{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1558 <br>KARAR NO: 2025/482<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 16/04/2024<br>NUMARASI: 2022/66 E. - 2024/106 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tüm dünyada tanınan uluslararası saygınlığı olan, bir çok ülkede faaliyet gösteren \"...\" grubuna bağlı şirketlerden biri olup, müvekkili şirketin zemin kaplama ve spor yüzey çözümlerine \"...\" markası ile dünya genelinde 100 den fazla ülkede 34 üretim tesisi ile yaklaşık olarak günde 1.5 milyon metrekare zemin kaplaması üretimi yapıldığını, davalı şirketin ise müvekkili şirket ile aynı alan olan zemin kaplama alanında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin hiçbir şekilde izni ve onayı olmaksızın satmış olduğu ürünlerde, bu ürünlere ilişkin katalog, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde müvekkili şirkete ait ... markasını haksız, hukuka aykırı ve suç teşkil eder mahiyette kullandığını, bu kapsamda, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne başvurulmak sureti ile davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin \"Yukarı Dudullu, ... Sok. No:... Ümraniye / İstanbul\" adresinde bulunan işyerinde keşif yaptırılmak sureti ile müvekkili şirkete ait \"...\" markasının karşı taraf şirketin ürünlerinde, bu ürünlere ilişkin katalog, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde ve bunlarla sınırlamaksızın çeşitli mecralarda kullanıldığı hususunun tespitinin talep edildiğini, delil tespiti taleplerinin Mahkeme tarafından  kabul edilmesi üzerine, 01.12.2016 tarihinde davalı şirket nezdinde taleplerine yönelik bilirkişi marifeti ile keşif icra edildiğini, yapılan keşif icrasında; işyerinde bulunan ... markalı kataloglardan 3(üç) tanesinin arkasında ve yan sırt kısmında ... markasının yer aldığının tespit edildiğini, davalı şirketin eylemlerinin markaya tecavüz teşkil ettiğini, davalı şirketin eylemlerinin  aynı zamanda haksız rekabet niteliğinde olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149/1-c maddesi uyarınca müvekkili şirkete ait markaya tecavüzün durdurulmasına, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149/1-ç maddesi uyarınca müvekkili şirkete ait markaya tecavüzün kaldırılmasına, müvekkili şirkete ait markanın yer aldığı ürün, katalog ve dökümanlara Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149/1-d maddesi uyarınca el konulmasına ve imhasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla  müvekkili şirketin fiili zararına karşılık şimdilik 1.500 Euro, yoksun kalınan kârına ilişkin olarak şimdilik 5.000,00 TL müvekkili şirket belirsiz alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... firmasının 1992 yılında kurulmuş zemin kaplamaları alanında Türkiye'de öncü olmuş bir firma olduğunu, davalı firmanın oluşturduğu \"...\"  markasının sektörde \"zemin kaplamalarının genel adı\" konumuna gelmiş olup, aynı zamanda uzun yıllar ticari ünvan olarak kullanıldığını daha sonra devir edildiğini, davalı şirketin, üretici olmadığını, zemin kaplaması üretmediğini, daha ziyade yurtiçi ve yurtdışından temin ettiği ürünleri kendi markası ve/veya üretici markalarıyla sattığını, aynı zamanda inşaatlarda uygulama yaptığını, davalının kimsenin markasını taklit etmeye ve/veya taklit ürünleri satmaya ihtiyacı olmadığını, dava dilekçesinde beyan edilen katalogların davalıya ait olmadığını, firmalarda bulunan her broşür, katalog ve kartelanın söz konusu ürünlerin illa kullanıldığı veya satıldığı anlamına gelmediğini, değişik iş dosyasından yapılan keşif sırasında müvekkili şirkette bulunan 3 adet katalog nedeniyle tecavüz suçlaması yapılmasının ticari, hukuki ve ahlaki tutarlılığı bulunmadığını, bulunan 3 kataloğun davalının olmadığını, kataloglar incelendiği, dava konusu ... ibaresinin markasal olarak kullanılmadığının görüleceğini, ... fabrikası tarafından, ... firmasına üretilen ve ... firması tarafından Türkiye pazarına sokulan ürünlerde ... ibaresinın markasal olarak kullanılmadığını, sadece \"...