{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/670 <br>KARAR NO\t: 2025/224<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Fesih ve Tasfiye İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 26/08/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 20/03/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... 29. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ...Karar Sayılı 01.07.2014 tarihli kararlı ile kayyım olarak görevlendirilen ... tarafından yönetildiğini, kayyımın görev süresinin sona erdiğini, süre uzatım taleplerinin aynı mahkemenini 09.06.2022 tarihli kararı ile reddedildiğini, davalı şirketin özel kanunlar gereği kurulduğunu, davalının tüzel kişiliğinin devamının özel kanunlarda yer alan şartlara bağlı olduğunu, davalının şirketin faaliyet haklarının ... tarafından iptal edilmesi sebebiyle \"... A.Ş\" unvanın kullanılamayacağını, şirket hisselerinin hakim hissedar tarafından 22.02.2007 tarihli sözleşme ile devredildiğini ancak hisse devirlerinin ... tarafından geçerli sayılmadığını, davacının hakim hissedar vasfını koruduğunu, genel kurul toplantısı için şartların mevcut olmadığını, hisselerin belirsiz olduğunu, genel kurul toplantısı yapılamadığını, davalı şirketin feshine karar verilmesini, davacının tasfiye memuru olarak atanmasını, tedbiren kayyımın görevine devam etmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>... 4. İdare Mahkemesine müzekkere yazılarak ... Esas sayılı ...Karar sayılı kararın kesinleşip kesinleşmediğinin bildirilmesi istenilmiş, 21.02.2023 tarihli cevabi yazı ve eklerinden  \"...A.Ş\" tarafından ... aleyhine açılan davada ana sözleşme tarihi ve genel kurul yapılmasına izin verilmesi isteminin ...'nın 11.11.2013 tarihli kararıyla reddedilmesine ilişkin işlemin iptalinin talep edildiği, mahkemece mevzuata uygun şekilde oluşturulmamış yönetim kurulu tarafından alınan karar üzerine yapılan başvurunun hukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdiği, verilen kararın Danıştay 10. Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, kesinleşme şerhinin 22.02.2023 tarihinde düzenlendiği anlaşılmıştır.<br>Davalı şirketin yönetimi ve temsili için görevlendirilen kayyımın görevinin sona erdiği dosya içinde celp edilen ... 29. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas ...K. Sayılı 09.06.2022 tarihli ek kararından anlaşılmakla davalı şirkete yönetim ve temsil kayyımı olarak daha önce görev yapan ... atanmış, kayyım adına dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş taraf teşkili sağlanmış, süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.<br>Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde<br>Dava, 6361 Sayılı Kanun kapsamında faaliyet göstermek üzere kurulmuş anonim şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir.<br>\"... Karar verilirken öncelikle diğer makul çözüm yollarının ortaklık içerisindeki problemi halletmeye uygun olup olmadığı araştırılarak feshin son çare olduğu bu şekilde göz önünde bulundurulabilir. Böylelikle dava açılmadan önce davacı pay sahiplerince farklı çözüm yollarına başvurulmamış ise dahi hakim ilgili maddede kendisine tanınan imkan ile fesih yerine öncelikle problemi halletmeye uygun başka bir çözüme de hükmedebilecektir...\"( Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi,Nuri Erdem,Vedat Kitapçılık ,2019) <br>Dava tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 531. maddesinde \"Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.\" hükmü düzenlenmiş olup, anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilecektir. Pay sahibinin hakkını sürekli ve ciddi şekilde ihlal eden durumlar, şirketin ortak amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı haller haklı sebep olarak kabul edilmelidir.<br>Bununla birlikte haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortakların kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2019 tarih ve ... Esas ...Karar, 13/11/2018 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamları).<br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi gerekçesinde, İsviçre öğretisine atıfla; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli olarak azalması haklı sebepler arasında sayılmıştır. Haklı sebeplere; genel kurulun uzun süredir toplantıya çağrılmamış olması, şirketin uzun süredir organsız kalması, şirket yönetiminin sistematik şekilde şirket menfaatleri ya da azınlık menfaatlerini ihlal edici tavır ve davranışlar içerisinde bulunması, haklı gerekçesi olmadığı halde uzun süredir kâr yapı dağıtılmaması veya göstermelik olarak düşük oranda dağıtılması, buna karşılık şirket yöneticilerine huzur hakkı adı altında örtülü kazanç aktarımı, hakim ortak yöneticilerin şirket imkanlarından kendileri yararlanıp azınlık pay sahiplerini yararlandırmamaları gibi sebeplerin eklenmesi gerekir.  Esasen, anonim şirketin haklı sebeple feshi daha çok, çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare ise de; şirketin yaşatılmasında ortakların dışında, üçüncü kişilerin (şirket çalışanları, şirketle iş yapan tacirler, kamu) de menfaati olduğundan aslolan şirketin yaşatılması olup, azınlık pay sahiplerinin hakları alternatif çözüm yöntemleri ile (gerçek pay bedelinin ödenip şirketten çıkartılması, şirketin bölünmesi vs.) korunabiliyorsa fesih yerine bu çözüm yolları denenmelidir.<br>Fesih ve tasfiyesi istenilen  ...'nin 2020,2021,2022 yılları kurumsal vergisi beyannameleri ile son yoklama tespit tutanağı dosya içine celp edilmiş, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 29.05.2023 tarihli cevabi yazısı ve eklerinden şirketin 04.05.2016 tarihi itibari ile faaliyette olmadığı anlaşılmıştır.<br>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na müzekkere yazılarak  ... ile ilgili onay verilmiş hisse devir işlemlerinin bildirilmesi istenilmiş, ...'nın 20.09.2022 cevabi yazısı ile Hazine Müsteşarlığı tarafından 01.01.2006 tarihinden itibaren ...'nın gözetim ve denetimine devredilen şirketin anılan tarihteki ortaklık yapısına ilişkin bilgiler ile şirketin 2007 tarihinden sonra ...'dan izin almaksızın gerçekleştirilen hisse devirlerine ve bu sebeple yargıya intikal eden uyuşmazlıklara ilişkin bilgilerin mahkememize gönderildiği, ...'nın 04.06.2009 tarihi 3210 sayılı kararıyla şirketin adres değişikliğini kuruma süresinde bildirmemesi, şirket ile irtibata geçilememesi sebebiyle finansal kiralama faaliyet izninin yönetmeliğin 29. Maddesi uyarınca iptal edildiği, ancak yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle finansal kiralama faaliyetinde bulunma yetkisinin 02.05.2013 tarihli ... kararı ile iade edildiği, şirket vekilinden alınan 30.10.2013 tarihli yazıda şirket ortaklık yapısına ilişkin davaların nasıl sonuçlandığına dair bilgilere yer verildiği, 29.12.2014 tarihli yazı ile  ... 29. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarihli kararı ile şirkete kayyım atandığı bilgisinin verildiği, ...'nın 31.03.2016 tarihli kararı ile şirketin en son finansal kiralama sözleşmesinin süresinin 16.10.2011 tarihinde dolduğu, şirketin faaliyet izni iade edildikten sonra da yani 02.05.2013 tarihinden sonra da yeni bir finansal kiralama işlemi yapmadığının tespit edildiğini, şirketin faaliyet iznini 6361 sayı kanunun 50/1-ç kapsamında iptal edildiği, kararın şirkete tebliğ edildiği yönünde cevap verildiği anlaşılmıştır.<br>  ...'nin sicile kayıtlı merkez adresinin ... olduğu, işbu davaya bakma yetkisinin mahkememize ait olduğu anlaşılmıştır. <br>...'nın 20.09.2022 tarihli cevabi yazısı, dosya kapsamı ve davalı şirket 2019-2020-2021-2022-2023 ticari defterleri incelenerek şirketin faaliyete devam etme imkanının bulunup bulunmadığı, şirketin devamlılığında pay sahiplerinin menfaatinin bulunup bulunmadığı, şirketin uzun süre organsız kalıp kalmadığı, alternatif çözümün mevcut olup olmadığı konusunda rapor düzenlenmesi için dosya bir yeminli mali müşavir, bir bankacılık/finansal kiralama konusunda uzman bilirkişi ve bir de şirketler hukukunda uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişi ön raporu doğrultusunda şirketin 2023 yılı kurumlar vergisi beyannameleri dosya içine celp edilmiş, 22.