{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/43 - Karar No:2025/322<br>                         T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/43 <br>KARAR NO\t: 2025/322\t <br>\t\t T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 20/10/2022<br>NUMARASI\t: 2018/693 E-2022/622 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 19.03.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19.03.2025\t<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan  alacak istemine ilişkin davada mahkemece  verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Taraflar arasında, davalının dava dışı Başbakanlık Toplu Konut İdaresinden ihale  ile aldığı İzmir İli Bornova ilçesi 200 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı ile ilgili elektrik ve mekanik tesisat işlerinin yapımı konusunda sözleşmeler akdedildiğini, müvekkilinin işi süresinde bitirip teslim etmesine rağmen davalının ekli listede yer alan alacaklarını ödemediğini, 12.06.2018 tarihinde keşide edilen ihtarname ile ödeme yapılmasının istenildiğini ve ihtarnamenin 19.06.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, müvekkilinin ekli cari hesap ve alacak dökümünden de anlaşılacağı gibi davalıdan 6.000.000,00 TL.’na  yakın alacaklı olduğunu, keza davalının sözleşme içeriğinde belirlenen ödemelerini süresinde yapmayarak geciktirdiğini ve bir kısım ödemeleri ise  hiç yapmadığını, bu sebeple ayrıca geç ödemeden kaynaklı müvekkilinin gecikme faizi alacağının da bulunduğunu, geç ödemeden ve ödememekten kaynaklı sair dava ve talep haklarının saklı olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacağın sözleşmede belirtilen ödeme tarihlerinden, aksi takdirde ihtarnamede belirtilen 23.06.2018 tarihinden itibaren ticari temerrüt avans faizi ile  birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\tDavalı vekili: Davacının alacak iddialarının soyut ve yersiz olduğunu, davacının sözleşme ile üstlendiği işi içine düştüğü ekonomik aciz nedeniyle durdurduğunu, tamamlayamadan da terk ettiğini, taraflar arasında müvekkilinin taahhüdünde devam etmekte olan T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi' ne ait, İzmir İli Bornova İlçesi 200 Yataklı Devlet Hastanesi  İnşaatı sözleşmesinde belirtilen, ayrıca aynı işe ait onaylı elektrik projelerinde gösterilen elektrik tesisat işlerinin Sağlık Bakanlığı ve TOKİ proje ve şartnamelerine göre, uygun olmak şartıyla tekniğe ve amacına uygun imalatlarının yapılması, işletmeye alınması ve TOKİ’ye  teslim edilmesi işi için 27.02.2015 tarihli sözleşme akdedildiğini,  03.03.2015 tarihinde iş yeri tutanaklı iş yeri tesliminin yapıldığını, sözleşmenin 3.7 maddesinde, taşeronun işi müteahhidin kusuru olmaksızın tamamlamadan bırakıp gittiği takdirde müteahhide 1.000.000,00 TL tazminat ödeyeceği, sözleşmenin 3.10 maddesinde işe başlama tarihinin 04.03.2015, bitiş tarihinin ise 25.12.2015 olacağının belirlendiğini, ayrıca gecikilen her gün için 2.000,00 TL tazminat ödeneceğini, sözleşmenin 5.1 maddesinde, ödemelerin idarenin sözleşmede belirttiği pursantaj değerine ve yapılacak hakedişlere göre ödeneceği, sözleşmenin 6.2 maddesinde taşeronun çalıştırdığı işçilerin tüm ücretlerini tam ve zamanında ödemesi gerektiği, ücretleri süresinde SGK birimine bildirerek gerekli prim ödemelerini süresinde yapılacağı, sözleşmenin işe devam etme mecburiyeti başlıklı 8.maddesinde ise; \"işin sözleşme süresi içinde bitmesine yetecek miktarda malzeme, işçi ve her türlü vesaiti taşeron iş başında bulundurmak