{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br> DOSYA NO: 2021/1463 <br>KARAR NO: 2025/385 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/3/2021<br>NUMARASI: 2019/1016  (E) - 2021/254 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 6/3/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, kazanın oluşumunda davacı ...'ın tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; soruşturma sırasında alınan ve tek taraflı olarak davalı sürücünün beyanına göre düzenlenen bilirkişi raporunda davalı sürücüye kusur atfedilmediğini, bilirkişi tarafından yapılmış somut bir tespit bulunmayıp salt sürücü ...'in beyanları doğrultusunda kabullerin söz konusu olduğunu, davalı sürücü hakkında yargılama yapılmadığı gibi kanıt tartışması da yürütülmediğini, soruşturma aşamasında gerçeğe aykırı düzenlenen tek bir rapora dayanılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini; sıcağı sıcağına verdiği ilk anlatımında çarpma noktasını hatırlamadığını söyleyen kollukta ise ifadesini ayrıntılandırıp genişleterek, plakasını alamadığı sol tarafından gelen bir aracın aniden kendisinin önüne kırdığını, kendisinin de yavaşlayarak sol tarafına doğru kaçtığını, bu esnada önüne aniden erkek şahsın çıktığını belirterek kendisine kusur yüklenmesinin önüne geçmek amacıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, müvekkilinin ise taralı emniyet şeridinde minibüs beklediğini; Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesinin raporunda, mevcut verilere göre kazanın davalı sürücünün beyanına göre, davacı yayanın karşıdan karşıya geçişi sırasında mı, yoksa davalı sürücü idaresindeki aracın tanık beyanlarına göre banket içinde bulunan davacı yayaya çarpması sonucunda mı gerçekleştiği konusunda kesin kanıya varılamadığı gerekçesiyle takdirin yargılama makamına bırakılarak iki ayrı duruma raporda yer verdiğini, dosya kapsamında ise destekleyici hiçbir veri olmaması karşında salt davalı sürücünün beyanına itibar edilemeyeceğini; tanıklardan ...'ün ifadesinde, emniyet şeridinde minibüsün aniden durduğunu havaya siyah bir cismin fırladığını gördüğünü, tanık ...'ın ise, tır şoförünün tartıştığı servis şoförünün emniyet şeridinden sollama yaparak davacıya çarptığından bahisle kızdığını, bu itibarla maddi gerçeğin ATK raporunun 1 numaralı duruma uygun olduğunu, kusur raporuna ilişkin çelişkinin giderilmesi için Genişletilmiş Uzmanlar Dairesinden rapor alınması talebinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, mahkemece kusur oranlarının belirlenmesi için ATK Fizik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Dairesinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağına ekli kaza yeri krokisinde çarpma noktasına ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmemiş; Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/55001 sayılı soruşturması kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda, yayaların girmesine yasak olan Kuzey Marmara Oto Yolu bağlantı yolu içine giren ve sırtı trafik akımına dönük vaziyette durduğu esnada caddeden karşıya başlamadan önce cadde üzerinden gelen araç trafiğini kontrol ederek geçişe başlaması gerekirken sağını ve solunu yeterince kontrol etmeden, ilk geçiş hakkına sahip araçların seyir yönüne girerek, dikkatsiz ve tedbirsiz yola çıkan yaya ...'ın tam kusurlu olduğu belirtilmiş; sürücü ...'in kusurunun bulunmaması nedeniyle kovuşturma yapılmamasına yer olmadığına ilişkin Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 27/12/2018 gün ve 2018/55001 soruşturma - 2018/34359 (K) sayılı kararına yönelik itirazın ise Küçükçekmece 2'nci Sulh Ceza Hakimliğinin 13/2/2019 gün ve 2019/401 Değişik İş sayılı kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmıştır.  