{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1266 Esas  - 2025/308 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1266 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/308<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t    ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/39 Esas  2022/24 Karar\t\t<br><br>DAVA\t: Ticari Şirkete Kayyım Atanması<br>DAVA TARİHİ\t: 29/11/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 21/03/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki kayyım atanması  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin dava dışı ... Yapı A.Ş.'nin küçük ortağı olduğunu, şirketin amacına ulaşamadığını, şirketçe kendisine bilgi ve belge verilmediğini, şirketin genel kurulunun da yapılamadığını, şirketin idaresinin davalı ...'te olduğunu, şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki edimlerini yerine getirmediğini, çeklerin karşılıksız çıktığını, ortakların kar payı alamadıklarını, müvekkilinin satın aldığı dükkanların kendisine teslim edilmediğini iddia ederek davalının şirket müdürlüğü görevinin kaldırılmasına, kayyım atanmasına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle;  ... Yapı A.Ş.'de müvekkili ...'ün %87, davacı ...'ün ise %13 paya sahip olduğunu, yönetimin iki kişiden oluştuğunu, davacının yönetim kurulu toplantılarına katılmadığından genel kurul çağrısı yapılamadığını, genel kurul çağrısı ihtarla talep edilmesine rağmen davacının toplantıya gelmediğinden karar alınamadığını, yönetim kurulu üyeliği görevlerini yerine getirmeyenin davacı olduğunu, şirketin zarar ettiği iddiasının doğru olmadığını, bankadan kullanılan kredilerle ilgili ipoteklerin kaldırılması sonrasında tapu devirlerinin yapılacağını, tapu devirleri yapılamadığından şirketin faiz yükünün artması nedeniyle kar dağıtımı yapılamadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; toplanan delillere göre davacı vekili tarafından açılan dava ile şirketin ortak yöneticisi olan davalının haklı sebebe dayalı olarak müdürlük görevinden azlini talep etmişse de davacı davalı şirket müdürü ortağın azli için haklı sebeplerin oluştuğunu ispat edemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kök ve ek raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, mahkemece bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen bilirkişilerin yerinde inceleme yapmadan rapor düzenlediklerini, şirketin 2017, 2018 ve 2019 yıllarında öz kaynakları eksilmiş olduğundan haklı nedenle azil koşullarının gerçekleştiğini, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, delillerin toplanmadığını, hatalı değerlendirme yapıldığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; anonim şirket yönetim kurulu üyesinin görevinden azli ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.  <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTicaret sicil kayıtları, taraflar arasındaki yazışmalar, kat karşılığı inşaat sözleşmesi, tapu kayıtları, hesap ekstreleri, banka dekontları ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tDavacı ile davalının dava dışı ... Yapı AŞ'nin ortakları ve davalının aynı zamanda 13/03/2026 tarihine kadar şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu sabit olup, uyuşmazlık anonim şirket yönetim kurulu üyesi olan davalının azlinin dava yoluyla talep edilip edilemeyeceğine ilişkindir. <br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun \"Görevden Alma\" başlıklı 364.maddesinde; \"(1) yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Yönetim kurulu üyesi olan tüzel kişi, kendi adına tescil edilmiş bulunan kişiyi her an değiştirebilir\", hükmü  düzenlenmiştir.<br>\tAynı Yasa'nın \"Görev ve Yetkileri\" başlıklı 408.maddesinde; \"(1) Genel kurul, kanunda ve esas sözleşmede açıkça öngörülmüş bulunan hâllerde karar alır. (2) Çeşitli hükümlerde öngörülmüş bulunan devredilemez görevler ve yetkiler saklı kalmak üzere, genel kurula ait aşağıdaki görevler ve yetkiler devredilemez: <br>\ta) Esas sözleşmenin değiştirilmesi.<br>\tb) Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları.<br>\tc) (Değişik: 26/6/2012-6335/22 md.) Kanunda öngörülen istisnalar dışında denetçinin seçimi ile görevden alınması.<br>\td) Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması.<br>\te) Kanunda öngörülen istisnalar dışında şirketin feshi.<br>\tf) Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı.<br>\t(3) Tek pay sahipli anonim şirketlerde bu pay sahibi genel kurulun tüm yetkilerine sahiptir. Tek pay sahibinin genel kurul sıfatıyla alacağı kararların geçerlilik kazanabilmeleri için yazılı olmaları şarttır.\" düzenlemesi mevcuttur. <br>\tBuna göre anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ister seçimle gelmiş ister ise esas sözleşmeyle atanmış olsunlar, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Yani, TTK, görevden alma yetkisini şirketin genel kuruluna vermiştir. Genel kurulu oluşturan ise pay sahipliğidir. Bu itibarla, pay sahipleri genel kurul olarak toplanır ve oy çoğunluğu ile yönetim kurulu üyelerini görevden alabilirler. TTK'nun 364 ve 408.maddeleri gereği anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerini azletme yetkisi genel kurulun münhasır yetki alanına girmektedir. Bu durumun tek istisnası TTK 334/2.maddesi hükmüdür. Gerçekten TTK'nun 334.maddesinde pay sahibi olan devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerinden birine esas sözleşmede öngörülecek bir hükümle işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin yönetim kurullarında temsilci bulundurma hakkının verilebileceği düzenlenmiştir. TTK'nun 334/2.maddesinde ise \"Birinci fıkrada yazılı şirketlerde pay sahibi olan kamu tüzel kişilerin yönetim kurulundaki temsilcileri, ancak bunlar tarafından görevden alınabilir\",  hükmü ile bu ortaklıklarda kamu tüzel kişisi tarafından atanan yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararı olmaksızın görevden alınabileceği düzenlenmiştir. <br>\tTTK'nun 334/2.maddesi haricinde TTK'da anonim şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırılması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hüküm bulunmamaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/01/2019 tarih 2017/3136 Esas 2019/338 Karar;   24/02/2015 tarih ve 2014/4548 Esas 2015/2472 Karar;   04/06/2014 tarih ve 2014/4084 Esas 2014/10525 Karar;   07/06/2017 tarih 2016/1427 Esas 2017/3461 Karar sayılı emsal ilamları). <br>\tSomut olayda, davacı yanca davalı dışı ... Yapı AŞ yönetim kurulu üyesi olan davalının görevden azli istemiyle eldeki dava açılmış olup, mahkemece anonim şirketlerde uygulanma yeri bulunmayan TTK'nun 630.maddesi kapsamında değerlendirme yapılarak azil için haklı sebeplerin oluştuğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin azil yetkisinin TTK'nun 364 ve 408.maddeleri gereği münhasıran genel kurula hasredildiği, şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerini sınırlandırması amacıyla mahkemeye başvuru hakkını tanıyan bir hüküm bulunmadığı gözetilerek bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı  vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2022  tarih ve  2020/39 Esas  2022/24 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince gerekçe yönünden KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davanın  REDDİNE,<br>\t2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 44,40 TL başvuru harcı ile 80,70 TL maktu karar ve ilam harcı toplamı 125,10  TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>\t4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinafa gelen tarafın sıfatına göre ve aleyhe hüküm verme yasağı gözetilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödemesine, <br>\t6-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tC)1-İstinafa başvuran davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine,<br>\t2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın kaldırılma gerekçesi gözetilerek üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2025<br><br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                            Üye - ...                 Zabıt Katibi -...<br>...              ...       ...                 ...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d528cff5f27cfb7b","SID":"4a46e65a9e4ec07e"}}