mecburiyetindedir. Taşeron bu mükellefiyete riayet etmediği taktirde kendisine yazı ile yapılacak ihtarın tebliği tarihinde itibaren en geç 7 gün için bunların yeterli miktara çıkartmaya mecburdur. Şirket işin hızının 3.10 maddesinde tespit edilen sürelerde olmayacağı kanaatine vardığı takdirde programı geciktirmemek için işin bazı kısımlarını veya tamamını taşeron nam ve hesabına yapmak veya başkasına yaptırmak üzere müdahale hakkına sahiptir. \" şeklinde hükme bağlandığını, iş devam ederken davacı yanın, idarenin müvekkili şirkete tanıdığı program dahilinde verilen süreye riayet etmediğini, işi geciktirdiğini, işi geciktirdikten sonra da ekonomik acz  içine girmesi nedeniyle işi iyice yavaşlattığını, davacı şirketin kendi ödemelerini gerçekleştirememesi nedeniyle çok yüklü miktarlarda hacizlere maruz kaldığını,  üçüncü kişilerce müvekkili şirkete dahi çok sayıda 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilerek alacak talebinde bulunulduğunu, işin gecikmesinin devamı üzerine müvekkili şirketin, 05.05.2016 tarihli, 1872 yevmiye numaralı ihtarnameyi keşide ederek verilen programın yetişmediği,  idarenin programının aksadığı, derhal bu durumun düzeltilmesi gerektiği aksi takdirde sözleşmenin 8. maddesine göre işlem tesis edileceğinin (nam ve hesabına yapmak veya başkalarına yaptırmak) ihtar edildiğini, davacının keşide edilen ihtarnameye rağmen işi devam ettiremediğini, ekonomik acz içinden çıkamaması nedeniyle kısa süre içinde de işi durdurduğunu, bu durum üzerine, müvekkilinin  daha fazla maddi zarara uğramamak bakımından sözleşmenin 8.maddesinde kendisine tanınan hak doğrultusunda işi davacının nam ve hesabına başkalarına yaptırdığını, davacı nam ve hesabına yaptırılan işlerin tamamında sözleşme ve fatura mevcut olduğunu, davacının içinde bulunduğu ekonomik acz  nedeniyle işi devam ettiremediği gibi müvekkili şirket tarafından avans mahiyetinde yapılan ödemeler nedeniyle müvekkilinin alacaklı olduğunu, davacının alacaklı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının içinde bulunduğu ekonomik acz  nedeniyle işi devam ettiremediğini beyan etmesi üzerine, ihaleli iş kapsamında işin yetişmesi gerekliliği nedeniyle iyiniyetle, davacının hak kazandığı hakediş ve bunlara dayanak faturaların bedeli haricinde müvekkili şirketçe 3.000.000,00 TL üzerinde avans mahiyetinde ödeme yapıldığını, öte yandan davacının, müvekkili şirketle akdettiği sözleşme kapsamında, çalıştırdığı işçilerin maaş ve SGK prim ödemelerini tam ve zamanında yapmayı taahhüt etmesine rağmen bu ödemeleri de zamanında yapmadığını, davacı nam ve hesabına bu ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığını, davacının alacak iddiasının haksız kazanç sağlamak amacına yönelik olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince: Davanın  eser sözleşmesine dayalı açılan alacak istemi olduğu, taraflar arasında 27/02/2015 tarihli sözleşmenin imzalanarak İzmir Bornova 200 Yataklı Hastane elektrik ve mekanik tesisat işlerinin yapım işinin davacı alt taşerona davalı yüklenici tarafından verildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının sözleşme konusu işi terk edip terk etmediği, davalı tarafça sahaya alınıp alınmadığı, taraflar arasında götürü usule dayalı yapılan sözleşmede işin tamamlanma oranlarının ne olduğu, bu oranlara göre davacının bakiye alacağı bulunup bulunmadığı, davalı tarafından fazla ödeme yapılıp yapılmadığı hususlarında toplandığı, taraf delilleri toplanıp, sözleşmeler ile dava dışı TOKİ'ye ait kayıt ve belgeler