ancak davalılar mahkememize yazılı bir belge sunmayarak alacak iddialarını ispat edemediklerinden,  adi ortaklığın yaptığı iş miktarı ve bono miktarı göz önünde bulundurulduğunda bononun muvazaalı düzenlendiği değerlendirildiğinden\" şeklindeki gerekçe ile karar verilmiş ise de ,sözkonusu gerekçenin dosya kapsamına göre herhangi bir dayanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Dava konusu edilen bononun,  adi ortaklık adına temsilcisi ...'e  borç para verilmesi nedeniyle adi ortaklık temsilcisi olan bu kişi tarafından  keşide edilip kendisine verildiği davalı-lehtar tarafından  savunduğuna göre; bononun  keşide edildiği  tarih itibariyle adi ortaklığın  borçlanmaya gereksinimi olup olmadığı, gereksinimin varlığı belirlendiği takdirde davalıdan ne kadar borç para alındığı, alınan paranın adi ortaklığın  inşaat ve diğer giderlerinde kullanılıp kullanılmadığı, adi ortaklık  kayıtlarına ve kasasına bono bedeli  kadar para girişinin olup olmadığı hususlarında  adi ortaklığın  ticari defterleri ve dayanak diğer belgeleri üzerinde uzman bilirkişi kurulunca inceleme yaptırılıp  rapor alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı  değerlendirilmiştir.Bu sebeplerle ,tarafların  istinaf talebinin kabulü ile ,yukarıda açıklanan şekilde yeniden yargılama yapılması için kararın kaldırılmasına  karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının ve davalıların istinaf başvurularının kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda açıklanan şekilde  yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harçlarının  istinaf edenlere  isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f94ee5015334d06","SID":"938b39ca767a13c9"}}