\" (... tarafından Üretilmiştir) ibaresine yer verildiğini, esasen söz konusu ibarenin de bizzat ... fabrikası tarafından basıldığını, diğer yandan söz konusu ibarenin ... fabrikası haricinde ... firması tarafından konulduğu farz edilse dahi \"... Tarafından Üretilmiştir\" ibaresinin doğru olması ve açıklayıcı mahiyette bulunması ayrıca üretim kaynağını belirtmenin hukuki ve ticari zorunluluktan kaynaklanması dikkate alındığında, marka ihlali oluşmayacağını, davacının bariz kötüniyet taşıdığını, haksız rekabet iddialarının hukuka aykırı olup, kötüniyetle kurgulandığını, davacı \"...\" nın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli hak sahibi olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını belirterek, marka sahibi olmayan davacı taleplerinin husumet ve zamanaşımı nedenleriyle reddini, dava konusu katalog ve kartelaların davalı yana ait olmaması ve \"...\" (... Tarafından Üretilmiştir) ibaresinin marka ihlali oluşturmaması v.b nedenlerle davacı taleplerinin reddini, katalog ve kartelalarda yer alan ürünlerin ... fabrikasında üretilen orijinal ürünler olması, paralel ithalat yoluyla Türkiye'ye sokulması, paralel ithalatın suç teşkil etmemesi ve hak tüketimi olması nedeniyle davacı taleplerinin reddini, TTK kapsamında haksız rekabet şartlarının oluşmaması ve davacı iddialarının kötüniyetle kurgulanması vb nedenlerle davacı taleplerinin reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince Dairemiz 2020/888 E ve 2022/282 K. Sayılı kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılamada, \"Dava tarihinde ... markasının dava dışı şirkete ait olduğu, davacının dayandığı 01 Temmuz 2010 tarihli devir sözleşmesinin, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tutulan sicile kayıt ettirilmediği, 556 sayılı KHK 16/son  ve SMK 148/5 maddesi gereğince sicile kayıt ettirilmeyen hakların üçüncü kişi davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, her davanın, davanın açıldığı tarihte ki şartlara göre değerlendirileceği, marka tescil kaydının dava açıldıktan sonra davacıya devrinin sonuca etkili olmadığı kanaatine varılarak, davacının tescil sahibi olmadığı, adi yazılı devir sözleşmesinden kaynaklanan haklarını davalıya karşı ileri süremeyeceği kanaatine varılarak davacının sıfat yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.\" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemiz 2020/888 E ve 2022/282 K. Sayılı kaldırma kararı ile \"ilk derece mahkemesince  esasa  münhasır  delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına,\" karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Davacı taraf davalı tarafın hak sahibi olduğu ... ibareli markanın davalı tarafından satışı yapılan ürünlerde, bu ürünlere ilişkin katalog, reklam, ve tanıtım faaliyetlerinde targett markasını kullandığını beyan ettiği,  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/124 D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespitte üç adet ürün kataloğunda target ibaresinin bulunduğu, bu katalogların Gürcistan menşeli ... firmasına ait olduğu, İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2017/214 E. Ve 2018/101 K. Sayılı dosyasında yapılan yargılamada, ihlale konu ürünlerin 556 sayılı KHK'nın 61/A-1 maddesi gereği mal ve hizmetlerin üretimi veya bu şekilde üretilmiş ürünlerin satışa arz edilmesi eyleminin suçun oluşması yönünden şart olduğu, davalı tarafın iş yerinde katalog bulunması ve bu kataloglarda targett ibaresinin bulunmasının tek başına suçun oluşması yönünden yeterli olmadığı gerekçesi ile davalı şirket temsilcisi yönünden beraat kararı verildiği, bu kararın İstanbul BAM 16. CD.'nin 2018/2694 E. Ve 2018/4568 K. Sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek 05.12.2018 tarihinde kesinleştiği, Mahkememizce alınan 14.