{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1485 <br>KARAR NO:2025/271<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/04/2021<br>NUMARASI:2018/405 Esas -  2021/226 Karar<br>DAVA:Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/03/2025<br>Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından ... sayılı gezinti tekneleri sigorta poliçesi ile sigorta edilen ...'ye ait, ... isimli özel tekne, 2.12.2016 günü dibe oturarak hasarlanmış, bu davaya konu hasara ilişkin yapılan ekspertiz incelemesi ile, ... tesislerinde ... pontonunda kıçtankara vaziyette bağlı iken, akşam saatlerinde 8 bofor ve saatte 20-22 m/sn hızında esen rüzgarında etkisi ile denizin kabarması ve dalga boylarının yükselmesi sonucu, teknenin baş-kıç salınımlarının artmış olabileceği, bu sırada arka kısımda bulunan mataforanın ve dinlencenin bağlı olduğu rıhtım birçok defa vurmak sureti ile kırılmış olduğu, kırılan fiberde oluşan delikten deniz suyu alarak bulunduğu yerde omurga ve karinası üzerine oturarak battığı tespit edilmiş,yapılan ekspertiz incelemesi sonucu, teknenin onarımının sigorta bedelinden yüksek olması sebebi ile teknenin tam ziya olarak değerlendirilmesine karar verilerek;... Sigorta bedeli 125.000 TL+ teknenin kurtarılma bedeli 24.000 TL = 149.000 TL olup elde edilen 28.000 TL sovtaj bedeli düşülerek bakiye 121.000 TL tazminat sigortalımıza 23.12.2016 tarihinde ... Bankası A.Ş.'den ödenmiş, Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 121.000-TL'nin tazminatın ödenme tarihînden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalılardan sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava ederek İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmıştır. <br>CEVAP:Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket nezdinde sigortalı bulunan teknenin batmış olduğu ... tesisinin, müvekkili şirket nezdindeki 01.06.2016 başlangıç ve 01.06.2017 bitiş tarihli ... nolu ... Sigortası Poliçesi (Marina İşletenleri Sorumluluk Sigortası Poliçesi) kapsamında sigorta teminatı altına alındığını, sözkonusu hasarlara ilişkin olarak tanzim edilen 09.01.2017 tarihli Ekspertiz Raporu'nda, 01.12.2016 tarihinde sigortalı yetkilileri tarafından ... bulunan tüm tekne sahiplerine gönderilen e-posta mesajı ile lodos fırtınası nedeniyle her zaman olduğu gibi marina persdoneli acil müdahale eylem planı kapsamında önlemleri alsa da tekne sorumlularının teknelerinin başında bulunmalarının tavsiye edildiğini, yaşanan battma hadisesinde marina yetkililerinin bir kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, nitekim davacı tarafından tanzim ettirilmiş olan 20.12.2016 tarihli ekspertiz raporunda da esasen ... işletmesi yetkilileri tarafından yapılan tüm müdahalelere karşı yine de teknenin batmasına engel olunamadığının açık şekilde ifade edildiğini ve ödenecek tazminatın rücu imkanı bulunmadığının belirtildiğini, ... İşletmecisi konumundaki sigortalı Davalının, meydana gelen hasar dolayısıyla herhangi bir sorumluluğu söz konusu olmadığından, müvekkili Sigorta Şirketinin de temin etmiş olduğu sigorta poliçesi nedeniyle ve mali mesuliyet teminatları kapsamında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, 24.000 TL tutarındaki tekne kurtarma bedelinin müvekkili sigortacıdan talep edilmesinin hukuken mümkün bulunmadığını, TTK'ntn 1472. maddesi uyarınca ancak gerçek zararın giderilmesinin dava edilebileceğini, ayrıca, davalı sigortalı ile müvekkili sigorta şirketi arasında akdedilmiş olan Poliçe teminatları kapsamına girmeyen söz konusu hasarlar sebebiyle müvekkili sigortacının sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule ilişkin olarak, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, olay günü 02.12.2016 tarihinde marinanın bulunduğu Kadıköy'de 21 m/sn'e yakın hızla esen... şiddetinde Fırtına meydana geldiğini, bu şiddette bir fırtınada müvekkili marinanın tüm önlemleri almış olmasına karşın hadisenin gerçekleşmesinden mesul tutulamayacağını, acil durumlar için müvekkilinin Acil Durum ...'nın mevcut olduğunu, olay günü öncesinde bütün tekne sahiplerine fırtına ikaz uyarısı gönderildiğini, ayrıca tekne malikinin kendisine de telefon ile bilgi verildiğini, 02.12.2016 günü saat 20.00 sularında marinada acil durum nedeniyle tüm önlemlerin alınmış olmasına rağmen, fırtına sebebiyle davaya konu teknenin su hattının yükseldiğini ve