{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1570 Esas<br>KARAR NO: 2025/401<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/06/2021<br>NUMARASI: 2019/294 Esas, 2021/608 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile sigortalısı ... A.Ş. arasında Endüstriyel Paket Yangın Poliçesi akdedilerek işyerinin % 80 oranında sigortalandığını, 13.01.2017 tarihinde meydana gelen hırsızlık neticesinde muhtelif marka ve model yüzlerce ayakkabının çalınması sebebiyle toplam 82.345,45 TL hasar meydana geldiğini, müvekkilinin 03.10.2018 tarihinde 65.876,36 TL hasar tazminatını ödeyerek sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalı güvenlik şirketinin söz konusu yerde güvenlik hizmetini üstlenmesi sebebiyle meydana gelen zararlardan sorumlu olduğunu belirterek 65.876,36 TL'nin ödeme tarihi olan 03.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davaya ilişkin zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğini, zira arabuluculuk müracaatının davacı tarafından başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası için yapıldığını ve müvekkilinin işbu icra takibinin tarafı olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının yasal hak düşürücü süre içinde ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin, dava dışı ... Yatırım Ortaklığı A.Ş.'ye ait ... AVM'ye güvenlik hizmeti verdiğini ve mevcut imkanlar dahilinde bu edimini eksiksiz yerine getirdiğini, hırsızlığın gerçekleştiği alan olan depoların, yönetimin ve kiracıların denetimi ve kontrolünde olduğunu, müvekkili tarafından risk analizi raporunun AVM yönetimine iletilerek depoların bulunduğu kata kartlı giriş sistemi kurulmasının bildirildiğini, ayrıca birçok defa depoların her birinin alarm sistemine sahip olması, girişlerinin kilit sistemlerinin gözden geçirilmesi konusunda bilgi verildiğini, ancak gerek sigortalı gerekse AVM yönetiminin bu bildirimlere uymadığından asli kusurlu olduğunu ve illiyet bağının kesildiğini, aksi halde müterafik kusur oranında indirim yapılması gerektiğini, maddi zararın, somut yazılı delillerle ispat edilmesi ve cezai sürecin bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın öncelikle usulden aksi  halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; sigortalı işyerine güvenlik hizmeti veren davalının hasardan sorumlu olduğu, davacının, dava dışı sigortalıya atfolunan kusur oranında sorumlu tutulmasına ilişkin itirazının yerinde görülmediği, yine davacı vekilinin, davaya konu zarardan davalı şirketin güvenlik hizmeti vermesi sebebiyle diğer şirketin ise hizmet aldığı güvenlik şirketini denetlememesi ve AVM'nin yöneticisi olması nedeniyle müvekkiline karşı müteselsil sorumlu olduğu kusur oranlarının iç ilişkide değerlendirileceği belirtilmiş ise de, dava dilekçesinde müteselsil sorumluluğa ilişkin herhangi bir talepte bulunulmadığı ve taleple bağlılık gereği fazlasına karar verilemeyeceği gözetilerek bu beyana itibar edilmemiş ve neticede davalının kusur oranına göre yapılan hesaplama neticesinde davanın kısmen kabulü ile, 39.525,82 TL tazminatın ödeme tarihi olan 03/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararda belirtilen ilamların somut olaya uygun düşmediğini, gerekçeli kararın hatalı olduğunu, müteselsil sorumlulardan birine karşı dava açılması ile zararın tamamının talep edilebilmesinin mümkün olduğunu, aksi düşüncenin müteselsil sorumluluk ilkesinin ruhuna ters düşeceğini, açılan davada kusurlu olduğu tespit edilen dava dışı AVM yönetiminin dava dilekçesinde müteselsil sorumlu olduğu belirtilmediği için davalı güvenlik şirketinin kusuru üzerinden hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda davalının %60, dava dışı sigortalının %10 ve dava dışı AVM yönetiminin de %30 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, %10'luk