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafça belge sunulmadığından satış yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, alınan davacı tanığı beyanlarında davalı tarafın temsilcisi olduğu davacı şirketin markası olan ... markası ile davalının satış yaptığı beyan edilmiş ise de somut olarak satışın hangi tarihlerde ve hangi müşteriye yapıldığının belirtilmediği ve tanığın davacı şirketin Türkiye Genel Müdürü olduğu dikkate alındığında tek başına ispat için yeterli olmayacağı, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafa ait iş yerinde katalog bulunmasının satış yapılmak ve ürünlerin pazara sunulmak dolayısıyla marka hakkına tecavüzün oluşması için yeterli kabul edilemeyeceği, yine alınan davalı tanığı ...'nin beyanlarında belirttiği üzere davacı şirkete gönderilen davalı tarafa ait stok bilgilerinin bildirilmediği evrak altındaki imzanın kendisine ait olduğu ve bu evrakın gönderildiği sırada tanığının davalı çalışanı olmadığı ve kendisine ait iş yeri sahibi olduğu ve evrakı kendi iş yerinden gönderildiği dikkate alındığında bu evrakın davacı tarafından bir bağlayıcılığının olmayacağı ve davalı tarafın davacıya ait ürünleri pazarlamak üzere elinde bulundurduğuna dair delil olmayacağı, bu deliller dikkate alındığında ne tespit dosyasında ne ceza yargılaması sırasında ne de Mahkememizdeki yargılamada davalı tarafın davacı tarafa ait ... markalı ürünleri, 61/1-c maddesinde belirtilen \" halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için gümrük bölgesine yerleştirmek, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutmak veya ticari amaçla elde bulundurmak\" fillleri işlediğine dair şüpheden uzak bir delil ile ispat edemediği, yine davalı tarafın tespit aşamasında iş yerinde bulunan ve davalı tarafça ürünlerin pazarlanması için bastırıldığı sabit olmayan katalogda ... ibaresinin bulunmasının 556 sayılı KHK'nın  9/2-d maddesinde belirtilen \"İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması\" kapsamında olmadığı dikkate alındığında davacı tarafça davalı tarafın marka hakkına tecavüzde bulunduğu ve haksız rekabet oluşturulduğu iddiasının ispat edilemediği kabul edilmiştir\" gerekçesiyle, Davanın REDDİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada taraflarınca sadece davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına dayanılmış olup, davalı ticari defterlerini ibraz etmediğinden davanın sübut bulduğunu, bilirkişi raporunda da bu sebeple tespit yapılamadığının belirtildiğini, davalının ticari defter ve kayıtları incelenseydi davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespit olunacağını, mahkemenin davanın  ispat edemediği gerekçesinin hatalı olduğunu, HMK 222/5 değil de HMK 220/3 maddesi uyarınca işlem yapılsaydı dahi davalarının kabulüne karar verileceğini, hukukumuzda ticari defterlerinin ibrazı istenen tacirin kendisine verilen ihtaratlı süreye rağmen defterleri ibraz etmediği durumda bunun sonuçlarına katlanmakla mükellef olduğunu, kâr alacakları hesaplanması gerekirken davanın ispat edilemediği gerekçesi ile verilen davanın reddi kararının hatalı olduğunu, dava dilekçesinde fiili zarar kalemlerinin açık bir şekilde bildirilmiş olup fiili zarara yönelik hesap yapılması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdiini talep ettiklerini, yoksun kalınan kâra yönelik alacaklarının hesaplanması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdiini talep ettiklerini, davalının ticari defterleri sunmaması sebebiyle davalarının sübut bulduğuna yönelik istinaf başvurularının reddi durumunda dahi davalarının esasa yönelik sundukları delil ve beyanlar