{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO: 2024/922 Esas<br>KARAR NO: 2025/233<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ: 09/12/2024<br>KARAR TARİHİ: 26/03/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 09/12/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun, davalı şirkete ve şirketin bağlı olduğu ---------- ortakları arasında yer aldığını, davalı şirket yönetim kurulunun 08.08.2024 tarihinde 09.09.2024 tarihli bir Genel Kurul yapmak için karar aldığını ve müvekkiline de tebliğ ettiğini, taraflarınca da belirtilen tarihte 09.09.2024 tarihinde Genel Kurul toplantısına katılındığını, genel kurul toplantı tutanağının ekte sunulacağını, genel kurul toplantı tutanağı evrakından da görüleceği üzere şirketin borçlarının yüksek meblağlara ulaşması sebebiyle şirkete ait taşınmazların satışı için yönetim kuruluna yetki verilmesinin oylandığını, oylamada taraflarınca ret oyu verildiğini ancak çoğunluk oyları ile kararın kabul edildiğini, yapılan Genel Kurul toplantısı sırasında da kimsenin de konuşturulmadığını, taleplerin hiçbirinin nazara alınmadığını, yönetim kurulunda bulunan ve yönetim kurulu ile iş birliği içerisinde bulunan kişiler dışında kimse söz hakkına sahip değildir mantığı ile divan kurulunun hareket ettiğini, yönetime seçilenlerin de yönetme kabiliyetinin bulunmadığı, şirketin içini boşaltan ve müvekkiline miras yoluyla iktisap eden şirket paydaşlığı sebebiyle gelir elde etmesinin önüne geçmeye çalışan yönetim; müvekkilin haklarından fayda etmesinin de önüne geçmişlerdir. Düşünce yapısı olarak ya bizim söylediklerimize riayet edeceksin söz sahibi olmayacaksın ya da hiç ilgilenmeyeceksin şeklinde olması sebebiyle genel kurul kararının iptali için davamızı ikame etme zorunluluğu hasıl olmuştur. ----------- bünyesinde bulunan ---------- Şirketi'nin ve ---------- Şirketi'nin borçlarından dolayı taşınmazlarının satışına karar verilmesi müvekkili mağdur etmektedir. Zira öncelikle şirketlerin borçlarının sebepleri diğer ortaklara yapılan ve kayda geçirilmeyen ödemelerdir. Müvekkilinin uzun süredir holding bünyesindeki hiçbir şirketten ödeme, kâr payı vb. gibi bir gelir elde etmemiştir. Müvekkilinin payı yokmuşca kararlar alınmaktadır. Bu sebeple borçlarının en önemli sebebi, şirketlerin diğer ortaklarının, en sade tabirle şirketlerin içini boşaltmasıdır. Bu nedenle şirketlerin borçlarını ödemek için taşınmazların satılması müvekkil açısından büyük bir mağduriyete yol açmaktadır. Söz konusu taşınmazlar müvekkiline ailesinden miras olarak kalmıştır. Aynı şekilde şirketler de müvekkilin mirasıdır. Ancak bu şekilde mirastan kalan taşınmazların satılıp borçların ödenmesi bir nevi şirketlerin diğer ortaklarının fazlaca payı tasarruf etmesi demektir. Taşınmazların satılması durumunda da tarafların miras payı adaletli biçimde dağılmayacaktır. Davalı tarafın ana amacı şirketlerin içini boşaltıp ortaklık yapmak istemedikleri taraflardan malları kaçırmaktır. Daha öncesinden de müvekkili mağdur etmeye yönelik Genel Kurul kararları sebebiyle tarafımızca davalar ikame edilmiştir. Bunlardan ikisi ----------- Esas numarasıyla ve ----------- Esas numarasıyla kayıtlı dosyasıdır. Ayrıca --------- Esas numaralı dosya Yargıtay'a taşınmış ---------- sayılı kararı ile taleplerimiz onaylanmıştır. İlgili Yargıtay kararı ekte