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; anonim şirketlerin haklı sebeple feshinin TTK 531. Maddesinde düzenlendiğini, haklı sebeplerin her uyuşmazlık üzerinde değerlendirilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde şirketin organsız kaldığının, faaliyet izninin iptal edildiğini ve gayrifaal olduğunun ileri sürüldüğünü, anonim şirketin organsız kalması halinde bir görüşe göre fesih davası açılmasının mümkün olduğunun, diğer görüşe göre TTK 530. Maddesinde özel bir fesih halinin öngörülmesi sebebiyle organsız iddiasıyla TTK 531'e göre fesih istenemeyeceği, diğer bir görüşe göre ise şirket organlarının mevcut olmaması halinde TTK 530 kapsamında; şirket organları mevcut olmasına rağmen kilitlenmişse TTK 531. Maddesi uyarınca haklı sebeple fesih davası açabileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bir kararında organsızlık nedeniyle fesih talebinin limited şirket bakımından TTK 636/2 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, organsızlık iddiasının ise TTK 636/3 maddesi kapsamında  haklı sebeple fesih davası olarak incelenmesinin hatalı olduğunu belirttiğini, dava dosyasındaki bilgilere göre davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin 2007-2010 yılları arasında istifa ettiği ve yerlerine yenilerinin seçildiği, aynı durumun 2012-2014 yıllarında da yaşandığı, her iki dönemde seçilen yönetim kurulu üyelerinin ... tarafından uygun bulunmadığı, davalı şirkete 2014 yılında temsil kayyımı atandığı, kayyımın görev süresinin ... tarafından davalı şirkete gönderilen ödeme emrinin iptali davasının kesinleşmesine kadar olan süre şeklinde belirlendiği, bu iptal davasının 02.09.2014 tarihinde kesinleştiği, kayyımın görev süresinin bu tarihte dolduğu, davalı şirketin sicil gazetesi kayıtları incelendiğinden 2014 tarihinden beri genel kurul toplantısı yapılmadığı ve karar alınmadığı, davalı şirket nezdinde organsızlık halinin mevcut olup olmadığının ve bunun haklı sebep teşkil edip etmediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, ...'nın 31.03.2016 tarihli 6817 sayılı karar ile şirketin faaliyet iznin iptal edildiği, şirket tarafından bu karar aleyhine iptal davası açılmadığı, faaliyet izni iptal edilen şirketin esas sözleşmesinden faaliyet konusu olarak belirtilen finansal kiralama işlemlerini gerçekleştiremeyeceği öğretide şirketin işletme konusunun subjektif imkansızlığı halinde şirketin haklı sebeple feshinin talep edilebileceğine dair görüşler olduğu, dava dosyasında sunulu 20.09.2022 tarihli ... yazısında 04.06.2009 tarihinden itibaren yeni finansal kiralama sözleşmesinin yapılmadığının, şirketin düzenlediği son finansal kiralama sözleşmesinin süresinin 14.10.2011 tarihinde dolduğunun belirtildiği yine şirketin faaliyet izninin iptaline dair 6817 sayılı ... kararına konu Uygulama Daire Başkanlığı'nın 30.03.2016 tarihli raporunda davalı şirketin finansal kiralama kanunundan kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediği bu nedenle 2009 ve 2016 yıllarında faaliyet izninin iptali yaptırımlarının gündeme geldiği, önceki sözleşmelerden kaynaklı dava ve takiplerin bu duruma etkisi olmadığı tespitlerinin yapıldığını, davalı şirketin 2009 yılından beri işletme konusu kapsamında yeni bir sözleşme yapmamış olmasının ve 2011 yılından beri aktif bir sözleşme ilişkisi bulunmamasının asıl işletme konusu finansal kiralama olmasına rağmen bu alanda faaliyet gösteremeyecek olmasının ve faaliyet izninin iptal edilmesinin haklı sebep teşkil edip etmeyeceğinin mahkemenin takdirinde olduğu, dosya sunulan ... raporundan davacı pay sahibinin şirket sermayesinin %92,22'sinde payları temsil ettiği, davacının pay devrine ilişkin işlemlerinin ... tarafından onaylanmadığı, FFFK'nın 