uyarınca yine sübut bulduğunu, davalının satmış olduğu ürünlerde hiçbir şekilde ... markasının kullanılamayacağını, buna yönelik müvekkilinin onayı bulunmadığını, davalının ürünleri satın aldığı şirketlerin yetkilisinin de bu ürünlerde ... markasının kullanılamayacağını ve aksi durumun markaya tecavüz olduğunu açıkça kabul ettiğini, dosyada mübrez mail yazışmalarından da açıkça anlaşılacağı üzere davalının ürünleri aldığı şirketlerin dahi davalının Türkiye'de sattığı ürünlerde ... markasını kullanmasının markaya tecavüz olduğunu kabul ettiğini, belirttikleri tüm hususların tanık ...'in beyanları ile sabit olduğunu, tanığın beyanında açıkça davalılnın Tarkett markasını ürünlerinde kullanma hakkı bulunmadığını ve buna rağmen pazarda haksız olarak ürünlerinde ... markasını kullandığını beyan ettiğini, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2016/124 D.İş dosyasında yapılan keşif icrasında müvekkilinin markasının yer aldığı kataloglar bulunması ve davalı şirketin mail yolu ile müşterilerine göndermiş olduğu maillerde yer alan ürün listelerinde müvekkiline ait markanın yer almasının davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinde bulunduğunun ispatıolduğunu, davalı tanığının beyanlarının da konuyla ilgisiz ve somut gerçeğe aykırı olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle husumet yokluğundan reddi gerektiğini, Türkiye pazarında \"...\" markasının sahtesinin satıldığının iddia edildiğini, ortaya çıkan gerçeklerde ... fabrikasında üretilip Gürcistan bayisine satıldığını oradan da paralel ithalat ile Türk firması ... üzerinden Türkiye'ye sokulduğunu, davacının bu durumu ikrar ettiğini, Değişik İş tespitine konu 3 tane katalogda yer alan \"...\" ibaresinin marka ihlali oluşturduğu, sahte bir ürün üzerinde bir markanın yer alması veya x firmasında üretilmiştir ibaresinin yer almasının elbette marka ihlali olduğunu, fakat paralel ithalat ile Türkiye'ye sokulan bir ürünün marka ihlaline konu olmadığını, ... fabrikasında üretilen mallara ait kataloglarda üretici bilgisi yazmasının yasal zorunluluk olduğunu ve marka ihlali oluşturmayacağını, müşterileri olduğunu iddia ettikleri ...'ye davalı tarafından reklam, stok ve pazarlama e-postaları yollayarak haksız rekabet oluşturmadıklarını, davacının müşterileri olduğunu iddia ettikleri ...'nin müvekkilinin eski çalışanı, şirket sahibinin aile dosyu ve karşılıklı ticaret yapılan partneri olduğunu, manipülasyonlar nedeniyle yargılamanın yanlış zeminde yürütüldüğünü, dava dilekçesinde beyan edilen olayların tarihinde davacı \"... (...)\" adına tescilli marka olmadığını, husumet itirazlarından sonra yaptıkları hatayı fark eden davacının 09/11/2017 tarihinde Türkpatent nezdinde marka devir işlemini gerçekleştirdiğini, ilk derece mahkemesi ilk kararı ile davanın davacının sıfat yokluğundan reddine karar verdiğini, istinaf mahkemesinin usul ekonomisi bakımından davanın sürmesi gerektiğine karar verildiğini, ihtilaf konusu olayların iddialar sırasında davacının tescilli marka sahibi olmadığını, davanın önce husumet yönünden reddi gerekirken sürdürülmesinin usule aykırı olduğunu, paralel ithalat yapıldığının davacı tarafından kabul edildikten sonra davanın sürdürülmesinin ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, paralel ithalatın ancak çok özel koşulların olması halinde marka ihlali ve haksız rekabet konusu olacağını, davacının bu yönde bir iddia ve açıklaması olmadığını, dava dilekçesinde ilk iddiada paralel ithalatın yer almadığını, sonradan ortaya çıkan ve davacının da kabul ettiği bir hususta ıslah ve yeni dava yokken yargılama yapılmasının davanın genişletilmesi yasağı ve savunma hakkının kısıtlanması olduğunu, paralel ithalat durumunun ortaya çıkması ve davacının da kabulü sonrası reddedilip sonlandırılması gerekirken uzamasının hatalı olduğunu, bilirkişi incelemelerinin sadece davalı \"...