{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/1067 Esas<br>KARAR NO:2025/407<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/03/2023<br>NUMARASI:2021/231 Esas, 2023/63 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin tespiti, Meni, Refi, Unvan Terkini, Tazminat<br>KARAR TARİHİ:18/03/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinden .... Şti.’nin başta sağlık turizmi, gayrimenkul ticareti ve eğitim alanları olmak üzere ticari faaliyetler yürüttüğünü, davacı... ile davalı ... arasında 10.03.2020 tarihinde İş Birliği Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davalı yanın davacı ...'e müşteri bulmayı, konferans ve eğitim vermeyi ve organize etmeyi, ...'in gayrimenkul, sağlık turizmi ve eğitim departmanlarını yönetmeyi üstlendiğini, davacı ...’in faaliyet gösterdiği alanlarda hiçbir  surette faaliyet göstermemeyi taahhüt ettiğini, ayrıca mezkur sözleşmenin lisans maddesi ile .. Şti.'nin (Yeni Unvan:... Şti.) ticari unvan ve marka haklarının kullanımını münhasır olarak müvekkili ...'e devrettiğini, davacı ...'in sahibi ...’un ... şirketini satın-devir aldığını, sonrasında davalı ...'ın davalı şirketi kurarak devrettiği ... gibi hareket etmeye ve ticari faaliyette bulunmaya başladığını, devretmiş olduğu firmanın müşteri çevresinden faydalanmak amacıyla bunu yaptığını, davalı yana sözleşmedeki rekabet hükümlerine uyması gerektiğine, zarar ve cezai şartları ödemesine dair ihtarda bulunulduğunu, ihtarnameye rağmen davalının eylemlerini sonlandırmadığını, davalı yan hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı müvekkilinin \"...\" ibareli ... numaralı markanın tescilini aldığını, davalı yana ait...,... ve ... uzantılı Facebook sayfaları incelendiğinde davalının müvekkiline ait markayı birebir kullandığının görüldüğünü, davalının müvekkili müşterilerine \"...\" şeklinde açıklamalar yaptığını, devredilen firmanın eski yetkilisi olması nedeniyle müvekkili müşterilerinin de davalıya inandığını, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/155 Değişik İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile davalıların müvekkiline ait dava konusu markayı aynen kullandığının tespit edildiğini, davalı eylemlerinin marka tecavüzü ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini iddia ederek, davalı unvanından müvekkilinin marka ve ticari unvan haklarına tecavüz ve kötü niyetli tescil nedeniyle unvan terkinini, sözleşmeye aykırılık nedeniyle sözleşmenin 3.6 ve 3.7 maddesindeki 50.000,00 USD şeklindeki ceza-i şart uyarınca, kısmi alacak davası hükümlerine tabi olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin, tespit tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan tahsili ile müvekkillerinden ... İnşaatçılık'a verilmesini, davalıların mezkur eylemlerinin müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, men ve ref'i ile 100.000,000 TL manevi tazminatın, tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini ve hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...’ın hissedarı ve yetkilisi olduğu diğer müvekkili ...Şti.’nin kuruluş tarihinin 11.02.2021 olduğunu, sadece bu hususun bile tek başına huzurdaki davanın reddi yönünde karar için mutlak bir olgu olduğunu, SMK m.6/6 uyarınca bir şekilde tescil edilmiş marka yönünden hükümsüzlük davası açılarak sicilden terk ettirildiğini, davacıların bu hakkın önüne geçmek maksadıyla işbu davayı huzura getirdiklerini, davacının Türkiye’deki tescil boşluğundan kötü niyetli olarak faydalanıp müvekkilinin markasının iltibasa yol açacak şekilde kopyalayarak haksız menfaat temin ettiğini ve müvekkilinin Türkiye’deki faaliyetlerine ket vurmak üzere tescil gerçekleştirdiğini, davacıların müvekkilinin markasını tanımadığını iddia edemeyeceklerini, keza aralarında hizmet ilişkisinin olduğunu, müvekkili ..’