{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1549 <br>KARAR NO: 2025/211<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/12/2020<br>NUMARASI: 2017/403 Esas, 2020/614 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 04/03/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Adana İli, Seyhan ilçesi, ... Mahallesi ... Cad. ... Ada ... Parselde No:... Seyhan/Adana adresinde yapılmakta olan ... inşaatının teras kat üzerinde bulunan havuzun ve yanında bulunan güneşlenme terası üzerine polikarbon örtülü alüminyum konstrüksiyon taşıyıcılı sabit örtme ile cam örtülü alüminyum konstrüksiyıtn taşıyıcılı açılır kapanır örme işi yapımı davacı şirket tarafından davalı şirkete verildiğini ve taraflar arasında satış sözleşmesi imzalandığını, yüklenici davalı firmanın işi bitirdiğini ancak kabulü yapılmadan Adana'da yağan yağmurlar sebebiyle yapılan eserin akmaya başladığını, yüklenici firmanın yaptığı imalatın altındaki balo salonuna çok masraf yaparak düzenleme yapılacağından akan açılır kapanan  veya sabit örtmenin altına bu denli düzenleme yapmanın imkansız olduğunun anlaşıldığını, yüklenici firmaya bu ayıplı imalat için 92.490 USD nakit ve çeklerle ödenmiş bulunduğunu, yüklenici firmanın sorumluluğunda olan imalatın gizli ayıplı olduğu tamamının sökülerek yeniden su oluklarının bina dışına alınarak yapılması gerektiğini, yaptırılan yerlerin her ne kadar elden geçirilmek suretiyle yapılabileceğini ve parasal değeri bildirilmişse de mevcut proje değiştirilerek yağmur oluklarının bina dışına alınmak suretiyle eserin yapılması yeniden gerektiğinden yüklenici firmaya ödenen imalat bedelini müvekkili fırmaya ödenmesi istirdadı gerektiği, davalı yüklenici firmanın Adana'da bilhassa bahar aylarında yağan şiddetli rüzgarlı yağmurları düşünmeksizin teras katı üzerindeki polikarbon örtülü alüminyum konstrüksiyon taşıyıcılı açılır kapanır örtme ve sabit cam sisteminin oluklarının bina dışında olacak şekilde projelendirilmesi gerekirken yapılmayıp bina içinde olacak şekilde projelendirilip yapılması sonucu akma giderilemediğinden gizli ayıp sebebiyle fazlayı talep hakları mahfuz kalmak ve tespit edilecek iade miktarı belli olduktan sonra davayı ıslah hakları saklı kalmak koşuluyla davalı şirkete ödenen şimdilik 10.000 TL istirdat bedelinin tahsili talep etmiştir. Davalı-Karşı Davacı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 16/12/2015 tarihli sözleşme ile davacıya ait adreste bulunan ... otelinin teras katı üzerinde havuz ve güneşlenme terasının kapanması işinin davalı şirketçe üstlenildiğini, dava dilekçesinde de belirtildiği gibi davalı şirket sözleşme ile üstlendiği edimini yerine getirdiğini,  04/05/2016 tarihli geçici iş bitirme belgesi ile davacı şirkete teslim edildiğini, ancak yapılan eserin hatalı ve ayıplı olmasından kaynaklı olarak eser karşılığı müvekkiline ödenen bedelin şimdilik 10.000 TL'sinin istirdatının talep edildiğini, davacı tarafından Adana 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/4 D.İş sayılı dosyası ile yaptırılan tespit sonucu dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, su sızıntısının taşıtıcı konstrüksiyon sistemi ile bu sisteme bağlı su olduğu ve drenaj sisteminin birleştiği yerde meydana gelmekte olduğunun ifade edildiğini, sabit ve hareketli örtü sisteminin montajı için gerekli taşıyıcı konstrüksiyon imalatları ve bu sisteme bağlı su olduğu ve drenaj işlerinin, taraflar arasında imzalanan 16/12/2015 tarihli sözleşmenin 2.maddesi kapsamında olmadığı ve bu bölümün imalatının müvekkili tarafından yapılmadığını, nitekim davacı şirket tarafından Adana ...Noterliği kanalıyla gönderilen 08/09/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamede ve davacı şirketin