sunulacaktır. Yine aynı mahkemede de her ne kadar tarafımızın aleyhine yerel mahkemede karar verilmiş olan ----------- Esaslı bir dosya bulunsa da bu karar 2021 yılında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulmuştur. Bozulan dosya yeni bir esas numarası olarak --------- olmuştur. Bu dosyada alınan bilirkişi raporunda da davalı tarafın, davacı müvekkili mağdur etmek ve haklarını gasp etmek için 2002, 2003, 2004, 2005, 200 ve 2008  yıllarına ilişkin genel kurullar hukuk ve usule aykırı olarak yapılmıştır. Davalı tarafların tutumlarının daha net anlaşılması açısından bu dosyaların işbu dava dosyasının içerisine eklenmesi de gerekmektedir. Ayrıca alınan kararların uygulunması müvekkil için geri dönülemez zararlara sebep olacaktır. Bu sebeple ihtiyati tedbir kararı alınarak Genel Kurul kararlarının uygulanmasının engellenmesini talep etmekteyiz. Açıklanan nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini sonrasında ise davalı tarafın müvekkili mağdur etmeye yönelik 09.09.2024 Genel Kurul kararlarının reddini talep ettiklerinden bahisle öncelikle ihtiyati tedbir kararı alınmasını sonrasında ise 09.09.2024 tarihli Genel kurul kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 23/12/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 1-)Dava, Bu Tür Davalar İçin Yasada Öngörülen Yasal 3 Aylık Sürede Açılmamış Sayılmalıdır. Zira; Her ne kadar tarafımıza tebliğ edilen dava dilekçesinde davalı olarak müvekkil ------------Ş. yazıyor ve bu ünvan Mahkemenin tensip zaptında da yer alıyor ise de; Huzurdaki davaya ilişkin 09.12.2024 tarih ve ---------- no'lu tevzi formu incelendiğinde anlaşılacağı üzere, dava 09.12.2024 tarihinde davalısı ------------Ş. gösterilerek açılmıştır. Yani tarafımıza gönderilen tensip zaptında davalı olarak gözüken müvekkil -------------Ş. ile ilgili 09.12.2024 tarihinde açılmış bir dava, tevzi formunda gözükmemektedir. HMK.124.m.uyarınca bir dava da taraf değişikliği karşı tarafın açık muvaffakatına bağlıdır. Yine aynı madde gereği, dava dilekçesinde taraf eksik ve yanlış gösterilmesi halinde mahkemesince re'sen düzeltilmeye cevaz verilmiş ise de, olayımızda dava dilekçesinde davalının eksik veya yanlış yazılması gibi bir durum da söz konusu olmadığından, tevzi formundaki davacı tarafın Sayın Mahkemece re'sen'de değiştirilmesi mümkün değildir. Ayrıca, dava açılışı sırsında, tevzi formu öncesinde bilgilerin sistemde tekrar tekrar doğru olup olmadığının sorulduğu ve dava açanında teyidi soruluyor olmakla, başka şirkete dava açılmış olması, kanımızca maddi hata olarak da kabul edilemez. Bu şekilde taraf değişikliğine muvaffakat etmiyoruz. Hal böyle olunca, TTK.uyarınca müvekkil---------Ş.'nin gerçekleştirdiği 09.09.2024 tarihli genel kurul hakkında, genel kurul tarihinden itibaren 3 aylık yasal dava açma düresinde açılmış bir dava olmadığı anlaşılmaktadır. Tevzi formunda başka şirket hakkıda dava açılıp, harçlar yatırıldığından, davalının -----------Ş. olduğu kabul edilemez. Tevzi formundaki davalı tarafın değiştirelerek davaya devam edilmesi, müvekkil şirketin açık muvaffakatı olmaksızın ve ilgili yasa ve içtihatlar gereği mümkün olmadığından, 09.12.2024 tarihli tevzi formuna göre de, Sayın Mahkemenin tensip zaptında davalı kabul edip gösterdiği müvekkil -----------Ş. hakkında süresinde açılmış bir dava bulunmadığından, davanın süresinde açılmadığınden reddi gerekmektedir. 