Adli Tıp Kurumu  (ATK) Trafik İhtisas Dairesinin 18/12/2020 gün ve 11097 sayılı raporunda ise, dava dosyasında bulunan mevcut verilere göre kazanın, davalı sürücü beyanına göre davacı yayanın karşıdan karşıya geçişi sırasında mı, yoksa davalı sürücü idaresindeki aracın tanık beyanlarına göre banket içerisinde bulunan davacı yayaya çarpması neticesinde mi gerçekleştiği konusunda kesin bir kanıya varılamadığı, bu hususun takdirinin yargı makamına bırakıldığı; kazanın, davalı sürücü idaresindeki aracın banket alanı içerisinde bulunan davacı yayaya çarpması sonucu gerçekleştiğinin kabul edilmesi durumunda,  yönetimindeki minibüs ile seyri sırasında gereken dikkatini yola vermesi, seyrini taşıt trafiğine ayrılan seyir şeridi içerisinde sürdürmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmeyen, nizamlara aykırı bir şekilde banket içerisinde seyrini sürdürerek bu alan içerisinde bulunan davacı yayaya tedbirsizce çarpan davalı sürücü ...'in %100 oranında kusurlu, davacı yaya ...'ın ise kusursuz olduğu; kazanın, davalı sürücü idaresindeki aracın demir bariyerlerle bölünmüş yol üzerinden karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yayaya çarpması sonucu gerçekleştiğinin kabul edilmesi durumunda ise, yönetimindeki minibüs ile seyri sırasında demir bariyerlerle yayaların geçişinin engellendiği yolda, beklenmedik bir şekilde hareket alanına giren davalı yayaya çarpan davalı sürücü ...'in kusursuz olduğu; yaya geçişinin demir bariyerle engellendiği taşıt yoluna girerek kendi can güvenliğini tehlikeye düşüren, gerekli ve yeterli kontrolü yapmadan karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı sırada davalı sürücü idaresindeki minibüsün çarpmasına maruz kalan davacı yaya ...'ın ise %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Diğer yandan, davaya konu trafik kazası nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında ... kollukta, çalıştığı fabrikanın teras  katında dışarıya baktığı sırada ... - ... yolunda Başakşehir - Fatih Sultan Mehmet Köprüsü - Atatürk Havalimanı çıkışının olduğu yerden gelen fren sesi üzerine baktığında beyaz renkli minibüs cinsinden aracın emniyet şeridinde aniden durduğunu ve havaya siyah bir cismin fırladığını gördüğünü beyan etmiş olmakla birlikte, dava dilekçesinde müvekkili davacının olay yerine gelen görevlilere sıcağı sıcağına verdiği ilk beyanında \"çarpma noktasını hatırlamadığını\" söylediğini, kazayı gören birden fazla tanık bulunduğunu ileri sürerek tanık deliline dayanan davacı vekili, ilk derece mahkemesinin 20/12/2019 gün ve 2019/1016 sayılı duruşma hazırlık tutanağı ara kararında taraflara tüm delillerini açıkça ve hangi vakıaların delili olduğunu da belirterek vermelerinin istenmesine karşın, tanık listesi sunmamış; duruşmada dinlenen davacı ... ise, tır şoförünün tartıştığı servis şoförüne emniyet şeridinden sollama yaptığından ve davacıya çarptığından bahisle kızdığını, olaya ilişkin birebir görgüsünün olmadığını beyan etmiştir.  Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağına ekli tarafların ileri sürdüğü diğer kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı sürücü ...'in yönetimindeki ... plakalı otobüs cinsinden araçla davacı ...'a, yayalar için ayrılmış yerde çarptığı kanıtlanamamıştır. Bu itibarla ilk derece mahkemesince,  ATK Trafik İhtisas Kurulu Raporunun, kazanın davalı sürücünün idaresindeki aracın, demir bariyerlerle bölünmüş yol üzerinden karşıya geçmek isteyen davacı yayaya çarptığı kabul edilmesi durumu seçeneğine ilişkin kusur dağılımı dikkate alınarak, davalı sürücünün kazanın oluşumunda kusurlu olduğunun kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davacının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 6/3/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d5e5bbcca7bba32","SID":"cc397aa891167e85"}}