{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1525 Esas<br>KARAR NO: 2025/318 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/219 Esas - 2024/473 Karar <br>TARİH: 16/05/2024<br>DAVA: Şirketin İhyası <br>KARAR TARİHİ: 27/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili tarafında SGK ve ihyasını bu davayla talep ettikleri Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi aleyhine İstanbul 19.İş Mahkemesinin 2023/494 Esas sayılı dosyasında hizmet tespiti davası açtıklarını; yargılama esnasında davalı şirketin 15/06/2016 tarihinde kendini tasfiye etmek suretiyle sicilden terkin edildiğini öğrendiklerini; mahkeme tarafından davaya devam edilebilmesi için bu şirketin yeniden tüzel kişilik kazandırılarak ticaret siciline tescilini sağlamak üzere İş Mahkemesi tarafından ara karar oluşturulup kendilerine yetki ve süre verildiğini belirterek; şirketin ihya yoluyla ticaret siciline bu amaçla tescilinin sağlanmasını talep ve dava etmiştir. Davalılardan İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili dava dilekçesinde özetle; tasfiye sürecindeki yetki ve sorumluluğun tasfiye memurunda olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün, tasfiye tamamlandığında sadece sınırlı bir denetim hakkının bulunduğunu, şirketin tasfiye için usulünce bir karar alıp almadığı, tasfiye memuru atayıp atamadığı, atanmış bir tasfiye memuru varsa tasfiyenin onun tarafından yapılıp sonlandırılıp sonlandırılmadığını denetleyebileceği; bu denetimden sonra tasfiye işleminin sicile işlendiği ve şirketin sicilden terkin edildiğini; bu nedenle müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuş, Davalı tasfiye memuru ... vekili dava dilekçesinde özetle; davacını İstanbul 19.İş Mahkemesinin 2023/694 sayılı dosyasında 1999 ve 2000 yıllarındaki hizmetlerinin tespiti için dava açtığını; ancak hizmet tespiti için hak düşürücü sürenin çoktan geçtiğini, o davanın ret olacağını, dolayısıyla şirketin ihyasında da hukuki bir menfaatin bulunmadığının açık olduğunu; ayrıca TTK geçici 7. Madde gereğince davanın 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, tasfiyeden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiğini, davanın hak düşürücü süre yönünden de reddi gerektiğini, yine de ihyaya karar verilirse müvekkilinin yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  16/05/2024 tarih ve 2024/219 Esas - 2024/473 Karar  sayılı kararında; \"Dava, TTK 547 madde gereğince açılan ek tasfiye davasıdır.  İhyası istenen şirketin genel kurulunda tasfiye kararı alınmış, ... tasfiye memuru olarak atanmış, tasfiye memuru tasfiye işlemlerini tamamlamış, ticaret siciline başvurup şirketin tasfiyesini tescil ettirip 15/06/2016 tarihinde bu şirketi sicilden terkin ettirmiştir. Dava, TTK 547 madde gereğince açılan ek tasfiye davası olduğundan TTK geçici 7.maddesinin XV. fıkrasının son cümlesinde bahsedilen ihya davası niteliğinde değildir ve ek tasfiye davalarında 5 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz. Mahkememizce İstanbul 19.İş Mahkemesinin dosyası incelenmiş olup, davacımızın açtığı hizmet tespiti davasının bu davada derdest olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce iş davasındaki talebin hizmet tespiti yönünden hak düşürücü süre geçtikten sonra açılıp açılmadığı değerlendirmesi mümkün değildir. Kaldı ki o dava hak düşürücü sürede ret edilse dahi bu kararın verilebilmesi için bile, davalı şirkete yeniden tüzel kişilik kazandırılması ve davaya bu şekilde devam edilerek karar verilmesi mümkündür. Dolayısıyla davacımızın bu davayı açmakta hukuki menfaati bulunmaktadır. Mahkememizce de bu sebeple davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, iş mahkemesindeki dava terkinden çok sonra açıldığından, tasfiye memurunun ileride açılacak bir davayı tahmin etmesi ve tasfiye sürecini bekletmesi mümkün olmadığından, ticaret siciline de zaten şirketin kedi tasfiyesini tescil etmekte herhangi bir hatası bulunmadığından yargılama gideri ve vekalet ücretlerinden sorumlu olmayacağı; kaldı ki zaten davacı vekili de yargılama giderleri ve vekalet ücreti istemediğini beyan ettiğininden aşağıdaki karar tesis olunmuştur.\"gerekçesi ile, '' DAVANIN KABULÜNE; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarası ile kayıtlıyken 15/06/2016 tarihinde kendi tasfiyesi sonucunda sicilden terkin edilen TASFİYE HALİNDE ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin; İstanbul 19. İş Mahkemesinin 2023/694 Esas sayılı dosyasındaki yargılama süreci ve verilecek kararın infazı süreci ile sınırlı olmak üzere  İHYASINA, Karar kesinleştiğinde ticaret sicile işlemin yapılması için yeterli suretin gönderilmesine, Şirkete  tasfiye memuru olarak ... TC kimlik nolu ...'un atanmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen süreden ret kararının hukuka aykırı ve eksik inceleme neticesinde verilmiş olması nedeni ile davanın kabulüne karar verilmesi için istinaf edilmesi zaruretinin hasıl olduğunu, Davacı tarafından İstanbul 19. İş Mahkemesi'nin 2023/694 Esas sayılı dosyası ile 1999- 2000 yılları arasındaki iş yerindeki hizmetlerinin tespiti ile ilgili dava açmış olup, iş bu davanın hak düşürücü sürede açılmamış  olması nedeni ile öncelikle İş