kıç mataforanın rıhtıma yaklaştığının görülmesi üzerine, su almaya başlayan tekneye marina yetkililerince toplam 3 pompa ile derhal müdahale edilerek yaklaşık 40 dakika boyunca kurtarılmaya çalışıldığını, ancak batmasına engel olunamadığını, o gün sadece davalıya ait teknenin battığını, olay gününe dek benzer başka bir olayın yaşanmamış olması ve davaya konu teknenin malikinin 2008 yılından beri teknesini marinaya emanet etmiş olmasının, müşterilerin verilen hizmetten duydukları memnuniyeti ve müvekkili marinanın profesyonelliği ve deneyimli personelle hizmet verdiğini ortaya koyduğunu, tarafların temin ettiği eksper raporlarında da müvekkili marinaya herhangi bir kusur atfedilmediğini ve rucü imkanı bulunmadığının tespit edildiğini, dava konusu talep içerisinde teknede meydana gelen hasar dışında, tekne kurtarma bedeli olarak 24.000,00 TL'lik bir tutarın da yer aldığını, gerçek zarar dışında olan bu tutar yönünden de davanın reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut uyuşmazlıkta denizin kabarması ve dalga boylarının yükselmesi sonucu, baş-kıç salınımları artan ... teknesinin arka kısmında bulunan mataforanın ve dinlencenin teknenin bağlı olduğu rıhtıma birçok defa vurmak suretiyle kırılmış olup,  davalının işlettiği marinadaki bir duvar, bağlama demiri, rıktım uzantısı vs gibi bir mütemmim cüz niteliğindeki parçanın değil 30 yaşındaki tekneye ait kırılan fiberde oluşan deliğin deniz suyu alarak, zarara neden olduğu görülmekle, davalının TBK 69.maddede tanımlandığı şekli ile nedensellik bağını içerecek şekilde sorumluluğu bulunmamaktadır. Her ne kadar  davacı sigorta kuruluşu tarafından ...'nın bu tip hava ve deniz etkilerinden korunacak şekilde inşa edilmediği iddia edilmiş isede,  02.12.2016 tarihinde ... tesislerinde ... pontonunda kıçtankara vaziyette bağlı iken olduğu yerde batan ... isimli özel tekne dışında başkaca zarar gören bir deniz aracı bulunduğuna dair bir delil veya tespit bulunmamaktadır. Davalı sigorta şirketince tanzim olunan poliçe, sorumluluk sigortası mahiyetinde olup, kural olarak sorumluluk sigortalarında sigortacı, sorumluluğunu sigortalamış bulunduğu ... tesisine karşı zarar gören bir üçüncü kişi veya sigortacısı tarafından tazminat talebinde bulunulması halinde, sigortalısının malvarlığını bu tazminat talebinden kaynaklanması mümkün olumsuz sonuçlara karşı 01.06.2016 -01.06.2017 vadeli ... nolu ... Sigortası Poliçesi (... İşletenleri Sorumluluk Sigortası Poliçesi) kapsamında koruduğu anlaşılmıştır. Tanzim olunan Poliçe ile davalının mesleki faaliyetini icra ederken doğabilecek zararlar yönünden kuvertür sağlamış olup, buna göre 1 nolu davalının davacıya karşı sorumluluğu bulunmadığı, böylece davalı sigortacısınında davacıya karşı tazminat sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla,  her iki davalı açısından açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine \" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı marina, hizmet sözleşmesi ve vedia akdi gereği ve TBK 69 gereği ağırlaştırılmış bir sorumluluk altında olduğunu, davalının kurtarma tedbirlerinin yetersiz kaldığını, davalının marinada meydana gelen zarardan TBK 49,50,51 maddeleri çerçevesinde sorumlu olduğunu, marinaların asli yükümlülüğünün zaten teknelerin fırtınadan korunması olduğunu, teknenin batışında asli görevi bu olan davalı marinaya hiçbir kusur izafe edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Avukatlık Asgari ücret tarifesi 13/4 bendindeki ilgili atıf gereği davanın tamamen reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İstinaf taleplerinin kabulüne,  hukuka ve hakkaniyete,  yargıtay içtihadlarına aykırı ilk derece mahkemesi  kararının  kaldırılmasına, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi 13/4 gereği, davanın kabulü taleplerinin reddedilmesi durumunda maktu vekalet ücretine hükmedilmesine, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, gezinti tekneleri  sigortası poliçesi uyarınca ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya kapsamına göre davacı sigorta şirketi nezdinde dava dışı sigortalı ... hakkında 30.06.2016-30.06.2017 tarihlerini kapsayacak şekilde tanzim edilen gezenti tekneleri  sigorta poliçesi ile \"...