{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1985 <br>KARAR NO:2025/266<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:07/12/2020<br>NUMARASI:2020/527 E. - 2020/750  K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında Bakırköy ... Noterliği ... yevmiye nolu 21/04/2009 tarihli Şirket Hisse Devri Sözleşmesinin akdedildiğini, işbu sözleşme ile davalının, ....Ltd.Şti.’ndeki hissesini bütün aktif ve pasifiyle devri konusunda tarafların anlaştıklarını, daha sonra yaptıkları araştırmada, sözleşmenin 4. maddesine göre devir ve tescil işlemlerinin yapılabilmesi için gerekli yasal işlemlerin yapılmadığı gibi yapılmasının da mümkün bulunmadığını, ayrıca TTK'nın 520. maddesi gereğince ortaklar pay defterine tescil için gerekli olan ¾ çoğunluk sağlanmadığını ve sağlanmasının da mümkün bulunmadığının ortaya çıktığını, sözleşme gereğince devir bedelini nakten ve tamamen almasına ve hissesini de noterden devretmesine rağmen davalının, aynı şirket hissesini üçüncü şahıs  ...'ya Bakırköy ... Noterliği 09 Şubat 20015 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile nominal değerden devrettiğini, şirket hissesini devralan üçüncü şahsın şirkete başvurarak işbu hisseyi kendi adına tescil ettirdiğini, aradan yaklaşık  iki yıl geçtikten sonra değişen ve gelişen piyasa şartlarında hastane ruhsatlarının kısıtlanması sebebiyle müvekkiline satılmış olan hisselerin asgari değerinin 60.000 TL olduğunu, işbu sebeplerden dolayı davalı Aleyhine ... sayılı dosyası ile bu değerin tahsili için davalı aleyhine ilamsız icra takibinin başlatıldığını, borçlu- davalının takibe haksız ve mesnetsiz olarak itirazda bulunduğunu belirterek, icra takibine vaki haksız itirazın iptaline, takibin devamına ve % 20 oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;  takip alacaklısı şirkete, müvekkili tarafından TTK’nın 598. maddesine uygun bir şekilde yapılan bir hisse devrinin ve tescilin söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacı tarafın iddiası doğrultusunda devrin yapıldığı kabul edilse dahi kanunen aranan resmi şekil şartı olan ticaret siciline başvurunun yapılmadığını, dolayısı ile söz konusu hisse devrinin gerçekleşmediğini, devre konu olduğu iddia edilen hisselerin değerinin 60.000,00 TL olmadığını, söz konusu hisselerin hastane tarafından müvekkilinin eşinin ismi yaşatıldığı için sembolik olarak verilmiş hisseler olduğunu, devre konu olduğu iddia edilen hisselerin değerinin 750,00 TL olduğunu, nitekim hem davacı ile 21.04.2009 tarihinde imzalanan Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi hem de dava dışı ... ile 09.02.2015 tarihinde imzalanan Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesinde devir bedelinin  750,00 TL olduğunu, davacı ... Sağlık hizmetleri firmasının 21.04.2009 tarihli sözleşmeye konu hisse devrinin karşılığı olan 750,00 TL bedelinin müvekkiline ödenmediğini, söz konusu bedelin altı senedir ödenmemesi ve anlaşmaya konu hissenin davacı şirket tarafından tescilinin yapılmaması neticesinde söz konusu hisselerin dava dışı ...’ya yine aynı bedel olan 750,00 TL’ye devredildiğini ve tescil edildiğini, davacının müvekkiline 60.000,00 TL ödeme yaptığına dair davacının sözlü beyanı dışında en ufak bir kanıtın da bulunmadığını, kaldı ki davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte pek çok Yargıtay kararı ile sabit olduğu üzere kişinin kendi muvazaasına dayanmasının mümkün olmadığını savunarak,  davanın reddine,  %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava konusu hisse devir sözleşmesinde dava konusu devir bedelinin noter sözleşmesinde gösterilen bedelden daha yüksek olduğu iddiasında bulunmuş olup delil olarak aynı şirketten alınan başka hisse devri sözleşmelerindeki ödemeleri emsal göstermiş ise de; söz konusu ödemelerin bu dosya için delil olarak ileri sürülemeyeceği, her hisse devrinin birbirinden bağımsız olarak yapılmış olup davacının iddiasına göre ödediği hisse bedelinin gerçekte daha yüksek olduğunu ödeme kayıtları ve yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiği, noter belgesine göre bu resmi yazılı belgenin aksini iddia eden davacının iddiasını HMK.’nın 201. maddesine göre eşdeğer yazılı belge veya kesin delille ispatlaması gerektiği açık olup bu hususun tanıkla ispatlanması mümkün değildir. Davacı tarafın yukarıda açıklanan ispat şartı gerekçesine göre 750,00 TL'nin üzerinde hisse devir bedeli ödediği iddiasını ispatlayamadığından, ancak 750 TL ödediğinin noter belgesinde açıkça yer aldığından, davanın 750,00 TL yönünden kabulüne, bu kısım  dışında fazlaya ilişkin talebin reddine,  alacağın ticari iş sayılan hisse devrinden kaynaklanması nedeni ile alacağa takip tarihinden itibaren  avans faizi uygulanmasına, kabul edilen kısmın likit olması ve davalının bu kısım yönünden itirazında haksız çıkması nedeni ile bu kısım açısından icra inkar tazminatına hükmedilmesine  karar verilerek..