bu iş ile ilgili yetkili mimarının, müvekkili şirkete gönderdiği 13 Temmuz 2016 tarihli e-postasında sisteme bağlı su oluğu ve drenaj işlerinin yapımı işinin müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığının açıkça belirtildiğini, bu sebeple varlığı iddia edilen bu ayıptan dolayı müvekkiline kusur addedilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirket iyi niyetli bir yaklaşımla, davalı şirket tarafından yapılan imalattan kaynaklanamayan dolayısı ile yükümlüsü olmadığı sorunla ilgili olarak davacıya teknik destek sağlamak çabası ile bir proje ekibini davacı şirkete ait işyerine gönderildiği ancak davacı tarafın yeterli desteğini göremediği için sorunun çözümü noktasında bir sonuca ulaşamadığını, karşı dava ile ilgili olarak ise 16/12/2015 tarihli sözleşmeye ek olarak 29/02/2016 tarihli sözleşme imzalandığını, iş bu sözleşmenin 7.maddesine göre işin bedelinin KDV hariç 92.500,00 USD olarak belirlendiğini, ek sözleşmenin 2.maddesinde belirtilen ilave işler karşılığı 15.000,00 USD sözleşme bedeline ilave edilerek 16/12/2015 tarihli sözleşmenin 7.maddesindeki iş bedelinin 107.000,00 USD olarak revize edildiğini, müvekkilinin gerek 16/12/2015 gerekse 29/02/2016 tarihli sözleşmeler gereği üstlenmiş olduğu işi sözleşme koşullarına uygun olarak tam ve zamanında yapmış olmasına rağmen, sözleşmeden kaynaklanan bakiye vergiler hariç 15.000,00 USD'lik bakiye alacağını tahsil edememiş durumda olduğu hususlarını beyanla asıl davanın reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretini davacı tarafa uhdesinde bırakılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla karşı davanın kabulü ile davalıdan 15.000 USD alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Birleşen İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/689 esas, 2020/21 karar sayılı dosyasında davada davacı, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/403 Esas sayılı derdest dosyasında kısmi alacak davası açmalarına rağmen faiz istemeyi dava dilekçesinde unuttuklarını, davalının temerrüt tarihi olan 09.09.2016 tarihinden itibaren ıslah edilecek tarihe kadar şimdilik 1.700 TL faiz alacağının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, bu davanın asıl dava henüz sonuçlanmadığından İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/403 sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; davacı yan asıl davadaki ıslahında ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiş olup, dilekçesinde ticari temerrüt faizine ilişkin talebi olmayıp yalnızca temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesini istediğinden asıl dava kapsamında 145.469,44 TL'ye 06/02/2020 ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği,  Birleşen dava ile, asıl davada talep edilmeyen ıslah tarihine kadar işlemiş faizin istendiği, her ne kadar dava tarihi itibarıyla arabuluculuk dava şartı mevcut ise de, asıl davanın eki olan ve asıl davadan bağımsız olmayan bu davada tarafların anlaşamadıkları sabit olduğundan dava şartının aranmayacağı, tarafların  asıl dava tarihi olan 21/04/2017 tarihinden itibaren asıl dava konusunda anlaşmaya varamadıklarından asıl davadaki işlemiş faize ilişkin birleşen davada arabuluculuk sürecinin usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacağı anlaşıldığından bu davanın arabuluculuk dava şartı nedeniyle usulden reddi gerektiği, davalı yan birleşen dava bakımından zamanaşımı definde bulunmuş olup TBK'nun 478. maddesi uyarınca ayıplı eser nedeniyle açılacak davaların 2 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, TBK'nun 154/1-2. maddesi uyarınca dava açılmasıyla zamanaşımının kesileceği, TBK'nun 157/1. maddesi uyarınca bir dava  yoluyla kesilmiş olan zamanaşımın dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağı, asıl davanın açılması ve bu dava sırasında mahkememizce ve taraf vekillerince yapılan işlemler nedeniyle zamanaşımının kesildiği ve birleşen dava tarihinde alacağın henüz zamanaşımına uğramadığı, Birleşen davada 09/09/2016 tarihinden itibaren işlemiş faiz istenmiş ise de, yukarıda izah edildiği üzere 08/09/2016 tarihli ihtarnamenin temerrüde düşürücü niteliği bulunmadığından davalı temerrüdünün en erken 21/04/2017 dava tarihi itibarıyla söz konusu olduğu, yine birleşen dava dilekçesinde ticari temerrüt faizi ibaresi kullanılmadığından, yalnız ticari faiz ibaresinin yasal faiz olarak kabul edilmesinin gerektiği, 21/04/2017 tarihi ila 06/02/2020 ıslah tarihi arasında asıl davada kabul olunan asıl alacak için işlemiş yasal faiz 36.622,43 TL olarak bulunmakla, davacı talebi olan 1.700 TL'den fazla olduğu anlaşıldığından, birleşen davanın da talep nazara alınarak asıl dava, karşı dava ve birleşen dava hakkında davanın kabulüne karar vermiştir.Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; Asıl dava da ıslah edilen tutar yönünden dava zamanaşımı sebebiyle reddedilmesi gerekirken kabul edildiğini, davalı karşı davacı sözleşme ile üstlendiği edimini tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, ayıp, davalının üstlendiği ve imal ettiği bölümde olmadığını, her ne kadar ortaya çıkan ayıp, davalıca imal edilen bölümde ortaya çıkmamış olsa da ayıp ihbarı süresinde yapılmadığını, bilirkişi heyeti işin uzmanlarından oluşturulmadığını, bu konudaki yoğun itirazların mahkemece değerlendirilmediğini, buna karşın kendisine itiraz edilen bilirkişi rapor ve değerlendirmelerin de  hasmane bir tutum takınarak rapor hazırladığını, bu konudaki itirazları da itibar edilmediğini, işin uzmanı olmayan ve tarafsızlığını da yitiren bilirkişi raporlarına itibar edilmiş ve karara esas alınmış olması bozmayı gerektirdiğini, ayrıca, 04.02.2019 tarihli ek rapor, 05.12.2019 tarihli 2. ek rapor ve 05.10.2020 tarihli 3. ek raporu hazırlayan  bilirkişi heyetinin teşekkülü,  18.09.2018 tarihli ara kararın 1. bendine aykırı olduğunu, üstelik bilirkişi heyeti tüm bu ek raporlarda,  20.07.2018 tarihli kök raporda uzmanı olmadığını bizzat ve açıkça belirttiği hususlarda mütalaa ve değerlendirmede bulunmuş ve hesaplama yaptığını, bu durum usule, yasaya ve mahkeme ara kararına aykırı olduğunu, tüm ek raporların yok kabul edilmesi gerekirken, bu raporlar esas alınarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi heyeti davalı tarafından davacıya ait işyerinde kurulan sistemi test etmeden rapor hazırladığını, bu yönüyle bilirkişi raporları eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu, karar da eksik incelemeye dayalı raporu esas aldığını, kararın bu sebeple de bozulması gerektiğini, ortaya çıkan ayıp ve giderilmesi için gereken maliyet konusunda dosyaya sunulu Bilirkişi Raporları Çelişkili olduğunu, taraflı ve hatalı değerlendirmeler içeren Bilirkişi raporuna dayalı İstirdat tutarı fahiş olduğunu, açıklanan nedenlerle mahkemenin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taralar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-karşı davalı iş sahibi, davalı-karşı davacı yüklenicidir.Taraflar arasında 16.12.2015 tarihli Adana ilinde bulunan ... inşaatının teras katı üzerinde bulunan havuzun ve yanında bulunan güneşleme terası üzerine örtülmesi işinin yapılması konusunda anlaşmışlardır. Davada davacı, yüklenici şirket edimini tamamladıktan sonra Adana iline yağan yağmur sonrasında, yapılan eser akmaya başladığını, iş sebebiyle davalı yükleniciye 92.490,00 USD bedel ödendiğini, projelendirmede bina dışına yapılması gereken su olukların bina içine yapılması sebebiyle