\" ticari defterleri üzerinden yapılmasının istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, sırf davacı firma yabancı kökenli diyerek ticari defter incelemesinden muaf tutulamayacağını, Türkiye'nin kapitülasyon ülkesi olmadığını, ceza mahkemesinin maddi durum tespitleri sonrası beraat kararı vermesi ve kararın istinaf denetiminden geçerek kesinleşmesi sonrası aynı hususlarda bilirkişi incelemesi ve yargılama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararına uyması gerektiğini, davacının \"davalı ticari defterlerini sunmadığından davanın kabulü gerekir\" iddiasının hukuka ve mantığa aykırı olduğunu, kararın birçok yönüyle eksik olsa da davanın reddi kararının doğru olup onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti önlenmesi ve tazminat ve yoksun kalınan alacağın tahsili davasıdır.Davacı dava dilekçesi ile Davalı şirketin eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, SMK 149/1-c maddesi uyarınca müvekkil şirkete ait markaya tecavüzün durdurulmasına ve 149/1-ç maddesi uyarınca müvekkili şirkete ait markaya tecavüzün kaldırılmasına, müvekkili şirkete ait markanın yer aldığı ürün, katalog ve dokümanlara  149/1-d maddesi uyarınca el konulmasına ve imhasına, Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile  şimdilik 1.500 EURO, yoksun kalınan karına ilişkin olarak şimdilik 5.000-TL. belirsiz alacağın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; değişik iş dosyasından yapılan keşif sırasında müvekkili şirkette bulunan 3 adet katalog nedeniyle tecavüz suçlaması yapılmasının ticari, hukuki ve ahlaki tutarlılığı bulunmadığını, bulunan 3 kataloğun davalının olmadığını, kataloglar incelendiğinde dava konusu ... ibaresinin markasal olarak kullanılmadığının görüleceğini, ... fabrikası tarafından, ... firmasına üretilen ve ... firması tarafından Türkiye pazarına sokulan ürünlerde ... ibaresinın markasal olarak kullanılmadığını, sadece \"...\" (... tarafından Üretilmiştir) ibaresine yer verildiğini, esasen söz konusu ibarenin de bizzat ... fabrikası tarafından basıldığını, diğer yandan söz konusu ibarenin ... fabrikası haricinde ... firması tarafından konulduğu farz edilse dahi \"... Tarafından Üretilmiştir\" ibaresinin doğru olması ve açıklayıcı mahiyette bulunması ayrıca üretim kaynağını belirtmenin hukuki ve ticari zorunluluktan kaynaklanması dikkate alındığında, marka ihlali oluşmayacağını, davacının \"...\" nın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli hak sahibi olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını belirterek, marka sahibi olmayan davacı taleplerinin husumet ve zamanaşımı nedenleriyle reddini, dava konusu katalog ve kartelaların davalı yana ait olmaması ve \"...\" (... Tarafından Üretilmiştir) ibaresinin marka ihlali oluşturmaması v.b nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacıya ait \"...\" markasının  kataloglarda, tanıtım broşürlerinde kullanıp kullanmadığı, davacının marka hakkının tüketilip tüketilmediği, bu şekilde davalının davacıya ait marka haklarına tecavüz ve haksız rekabette bulunup bulunmadığı, katalogların ve broşürlerin davalıya ait olup olmadığı, katalogların davacı şirket tarafından hazırlanıp Türkiye'ye yollanan kataloglar olup olmadığı, davacının maddi tazminat talep edip edemeyeceği, tazminat miktarının ne kadar olacağı, davacının kötü niyetli olup olmadığı, zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği, davacının dava açma sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 2. FSHHM nin 2016/124 D.