sigortalı kusurunun kabul anlamına gelmemesi kaydıyla yapılan açıklamalar ve Yargıtay kararları uyarınca müvekkil tarafından yapılan ödemenin %90'ının tamamı yönünden davalı sorumlu tutularak hüküm kurulması gerekirken davalının kusur oranı üzerinden hüküm tesisinin hatalı olduğunu, ayrıca Mahkemece Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin m. 16/2.c hükmünde yer alan arabuluculuk maktu vekaet ücretine hükmedilmediğini, bu madde uyarınca, arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukatın 1.080,00 TL maktu ücrete hak kazanacağı ve bu ücretin asıl alacağı geçemeyeceğinin düzenlendiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hükmün gerekçesinin belirtilmediğini, kusur tespitine ilişkin hukuki değerlendirme Mahkemeye ait olmasına rağmen bu hususta yalnızca bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getiren müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, AVM yönetimi tarafından temin edilen ekipmanlar dahilinde yalnızca sözleşme kapsamında belirlenen personel sayısı ile görev ve talimatlar çerçevesinde hizmet veren müvekkilinin ediminin 5188 sayılı Kanunun izin verdiği haliyle caydırıcı ve ön engelleme faaliyetinden ibaret olduğunu, müvekkilinin özel güvenlik hizmeti vermesinin yaşanan hırsızlık ve sair olaylardan ötürü her durumda kayıtsız şartsız sorumlu olacağı anlamına gelmediğini, sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirerek gerekli tedbirleri alan müvekkiline, dava dışı ... AVM'den daha fazla kusur verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu yönden bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, zira güvenlik sözleşmesinin 8.4 maddesi uyarınca güvenlik için zaruri olan konularda bildirim yükümlülüğü bulunan müvekkilinin risk ihbar yazıları ve risk analiz raporları ile gerekli bildirim ve uyarıları yaptığını, bu nedenle olay sebebiyle sorumlu tutulamayacağını, öte yandan olayın gerçekleştiği araç otoparkının girişinde yer alan bariyerlerin yaya, bisiklet ve motor girişine müsait olması ve bariyerin bu sayılanlar için işlevsiz olmasından dolayı otoparka yetkisiz erişim imkanı bulunması sebebiyle bu durumun güvenlik açısından risk teşkil ettiğini, müvekkilinin güvenlik hizmetini vermeye başlamadan önce alınması gereken önlemleri ve ne şekilde alınabileceğini bildirerek yükümlülüğünü yerine getirdiğini, AVM yönetimi ile akdedilen sözleşme kapsamında, müvekkilinin her depo önüne kamera yada güvenlik görevlisi yerleştirme yükümlülüğünün bulunmadığını, hırsızlık yapılan yerin AVM'nin -2 katında ve hırsızlığa müsait bir yer olmasına rağmen sigortalının hırsızlık olaylarına karşı daha sağlam kapı ve kilit sistemi yaptırma, güvenlik kamerası, alarm vs. taktırma şeklinde tedbirler almadığını, bu sebeplerle olayda sigortalı ve dava dışı AVM yönetiminin asli kusurlu olduğunu, yapılan ödeme lütuf ödemesi niteliğinde olduğundan müvekkiline rücu edilemeyeceğini, olayda müvekkili bakımından illiyet bağının bulunmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek üzere dava dışı sigortalı ile dava dışı AVM yönetiminin müteferrik kusurları gözönünde bulundurulması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, hırsızlık sebebiyle oluşan zarar iddiasına dayalı poliçe kapsamında sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... AŞ arasında 30/09/2016-30/09/2017 tarihleri arasında geçerli Endüstriyel Paket Yangın Poliçesi akdedildiği, azık koasürans usulü ile tanzim edilen poliçede davacı sigorta şirketinin sorumluluğunun %80 olduğu ve hırsızlık teminatının bulunduğu, 13/01/2017 tarihinde meydana geldiği belirtilen hırsızlık olayı sebebiyle sigortalısının oluşan zararına karşılık davacı tarafından 03/10/2018 tarihinde 65.876,36 TL ödeme yapıldığı ve meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğundan bahisle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.22/02/2018 tarihli hırsızlık ekspertiz raporunda; hırsızlık yapılan depoların AVM'nin -2. bodrum katında bulunduğu, depo olarak kullanılan bölümlerin -2. kat otopark bölümüne yakın bir alanda olduğu, depo bölümleri ile otopark arasında bant şeklinde ve kol bariyerlerin mevcut olduğu, araç ile giriş esnasında bariyerin de tahrip edildiği, depo bölümü kapısının sert bir cisimle zorlanarak emtianın 2 kişi tarafından hızlıca araca yüklendiğinin kamera görüntülerinden izlendiği, toplam 650 adet kolinin çalındığının belirlendiği, olayın hırsızlık teminatı dahilinde olduğu, 96.877,00 TL olarak müşterek sigorta olması sebebiyle hesaplanan hasar tutarının 77.501,60 TL'sinden ... Sigorta AŞ (davacı), 19.375,40 TL'sinden ... Sigorta AŞ'nin sorumlu olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 02/02/2021 tarihli raporda; hırsızlık olayının meydana geldiği deponun AVM'nin -2. bodrum katında geçiş koridorunda 201 nolu yerde olduğu, depo güvenliği için alarm ve güvenlik kamerası bulunmadığı, depo kapsının 2 ayrı kilidi bulunan ve dışarıdan içeriye doğru açılan demir kapı olduğu, olaydan sonra güvenlik için aynı kapının ön tarafına ve dışarıya doğru açılan 2. kapı yapıldığı, deponun bulunduğu koridorun AVM'ye giren herkese açık olduğu, AVM içine normal şekilde gelen şüpheli şahısların depo kapısını zorlayarak içeri girdikleri ve belirtilen eşyaları aldıktan sonra aynı minibüsle kaçtıkları, şüphelilerin idaresindeki minibüsle AVM içinde dolaşırken ve sigortalı işyerine ait depo kapısını zorlayarak açarken, içeri girerken, depo içindeki eşyaları alırken ve daha sonra dışarı çıkarken güvenlik görevlileri tarafından güvenlik kamerasından izlenmediği/ izlenemediği ve şüpheli hareketlerinin fark edilemediği saptanmış olup buna göre meydana gelen olayda hizmet sebebiyle ihmallerinin olduğunun değerlendirildiği, güvenlik sözleşmesinin tarafları olan davalı şirket ile ... Yatırım ve Yönetim AŞ'nin müşterek sorumluluklarının bulunduğu, davalı güvenlik şirketinin AVM yönetimine sunduğu rapor ve bilgileri takip etmediği ve mevcut şartlara göre yeterli seviyede tedbir almadığı, AVM' de görevli olan özel güvenlik görevlilerinin bu görevlerini yaparken AVM'ye gelen kişilere uygulanan güvenlik uygulamasını yeteri kadar ve etkin şekilde uygulamadığı, bu sayede hırsızlık yapan kişilerin geldikleri minibüs ile otopark geçiş yolu olan koridordaki işyeri deposu önüne geldikleri ve 12 dakika kaldıkları, depoya kolaylıkla girdikleri ve hırsızlık olayını gerçekleştirip kaçtıklarının anlaşıldığı, davalı şirketin, personelinin hizmetlerinden sorumlu olduğu ve tüm bunlara göre davalı şirketin olayın meydana gelmesinde %60 oranında kusurlu olduğu, ... Yatırım ve Yönetim AŞ'nin ise kendisine davalı güvenlik şirketi tarafından önerilen eksik ve ihtiyaçları gidermediği, güvenlik ve koruma hizmeti için gerekli ortamı sağlamadığı, hizmet satın aldığı özel güvenlik şirketini denetlemediği, güvenlik zafiyetine sebep olduğu ve hırsızlık olayının meydana gelmesinde %30 oranında tali kusurlu olduğu, hırsızlığın gerçekleştiği depo kapısının 1 adet ve içeriye doğru kolaylıkla açılabilir kapı olduğu, olaydan sonra güvenlik nedeniyle aynı kapının önüne dışarıya açılan 2. kapı yapıldığı ve daha güvenli hale geldiği, depo kapısında alarm ve güvenlik kamerası bulunmadığı, olay esnasında belirtilen depoya kapısı zorlanarak kolaylıkla girildiği ve içeride bulunan eşyaların çalındığı anlaşılmış olup her ne kadar AVM'nin etrafının duvarla çevrili olduğu ve AVM içinde güvenlik görevlilerinin dolaştığı anlaşılmış ise de, dava dışı sigortalının da etkin tedbir almayarak eşyalarını saklarken dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle hırsızlık olayında %10 oranında