ın hissedarı ve yetkilisi olduğu 22.03.2005 tarihinde kurulan ... ticaret unvanıyla ve bu unvanını da kurulduğundan bu yana koruduğu şirket ile faaliyetini sürdürmekte olduğunu, müvekkili ...’ın Türkiye’de turizm ve gayrimenkul alanında faaliyette bulunmak üzere ... Şti.’yi kurduğunu, davacı şirket yetkilisi ...’un ilişkili olduğu şirketlere hizmet verdiğini, yetkilisi ve hissedarı olduğu firmayı Bakırköy ... Noterliğinin 07.01.2021 tarih ve ...yevmiye numaralı devir sözleşmesiyle davacı şirketler yetkilisi ...’a devrettiğini, 10.03.2021 tarihli “iş birliği” adı altında davacılardan ... ve davalı müvekkil arasındaki sözleşmenin nazara alınmayacağını, zira davalının Türkçe bilmediğini, Türkçe bilmeyen birine imzalattırılan sözleşmenin kabul edilemeyeceğini, davalı ...’ın kendi uzman olduğu iş geliştirme, eğitim ve danışmanlık iş kolunda Türkiye’de faaliyet göstermek amacıyla 11.02.2021 tarihinde müvekkili davalı şirketi kurduğunu, davacının ... unvanlı şirketin unvanını 27.05.2021 tarihinde davalı şirket ismiyle neredeyse aynı isim olarak değiştirdiğini, davalı müvekkillerinin dava konusu markayı ilk kullanan ve bu marka altında hizmet veren gerçek hak sahibi olduğunu, bu marka ile aynı isme sahip ...'nda davalının yetkilisi ve hissedarı olduğu şirketin mevcut olduğunu, davalının sadece ... ismini değil tescil edilen logoyu da yıllardır kullandığını, davacıların logoyu ve alt metnini bile değiştirmeden müvekkillerinin hak sahibi olduğu markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini savunarak,  davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:\"....Dosya kapsamı deliller, bilirkişi rapor ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı ... Şirketi ile davalı gerçek kişi arasında 10/03/2020 tarihinde \"İşbirliği Sözleşmesi\" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmeyle davalının davacı ... Şirketi adına yerli veya yabancı müşteri olarak uzman olduğu alanlarda müşterilere İstanbul'da eğitim/konferans vermesinin öngörüldüğü, sözleşmenin 3.6 maddesinde sözleşme süresince davalının davacı şirketin bağlantılı olduğu sahalarda diğer başkaca işlerde faaliyet göstermemesinin şart koşulduğu, aksi halde 50.000,00 USD ceza-i şart bedelinin ödemesinin hüküm altına alındığı, yine bu sözleşme maddesinde \"...\" ibaresi de şirketinin davalıya ait olduğunun kabul edilerek bu ibare altında da faaliyet göstermemesinin şart koşulduğu, sözleşme süresinin iki yıl olarak ön görüldüğü anlaşılmıştır. Gerek Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/155 D.iş dosyasında alınan  gerekse mahkememiz dosyasında yapılan tespit ile alınan raporlara göre davalı gerçek kişinin sözleşme devam ederken sözleşmede kararlaştırılanın aksine aynı alanda ve \"...