\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 750,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 750,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile 750,00 TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Eksik inceleme ile karar verildiğini, kararın yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dinlenen davalı tanığı ...'in beyanları ile bile davanın haklılığının ispatlandığını, davalının tanığı ... ile müvekkilinin imzaladığı sözleşme ile de ispatlanmış olduğu üzere bir hisse değeri 35.000,00 TL olarak müvekkili tarafından ...'ten %39 hisse satın alındığını, noterde bir hisse değerinin 750,00 TL olarak gösterildiğini, bu sebeple davanın haklılığının ispatlandığını, mahkemece eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucunda karar verildiğini, devir sözleşmesinde dava konusu devir bedelinin noter sözleşmesinde gösterilen bedelden daha yüksek olduğunun delil olarak aynı şirketten aldıkları başka hisse devir sözleşmelerindeki ödemeleri gösterdiklerini, mahkeme tarafından yazılı belgelerle ispat edilmesi gerektiği, tanıkla ispatlanmasının mümkün olmadığı gerekçeleri ile ret kararı verildiğini, davalının hisse bedelinin nakden ve tamamen almış olmasına rağmen aynı şirket hissesini 3.şahıs olan ...'ya sattığını ve nominal değer üzerinden devrettiğini, davalının müvekkili şirkete hisse devri yapılamayacağını bilmesine rağmen devir sözleşmesi imzalaması ardından hemen hissesinin 3.şahsa satıp devretmesinin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, BAM kararında hisse devir sözleşmesinin geçerli olduğu buna göre karar verilmesi gerektiği, sözleşmenin geçersiz olduğunun somut verilerle ortaya konulamadığı gerekçesiyle kararın kaldırıldığını, ilama uyularak ödemenin yazılı belgelerle ispat edilmesi gerektiği ve tanıkla ispat külfetinin yerine getirilemeyeceği gerekçesiyle hisse devir sözleşmesinde hisse devir olarak yazılan 750,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu olayın eylemli karine niteliğinde olduğunu, tanık beyanlarının haklılığı ispatladığını iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesi gereğince devir borcunun yerine getirilmemesinden kaynaklanan gerçek hisse bedelinin tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, hisse devir sözleşmesinin varlığı, sözleşme konusu hisselerin dava dışı 3.şahsa devredildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesinde yazılan bedel haricinde davacının sözleşme kapsamında sözleşmenin ifa edilmemesi nedeni ile talep etmekte haklı olduğu alacak isteminin tanık delili ile ispat edilip edilemeyeceği ve davacının takibe konu alacağının sübuta erip ermediği ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen 21.04.2009 tarihli Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi (ortak dışı) ile hisseyi devredenin davalı, hisse devir alanın davacı şirket olduğu, hissesi devredilen şirketin ise ... Şirketi olduğu, devir sözleşmesinde limited şirket ortaklarından olan davacının 750,00 TL hissesini bütün aktif pasifi ile şirketin ortağı olmayan devralana 750,0 TL bedel karşılığında devir ve temlik ettiğini, devir bedelini kendisinden nakden ve tamamen aldığını, devrettiği hissenini devir alan adına kayıt ve tescil edilmesine rıza ve muvafakat ettiğini beyan ettiği, davacı devir alanın ise hisseyi devralan olarak devir edenin beyanında yazılı olduğu şekilde  devraldığını, devir bedelinin kendisine nakden ve tamamen ödendiğine dair ifadelere yer verildiği, davalı tarafça 09.02.2015 tarihinde dava dışı... Ltd Şirketine ait 750,00 TL tutarında payın dava dışı ...'ya Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen limited şirket pay devir sözleşmesi ile devredildiği, davacının sözleşme kapsamında kendisine devredilen şirket hissesinin dava dışı 3.