İŞ dosyasından alınan 16/12/2016 tarihli  marka- patent vekili tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle, \" Aleyhine tespit istenen davalı tarafın işyerinde bulunan 3 adet katalogda davacı adına tescilli ... ibaresinin markasal anlamda kullanıldığı,  her İki tarafın faaliyet alanı dikkate alındığında ortalama düzeydeki tüketicilerin davalı ve davacı işletme arasında iktisadi ya da idari bakımından bir bağlantı ihtimali olduğunu düşünmeleri ihtimali olduğu,\"Aleyhine tespit istenen davalı tarafın ileri sürdüğü iddiaların ancak esas yargılamanın yapılacağı davada tartışılıp karara bağlanabileceği\" belirtilmiştir. Mahkemece dosyanın MUHASİP bilirkişiye tevdii ile, davalının bu tarihler arasında ticari kayıtları incelenerek ... markalı ürün alım satımı yapıp yapmadığı, yapmış ise kimden satın aldığı ve ürün cinslerinin ne olduğuna dair rapor alınmasına karar verilmiştir.Muhasebe bilirkişisine ait  14/02/2024 tarihli raporda özetle; \" Dosya kapsamı belgelerin incelenmesinde 01.01.2016-10.10.2017 tarihleri arası dönemi kapsayan dava konusu marka ile yapılan alış ve satışları gösterir belgelerin yer almadığı,  İlgili dönemi kapsayan dava konusu marka ile yapılan alış-satışlarını ve elde edilen gelirin hesaplanabilmesi için; 01.01.2016-10.10.2017 tarihleri arası alış-satış faturaları, -Yasal Defter kayıtları, -İlgili dönemlere ait KDV beyannameleri, BA-BS formaları ve 2016-2017 yıllarına ait Kurumlar Vergisi Beyannameleri, İlgili dönemlere ait mizanların, Mal alış- satışlarının ne kadarının dava konusu marka ile yapıldığı, yada başka ürün satışının olup olmadığı yönündeki bilgi ve belgelerin, dava dosyasına kazandırılması, Gerek davalı firmanın inceleme için bilgi ve belge sunamayacağını bildirmesi ve gerekse dosyada ilgili dönem için bilgi ve belgelerin yer almaması nedeni ile hesaplama yapılamadığı\" belirtilmiştir.  İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 22/02/2018 gün, 2017/214 esas, 2018/101 karar sayılı  ilamında, suç tarihinin 01/12/2016 tarihi olduğu, 556 sayılı KHK 61/A/1 maddesinde belirtilen suçun oluşması için şikayetçi adına tescilli markanın iktibas veya iltibas sureti ile mal veya hizmet üretilmesi bu şekilde üretilmiş malların satışa arzı  veya satılması  gerektiği, bu davaya konu olayda, sanığa yüklenen eylem şikayetçi adına tescilli markanın kullanıldığı kataloğun işyerinde bulundurulması eylemi olup  kimin tarafından üretildiği dahi belli olmayan katalogları işyerinde  bulundurma eyleminin 556 sayılı KHK'nun 61/A maddesinde belirtilen mal veya hizmet üretimi  veya bu şekilde üretilmiş  ürünleri  satışa arz edilmesi  satılması olgularını kapsamadığı gerekçesi ile sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından beraatine karar verildiği kararın istinaf edilmesi neticesinde İstanbul BAM 16 CD nin  05/12/2018 gün 2018/2694 esas 2019/4568 esas sayılı dosyasından istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verildiği görülmüştür.Davacı istinafında davalının ticari defter ve belgelerin ibraz etmediği çin davasını ispat ettiğini ileri sürmüş ise de davacı tarafından dava dilekçesinde davalının ticari defter ve belgelerinin yanında başkaca delillere de dayandığı anlaşılmakla bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafın tespit aşamasında iş yerinde bulunan ve davalı tarafça ürünlerin pazarlanması için bastırıldığı sabit olmayan katalogda, \"...\" (... Tarafından Üretilmiştir) ibaresi bulunmasının 556 sayılı KHK'nın  9/2-d maddesinde belirtilen \"İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması\" kapsamında olmadığı ve İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 22/02/2018 gün, 2017/214 Esas, 2018/101 Karar sayılı  kararında davalı şirket yetkilisi hakkında beraat kararı verildiği de gözetildiğinde sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygundur.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/04/2024 tarih ve 2022/66 E., 2024/106 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"59a4c3a9d7298c7f","SID":"9f0a34f384c01449"}}