\" ibaresi altında faaliyette bulunarak sözleşmenin 3.6 maddesine aykırı hareket ettiği, bu haliyle davacı yararına rekabet nedeniyle ceza-i şart koşullarının gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılarak davacı ... Şirketi'nin ceza-i şart bedeline yönelik talebinin kabulü gerekmiştir. Her ne kadar bu talep yönünden mahkememiz görevli değil ise de, talepler arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan uzmanlık mahkemesi statüsüyle yargılama birlikte yürütülerek bu talep yönünden dava tefrik edilmemiştir. Davacıların marka haklarına tecavüze ilişkin talepleri yönünden yapılan değerlendirmede;  davacı ... adına ... kod numaralı “...” markasının  tescilli olduğu,  marka tescil başvurusunun 12/03/2021 tarihinde yapıldığı, davalı gerçek kişi tarafından ... unvanlı şirketin marka tescil  başvurusundan önce ticaret sicil kayıtlarına göre  11/02/2021 tarihinde kurulduğu, davacı ...Şti.  önceki unvanının ... Şirketi iken 13/01/2021 tarihinde davalı gerçek kişi ... tarafından paylarının ...'a  devredildiği, devirden sonra 27/05/2021 tarihinde  şirket unvanının değiştirilerek ... şeklinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Gerek davalı tarafça dosyaya sunulan görseller ve yurt dışı tescillerine göre davalı ...davacı ... adına  ... kod numaralı “...” markası tescil başvuru tarihinden önceki sahibi olduğu gibi, özellikle bu hususun taraflar arasındaki sözleşmenin 3.6 maddesinde bu ibare üzerinde davalı ...  hak sahibi olduğunun davacı tarafça da  kabul edildiği anlaşılmakla, davacı tescilinin kötü niyetli olması ve davalının gerçek hak sahibi olması karşısında davacıların marka haklarına tecavüz ve buna bağlı olarak haksız rekabet ile tazminata ilişkin talepleri yönünden davanın reddi gerekmiştir. Davacıların davalı şirketin unvanının terkinine ilişkin talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacı tarafça  marka tescil başvurusu 12/03/2021 tarihinde yapıldığı gibi, davalı gerçek kişi tarafından ... unvanlı şirketin marka tescil  başvurusundan önce ticaret sicil kayıtlarına göre  11/02/2021 tarihinde kurulduğu, davacı ...Şti.  önceki unvanının ... Şirketi iken 13/01/2021 tarihinde davalı gerçek kişi ...aylarının ...'a  devredildiği, devirden sonra 27/05/2021 tarihinde  şirket unvanının değiştirilerek ... şeklinde tescil edildiği anlaşılmakla, davalı ticaret unvanı tescilinin davacılardan önce olduğu gibi,  davacı ...'nin önceki unvanı ... Şirketi olmakla, ticaret unvanları arasında iltibas söz konusu olmadığından, bu talep yönünden de davanın reddi gerekmiştir. Davacı ... Şirketi ile, davalı ... arasındaki sözleşmede davalının bu ibareleri kullanmaması kararlaştırılmış ise de, sözleşme süre itibariyle sona erdiği gibi, sözleşmeye aykırılığın yaptırımı tazminat olarak öngörüldüğünden sözleşme aykırılık nedeniyle de unvan terkini koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla;1-Davacıların davasının KISMEN KABULÜNE, sözleşmeye aykırılık nedeniyle 10.000,00 TL tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı ... Şirketine verilmesine, fazlaya dair talepler yönünden davanın REDDİNE, \" şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMLERİ:Davacılar vekili istinaf isteminde özetle;Marka hakkına tecavüz açısından istinaf nedenleri;  davalının marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğuna ilişkin gerekçenin yerinde olmadığını, Davalı tarafça dosyaya  cevap dilekçesinin ekinde toplam 5 sayfa evrak sunulduğunu,  4 sayfası Arapça, 1 sayfası ise çeviri olduğunu, çeviri evrakın Ürdün Haşimi Krallığı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Şirketler Kontrol Dairesi başlıklı bir sertifika olup hukuken geçerliliği olmadığı gibi evrak içeriğinde de dava konusu ile ilgili olan bir ibare bulunmadığını, sunulan mütalaa içerisinde iki adet Facebook paylaşımına yer verildiğini, Bu paylaşımlar ile üstün hak ispatlanmaya çalışıldığını, süresi içerisinde dosyaya ibraz