incelenerek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği,  birinci bilirkişi kurulu tarafından 07/08/2019 tarihli rapor ve 23.01.2020 tarihli ek raporun düzenlendiği, taraf vekillerinin bilirkişi raporuna yönelik beyan ve itirazları ile ek rapordan sonra dosyaya kazandırılan belgeler ve yazışmalar dikkate alınarak yeniden aynı bilirkişi kurulundan ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, birinci bilirkişiler kurulunun 09/06/2021 tarihli ikinci ek raporunda özetle; davacının işçilerini işten çıkardığı 2016 Ağustos sonunda işten el çektiği ve bu tarihe kadar imalata devam edildiği kabul edilmesi halinde, davalının 25.08.2016 tarihinden sonra idare ile tanzim ettiği ilk hakedişin incelenmesi gerekeceği ve bu hakedişin sunulması halinde hesaplamaların yapılabileceğinin bildirildiği, bilirkişiler tarafından talep edilen belgelerin dosyaya kazandırılmasından sonra düzenlenen 20/01/2022 tarihli bilirkişi üçüncü ek raporunda özetle; tekrar yapılan inceleme ve hesaplamalar neticesinde  davacının üstlendiği işte  25.08.2016  tarihinde işi bıraktığı kanaatine varıldığı ve bu tarihe kadar yaptığı işlerin hesabı tekrar sunulan belgeler kapsamında incelendiğinde davacının bakiye alacağının  4.338.070,94 TL olarak hesaplandığı, taraf vekillerinin bilirkişi rapor ve ek raporları arasında oluşan çelişkilere itiraz ederek bir başka heyetten rapor alınmasını talep etmesi dikkate alınarak bir başka bilirkişiler kurulundan rapor alınmasına karar verildiği, yeminli mali müşavir, makine mühendisi, elektrik elektronik mühendisi, Borçlar Hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulundan 29/07/2022 tarihli  raporun alındığı, ikinci bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda kapsamlı incelemeler yapıldığı, ticari defter ve kayıtların incelendiği, sözleşme hükümlerine göre iddia ve savunmaların değerlendirildiği, raporun denetime açık ve gerekçeli düzenlendiğinin tespit edilerek 29/07/2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, tüm dosya kapsamı ve deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; davalı ile TOKİ idaresi arasındaki İzmir İli, Bornova İlçesi, 200 Yataklı Devlet Hastanesi yapımına ilişkin eser sözleşmesi kapsamında; taraflar arasında 27/02/2015 tarihli elektrik işlerine ve mekanik tesisat işlerine yönelik taşeronluk sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin götürü bedel anahtar teslim esasına uyduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları kapsamına göre davacının davalıdan alacaklı olmayıp bilakis aksine borçlu olduğunun bilirkişiler tarafından tespit edildiği, davacının iş yerinde imalat yapmayı sonlandırdığı tarihin ... Müşavirlik Firmasınca düzenlenen onaylı tutanağa göre 23/06/2016 tarihi olduğu, davacı tarafın tüm işi kendisinin yaptığına ilişkin iddialarının bilirkişi raporu kapsamına göre ispatlanamadığı, davacının davalı yüklenimindeki yapım işinde şantiye sahasını 23/06/2016 tarihinde terk ettiğinin anlaşılmasına göre 20/06/2016 tarihine kadar yapılan işlere yönelik taraflar arasında düzenlenen aynı tarihli 11 nolu hakediş raporu kapsamına göre davacının yaptığı toplam iş tutarının 10.033.259,61 TL olduğu, zira bu hakediş raporunda davacının onayının olup, ihtirazi kaydının olmadığı, davalı tarafından davacı işlerine yapılan ödemeler dikkate alındığında davacının talep edebileceği alacak tutarının bilirkişilerce 262.304,11 TL olarak hesaplandığı, bu durumda 11 nolu ihtirazi kayıt bulunmayan hakediş raporundan tevkifatlı KDV ve