\" isimli teknenin sigorta kapsamına alındığı , davalı marina işletmecisi ile diğer davalı sigorta şirketi arasında 01.06.2016-01.06.2017 tarihlerini kapsayacak şekilde ... Sorumluluk Sigortası Poliçesi imzalandığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK)1472. maddesi uyarınca sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Sigorta poliçesi kapsamında olmasa dahi hasar ödemeleri nedeniyle sigortalının mesul olanlar hakkındaki dava hakkını veya alacağının sigorta şirketine devir ve temlik etmesi halinde sigorta şirketinin temlik alan sıfatıyla zarar sorumlularına karşı başvuruda bulunmasına yasal bir engel bulunmamaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 11/09/2017 tarihli 2016/7257 E 2017/4196 K sayılı kararı) Somut olayda davacı sigorta şirketi tarafından gezenti tekneleri sigorta poliçesi 20.12.2016 tarihli ekspertiz raporunda hasar bedeli 121.000 TL olarak belirlenmiş ise de  dosya kapsamında dava dışı sigortalıya yapılan ödemeye ve/veya temliknameye rastlanmamıştır. Davacının dava açma hakkının varlığının kabulü için tamamlanması gereken bu eksiklik tamamlanmadan  mahkemece işin esasına girilip karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Kabule göre de;Dava dışı sigortalı ... ile  davalı ... işletmecisi arasında 28.12.2015 tarihli marina yerine tekne bağlama konusunda yazılı sözleşme bulunduğu ihtilafsızdır.Taraflar arasındaki sözleşme, davalı marina işletmecisine belli bir ücret karşılığında teknenin muhafaza ve gözetimi yükümlülüğünü de getirmesi itibariyle hukuken Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)nın 561 vd. maddeleri hükümlerine tabi olan bir saklama sözleşmesi niteliğindedir. TBK’nın saklamaya ilişkin hükümlerine göre davalı marina işletmecisinin borcu, denetim ve kontrolü altında bulunan marinadaki tekneyi, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 18/2 maddesi gereğince basiretli bir tacir olarak muhafaza etmek, korumak, gözetim ve koruma görevini  kesintisiz yerine getirmek, sözleşme sonunda tekne sahibine iade etmektir. Marina işletmecisi , bu borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmezse TBK'nın 112 ve devamı hükümlerine göre de “kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe” meydana gelen zarardan sorumlu olacaktır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda denizin kabarması ve dalga boylarının yükselmesi sonucu, baş-kıç salınımları artan ... isimli teknenin arka kısmında bulunan mataforanın ve dinlencenin teknenin bağlı olduğu rıhtıma birçok defa vurmak suretiyle kırıldığı, 30 yaşındaki  teknenin kırılan fiberinde oluşan deliğin deniz suyu alarak zarara neden olduğu, 02.12.2016 tarihinde ... tesislerinde ... pontonunda kıçtankara vaziyette bağlı iken olduğu yerde batan ...  isimli özel tekne dışında başkaca zarar gören bir deniz aracı bulunduğuna dair tespit yapılmadığı belirtilmiştir.Somut olayda davalı marina işletmecisi tarafından  01.12.2016 tarihinde marinada bulunan tüm tekne sahiplerine gönderilen e-posta mesajı ile güncel meteorolojik tahminlerin 02.12.2016 günü 5 ila 7 şiddetinde lodos fırtınasına işaret ettiği belirtilerek olası müdahaleleri kolaylaştırmak açısından fırtına boyunca tekne sorumlularının teknelerinin başında bulunmaları bildirilmiş olup, 03.12.2016 tarihinde tutulan  tutanağa göre davalı marina işletmecisinin su alan tekneye müdahalede bulunduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafça dosya kapsamına sunulan eksper raporunda teknede meydana gelen zarar nedeniyle rücu imkanının bulunmadığı yazılı olmakla birlikte teknenin, arka kısmında bulunan mataforanın ve dinlencenin teknenin bağlı olduğu rıhtıma birçok defa vurmak suretiyle kırılması sonucu kırılan fiberde oluşan deliğin deniz suyu alarak hasara neden olduğu açık olup, davaya konu tekne dışında başkaca zarar gören bir deniz aracı bulunmadığı tespiti tek başına davalı marina işletmecisinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Buna göre  davacı vekilinin hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığı gözetildiğinde yukarıda belirtilen düzenlemeler ışığında davalı marina işletmecisi tarafından yeterli tedbirin alınıp alınmadığı konusunda alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken  mahkemece  eksik incelemeyle karar verilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre  sair istinaf sebebinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 06/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"021ba3c5709430ef","SID":"2735dd53542df738"}}