edilmeyen deliller davanın ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğunu, bu husus saklı olmakla birlikte söz konusu görsellerin markanın davalı tarafça kullanıldığını ispat etmediğini, çünkü bu paylaşımların davalının \"alıntıladığı\" paylaşımlar olup başka bir hesaba ait paylaşımlar olduğunu,  markanın davalı şahıs tarafından kullanıldığı kabul edilse bile markasal ve bilinir düzeyde kullanıldığına dair dosyada tek bir emare bulunmadığını, Mahkemece davalının yurt dışı tescilleri üstün hakka dayanak gösterilmişse de bu hususun Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu,  markanın ülkesel çapta korunduğu, üstün hakka dayanak olan kullanımların yerelden daha geniş bir çapta aralıksız ve yoğun bir şekilde olması gerektiği, yurt dışındaki kullanımların türkiye'de hiçbir hükmünün bulunmadığını,Üstün hak iddiasının ispatı için davalı yanca hiçbir delil sunulmadığını, raporda da bu hususun tespit edildiğini, Mahkemece sözleşmenin 3.6 maddesinde dava konusu marka üzerinde davalının hak sahibi olduğunun davacı tarafından kabul edildiği belirtilmişse de ilgili hükmün yanlış yorumlandığını, İlgili maddenin \"3.6. İşbu Sözleşme süresince ÇALIŞAN tüm iş gücünü sadece ...'e vermek zorunda olup, ...'in bağlantılı olduğu sahalarda veya başkaca işlerde faaliyet gösteremez. ÇALIŞAN, sözleşme süresince yetkilisi olduğu ... ŞİRKETİ ve ... ile yahut başka bir şirket ile ticari faaliyet gösteremez. ÇALIŞAN, ... ŞİRKETİ ve ... adına bahsedilen şirketin sözleşme süresinde ticari faaliyette bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder. Aksi takdirde ÇALIŞAN, ...'e 50.000,00 USD (ElliBin Amerikan Doları) cezai şartı ilk talepte nakden ve defaten ödeyeceğini, işbu bedelin fahiş olmadığını gayrikabili rücu olarak kabul ve taahhüt eder.\" şeklinde olduğunu, dava konusu markanın sahibinin davalı şahıs olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığını,Dava konusu markanın gerçek hak sahibi davalı şahıs değil davacı müvekkili reference eğitim şirketi olduğunu,Davalı ...'ın ŞAHSEN gerçek kişi olarak dava konusu markayı kullandığına dair dosyada tek bir delil olmadığını, Davalı ...'ın Türkiye'deki faaliyetlerine davacı şirket olan ... (Eski Unvan: ... Danışmanlık) şirketini kurarak başladığını, dava konusu markanın da söz konusu TÜZEL KİŞİLİK adı altında kullanıldığını,  şirketin de davalı ... tarafından marka hakları ile birlikte devredildiğini, markanın haklarının tüzel kişiliğe ait olduğunu, şirketin eski yetkilisi ve hissedarının şirketi devrettikten sonra şirkete ait markayı haksız olarak kullandığını,Müvekkili ... şirketinin dava konusu markanın lisansını davacı ...şirketinden 10.03.2020 tarihli sözleşme ile aldığını, sonrasında markanın aktif olarak Müvekkili ... tarafından kullanıldığını, Sonrasında dava konusu marka ... şirketi tarafından Türk Patent nezdinde tescil edildiğini ve aktif olarak kullanıma devam edildiğini, rapor doğrultusunda talebin kabulü gerektiğini,Unvan terkini yönünden ise; mahkemece davalı şahsın dava konusu marka üzerinde üstün hakkı olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davalı şahsın kötü niyeti de göz önüne alındığında davalı şahsın kurduğu şirketin tamamen Müvekkili Şirketin bir kopyası  olduğunu, 24.10.2022 tarihli bilirkişi raporunun 13. Sayfasında \"Huzurdaki davada davacı ... şirketi (eski unvan ...), davalı şirketin ticaret unvanının terkinini talep etmektedir. ... unvanlı şirketteki tek ortak olan davalı ..., tüm hissesini davacının tek ortağı olan ...’a devrederek şirket dışı kalmıştır. Bu durumda davacı ... şirketinin, 2019 tarihinde ticaret siciline kaydedilmiş olan... şirketinin unvan tescilindeki önceliğine dayanarak, halihazırdaki unvanı ile de iltibasa sebep olan, örtüşen iştigal konularında tescil edilmiş, aynı ... kodu ve meslek grubundaki davalı şirket unvanının silinmesi talebine ilişkin koşulların gerçekleştiği kanaati hasıl olmuştur.