stopaj kesintilerinden sonra davacının 262.304,11 TL alacağının kaldığı, ancak somut olayda kesin kabulün 15/04/2019 tarihinde yapılıp, dava tarihinin 04/10/2018 olması ve bakiye alacak tutarının teminat kesintisi tutarından az olması dikkate alındığında dava tarihi itibariyle davacının alacak hakkının oluşmadığı açıkça anlaşıldığından davacının alacak hakkının 15/04/2019 tarihinde kesin kabul ve kesin hesap onayından sonra doğduğu kanaatine varıldığından yerinde görülmeyen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece yetersiz gerekçe ile  dosyaya sunulu deliller  ve belgeler  değerlendirilmeden önceki tüm raporlar ile çelişkili tek taraflı hatalı ve eksik bilirkişi raporu gerekçe yapılarak karar verildiğini, öncelikle dosyada alınan son bilirkişi raporunun önceki müvekkilinin alacaklı olduğunu gösteren tüm raporlar ile çelişkili olup raporlar arasındaki açık ve aşırı çelişki giderilmeden karar verildiğini, sözleşme süresinin uzatıldığının son bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında dikkate alınmadığını, bilirkişilerin raporlarında her ne kadar sözleşme teslim tarihini 25.12.2015 olarak kabul etmiş olsalar da 25.12.2015 tarihli ve davalı yanca imzalı belge gereği sözleşmenin bitim tarihinin 30.09.2016 olarak yeniden düzenlendiğini, ilgili belgenin dava dilekçesi ekinde yer almakla bu belgenin dahi incelenmediğini, davalı tarafça müvekkili şirketin Haziran 2016'da işi terkettiğinin iddia edildiğini, fakat herhangi bir delille ispatlanmadığını, sadece  davalı tarafça düzenlenmiş fatura ve 23.06.2016 tarihli müvekkilinin imzasını taşımayan adi yazılı tutanağa dayanarak müvekkilinin işi teslim etmediğinin ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin sahayı terk ettiği hususu ispatlanamadığı gibi, terk olsa bile tamamlanan, eksik ve hatalı olan imalat seviyesinin tespiti yapılmamış olup, sadece davalı elemanlarının düzenlediği müvekkili şirketin onay ve imzasını taşımayan her zaman düzenlenebilecek anlamsız bir  tutanağın dikkate alındığını, müvekkilinin fatura kesmemiş olmasının da, imalatın yapılmamış olacağı anlamına gelmeyeceğini, rakamın büyüklüğü dikkate alındığında zaten ödeme yapmayan ve bu sebeple müvekkilini bile bile ekonomik krize sokan davalıya birde müvekkilinin KDV ve vergi ödemesi sonucu doğuracak fatura düzenlemenin de bir anlamı bulunmadığını, aslında  sözleşme şartları doğrultusunda işin yapılmış olup olmadığı, toplam hakediş, müvekkiline ödenen, davalının müvekkili hesabına yaptığı işler, keşif artışı, teminat,  KDV kesintileri, davalının sözleşme gereğince yapması gereken ödemeleri geciktirmesinin  bir bütün olarak incelenmesi ve müvekkilin davalı nezdinde kalan alacağının tespiti gerektiğini, ancak bilirkişiler ve mahkemenin yalnızca davalı tarafından sunulan belgelere itibar ettiğini, dosyaya sundukları tüm belge ve evraklar incelenmediği gibi müvekkili defterlerinde 27.07.2016 ve 08.09.2016 tarihli 4 adet davalı tarafından SGK prim ödemelerine dair kaydı da görmezden geldiklerini, karara dayanak raporda bilirkişi kurulunun, 25.04.2019 tarihinde sundukları dilekçe ve eklerini hiç incelemeye almadıklarını, bu belgelerde açıkça 3.kişilerle yapılan sözleşmeler akabinde davalı ve 3.kişilerin de taraf olduğu protokoller düzenlenerek davalı tarafından müvekkiline çekler verildiğini, bu 3.kişilerden alınan mal, hizmet karşılığı faturalar incelendiğinde ise 13.12.2016 tarihinde dahi müvekkillerine irsaliyeli faturalar kesildiğinin görüleceğini, ancak bu sözleşme, protokol ve faturaların hiçbirinin incelenmediğini, müvekkilinin SGK kayıtlarına göre  25.08.2016 tarihine kadar işçilik primini ödediği, dolayısıyla bu tarihe kadar sahada çalıştığı belirtilmiş  ise de dosyada mevcut 12.12.2016 sevk ve 13.12.2016 düzenleme tarihli 4.003,74 TL bedelli faturanın müvekkilinin 12.12.2016 tarihinde halen sözleşme gereğini ifa etmekte olduğunu kanıtladığını, davalı vekilinin dilekçesi ekinde sunduğu müvekkilinin ... Jen. San. A.