2-) Toplantıda Kararlara Muhalefet Şerhi Düşmeyen Davacının Davası, Dava Şartı Yokluğundan Davanın Reddi Gerekir. Türk Ticaret Kanunu m.446 gereği, ancak, genel kurul toplantısında hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, yani muhalafet şerhi düşen pay sahipleri iptal davası açabilir. Nitekim; ----------- sayılı, “…6102 sayılı TTK’nın 446/1-a maddesi gereğince toplantıda hazır bulunan ortağın alınan karara red oyu vermesi ve oylamadan sonra da muhalefetini tutanağa geçirmesi dava şartı olup mahkemece re’sen gözetilir...” ve --------- sayılı “…Toplantıya katılan ortakların dava açabilmesi için, karara olumsuz oy vermeleri ve muhalefetlerini tutanağa geçirmiş olmaları gerekir.” kararları da bu yönde olup, toplantıya katılıp,kararlara olumsuz oy kullanmak dava açmak için yeterli değildir,muhalefetin ve gerekçesinin ayrıca tutanağa geçirilmesi de gerekmektedir. Dilekçemiz ekinde sunduğumuz Genel Kurul Tutanağı'ndan görüleceği üzere, mezkur olayımızda, davacı, müvekkil şirketin, 09.09.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısına vekili vasıtasıyla katılmış ve alınan 6, 7 ve 8 nolu kararlara olumsuz oy kullanmasına karşın, toplantı tutanağına ayrıca herhangi bir muhalefet şerhi, gerekçe, düşürmemiştir. (Toplantı Tutanağı ve toplantıya ait belgeler ektedir) Dava, öncelikle bu nedenle, \"dava şartı yokluğundan\" red edilmelidir. 3-) Mahkemenin numarası yukarıda sunulan dosyası ile, davacı tarafından müvekkil şirket aleyhinde ikame edilen, müvekkil şirketin 09.09.2024 tarihli genel kurul ve kararlarının iptali talepli dava; haksız, mesnetsiz, usul ve yasa ile içtihatlara ve dahi aşağıda açıklayacağımız üzere TMK Md.2'de belirtilen objektif ve subjektif iyi niyet kurallarına da aykırı kötü niyetli bir dava olup, reddini talep ediyoruz. Davacı, şirkette %1,56 gibi çok az bir payı olmasına karşın, tamamı, kendi ailesininde birer üyesi olan diğer %98,4 pay sahiplerini, sık sık açtığı bu ve benzeri haksız ve mesnetsiz davalarla ve içeriği tedbir talepleri ile, \"yasal hakkımı kullanıyorum\" kisvesi altıda gereksiz yere meşgul ve huzursuz etmekte, maddi ve manevi zarar vermekte ve şirketin işleyişini de sekteye uğratmakta, müvekkil şirkete ve kendisininde hissedarı olduğu diğer grup şirketlere sık sık açtığı haksız ve gayrivarit davalar ile, müvekkil şirketin ve gruba bağlı diğer şirketlerin iş yaptığı bankalar, 3.kişi/şirketler ile devlet nezdinde ticari itibarını ve duyulan güveni zedelemekte, kredibilitesini azaltmakta ve şirketin yapmak istediği işlerin ve ihalelerin önüne geçerek iş yapmasını kötüniyetli olarak engellemektedir. Nitekim davacı, yine müvekkil şirket hakkında, işbu davadan çok kısa bir süre önce işbu davada da ileri sürdüğü asılsız ve gerçek dışı iddialarla şirkete kayyum atanması ve tedbir talepli olarak ------------ E. sayılı dosya ile ikame ettiği haksız davadaki tedbir talepleri de, mahkemesince haklı ve yasal gerekçelerle red edilmiş olup, anılan dava halen devam etmektedir. Davacının anılan davada tedbir talebi red edilince TMK.2.maddesine aykırı şekilde kötüniyetle, huzurdaki davayı ikame ettiği anlaşılmaktadır. Anılan dosya celbedilip, incelendiğinde, bu hususlar sabit olacaktır. Anılan  hususlara ilişkin müvekkil şirketin, davacıdan, menfi-müspet zarar, tazminat ve sair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, haksız davaya ilişkin sair cevap ve itirazlarımızı yasal süresi içerisinde tedbir talebinin ve davanın reddi zımnında aşağıda sunuyoruz. 