mahmekesinde açılan davanın hak düşürücü sürede açılmamış olması  nedeni ile usulden reddinin gerektiğini; hizmet tespit davasının, 5510 s. Kanunun 86. maddesi gereği 5 yıllık süre içerisinde açılması gerektiğini; 5 yıllık sürenin başlangıcı, hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlar ve davanın takip eden 5 yıl içerisinde açılması gerektiğini; 5 yıllık sürenin hak düşürücü nitelikte olduğunu, hak düşürücü sürede açılmamış olan dava nedeni ile mahkemenin yukarıda esas numarası yazılı dosyası ile hukuka uygun olarak terkin işlemi yapılan ... Turizm ve Seyahat Limited Şirketi 15.06.2016 yılında hukuka uygun olarak terkin edilen sicil kaydının silindiğini; ihyası istenen şirket dilekçeleri ekinde sundukları ticaret sicil gazetelerinden de görüleceği üzere; 09.Haziran 2011 tarihinde tasfiye sürecine girmiş, sırası ile 06 Nisan 2012 , 13 Nisan 2012 ve 20 Nisan 2012 tarihli ilanları yapılmak sureti ile tasfiye süreci tamamlanarak 15.06.2016 tarihinde terkin edildiğini; davacı tarafından bu süreçte hiçbir şekilde hak ve alacak talebinde de bulunulmadığını, diğer yandan ; TTK. Geçici 7. Madde hükmüne göre “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2016/3122 E ve 2016/3558 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi “………Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak, şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler.” somut olayda 2016 yılında terkin edilen şirketin ihyası için için hak sahiplerine 5 yıllık süre verilmiş olup, iş bu sürenin de geçtiğini; açıklanan nedenlerle iş bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Hak düşürücü süreye uyulmadan açılan hizmet tespiti davası nedeni ile iş bu şirketin ihyasına karar verilmesi halinde, müvekkilinin maddi olarak bir takım masraflara katlanmak zorunda kalacağından gerek hizmet tespit davasının hak düşürücü sürede açılmamış olması gerekse de terkinden itibaren 5 yıllık ihya davası açma süresinin geçmiş olması dikkate alınarak iş bu davanın reddine karar verilmesini istemek gerektiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararın tek taraflı ve sadece davacı beyanları doğrultusunda verilmiş olup, hukuken hatalı olduğunu düşündüklerini,  İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle,Yerel mahkemenin 16.05.2024 tarih 2024/219 esas 2024/473  karar  sayılı dosyasından verilen kararın  istinaf edilmesi nedeni ile  istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak  ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda ‘davanın reddine’ karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:  HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava;  6102 sayılı TTK'nun 643 maddesi atfı ile 547 inci maddesine dayalı olarak açılmış olup, Tasfiye Halinde ...  Limited Şirketi'nin ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; TTKnun Geçici 7 maddesi uyarınca beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, davacının iş mahkemesinde açmış olduğu 1999- 2000 yılları arasında iş yerindeki hizmetlerinin tespiti davasının da 5510 Sayılı Kanunun 86. maddesi gereği 5 yıllık süre geçirildikten sonra açıldığı, davanın bu nedenle reddi gerektiği yönündedir. İhyası talep edilen şirketin sicil kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde;  şirketin 31/05/2011 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye kararı aldığı davalı ...'un tasfiye memuru olarak atandığı, alacaklılara çağrı ilanlarının yapıldığı, 14/06/2016 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyenin sonlandırıldığı,  tasfiyenin sona ermesi nedeniyle şirketin 15/06/2016 tarihinde sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır. İstanbul 19 İş Mahkemesi'nin 2023/694 esas sayılı dosyası kapsamında, davacının SGK ile ihyası talep edilen şirket aleyhine hizmet tespiti davası açtığı, mahkemenin 12/03/2024 tarihli birinci celsenin bir nolu ara kararı ile davacı yana, Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin ihyası için dava açmak üzere yetki ve süre verdiği anlaşılmıştır. Davacının bu davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi ve yargılamanın yürütülebilmesi için şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının mevcut olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 547/1 maddesinde; \"Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.\" hükmü düzenlenmiştir. TTK'nun 547 maddesine dayalı olarak ek tasfiye amacıyla açılan davalar hak düşürücü süreye tabi olmadıkların, davalı tasfiye memurunun hak düşürücü süreye ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. İstanbul 19 İş Mahkemesi nezdinde devam eden yargılamada ileri sürülen talepler bakımından 5510 Sayılı Kanun kapsamında hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı, ihya davasının konusunu teşkil etmediğinden, davalı tasfiye memurunun buna ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesinin ihya talebinin kabulüne dair hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun  6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0-TL'nin davalı tasfiye memurunun tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 27/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"91720b3785e00456","SID":"e0e27241033462be"}}