Ş. ile imzaladığı 30.07.2016 tarihli “Teslim Tesellüm Tutanağı”nda, ... A.Ş.'nin davacı ....A.Ş. ile 24.06.2016 tarihinde imzalanan protokol gereği, 3 adet jeneratörün teslim edildiğinin belirtildiğini, ekindeki 24.06.2016 tarihli “Protokol” de ise jeneratör bedeli karşılığı 4 adet (243.134,00x 4 adet) çekin ... tarafından ciro edilerek, ... A.Ş.‘ne verileceğinin belirtildiğini, tutanağın davalı yanca da imzalandığını, dikkat edileceği üzere davalı vekilinin bir yandan davacının sahayı terk ettiğini, bunun üzerine 23.06.2016 tarihinde müşavir firma ile bu hususu tespit ettiklerini ileri sürerek, müşavir firma elemanı ile haricen tanzim edilen tutanağı ibraz ederken, diğer yandan tutanağın ertesi günü, davacının sahayı terk ettikten sonra 24.06.2016 tarihinde 3 adet jeneratör alımı için davacı ile birlikte protokol imzaladığını ve davacı adına 4 adet çek tanzim ettiğini, bilirkişiler ...…A.Ş tarafından müvekkiline fatura kesilmediğini belirtmişlerse de daha önce dosyaya sundukları müvekkili adına düzenlenmiş 972.536,68 TL bedelli 30.07.2016 tarihli faturanın bir kez daha rapora itiraz dilekçeleri ekinde sunulduğunu, ancak mahkemece dikkate alınmadığını, ilgili faturadan görüleceği üzere satın alınan jeneratörlerler için 29.07.2016 tarihli A253701 nolu irsaliyenin de müvekkili adına düzenlendiğini, dosyaya bu mahiyette yukarıda bahsettikleri başkaca sözleşme, protokol ve irsaliyeli faturaların da ayrıca sunulduğunu, ancak bilirkişiler ve mahkemece bu belgelerin incelenip değerlendirilmediğini, mahkemece işin teslimi konusunda gözardı edilen bir diğer hususun da İzmir 18.İş Mahkemesi 2019/332 Esas 2021/261 Karar sayılı kararından açıkça görüleceği üzere davacı işçinin 12.08.2016-04.03.2017 tarihleri arasında müvekkiline ait işyerinde çalışmakta olduğunu,  bu kararın müvekkili şirketin işyerinde 04.03.2017 tarihine kadar faaliyetine devam ettiğine ilişkin kesin bir mahkeme kararı olduğunu, İzmir Bornova 200 Yataklı Hastane Elektrik ve Mekanik işi ile ilgili   27.02.2015 sözleşme tarihi itibari ile  ... A.Ş olarak işe başlanıp 25.08.2015 tarihinde ilk hak ediş yapıldığını, davalının  sözleşmede belirtilen ödemeye ilişkin ödeme şartlarına uymayarak ve sözleşmede belirtilen ödeme şartlarına aykırı olarak  yapılan hakedişlerin bedelini sözleşmede belirtilen vadelerde değil daha uzun vadeli çekler ile yaptığından tedarikçi ödemelerinin, çalışan personelin maaş, SGK ve vergi ödemelerinde sıkıntı yaşandığını, bu aksaklıktan dolayı 20.06.2016 tarihinde 11 nolu hakedişin yapılarak davalıdan 24.06.2016 tarihinde tedarikçilere verilmek üzere 2.670.716,00 TL tutarında avans çeklerinin protokol karşılığında davalının Ankara ofisinde  ve firmaların nezdinde müvekkili şirket cirosu ile doğrudan 3.kişi tedarikçilere teslim edildiğini, bu çeklerin doğrudan mal alımı için kullanıldığını ve 3.kişilerin bu malları doğrudan şantiyeye indirdiğini, sözleşmeleri ve çek fotokopilerinin daha önce dosyaya sunulmuş olup bilirkişilerce bu sözleşmelerin yok sayıldığını,  gözardı edildiğini, malzemelerin şantiyeye