{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2025/209 <br>KARAR NO: 2025/243<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/12/2024<br>NUMARASI: 2024/670 Esas, 2024/338 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; taraflar arasında ... Dershanesi eğitim binasının tadilatı konusunda anlaşma yapıldığını, davacı; davalıların vermiş olduğu bu işi özenle yerine getirdiğini, hak ediş talebinde bulunduklarını, davalıların belli bir miktarda ödeme yaptıklarını ancak icraya konu edilen miktarın ödenmediğini, bu nedenle davalılardan alacağını talep edebilmek adına Küçükçekmece Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasından icra takibi yaptığını, ödeme emrinin davalılara 29/05/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davalılardan ...nın 31/4/2024 tarihinde itiraz ettiğini, davalı borçlu şirketin de 06/05/2024 tarihinde icra takibine itiraz edip davacı ile aralarındaki hukuki ilişkinin varlığını inkar ettiğini, davalı ayıplı yaptığı iddiasında bulunduğunu, sözleşme gereği dershanenin bazı inşaat işlerinin davacı tarafından yapılacağını ,  taraflar 930.000-TL ödeme yapılacağı konusunda anlaştıklarını, bedel tamamının ödenemediğini, bir kısmının ödendiğini, bu nedenlerle davalılar aleyhine icra takibine vaki itirazın iptaline, borçluların kötü niyetli olduğunu bu nedenle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>Davalılar ... ve ... Tic. Ltd. Şti vekili, davacı tarafından açılan davada görevli mahkemenin Tüketici mahkemesi olduğunu, görev yönünden reddine karar verilmesini, taraflar arasında imzalanan 26/02/2024 tarihli inşaat tadilat sözleşmesine dayanıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu ve tüketici mahkemesinin bakması gerektiğini, davalı ... Tic. Ltd. Şti yönünden husumet itirazları olduğunu, sözleşme metninin incelenmesinde tarafların ... ve ... olduğunu, davalı ... Tic. Ltd. Şti nin sözleşmenin tarafı olmadığını, taraf gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... Tic. Ltd. Şti yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının haksız ve hukiki dayanaktan yoksun, haksız kazanç temin amaçlı kötüniyetli dava açtığını, imzalanan sözleşmede davacının yapacağı işçiliklerin kalem kalem yazıldığını ancak davacının sözleşme şartlarına uymayıp, taahhütlerini yerine getirmediğini, kısmen yaptığı bazı işleri de kötü ve kullanılmaya uygun olmayan şekilde yaptığını, yapacağı işi mimar ve mühendis kontrolünde yapacağını taahhüt ettiğini ancak hiçbir şekilde mimar ve mühendis desteği almadan işe koyulduğunu, tadilatı düzgün ve doğru yapmadığını ,ihtiyaç duyulan malzemeden çok fazla malzeme satın aldığını, davalıyı ciddi zarara uğrattığını, sözleşme bedelinin 500.000-TL'sinin davacının banka hesabına peşin ödediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, uyuşmazlık konusunun TTK'nın 4. maddesi kapsamında sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, yapılan araştırma neticesinde taraflardan hepsinin tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava türüne girdiği de söylenemeyeceğini, dolayısıyla HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davanın Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerekmesi sebebiyle Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu,  mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf, davaya dayanak olarak, davacı ... ile davalı ... arasında imzalanmış olan 26.02.2024 tarihli \"inşaat tadilat Sözleşmesi\"ni gösterdiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme eser sözleşmesi niteliğinde olup, taraflar tacir olmadığından ve sözleşmenin taraflarının şahsı olması sebebiyle, huzurdaki davaya bakmakla görevli mahkeme Bakırköy Tüketici Mahkemesi olduğunu, bu sebeple davacı tarafın açmış olduğu davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme, davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, davalılar yararına vekalet ücretine hükmetmediğini, oysaki, Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde mürafaalı yargılama yapıldığını ve görevsizlik kararı verildiğini, yapılan yargılama süreci ile ilgili davalılar yararına avukatlık ücreti tahakkuku gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davacı ile davalı ... arasında 26.02.2024 tarihli inşaat tadilat sözleşmesi imzalanmıştır.Davada davacı, taraflar arasındaki sözleşme gereğince edimlerini tamamladıklarını ancak davalı taraf bakiye iş bedelini ödemediğini, girişilen icra takibine itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamını talep etmiştir. Davalı, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, davacı ile davalı ... şirketi arasında imzalanan sözleşme bulunmadığını, husumetten bu davalı yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı sözleşme şartlarına uymadığını, taahhütlerini yerine getirmediğini, yapılan işlerinde kötü olduğunu, davacı maddi ve manevi zararlar verdiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davanın ticari dava olmadığı gibi tarafların hepsinin tacir olmaması sebebiyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir. Mahkeme, TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edildiğini, ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşme gereğince, davacı tarafın dosyaya sunulan delil ve belgeler itibariyle tacir olmadığı, iş tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı gibi ticari bir iş olmadığı, nispi ticari bir iş olmadığı anlaşıldığından, mahkemece görevsizlik kararı verilmiş olması doğru olmuştur.Taraflar arasında imzalanan 26.02.2024 tarihli sözleşme gereğine; ... Dershanesinin yapılması işi kapsamında, alçıpan tavan, 6. Kat zemin şap atılması, fileli alçı eklenmesi, tavan ve duvarlara saten boya yapılması, seramik yapılması, tesisat suyunun altyapısı yapılıp montaj, yangın nglerin takılması, balkonlara şap atılması kararlaştırılmıştır.Her ne kadar 6502 sayılıYasa'nın 3/l bendi ile tüketici işlemi kapsamına eser sözleşmeleri alınmışsa da, somut olayda olduğu gibi mevcut binanın eksik işlerin yapılması olup, iş sahibinin amacının salt kişisel ihtiyaçları için kullanma, tüketme amacını aştığı, Kanun'un 3/k maddesindeki \"tüketici\" tanımına uymadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme ile arsa sahibi açısından güdülen amaç; ticari bir işletme yapılmasına yönelik binada tadilat işlerin yapılmasıdır.6502 sayılı kanunun; salt kullanma ve tüketme amacıyla yapılan, basit nitelikteki (evine mutfak dolabı, masa, sandalye, cam balkon yaptırmak, badana - boya yaptırmak, şahsi aracını tamir ettirmek ... vb. gibi) dar kapsamlı olağan tüketim işlemini konu alan eser sözleşmelerini, 6502 sayılı Yasa'nın 3/l maddesi kapsamına aldığı ve Tüketici Mahkemeleri'nce bakılmasını öngördüğünün kabulü gerekir. Ayrıca  6502 sayılı Kanun'un 73/4. maddesi ve HMK'nın 316 ve devamı maddeleri gereğince tüketici mahkemelerinde görülen davaların; dilekçelerin verilmesi, tahkikat ve hüküm aşamaları yönünden daha kısa, basit ve seri şekilde sonuçlandırılmasında yarar görülen basit yargılama usulüne tabi olduğu da gözardı edilmemelidir.Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık 6502 sayılı Tüketici kanunu kapsamında olmadığı anlaşıldığından, mahkemece yazılı olduğu şekilde Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı vermiş olması doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2024 tarih ve 2024/670 Esas, 2024/338 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf  harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davalılar tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2f1667bbe3accef","SID":"234d788e0151686f"}}