kusurlu olduğu, bu kusur oranlarına göre davalı şirketin 39.525,82 TL; dava dışı ... Yatırım ve Yönetim AŞ'nin 19.762,91 TL ve dava dışı sigortalının 6.587,64 TL'den sorumlu olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti 31/03/2021 tarihli raporunda, kök rapordaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını bildirmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranlarına göre davalının meydana gelen hırsızlık olayı sebebiyle oluşan zarardan sorumlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hüküm her iki taraf vekilince de istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf başvurusu ile, davalının, olayın meydana gelmesinde kusur atfedilen AVM yönetimi ile aralarında müteselsil sorumluluk bulunduğunu, bu nedenle davalının, oluşan zarardan her ikisinin kusur oranına isabet eden miktarda sorumlu tutulmasını talep etmiş olup aynı zamanda vekalet ücreti yönünden de hükmü istinaf etmiştir. Buna karşılık davalı vekili ise istinaf başvurusunda, olayın meydana gelmesinde müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca tayin edilen kusur oranının da hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek hükmü istinaf etmiştir.6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.Dosya kapsamından, davalı şirket ile ... Yatırım ve Yönetim AŞ arasında ... AVM'nin güvenliğin sağlanmasına yönelik güvenlik hizmeti sözleşmesi akdedilmiş olup sözleşmenin 4. maddesi ile görev kapsamı \"Güvenlik firması, Alışveriş Merkezi'nin özel güvenlik izin belgesinde belirlenmiş sınırları içinde, işverenin malına, personeline ve itibarına, kiracılarına ve müşterilerine, dışarıdan ve içeriden gelebilecek ve güvenlik elemanları tarafından önlenebilecek nitelikteki her türlü tehdit, saldırı, taciz, hırsızlık, sabotaj, yangın, T.C. kanunlarına göre suç teşkil eden olaylar ve diğer tehlikelere karşı korunması için, ayrıca kapalı açık otopark güvenliği ve araç trafik yönlendirmesi ile EK-3'te belirlenen ve temel olarak caydırıcı ve önleyici nitelikte olan hizmetleri yürütecektir.\" şeklinde düzenlemiştir. Somut olayda, davacının sigortalısına ait depoda hırsızlık gerçekleştiği sabit olup AVM'de bulunan depoların güvenliğinin sağlanıp korunması da güvenlik sözleşmesi kapsamında AVM'nin güvenliğini sağlama hizmetini üstlenen davalı şirketin sorumluluğundadır. Bu anlamda davalının hırsızlık olaylarına karşı gerekli tüm tedbirleri alması gerektiği şüphesizdir. Buna göre, davalının sözleşme kapsamında üzerine düşen güvenlik edimini gereği gibi ifa etmediği ve oluşan güvenlik zaafiyeti nedeniyle hırsızlık olayının gerçekleştiği anlaşılmakla bu sebeple oluşan zarardan kusur ve sorumluluğunun bulunmadığına yönelik davalının itirazlarına itibar edilmemiştir. Davalı vekili, risk analiz raporu ile tespit edilip AVM yönetimine bildirilen alınması gerekli tedbirlerin alınmadığını iddia ederek müvekkilinin kusurunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de, UYAP üzerinden sunulan risk analizine ilişkin söz konusu raporun AVM yönetimine tebliğine rastlanmadığı gibi hırsızlık olayının salt bu raporda tespit edilen eksikliklerden ileri geldiği de söylenemez. Bu nedenlerle olayın meydana geliş şekli ile dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile uyumlu, gerekçeli, ayrıntılı bilirkişi raporu gözetildiğinde olay sebebiyle taraflara atfedilen kusur oranları yerinde olup davalının kusur oranına yönelik itirazlarına itibar edilmemiştir. Alınan bilirkişi raporu ile, davacının sigortalısı ve davalı şirket ile birlikte dava dışı ... Yönetim AŞ yani AVM yönetimine de kusur atfedilmiş olup davalı güvenlik şirketi ile dava dışı AVM yönetimi davacının sigortalısının oluşan zararı bakımından müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçluluk 6098 sayılı TBK'nun 162. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup Kanunun 163. maddesi uyarınca, alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir; borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder. Bu durumda davalı şirket ve AVM yönetiminin kusur oranları zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğinden ve ancak kendi aralarındaki iç ilişkide sonuç doğuracağından eldeki işbu davaya bir etkisi bulunmamaktadır. Davacı, müteselsil borçlulardan birine veya hepsine karşı dava ve takip hakkına sahiptir. O halde davacı vekilinin istinafında sigortalısının kusuru bulunmadığına yönelik ayrıca bir istinaf sebebi bulunmadığından dava dışı sigortalının %10 kusuru dışında kalan kısma denk gelen zararın tamamından davalının sorumlu tutularak hüküm tesis edilmesi gerekirken sadece davalının kusur oranı esas alınarak hüküm tesis edilmesi isabetli olmamıştır. Davacı vekili bu yönden istinaf başvurusunda haklıdır.Ayrıca davacı vekili AAÜT 16/2.c maddesi gözetilmeksizin davalı yararına vekalet ücreti hükmedilmesi yönünden de hükmü istinaf etmiştir. AAÜT'nin 16. maddesinin başlığı \"Arabuluculuk, uzlaşma ve her türlü sulh anlaşmasında ücret\" başlığı altında düzenlenmiş olup 16/2.c maddesi uyarınca, arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukat, 1.080,00 TL (kararın verildiği tarihteki tarife) maktu ücrete hak kazanır, ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez. Ancak bu düzenleme ile, arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde avukatın, kendi vekil edeni ile arasında hak kazanacağı vekalet ücretinin miktarı maktu olarak belirlenmiş olup somut olayda uygulanma yeri bulunmadığından davacının bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın 59.288,73 TL yönünden kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/294 Esas, 2021/608 Karar sayılı ve 09/06/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,3-a)Davanın kısmen KABULÜ İLE, 59.288,73 TL tazminatın ödeme tarihi olan 03/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, b)Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 4.050,02 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.125,01 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.925,01 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 1.125,01 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.169,41 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davacı tarafından yatırılan bilirkişi ücreti ile tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 2.900,00 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre (%90 kabul, %10 red) hesaplanan 2.610,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, f)Davalı tarafından yatırılan 150,00 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre (%90 kabul, %10 red) hesaplanan 15,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,g)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,ğ)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gereğince hesaplanan 6.587,63 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, h)Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin kabul red oranına göre (%90 kabul, %10 red) hesaplanan 1.188,00 TL'sinin davalıdan; 132,00 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>İstinaf Giderleri Yönünden; 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 451,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 164,40 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 675,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 59,60 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE, 6-Davacı tarafından karşılanan 613,10 TL istinaf harçları ile 55,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 668,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"274bcac7c736a9aa","SID":"473450c20e0bca41"}}