indirilip montajları yapıldıktan sonra hakediş yapıp  fatura kesilmesi istenilmesine rağmen davalıdan hakediş kapağı gelmediğini, işin finalinde ( iş bitimi) geçici kabul yapıldıktan sonra yapılacak olan son hakedişte fatura kesilip bakiyenin müvekkile ödeneceğinin taraflarca kabul edildiğini, müvekkilinin  işyerini terketmediğini, işin tamamen müvekkili şirketin kontrolü ve denetiminde sadece personel SGK ve ücret açısından davalı şirkette SGK'lı gösterilerek işin tamamlandığını, iş bitiminden  sonra davalı firmanın muhasebesi ve yöneticileri defalarca aranarak final hakedişin yapılması ve faturanın kesilmesi hususundaki taleplerin iletildiğini, ancak müvekkiline dönüş yapmadıklarını, sonuçta 24.06.2016 tarihinde tedarikçilere verilmiş olan 2.769.248,00 TL'lık avans çekleri karşılığında hak edişler yapılmadığından dolayı faturalar kesilemediğinden müvekkili şirket defterlerinde eksi bakiye oluştuğunu, iş bitimi sonrasında hakediş yapılıp 14.264.008.00 TL fatura kesilmesi gerekirken davalı  hakediş düzenlenmesine müsaade etmediğinden ve ödeme de yapmadığından keza kesilecek faturanın KDV ve sair vergilerinin yüksek olması sebebiyle müvekkili şirkette maddi sıkıntı yaratacağından faturanın zorunlu olarak kesilemediğini, müvekkilinin  nam ve hesabına yapılan ödemeler incelendiğinde 2016 yılının sonuna kadar müvekkilinin sahada elemanları ile birlikte çalıştığının aksi iddia edilemeyecek bir gerçek olduğunu, işin geçici kabulünün 24.01.2017 tarihinde yapıldığına ve geçici kabul işin bittiğinin delili olduğuna göre müvekkilinin geçici kabule kadar sözleşme doğrultusunda yükümlülüklerini yerine getirdiğini, işe devam ettiği  ve sözleşmede belirtilen 19.470.000,00 TL.bedele hak kazandığını, müvekkilinin  kesinlikle işi bırakmadığını, dosyada mevcut Antalya 10.Noterliğinin 25116 Y. nolu 01.07.2016 tarihli vekaletnameden görüleceği üzere müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından 30.12.2016 tarihine kadar davalı tarafından müvekkiline keşide edilen çekleri teslim almaya, teslim ve tesellüme, evraklarını imzalamaya, davalı şirket tarafından müvekkiline keşide edilen çekleri cirolamaya, gerekirse bilcümle üçüncü şahıslara, şirketlere, firmalara, özel ve tüzel kişilere ilgili çekleri teslim etmeye, vermeye, tahsilat ve tediye makbuzlarını imzalamaya, bu konularda müvekkili şirketin yapması gereken iş ve işlemleri takip ve neticelendirmeye yetkili olmak üzere ...'e yetki verildiğini, ilgili vekaletnamenin davalının ve bilirkişinin Haziran 2016 tarihinde işi terk ettiği iddiasının aksini açıkça kanıtlar nitelikte olup 01.07.2016 tarihinde verildiğini ve 30.12.2016 tarihine kadar geçerli olduğunu, işi terkettiği iddia edilen müvekkilinin 30.12.2016 tarihine kadar geçerli vekaletname düzenlemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişilerin 18.07.2016 tarihli tek bir haciz tutanağına dayanarak müvekkillerinin haciz tarihinde sahada olmadığı tespitinin kabulünün mümkün olmadığını, bir hacizliğin kısa sürede müvekkilinin iştirakinin olmamasının herhangi bir iş bırakmanın kanıtı sayılamayacağı gibi haczedilen malların müvekkilinin borcu için haczedilerek davalıya yediemin olarak bırakılmasının aksine müvekkilinin halen sahada çalışıyor olduğunun kanıtı olduğunu, mahkemece yeni kurulacak bir heyete dosyanın tevdii ile itirazları ve sözleşme şartları doğrultusunda işin yapılmış olup olmadığı, toplam hakediş, müvekkiline ödenen, davalının müvekkili hesabına yaptığı işler,  keşif artışı,  teminat ve KDV