4-) Müvekkil şirket, Ticaret Sicil kayıtlarından görüleceği üzere, 1981 yılında davacının amcası ----------- ve davacının babasınında yer aldığı diğer 5 kardeş tarafından kurulmuş ve geçen 50 yıla yakın sürede şirket esas sözleşmesinde yazan iştigal konusu dahilinde inşaatlar yapmış, taşınmaz alıp satmış ve ----------- bağlı sair şirketlerle birlikte ülkemize sayısız ve eşsiz yapıtlar kazandırmış, başarılı işler gerçekleştirmiş, güzide bir şirkettir. Davacının babasının 1999 yılında vefat etmiş olması sonrası, davacı diğer mirasçılarla birlikte, müvekkil şirkete % 1,56 pay  oranı ile veraseten ortak olmuştur. Müvekkil şirket bir aile şirketidir ve her dönem aileyi de güçlü kılacak şekilde ve aile menfaatleri gözetilerek yönetilmiştir ve halende yönetilmektedir. 5-) Müvekkil şirket Yönetim Kurulu, davacının afaki ve gayrivarit beyanlarının aksine, herhangi bir taşınmaz satışı gerçekleştirmemiş, aksine bir kısım taşınmazlar devralmıştır. a-) Davacının dilekçesinde yer verdiği, \"davalı tarafın amacı, şirketin içini boşaltıp, ortaklık yapmak istemedikleri taraflardan mal kaçırmaktır\" şeklindeki beyanının aksine, şirket 09.09.2024 toplantı tarihinden tarihinden bu yana herhangi bir taşınmaz satmamış, tam aksine iştigal konusu olduğundan taşınmaz devralmıştır ki, alınan mallar %98,84 hisseye sahip diğer ortaklar gibi,  %1,16  hisseye sahip davacın da lehinedir. Davacının, \"taşınmaz satış yetkisi verilmesinin müvekkilini mağdur ettiği\" yönündeki beyanları da, doğru olmayan, gerçek dışı ve gayrivarit beyanlardır. Müvekkil şirketin,  eski ve mevcut yöneticileri ve sair ortakları iyi niyetle ve tüm güçleriyle şirket ve ortaklarının menfaati için çaba sarfetmiş olup, sarfetmeye de devam etmektedirler. Kimsenin diğerinden sakladığı bir malı bulunmadığı gibi, davacının dolaylı ve imalı anlatımlarının aksine, şirket ortakları mağdur edilmiş veya zarara uğratılmış değildir. Kaldı ki, çoğu ortak, ailesinden kaldığı için, aynı davacı beyanı gibi, şirkete miras yoluyla ortaktır. Davacı dilekçesinde; 2019 yılında değişen yönetim kurulu sonrası, aleyhine gerçek dışı beyanlarda bulunduğu Şirketten bu güne kadar aldığı yüksek miktarlı avans ödemelerinden dilekçesinde hiç bahsetmemektedir ki, bahsetmemesi, davacının, şirketin, şirket ortaklarına adil davrandığı ve mal kaçırmak niyetinde olmadığı gerçeğini, saklama çabasında olduğunu ortaya koymaktadır. b-) Davacının iptalini talep ettiği taşınmaz satışına dair genel kurul kararlarının iptalini gerektirir bir durum söz konusu değildir. Zira, toplantı, çağrı usulüne uygun olarak gerekli toplantı nisabı sağlanarak gerçekleştirilmiş ve karar nisapları sağlanarak kararlar alınmıştır. Toplantıda ilk 5 madde itirazsız karar altına alınmış, ancak, taşınmaz satışına dair 6. ve 7. maddeler ile, yönetim kurulu üyelerinin TTK.395. ve 396.maddeleri gereğince yetkilendirilmesine dair kararlara, davacı muhalefet şerhi düşmeksizin, sadece olumsuz oy kullanmıştır. Davacının iptalini talep ettiği 6 ve 7 no'lu kararlar, toplantıya katılan ortakların, davacı (%1,16) dışında, neredeyse tamamının (%91,5) olumlu oyu ile