{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2025/290 <br>KARAR NO:2025/253<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/11/2024<br>NUMARASI:2023/879 Esas, 2024/1132 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:12/03/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; taraflar  arasındaki eser sözleşmesi gereği verilen siparişin davalı tarafından iptalinden  kaynaklanan zararların tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davanın usulden  reddine dair  verilen karara karşı davacı vekili  tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili;  davacının tekstil imalatı yapan bir firma olarak, davalının siparişi üzerine,  üretime başlandığını, kumaşların satın alınarak kesildiğini, işlenmeye başlamış halde iken davalı firmanın siparişi iptal ettiğini, davacının zararına sebep olduğunu  belirterek;  şimdilik 10.000-GBP (ingiliz Sterlini) nin 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca 1 yıllık en yüksek mevduat faizi oranında ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davacı ...'ın huzurdakı davada taleplerine ve iddialarına dayanak olan sipariş emirlerinin, ... Lımıted tarafından verildiğini, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini,  yetkili mahkemenin İngiliz ve Galler mahkemeleri olduğunu, davanın ...'yu temsilen izafeten müvekkiline  yöneltilebileceği kabul edildiği takdirde arabuluculuk başvurusunda, ...' nun herhangi bir şekilde taraf gösterilmediğinden; davanın arabuluculuk şartı yokluğundan usulden veya  esastan reddine  karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 25/11/2024 tarihli  karar ile;  davanın, davalı tarafça verilen siparişlerin iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, davalı şirketin, başka devlet hukukuna göre kurulduğu ve merkezinin de o ülkede bulunduğu bildirilen yabancı şirket olup; davada yabancılık unsurunun mevcut olduğu, davacı şirketin ise, Türkiye'de yerleşik ve Türk Hukukuna göre kurulmuş olduğu, taraflar arasında, tekstil ürünlerinin imalatı konusunda anlaşma bulunduğu, satın alıma ilişkin şart ve koşulların düzenlendiği sözleşmenin uygulanacak hukuk başlığında yer alan 25.1.maddesinde taraflar aralarındaki ihtilafların çözümünde İngiltere ve Galler Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, dolayısıyla işbu yetki şartı uyarınca huzurdaki davada İngiltere ve Galler Mahkemelerinin yetkili olduğu ve sözleşmenin Uygulanacak Hukuk başlıklı 25.1. Maddesinde ise; \"sözleşme ve sözleşme, sözleşmenin konusu veya oluşumundan veya bunlarla bağlantılı olarak ortaya çıkan herhangi bir ihtilaf veya hak talebi (sözleşmeye dayalı olmayan ihtilaflar veya hak talepleri dahil) İngiltere ve Galler hukukuna tabi olacak ve buna göre yorumlanacaktır\" hükmünün düzenlendiği, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan satım sözleşmesi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşmasının mümkün olduğu,  davada münhasır yetki veya kamu düzeninin sözkonusu olmadığı, yetkili kılınan mahkemenin belirli olduğu,  HMK'nın 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesinde belirlenen yetki şartı, genel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırdığından, Türk Mahkemesinde dava açılamayacağı, yetki sözleşmesinin tarafları tacir olduğundan, tacirler arasında TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, sözleşmedeki yetki şartının da TBK'nın 21/2. maddesi anlamında satış ilişkisinin niteliğine aykırı bir kayıt bulunmadığı, uluslararası yetki şartının aynı Kanun'un 25. maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırı genel işlem şartı niteliğinin olmadığı, buna göre yetki sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşıdığı  gerekçesi ile; davada Türk Mahkemelerinin yargı hakkı bulunmadığından; davanın 6100 sayılı HMK 114/1-a ve 115/2 md. gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine  karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davalının siparişi iptal ettiğini ikrar ettiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davalının savunmasının; taraflar arasında dijital ortamda sözleşme yapıldığı ve yetki şartı ve uygulanacak hukukun seçildiğine ilişkin olduğunu, mahkemenin, uzmanlık gerektiren konuda bilirkişi raporu aldırdığını, bilirkişi raporunda;  davacı ile davalı arasında dijital ortamda kurulmuş, imzalanmış veya onaylanmış geçerli bir sözleşme bulunamadığı tespit ve kanaatine varıldığının bildirildiği, gerekçeli kararda da buna yer verildiğini, ancak yanlış bir değerlendirme yaptığını, bilirkişinin sözleşmenin olmadığı kanaatine varmış olmasına karşın mahkemece sözleşmenin var olduğu kabul edilerek karar verildiğini,  verilen kararın, esas alınan bilirkişi raporu ile çeliştiğini, mahkemece, uzmanlık gerektiren konuda bilirkişiye müracaat edilmiş ise, bilirkişinin raporunun bağlayıcı olacağını, hakimin; eğer bilirkişinin raporunun doğru olmadığını düşünüyor ise yeni bilirkişi raporu aldırması gerektiğini, şahsi bilgisi ile belirleme yapamayacağını, konuya ilişkin  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2008/734 Esas, 2008/766 Karar sayılı 24.12.2008 tarihli kararının emsal olduğunu,  taraflar arasında yetki sözleşmesi yapılmadığını,  taraflar arasında uygulanacak  hukuku seçen bir anlaşma olmadığını,  yetki sözleşmesinin taraflar arasında yapılmış yazılı bir metin ile kurulmasının şart olduğunu, ispat yükü üzerinde olan davalının; maillerde yer alan ... linkine girildiğinde sözleşme şartlarının kabul edildiğini savunduğunu, \"Mailde yer alan linkte tıklanıp görebilirlerdi\" şeklinde bir yetki sözleşmesi bulunmadığını, davalı tarafından dosyaya sunulan ve yetki şartı içeren belgede davacı şirketin imzasının bulunmadığını, söz konusu metinin davacı şirkete gönderilerek onaylanmış bir metin olmadığını, linke tıklandığında metne ulaşmanın da  mümkün olmadığını, linke tıklandığında, dosyada fotoğrafı da sunulmuş olan b harfi ve altında kutucuk çıktığını, bu kutucukta sadece üye şifreleri ile giriş yapılabildiğini, davacı şirkete herhangi bir kullanıcı adı veya şifresi verilmediğini, şifre verildiğine dair davalı tarafça delil de sunulamadığını, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur .Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen  eser sözleşmesi ilişkisinden  kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici, davalı yan ise iş sahibidir.Davacı yan, davalı yan ile mailleşerek şipariş aldığını, şiparişler hazırlanmaya başlandıktan sonra davalı yanın siparişlerden vazgeçtiğini bildirdiğini ve bu nedenle de uğradığı zararın tazminini talep ve dava etmiş, davalı yan ise aralarında yetki sözleşmesi bulunduğunu bu nedenle davanın usulden ve  ayrıca esastan da reddini istemiş, mahkemece taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Somut olayda, mahkemece, HMK’nın 17. maddesi uyarınca yetkisizlik nedeni ile davanın usulden reddine  karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. HMK'nın 18. Maddesinde ise yetki sözleşmesinin yazılı olarak yapılması öngörülmüştür. Taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi bulunmamakla birlikte mailleşme yolu ile eser ilişkisi kurulduğu anlaşılmaktadır. Davalı yanın dosyaya sunduğu yetki sözleşmesinde davacı yanın imzası da bulunmamaktadır. Bilirkişi raporu ile taraflar arasında usule uygun yazılı ve her iki tarafın imzasını içeren yetki sözleşmesi bulunmadığı da tespit edilmiştir. Bu nedenle mahkemece yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/11/2024 tarih, 2023/879 Esas, 2024/1132 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/03/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6c8f80df6fb35b65","SID":"fd1e4e7732129a72"}}