zararın meydana geldiğini belirterek, mevcut projenin değiştirilmesi gerektiğinden tüm imalat yeniden yapılması gerekmesi sebebiyle ödenen bedelin istirdatı gerektiğini, şimdilik 10.000,00 TL bedelin tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile; dava değerini 145.469,44 TL'ye çıkartmıştır. Birleşen dava dosyasında davacı, asıl davada kısmi dava açtıkları ancak faiz talep etmeyi dava dilekçesinde unuttuklarını belirterek, dava tarihinden ıslah tarihine kadar dönem için şimdilik 1.700,00 TL faiz alacağının tahsilini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında 16.12.2015 tarihli sözleşme imzalandığını, davalı şirket edimini tamamlamak suretiyle 04.05.2016 tarihinde geçici iş bitirme belgesi ile davacı şirkete teslim edildiğini, davacı tarafından mahallinde tespit yaptırdığını, su oluğu ve drenaj işleri sözleşme kapsamında olmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili karşı dava ile; taraflar arasında 16.12.2015 tarihli sözleşme ve bu sözleşmeye ek 29.02.2016 tarihli sözleşme imzalandığını, iş bedeli KDV hariç 92.500,00 TL olarak belirlendiği, ek sözleşme ile ilave işler için 15.000,00 USD eklenerek iş bedeli 107.000,00 USD revize edildiğini, işin tamamlanarak teslim edilmesine rağmen bakiye vergiler hariç 15.000,00 USD belirterek  bu bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi birlikte tahsilini talep etmiştir. Mahkeme, asıl davanın kabulü ile 145.469,44 TL'nin 06.02.2020 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Birleşen davanın kabulü ile 1.700,00 TL işlemiş faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece mahallinde keşif yapılmak suretiyle bilirkişi raporu alınmıştır. Taraf beyanları, dosyaya sunulan deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında, davalı yüklenici her nekadar çatı akmasına sebep olan edimin kendileri tarafından yapılmadığına yönelik savunmasını ispat edecek delil dosyaya sunulmadığı gibi, davalı yüklenici tarafından edim yerine getirildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin keşif esnasında, davalı yükleniciden kaynaklı zararlar sebebiyle bedel indirimi talep edilmiş, bilirkişi tarafından da 2. Defa çatı yaptırılması bedelleri hesaplanmıştır.Asıl sözleşme gereğince iş bedeli olan 92.500,00 USD karşılığı 270.742,90 TL olarak davacı iş sahibi tarafından davalı yükleniciye ödendiği, ek sözleşme kapsamında belirlenen 15.000,00 USD bedelin ödenmediği anlaşılmıştır.Mahkemenin hükmüne esas aldığı 05.10.2020 tarihli 2. Ek raporda; \" ... Semenden tenzili istenebilecek kalemler toplamının 64.700,00 USD, davacının ödemediği sabit olan 15.000,00 USD tutarındaki bedelin mahsubu ile istirdat talep edilebilecek bedelin 49.700,00 USD olarak bulunduğu, TL karşılığı 145.469,42 TL olarak hesaplanmıştır. \" bildirilmiştir. Mahkemede bu hesaplama miktarı itibariyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın asıl dava ile alacak bedelinden mahsup edilmesi sebebiyle reddine karar vermiştir.Defiler, davada ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmazlar. Takas ve mahsup bir defidir. Bu itibarla, ileri sürülmedikçe kendiliğinden dikkate alınamaz. Takas, karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebilir.Davalı vekili tarafından alacaklarının takas ve mahsup talebinde bulunulmamıştır. Aksine karşı dava ile ek sözleşme kapsamında 15.000,00 USD bedelin tahsilini talep etmiştir. Mahkemenin davacının alacak bedelinden, davalı şirketin alacaklı olduğu bedelin mahsup edilmesi hatalı olmuştur.Denetime elverişli hükme esas alınan bilirkişi raporu gereğince asıl dava yönünden;  davacının davalıdan 64.700,00 TL ayıplı imalat sebebiyle sözleşme bedelinden indirim talep edebilecektir. Bu bedel itibariyle