{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/127 <br>KARAR NO: 2025/432<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/09/2023<br>NUMARASI: 2023/175 Esas - 2023/582 Karar<br>DAVA: Zayi Belgesi Verilmesi<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili; 06/02/2023 tarihli deprem neticesinde bankanın İslahiye şubesinin ağır hasar aldığını, bu nedenle bina içerisinde bulanan eşya ve belgelere ulaşılmasının mümkün olmadığını, hasar durumuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na ait tespit sonucunun bulunduğunu, hizmet binası içerisinde bulunan belge ve evrakın tamamının zayi olduğunu belirterek taraflarına zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; dava dilekçesinin ekinde bulunan ve zayi olduğu belirtilen belgelerin İslahiye/Gaziantep şubesinin müşterilerine ilişkin olup olmadığının anlaşılamadığı, belgelerin önemli bir bölümünün dijital ortamda saklanabildiği, banka şubelerinin tüm ticari defter kayıtlarının genel müdürlüklerinin muhasebe birimlerince gerçekleştirildiği, saklanma mecburiyeti olan belgeler şube ve müşteri bazında listelenmeden genel anlamda zayi belgesi verilmesinin daha sonra ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda hak kaybı ortaya çıkarabileceği, hangi evrakın TTK 82/7. maddesi kapsamına giren belgelerden olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; müvekkili bankanın başvurusuna konu ticari defter ve belgelerin somut açıklamasının yapılmadığından bahisle verilen ret kararının hatalı olduğunu, müvekkili banka tarafından yapılan başvuruda bir banka şubesinde olabilecek her türlü belgenin zaten listelendiğini, içerisine girilmesi mümkün olmayan bir binada bulunan evrakların müvekkili banka tarafından nasıl somutlaştırılabileceğinin anlaşılması mümkün olmadığını, binanın mevcut durumu itibarıyla içerisine girilip belgelerin tek tek kontrol edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili bankanın taraf olduğu uyuşmazlıklarda bilgi ve belge isteminde bulunulduğunu, ret kararı verilmesiyle müvekkilinin zor durumda bırakıldığını, genel anlamda zayi belgesi verilmesinin hem müvekkili banka hem de müşterilerinin yararına olduğunu, müvekkili banka tarafından detaylı bir liste hazırlanmış olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; davacının saklamakla yükümlü olduğu belgelerin depremde zayi olduğundan bahisle zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Davacı, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen deprem sonucu bankanın İslahiye Şubesinin bulunduğu binanın ağır hasar aldığını ve kullanılmaz hale geldiğini, hizmet binası içinde yer alan ve dava dilekçesinde yer verilen bankanın saklamakla yükümlü olduğu belgelerin zayi olduğunu iddia ederek zayi belgesi verilmesini talep etmiş, mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. \"Zayi belgesi verilmesi davaları sonuçları itibariyle sadece davacı taraf yönünden değil, davada taraf olmayan kimseler bakımından da sonuç doğuran dava türlerindendir. Mahkemece bu tür davalarda yapılacak incelemeler, sadece davacı tarafın iddia ve delilleri ile sınırlandırılmamalı, zayi belgesi verilmesi istenilen belgelerin, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu belgelerden olup olmadığı, TTK'nın 68. maddesinde yazılı afet kavramına davacıya kusur izafe edilemeyecek olan ve irade dışında meydana gelen olayların girebileceği gözetilerek tacirin belgelerini muhafazada gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği, tasdike tabi defterlerin tasdik edilip edilmediği, davacıya ait defterler hakkında soruşturma bulunup bulunmadığı ve iddia edilen olayın meydana geldiği yerin tacirin faaliyette bulunduğu yerlerden olup olmadığı hususlarının araştırılarak, ticaret sicil kayıtları getirtilmek suretiyle olayın şüpheden uzak bir şekilde meydana gelip gelmediğinin tespiti gerekir.\"(Yargıtay HGK'nın 2014/827 esas, 2016/311 karar sayılı, 16.3.2016 tarihli ilamı) TTK'nın 82. maddesinde neler için zayi belgesi verilmesi istenebileceği tahdidi olarak gösterilmemiş, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerden söz edilmiştir. Bu nedenle, talebe konu belgelerin somutlaştırılması gerekmekte olup, genel kapsamlı bir zayi kararı verilmesi de mümkün değildir. ( Yargıtay 11. HD; 08.12.2014 tarih ve 2014/12543 E.-2014/19170 K. sayılı ilamı) Yine, ticari defter ve belgeleri için zayi belgesi düzenlenmesini talep eden tacirin, zayi olduğunu iddia ettiği ticari defter ve belgelerin mevcudiyetine karine teşkil edecek ve bu konuda olumlu kanaat edinmesini sağlayacak bilgi ve belgeleri ibraz etmesi gerekir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; ilk derece mahkemesi gerekçesinde yer verildiği üzere, dava dilekçesinde belirtilen ve zayi olduğunun tespiti istenen belgelerin hangi yıllara ait olduğu, tarih ve sayı noları belli olmadığı gibi talep konusu belgelerin İslahiye şubesi işlemleri ile ilgili olup olmadıkları mahkemece verilen süreye rağmen açıklığa kavuşturulamamıştır. Diğer taraftan mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde bahsi geçen belge asıllarının şubelerde saklanmasına rağmen işlemlerin belgelerin taranarak operasyon birimlerine gönderildikten sonra sonuçlandırılması nedeniyle bahsi geçen belgelerin büyük bir kısmının dijital ortamda saklandığı, şubelerin tüm ticari defter ve kayıtlarının merkezde tutulduğu belirtilmiştir. Bu durumda davacı tarafça zayi belgesi verilmesi talep edilen belgelerin somutlaştırılamadığı, genel anlamda tüm belgeler için zayi kararı verilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"39f6e39d0fc8d51a","SID":"9bce9668af7b9182"}}