{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2024/2223 <br>KARAR NO:2025/438<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:09/07/2024<br>NUMARASI:2022/415 Esas - 2024/577 Karar<br>DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ:06/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı  ... A.Ş'ye ait ... plakalı kamyonun 26.11.2004 tarihinde sürücüsü ... yönetimindeyken davacı ...'ü ağır şekilde yaraladığını, kazanın davacının karşıdan karşıya geçmesi sırasında kamyon sürücüsünün önündeki yayaya bakmaması ve hızla hareket etmesi nedeniyle gerçekleştiğini, davacının cezai anlamda sürücüden şikayetçi olmadığını, davacının tedavisinin uzun süre bitmemesi nedeniyle özürlülük raporunun alınamadığını, kazanın meydana gelmesinde davalı firmaya ait aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu, davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararların giderilmediğini belirterek  şimdilik 25.000 TL maddi ve manevi tazminatın 26.11.2004 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ... A.Ş. yönünden manevi tazminat hariç olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... AŞ. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olay 26.11.2004 tarihinde gerçekleştiğinden davacının dava hakkının zamanaşımına uğradığını, kaza tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dahi dolduğunu, maluliyetin tespiti için ATK'dan rapor alınması gerektiğini, tedavi giderlerinin davalı sorumluluğunda olmadığını, davalının temerrüte düşmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş Tasfiye Memuru beyan dilekçesinde özetle; davalı şirketin tasfiye edildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını beyan etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacının davalı ... AŞ aleyhine açtığı davasının açılmamış sayılmasına, davacının davalılar ... AŞ ile... aleyhine açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile; 1.024,89 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 33.732,12 TL sürekli iş göremezlik tazminatı toplamı 34.757,01 TL nin davalı ... yönünden 26/11/2004 kaza tarihinden, davalı Sigorta yönünden ise dava tarihi 16/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının ... aleyhine açtığı manevi tazminat davasının kabulü ile; 10.000,00 TL tazminatın 26/11/2004 kaza tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur Davalı ... Sigorta vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu davanın zamanaşımına uğradığını, süresinde ileri sürdükleri zamanaşımı definin UYAP kontrollerindeki hata nedeniyle dikkate alınmadığını, hesaplama yönteminin mevzuata aykırı olduğunu, 1,8 Teknik Faiz ve TRH Yaşam Tablosu  tablosu esas alınmak üzere rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının maluliyeti bulunmadığını, maluliyet raporunda kaza ile illiyeti bulunmayan arazlar da tespit edildiğini, dava konusu geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olup bu nedenle davanın reddi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden müvekkilin sorumluluğu bulunmadığını, 01.06.2015 tarihli ZMMS genel şartları gereği, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinin teminat dışı olduğunu,   dosyanın hesaplama için sicile kayıtlı aktüere gönderilmesi gerektiğini, sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmediğini, ATK raporu ile İTÜ raporunun son derece çelişkili olduğunu, dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi genişletilmiş uzman heyete gönderilmesi ve kusur durumu tespitinin BAM kararına göre yapılmasını talep ettiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.İlk Derece Mahkemesinin 10/03/2020 tarihli kararının davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemiz 13/04/2022 tarih 2021/674 Esas 2022/731 Karar sayı ile \"...Davalı... A.Ş.'nin davanın açılmasından iki yıl önce 25/06/2012 tarihinde sicilden terkin edildiği sicil kayıtlarından anlaşıldığı halde teb. Kan. 35. Maddeye göre tebliğ yapılması doğru olmamıştır. Şirketin tasfiye memuru ilgili tebliğ üzerine süresinde cevap dilekçesi vermiş ve davanın ehliyet yokluğundan reddini talep etmiştir.Davacı vekilinin talebi üzerine bu şirket yönünden 01/10/2015 tarihli oturumda HMK'nın 150. maddesi gereği dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş,  daha sonra 29.03.2016 tarihli 4.celsenin 7 numaralı ara kararında ise takipsiz bırakılan dosyanın yenilenmediği belirtilmiş olmasına göre davanın bu şirket yönünden açılmamış sayılmasına dair karar vermek gerekirken, taraf teşkili sağlanamadığı belirtilerek davacı vekiline davalı şirketin işbu dava ile sınırlı olmak üzere ihyası için ihya davası açmak üzere (1) bir  aylık  kesin süre verilip, verilen kesin süre içerisinde ara karar yerine getirilmemiş olması nedeniyle  6100 sayılı HMK 114/1-d maddesine göre taraf ehliyeti yokluğundan  dava şartlarının davanın başlangıcından sonuna kadar bulunması gerektiği belirtilerek bu davalı yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.O halde mahkemece yapılması gereken, davacı ve davalı sürücüye isticvap davetiyesi çıkartılarak keşif sırasında beyanlarının alınacağı belirtilmek suretiyle keşifte hazır bulunmalarını sağlamak,  seçilecek bilirkişi heyeti ile birlikte keşif mahallinde çarpma noktasını belirlemek, alınacak kusur raporuna göre tüm dosya kapsamı da değerlendirilerek ve gerekirse aktüerya bilirkişisinden de rapor alınarak karar vermekten ibarettir...\" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına dair karar verilmiştir.Mahkemece Dairemiz kararından sonra İTÜ Makine Fakültesi emekli öğretim üyelerinden üç kişilik bilirkişi heyeti oluşturularak yerinde keşif yapılmak suretiyle inceleme yapılarak  kusur raporu alındığı görülmüştür. Keşif sırasında davacı asilin hazır bulunduğu ve isticvap edildiği görülmüştür. Bilirkişi heyeti raporunda, \"...Davacı yaya beyanı  çerçevesinde, kazanın sürücü ...'un ışıklı kavşakta beklediği, ancak henüz kendisine yeşil ışık yanmadan yayalara hitap eden ışığın kırmızıya dönmesini esas alarak hareket etmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Oysa, yeşil ışığın kendi istikametine yanmasını beklemesi, bundan sonra da kavşağı dikkatle kontrol etmesi ve geçişini henüz tamamlayamamış yayalar varsa hareket etmeden önce onların da kavşağı boşaltmalarını beklemesi gerekirdi. Nitekim aynı kanunun 57/d maddesine göre (Ek bent: 21/05/1997 - 4262/4 md.) ışıklı trafik işaretleri izin verse bile trafik akımı; kendisini kavşak içinde durmaya zorlayacak veya diğer doğrultudaki trafiğin geçişine engel olacak ise, sürücülerin kavşağa girmeleri yasaktır. Bu nitelemeler ışığında davalı sürücü ... kanunun 84/a maddesine göre asli ve tam kusurludur. Davacı yaya ... ise kural dışı bir davranışı olmadığından kusursuzdur...\" kanaati belirtilmiştir.İlk karardan önce kusur raporu için ATK Trafik İhtisas Dairesine kusur raporu almak için müracaat edilmiş ise de \"...Dosya içinde olay sonrası düzenlenmiş bir kaza tespit tutanağının bulunmadığı, trafik ışığı bulunduğu belirtilen mahalde kazanın ışıklara ne mesafede meydana geldiğine (davalı sürücü, kırmızı ışıkta önünde duran araçların da yeşile dönen ışık nedeniyle harekete geçtiğini ve kendisi de seyre geçtiği sırada olayın gerçekleştiğini belirtmiş), yol genişliğinin ne olduğuna, çarpma noktasının konumunun ne olduğuna, taraflardan hangisinin istikameti için ışıkların kaza sırasında yeşil yanmakta olduğuna (davalı sürücü kendisine, davacı vekili ise müvekkiline yeşil ışık yandığını belirtmiş), kazaya karışan taşıt ve yayanın hareket istikametlerine dair dosyada bir tespit bulunmadığı görülmüş olup, mevcut verilerle sağlıklı rapor tanzimi mümkün olmadığından dosyanın işlem görmeksizin mahalline iadesine karar verilmiştir...\" açıklaması ile dosya geri çevrilmiştir. Dolayısıyla iki farklı raporun varlığı söz konusu olmadığından çelişki de bulunmamaktadır. Yerinde keşif yapılarak ve davacı da isticvap edilerek dinlenilmesi suretiyle hazırlanan heyet raporu dosya kapsamı ile uyumlu bulunmakla kusura ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında  TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde  14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Bu nedenle 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir.TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak  maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da \"...Mevcut kırığın kişide tarif edilen omuz hareket kısıtlılığının beklenmediği, kısıtlılığın daha ziyade kendisinde mevcut olan hemiparaziden kaynaklandığı dikkate alındığında ...’in 26/11/2004 tarihinde geçirmiş olduğu araç dışı trafik  kazasına bağlı sağ klavikula kırığı arızası, 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası Grup1 kabul olunarak,... E cetveline göre %3.3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3  aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur...\" şeklinde açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine ve kazadaki yaralanmaya uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişinin uzmanlığının teslim tutanağında aktüerya uzmanlığı olarak gözükmesi nedeniyle bilirkişinin uzmanlığına; ... tarafından geçici iş göremezlik ödemesi yapılmadığı yazı cevabından anlaşıldığından ... tarafından yapılan rücuya tabii ödemenin mahsubu gerektiğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı ... A.Ş.'ne dava dilekçesinin 16/06/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Uyap'tan yapılan kontrolde  cevap dilekçesinin 29/06/2014 tarihinde Uyap'a kayıt edildiği görüldüğünden  süresinde olduğu anlaşıldığından davalı sigorta şirketi vekilinin zamanaşımı define ilişkin istinaf talebi değerlendirilmiştir. 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise  \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir\" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış,  kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir. Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 tarih, 2008/4-326 E. ve  2008/325 K.sayılı kararı). Davaya konu trafik kazası 26/11/2004 tarihinde meydana gelmiştir. Dosya içerisinde mevcut bilgi ve belgelerden kazanın yaralamalı trafik kazası olduğu anlaşıldığından olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 765 sayılı TCK'nın 459/2. maddesindeki ceza üst sınırı gözetilerek aynı Kanunun 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık dava zamanaşımı süresi uygulanacaktır.  Davacı hakkında Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesi'nden  düzenlenen 16/04/2012 tarihli özürlü sağlık kurulu raporu ile (omuzda ki kırığın kaynama göstermediği de belirtilerek) özürlülük oranı belirlenmiştir. Bu durumda  davacının zararın kapsamını (kaza tarihinden itibaren 5 yıllık ceza  zamanaşımı süresi geçtikten sonra)  16/04/2012 tarihli rapor tarihi ile  öğrendiği ve öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde (aynı zamanda 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde) davasını 16/04/2014 açtığı  anlaşıldığından zamanaşımı geçmemiştir.Bu nedenlerle; davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı ... A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.057,35 TL harçtan peşin alınan 627,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.429,75‬ TL harcın davalı... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 06/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e1ad6500ae93fc42","SID":"6239317cede22818"}}