davacının davasının 233.204,68 TL ( dava tarihinde USD merkez bankası efektif satış kuru 3,6044 TL * 64.700,00 TL = 233.204,68 TL ) kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Davacı vekili tarafından dava değeri 145.469,42 TL üzerinden ıslah edilmiş olması sebebiyle taleple bağlılık sebebiyle bu bedel üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmuştur.Karşı dava HMK 132 maddesinde  \"(1) Karşı dava açılabilmesi için; a) Asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması, b) Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması, şarttır. (2) Belirtilen bu şartlar gerçekleşmeden karşı dava açılacak olursa, mahkeme, talep üzerine yahut resen, karşı davanın asıl davadan ayrılmasına; gerekiyorsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir.(3) Karşı davaya karşı, dava açılamaz.\" düzenlenmiştir. Dosya kapsamı ve bilirkişi raporu itibariyle, taraflar arasında imzalanan 16.12.2015 tarihli asıl sözleşme ve gerek ise 29.02.2016 tarihli ek sözleşme gereğince, davalı yüklenici edimlerini tamamlamak suretiyle teslim etmiştir. Davalı yüklenici iş bedelinin tamamını haketmiş olup, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan asıl dava yönünden değerlendirme yapılmıştır. Davalı yüklenici karşı dava ödenmeyen eksik iş bedeli talep edilmiş olup, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda karşı dava konusu alacak bedelini sözleşme bedelinden indirim yapılarak hüküm verilmiş olması hatalı olmuştur. Mahkemece, karşı dava yönünden ayrı bir hüküm vermesi gerekmektedir.Karşı dava yönünde davacının davasının kabulüne yerine reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Mahkeme dosyası ile birleşen İstanbul 7.ATM 2019/689 ESAS-2020/21 davacı ile temerrüd tarihinden itibaren işlemiş faiz bedeli olarak 1.700,00 TL talep edilmiştir. Mahkemece birleşen dava dosyası itibariyle bu bedel üzerinden hüküm kurmuştur.Ancak dava dosyasında yer alan davacı şirketin davalı şirkete gönderdiği Adana ... Noterliğinin 08.09.2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilmiştir.Alacağın muaccel olması için TBK'nın 117 maddesi gereğince davalı yüklenicinin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmesi gerekir. Oysa davacı tarafından gönderilen ihtarnamede talep edilen alacak miktarı belli edilmediğinden davalı usulüne uygun bir temerrüde düşürülmüş durumda değildir. Davalının temerrüde düşürüldüğüne dair başka delil sunulmamıştır. Mahkemece davalının usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmesine rağmen birleşen davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.O halde, mahkemece birleşen dava itibariyle; dava tarihinden ıslah tarihine kadar işlemiş faiz hesaplanmasının bilirkişi heyetinden ek rapor almak suretiyle alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Yine, davacı vekili mahkemeye 06.02.2020 tarihli ıslah dilekçesi sunmuştur. Davalı vekili; 20.02.2020 tarihli beyan dilekçesi ile, ıslah dilekçesi itibariyle zamanaşımı itirazında bulunulmuştur. Mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı itirazı doğrultusunda bir karar verilmemiştir. Davalı vekilinin ıslah bedeli itibariyle ıslah tarihi esas alarak zamanaşımı itirazı konusunda inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmiş olması hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı/karşı davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2020 tarih, 2017/403 Esas, 2020/614 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı/karşı davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı/karşı davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/03/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"352690ac71f8fab7","SID":"8298c19a15a06da3"}}