50/2 maddesi uyarınca faaliyet izni iptal edilen şirketlerin ticaret unvanını ve işletme konusunu değiştirmesi gerektiği ya da tasfiye kararı alması gerektiği, TTK 529/1-d maddesi uyarınca anonim şirketin genel kurul kararıyla 421.maddenin 3. ve 4. Fıkralarına uygun olarak alınan kararla sona ereceği, TTK 410/2 maddesi uyarınca yönetim kurulunun devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında mahkeme izni ile pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabileceği, tek ortaklı limited şirket bakımından emsal nitelikteki Ankara BAM kararında ortağın fesih davası açmakta hukuki yararının bulunmadığına karar verildiği, böylelikle organsız kalan ve gayrifaal durumda bulunan bir şirketin feshine karar verilebileceğinin karar verildiği, alternatif çözüm olarak pay sahibine çıkma payı ödenerek şirketten çıkarılabileceği TTK 531'de düzenlendiği bunun için şirketin pay sahibinin paylarının gerçek değerini ödeyebilecek güçte olması gerektiği, davalı şirketin fesih şartlarının oluştuğu yönünde kanaate varıldığı  takdirde alternatif bir çözüme hükmedilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu, şirketin 2022 ve 2023 yılları gelir tablolarına göre gayrifaal olduğu yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olayda, davalı ... şirketin 6361 Sayılı Kanun kapsamında faaliyet göstermesi özel şartlara tabi olan bir finansal kiralama şirketi olduğu, ...'nın 31.03.2016 tarihli 6817 sayılı kararı ile 6361 sayılı Kanunun 50/1-ç maddesi kapsamında faaliyet izninin iptal edildiği,kararın davalı şirkete 05.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, faaliyet izninin iptaline ilişkin ... kararına karşı yargı yoluna başvurulmadığı, dosya içine celp edilen son yoklama tespit tutanakları ile mahkememizce tanzim ettirilen bilirkişi raporundan davalı şirketin uzun süredir gayrifaal olduğunun anlaşıldığı, davalı şirketin finansal kiralama işlemi konusunda faaliyet izninin iptal edildiği tarihe kadar yeni bir sözleşme ilişkisine girmediği gibi bu tarihten sonra davalı şirketin unvan değişikliği ve işletme konusunun değiştirilmesi hususunda alınmış bir kararının bulunmadığı, uzun süredir faal olmayan ,genel kurulu ve yönetim kurulu toplanmayan  şirketin devamında pay sahiplerinin ve kamunun ekonomik bir menfaatinin bulunmadığı, davacının mevzuata aykırı hisse devrine ... tarafından onay verilmemiş olması sebebiyle davacının davalı şirket sermayesinde %92,22 oranındaki pay sahibi olduğunun kabulü gerektiği,  davacının aktif husumetinin bulunduğu, davalı şirketin feshi yerine başka bir çözüm üretilmesinin pay sahiplerinin ve kamunun menfaatine olmadığı kanaatine varılmakla şirketin fesih ve tasfiyesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın KABULÜNE,<br>... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün... sicil numarasında kayıtlı ... 'nin TTK'nın 530. maddesi uyarınca FESİH VE TASFİYESİNE,<br>Tasfiye memuru olarak ...'nin (T.C. Kimlik No: ...) ATANMASINA,<br>Tasfiye memuru aynı zamanda pay sahibi olduğundan ücret takdirine yer olmadığına,<br>2-Kayyımın görevinin karar kesinleşinceye kadar devamına,<br>3-Karar kesinleştiğinde kararın sicile tesciline ve kararın ...'de ilanına, masrafın ileride şirketten tahsil edilmek üzere davacı tarafından karşılanmasına,<br>4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 615,40 TL olduğundan peşin alınan 80,70 TL'den mahsubu ile bakiye 534,7‬‬0 harcın davalıdan alınıp hazineye gelir kaydına, <br>5-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti 11.400,00 TL, ilan masrafı 120,00 TL, posta ve tebligat masrafı 955,50 TL, mahsup edilen harç  80,70 TL olmak üzere toplam 12.556,2‬0 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf  yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/03/2025<br><br><br>BAŞKAN ...<br> <br>ÜYE ...<br> <br>ÜYE ...<br> <br>KATİP ...<br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5a2ea1c7f9bc72f6","SID":"7886d6bd9d985be0"}}