\" denmek sureti ile bu hususun tespit edildiğini,Tüm bunların yanında Yerel Mahkemece \"...\" ibaresi ile \"...\" ibaresinin iltibasa sebebiyet vermeyeceği değerlendirmesinin kabul edilemeyeceğini, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar vekili istinaf isteminde özetle; İş birliği adı altında müvekkili ... ile davacılardan ... arasında imzalandığı iddia edilen 10.03.2020 tarihli sözleşme geçerli olmadığını, müvekkilinin Türkçe bilmediğini, Ürdün Haşim Krallığı vatandaşı olduğunu, Türkçe sözleşmenin, müvekkil açısından hüküm ifade etmediğini,  sözleşme altındaki imzanın müvekkile ait olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte; bir an için bahsi geçen sözleşmenin müvekkili tarafından imzalandığı kabul edilse dahi Türkçe bilmeyen bir şahsa, Türkçe hazırlanmış bir sözleşmenin imza ettirilmesi, üstelik haricen Arapça dilinde bir sözleşmenin gösterilip bahsi geçen sözleşmenin birebir Türkçe'ye çevrilmiş hali olduğunun ifade edilmesi davacıların ne denli kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, Davalı müvekkilinin, iradesinin sakatlandığını fark eder etmez, İstanbul ... noterliği'nden keşide ettiği ... yevmiye nolu ve 25.05.2021 tarihli ihtarname ile kendisine hile ile imzalatılan sözleşme ile bağlı olmadığını karşı tarafa ihtar ve ihbar ettiğini, Davacıların, davalı ...'ın Türkçe bildiği yönündeki iddiaları da asılsız olduğunu, Sözleşmenin Lisans başlıklı 4. Maddesi ve rekabet yasağı ve ceza koşuluna ilişkin 3.6 - 3.7 maddeleri incelendiğinde; usulüne uygun bir lisans sözleşmesi akdedilmediği, rekabet yasağından ziyade davalının tüm ticari faaliyetlerini engelleyici bir düzenlemeye yer verildiğini, ahlaka, rekabeti koruma kanunu'na aykırılık teşkil etmesi nedeni ile batıl olduğunu, asli borcun ve dolayısıyla cezai şartın emredici hükümlere, kamu düzenine, kişilik haklarına, ahlaka aykırı olması durumunda veyahut iradeyi sakatlayan haller olması halinde asli borç geçersiz hale gelecek ve buna bağlı olarak cezai şart da geçersiz sayılacağını,Bir an için bahsi geçen iş birliği sözleşmesinin geçerli olduğu düşünülse bile davacı taraflar, sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğini,  müvekkilinin devir sözleşmesiyle hissesinin devrettiğini, ancak müvekkilinin hissesini vermiş olduğu hizmete karşılık gelen bedeli alamadığı gibi şirketin devir bedelini de muhammad masour’dan tahsil edemediğini, cezai şartın geçerliliğinin asıl borcun geçerliliğine BAĞLI olduğunu, mahkemece 10.000-TL maddi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davacının istinaf isteminin ise reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE:bDava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile manevi tazminat, ticaret unvanının terkini ve işbirliği sözleşmesine aykırılık iddiası ile cezai şart istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın cezai şart istemi yönünden kabulüne, diğer istemler yönünden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalılar vekili, istinafında davacının delil olarak dayandığı 10.03.2020 Tarihli \"işbirliği