alınmış, zaten, şirketin ana sözleşmesinde yer alan taşınmaz alım-satımı amacına uygun,  şirket esas sözleşme ile yönetim kuruluna tanınmış yetkilerin, ortaklarca teyidinden ibarettir. Davacının iptalini talep ettiği bu yetki kararları olmasa da, yönetim kurulu, ana sözleşmeye göre şirket adına, şirket mali dengelerinin ve istikrarının korunması adına taşınmaz satabilecektir. TTK.395. Ve 396.madde gereği yetkilendirmeye dair 8 no'lu karar ise, her genel kurul toplantısında, adeta usul halini almış bir yetkilendirme olup, ortakların %90'nı geçen çoğunlukla kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca belirtmek isteriz ki; taşınmaz satışına dair yetki kararı ile, TTK.395 ve 396.maddeler gereği yetkilendirme kararı, başlı başına davacıyı mağdur eden bir durum olarak da kabul edilemez ki, davacının bir mağduriyeti de yoktur. Alınan kararlara bağlı davacının gerçekleşmiş veya muhtemel bir zararı bulunmadığı, ileride de yapılabilecek bir satıştan  mağdur mu olacağı, yoksa hissesinin değerinin mi artacağı veya kar mı edeceği belli olmadığından, davacının, işbu davayı ikame etmekte hukuki bir yararı da bulunmamaktadır. Davanın bu nedenle de reddi gerekmektedir. c-) Davacının dilekçesinde yer verdiği,--------- E., ---------- E.ve ---------- E. Sayılı dosyalarında tüm taleplerinin onaylandığına yönelik beyanları da, tamamen sayın mahkemeyi yanıltmaya yönelik gerçek dışı beyanlardır. Anılan dosyalardan sadece, ----------- E.sayılı dosya müvekkil şirketle ilgili olup, diğerlerinde müvekkil şirket taraf değildir. ----------- E.sayılı dosya ise halen ------------ E. olarak derdest olup, bu ve anılan diğer dosyalarda önceden verilen kararların hiç birisinde, davacının beyanının aksine tüm talepleri kabul edilmiş değildir. Anılan davalar konusu edilen, 1999-2011 yılları arasına ait toplantıların yarısı, toplantıya davet usulüne uyulmadığı şeklindeki haksız gerekçe ile iptal edilmiş, diğer yarısı ise geçerli sayılmış, davacının tüm dosyalardaki kar payı dağıtılması taleplerinin ise tamamı reddedilmiştir. Yine davacı beyanının aksine, halen derdest olan ----------- sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda, \"davalı tarafın davacıyı mağdur etmek ve haklarını gaspetmek için\" genel kurullar yaptığına yönelik, hiç bir beyan ve tespit de bulunmamaktadır. Davacı tarafından, anılan dosyadaki dava içeriği dönemlerde, farklı yönetim kurulu üyeleri görev yapmış olup, 2018 yılındaki köklü yönetim kurulu üyeliği değişikliğinden sonra iptale tabi olmuş bir genel kurul toplantısı bulunmayıp, yönetim kurulu üyeleri hukuka ve usule uygun olarak yönetim gerçekleştirmiş ve ortakların her türlü hak ve menfaatlerini korumuş, korumaya da devam etmektedir.  Bu nedenle, davacının, aksi yöndeki beyanı doğru değildir. d-) Davacının dilekçesinde yer verdiği beyan ve iddialar haksız ve gayrivarit olup, doğru olmamakla birlikte, yukarıdaki beyanlarımızın aksi anlaşılmamak üzere, davacının bu ve benzeri iddiaların yeri işbu huzurdaki dava değildir. Davacının haksız ve gerçek dışı iddialarını kabul ettiğimiz anlamına gelmemek ve yukarıda sunduğumuz beyanlarımızın aksi anlaşılmamak üzere belirtelim ki, davacının bu iddialarının yeri, olsa olsa, herhangi bir işleme dayalı yöneticilerinin şahsi sorumluluk davası olabilir. Kanımızca bu durum dahi huzurdaki davanın reddini gerektirmektedir. 