kesintileri, davalının sözleşme gereğince yapması gereken ödemeleri geciktirmesi ve temerrüt olgusu, müvekkilinin geçici teslime kadar işe devam ettiğinin davalı kayıtları ile ispatı hususlarının  bir bütün olarak incelenmesi ve müvekkilin varsa kalan alacağının tespitini talep etmelerine rağmen eksik inceleme ve yanlı raporun dayanak alınarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tEser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br> \tDava, taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında bakiye hakediş alacağı istemine ilişkin olup, davalı tarafça davacının mali acze düşmesi nedeniyle çok sayıda 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiği, davacının eksik bıraktığı işlerin 3. kişilere tamamlattırıldığı, davacı nam ve hesabına davacı işçilerin SGK prim ve maaş ödemelerinin yapıldığı, bu nedenle müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğu, borcun bulunmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>\tMahkemece dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına atıfla davacının 11 nolu hakediş raporundan 262.304,11 TL alacaklı olduğu, ancak sözleşmeye konu işe ilişkin davalı ile TOKİ arasındaki kesin kabulün dava tarihi 04.10.2018 tarihinden sonraki tarih olan 15.04.2019 tarihinde olduğu gibi bakiye alacak tutarının teminat kesintisi tutarından az olması dikkate alınarak dava tarihi itibariyle davacının alacak hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. \t<br>\tDosya kapsamı ve yerleşik Yargıtay içtihatları (Yargıtay (Kapatılan)15.HD 2018/639E-4649K 23.11.2018) nazara alındığında açılan davalarda yargılama aşamasında talep şartlarının oluşması durumunda taraflar arasında yeni uyuşmazlıklara ve davalara sebebiyet vermemek üzere usul ekonomisi ilkesi de değerlendirilerek taraflar arasındaki hukuki ihtilafın sonlandırılması gerekir. Yine mahkemesince karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda davacının 11 nolu hakedişinden 262.304,11 TL alacağı olduğu hesaplanmış ise de, davalının davacının işi terk etmesine bağlı tazminat hakkı ile kalan işlerin %18 KDV ile yaptırılmasına bağlı zararları ve diğer sözleşmesel talep hakları dışında bu alacağın tespit edildiği belirtilmiş olmakla, davadaki talep ve uyuşmazlığın çözümü noktasında kesin bir tespit ve kanaat içermediği anlaşılmaktadır. <br>\tMahkemesince yukarıda açıklanan ilkeler ve de taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında davalı ile dava dışı TOKİ arasında kesin kabulün de yapıldığı anlaşılmakla, taraf iddia, beyan ve delilleri de dikkate alınarak taraflar arasındaki kesin hesabın denetlenebilir şekilde çıkartılmak üzere bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi, dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, sair istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>   \t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.10.2022 gün ve 2018/693 E.,2022/622 K. sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince  kaldırılmasına,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine  gönderilmesine,<br>\t4-Davacı tarafça yatırılan 80,70 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t5-Davacı tarafça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>      \t  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 19.03.2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br>Başkan...<br><br>Üye...<br><br>Üye...<br>  <br>Katip... <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b9deee045b604cb","SID":"5d28ba61485d0bfe"}}