sözleşmesinin\" geçerli olmadığını, müvekkilinin Türkçe bilmediğini, Arapça bir sözleşme gösterilmiş olduğunu, imzanın davalıya ait olduğu ispatlansa dahi sözleşme Türkçe olduğu için geçerli olmayacağını ileri sürmüş olmakla öncelikle bu hususun incelenmesi gereklidir. İstanbul ...Noterliği'nin 25.05.2021 Tarihli ihtarname suretinde; 10.03.2020 Tarihli sözleşmedeki imzanın inkar edilmemiş ise de, Arapça sözleşmenin Türkçe'ye çevrildiği söylenerek farklı tanzim edildiği ve hile ile imzalatıldığı, sözleşmenin geçerli olmadığının ileri sürüldüğü görülmektedir. Dava dilekçesi ekinde iş birliği sözleşmesinin suretine göre ise; tarafların düzenlendiği 1.maddede ... (çalışan)'nin taraf olarak yer aldıkları, sözleşmenin sayfalarının alt kısmında ...ŞTİ'nin unvanın yer aldığı, son sayfada bu şirketin kaşesi ile ... şirketinin unvanı yer aldığı; ancak sözleşme sayfalarında şirket kaşe ve/veya isimleri üzerinde imza bulunmadığı,  davalı ...'in imzasının şirket kaşe ve unvanı dışında olduğu görülmektedir. Bu durumda, davalılar da aşamalarda sözleşmeye itirazda bulunmuş olmakla, sözleşmenin Türkçe veya Arapça asılları mevcut ise sunmaları için taraf vekillerine kesin süre verilerek sözleşmenin hem şirketi hem gerçek kişi davalıyı bağlayıp bağlamayacağının değerlendirilmesi gerekirken davalının itirazları değerlendirilmeksizin karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Kabule göre ise; davalı yan aşamalarda önceye dayalı üstün hak savunmasına bulunmuş, uzman mütaalasında \"...\" kullanıcı adlı facebook hesabına yer verilmiş ise de, mahkemece alınan raporda ilgili facebook hesabının mütaalaya yansıyan arşiv kaydı incelenmemiştir. Bununla birlikte; mahkemece \"gerek dosyaya sunulan görseller ve yurt dışı tescillerine göre davalı ...'ın davacının marka başvurusundan önce sahibi olduğu\"  gerekçesi ile davalının üstün hak sahibi olduğu kabul edilmiş ise de; cevap dilekçesi ekindeki delillerden sadece biri Türkçe'ye tercümeli olup mahkemenin kararında yer verilen belgelerin hangileri olduğu anlaşılamamıştır. İlk derece mahkemesinin kararında bu yönde istinaf denetimine elverişli bir gerekçeye yer verilmediğinden kararın bu yönden de kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle; öncelikle davacının dayandığı sözleşmenin aslının celp edilip değerlendirilerek davalının üstün hak savunması, davacının ise hak sahibinin davalı gerçek kişi değil, davalı gerçek kişinin devrettiği şirket olduğunu iddia etmesi, dosyadaki deliller de değerlendirilerek uzman mütaalası ile rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyeti raporu alınması gerekirken, tarafların itirazları giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş, taraf vekillerinin istinafının bu hususlarda kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacılar ve davalılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, - Kaldırma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/03/2023 tarih, 2021/231 Esas, 2023/63 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde taraflara iadesine,5-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama gideri olan 984TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 186TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.170TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olan 984TL istinaf yoluna başvurma harcının davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.18/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b6e5e5731bd5a3a","SID":"786c94f48bfff244"}}