6-)Davacının kararların uygulanmasının durdurulmasına yönelik ihtiyat-i tedbir talebine dair beyan ve itirazlarımız: Yukarıdaki beyanlarımızın mahfuziyeti kaydıyla belirtelim ki, davacının 09.09.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmesinin durdurulmasına yönelik talebi de yasal şartları üzerinde taşımayan, haksız, gayrivarit beyanlara dayalı bir talep olup, reddi gerekir. Zira; Müvekkil şirketin yönetim kurulu ve sair organları görevlerinin başında olup, alınan  taşınmaz satışına dair kararlar şirket ana sözleşmesinde belirtilen amaçların gerçekleştirilmesinin genel kurulca teyit edilmesine yöneliktir ve aksi bir durumda ,müvekkil şirketin taşınmaz alım satımını durdurmak, şirket ana sözleşmesindeki amaca dair işlemleri yapamayacak olması ve zarar etmesi demektir. Mahkemenin, yargılamayı gerektiren bir hususta, davanın esasını halledecek şekilde tedbir kararı vermesi de mümkün değildir. Kaldı ki, davacı, teminat yatırmış veya yatırmayı teklif etmiş de değildir. Anılan nedenlerle, ihtiyati tedbir talebinin reddini talep ettiklerinden bahisle müvekkili şirketin davacının sürekli olarak açtığı haksız davalar yüzünden uğradığı iş kaybı, finansal kayıplar ve ticari itibar kaybına dair maddi-manevi, menfi-müspet zararları ile sair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; -Öncelikle, kararları uygulanmasının durdurulmasına yönelik, haksız Tedbir talebinin reddine, -Hakeza,  haksız,  usul, yasa ve yerleşik içtihatlara aykırı davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, davalı ...'nin 09.09.2024 Tarihinde Yapılan 2023 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.Toplantıda alınan 6 nolu karar şirketin aktifinde kayıtlı taşınmazların satışına yetki verilmesi, 7 nolu karar iştirak şirketinin aktifinde kayıtlı taşınmazların satışına yetki verilmesi ve 8 nolu karar yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri gereğince yetki verilmesine ilişkin olduğu, 1,56 oranında pay sahibi olan davacının vekili vasıtasıyla toplantıda temsil edildiği ve ret oyu verdiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Genel kurul kararlarının iptali İptal sebepleri başlıklı 445 nci maddesi \"(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" ve İptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446 ncı maddesi \"(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.\" hükmünü düzenlemiştir. Davacı taraf davalı şirkette pay sahibi olup toplantıda vekili vasıtasıyla temsil olunduğu, alınan 6, 7 ve 8 nolu kararlara karşı ret oyu kullandığı ancak muhalefetini tutanağa geçirtmediği, Kanun gereği ancak olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirtenlerin genel kurul kararlarının iptalini talep edebileceği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br><br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davanın REDDİNE, <br>1-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>2-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, <br>3-Davalı tarafından yapılan 500,00 TL masrafın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>5-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,<br>Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde----------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"656779cf6693d52a","SID":"14931bbf0e5251e1"}}