şahsa devredilmesi üzerine hisse değerinin daha önceden icra dosyasında tespitinin yapıldığı, 40.000,00 TL olarak kıymet takdir raporunun kesinleştiği, yaklaşık 2 yıl aradan sonra gelişen piyasa şartlarında hastane ruhsatlarının kısıtlanması sebebi ile hisselerin asgari 60.000,00 TL olacağını iddia ederek davalıdan 60.000,00 TL alacağın tahsili amacı ile ... sayılı dosyasında 08.06.2015 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, takip sebebinin haksız olarak devredilen bir adet hisse bedelinin tahsili talebi olarak belirtildiği, davalının icra takibine karşı itiraz ettiği, itirazında TTK'nın 598. maddesi gereğince uygun şekilde yapılan hisse devri ve tescilin söz konusu olmadığını, hisse devrinin hukuken gerçekleşmediğini belirterek borca ve ferilerine itiraz ettiği, davalı tarafça ayrıca Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesine gönderilen ödeme emrine ilişkin tebliğin usulsüzlüğüne dair 03.09.2015 tarihinde şikayette bulunduğu, mahkemenin 2015/1092 Esas, 2015/1010 Karar ve 23.09.2019 tarihli karar ile şikayetin kabulü ile tebligat ödeme emri tarihinin 01.09.2015 olarak belirlendiği, takibe itiraz üzerine davacının İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların dosyaya delillerini ibrazı ile birlikte mahkeme tarafından ilgili deliller dosya içerisine celp edilerek tanıklar dinlenildikten sonra  Dairemizin kaldırma kararı öncesinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacı tanığı ...,  21.02.2017 tarihli zapta geçen beyanında; kendisinin hisse devri yapılan ... Şirketinin ortaklarından ... ile akraba olduğunu, 2009 yılında hissedarlardan olan davalının hissesini sattığını ve hisse bedelinin 35.000,00 TL olduğunu bildiğini beyan etmiştir. Davalı tanığı ..., aynı celsedeki zapta geçen beyanında; 1996 yılında ... Ltd Şirketi kurduklarını, 1998 yılında şirketin faaliyete geçtiğini, hastaneyi açmak için 10-15 kişiye hisse satışı yaptıklarını, hastanenin ismini, anısını yaşatmak için Yunanistan'da öldürülen ...'in ismini verdiklerini ve eşi davalıya bedelsiz olarak %1 hisse verdiklerini daha sonra 2009 yılında yaşadıkları sıkıntıdan dolayı kendisinin %39 hissesinin sattığını, hissenin değerinin 35.000,00 TL üzerinden sattığını, davalınında %1 lik hissesini davacıya sattığını, hiçbir bedel almadığını, noterde resmi olarak 750,00 TL satıldı şeklinde gösterildiğini ancak aralarında yapılan yazılı sözleşmede bir hisse değerini 35.000,00 TL olarak gösterdiklerini beyan etmiştir. 10.05.2018 tarihli  bilirkişi raporunda; davalı yanca, ortağı bulunduğu dava dışı ... Şti.'deki hisselerini 21.04.2009 tarihinde noter senedi ile davalı yana satışını yaptığını ve ancak bu satışın dava dışı şirketin kayıtlarında ve ticaret sicilinde tescil edilmediğini ve bu kez davalı yanca aynı hisselerin 09.02.2015 tarihinde dava  dışı ...'ya aynı bedelle devredildiğini ve bu hisselerin ... adına ticaret sicilinde tescil edilmiş olduğuna ilişkin çekişmenin mevcut olmadığı, davacı yanca, davalı yana yapılan ödemenin muhasebesine ilişkin muhasebe fişi, yevmiye maddesi, yevmiye kaydının yer aldığı yevmiye defteri sayfası mübrez dava dosyasında yer almadığından davacı şirketçe davalıdan hisse alımına ilişkin yapılan ödemenin davacının ticari defterlerinde nasıl muhasebeleşmiş olduğu konusunda kanaat oluşturulamadığını, ...sayılı dosyası gereği 60.000,00 TL alacak tutarı üzerinden yapılmış olan icra takibindeki alacak tutarının İikit olmadığı, taraflarca düzenlenmiş ve onaylı kesin hak ediş olmadığından alacağın varlığının tespiti için yargı kararının gerektiği, bu nedenle %20” den az olmamak üzere icra inkar tazminatı talebi hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, huzurda görülen davanın mahkemece kabulü hâlinde, davacı ... AŞ nin davalı ...'den 750,00 TL (Noter Hisse devrinde taraflarca beyan edilen tutar) ana borçtan mütevellit alacaklı olduğu, 750,00 TL ana borca devrin yapıldığı 21.04.2009 temerrüt tarihinden itibaren ilave edilecek yasal faizi ile birlikte itirazın iptali ile takibin devam etmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, 02.07.2018 tarihli yukarıda yer verilen kararında; davanın tümden reddine dair hüküm tesis etmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında ise yazılı hisse devir sözleşmesindeki bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne dair eldeki incelemeye konu hüküm tesis edilmiştir. Şirket hisse devir sözleşmesinin yapıldığı 21.04.2009 tarihinde uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın limited şirketlerde hisse devrine ilişkin düzenleme içeren 520. Maddesi uyarınca, payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez. Bu amir hükme göre limited şirket hisse devir sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onaylanmış olması, niteliği itibariyle bir geçerlilik şartı olup anılan şekilde gerçekleştirilmeyen hisse devir sözleşmesi taraflar arasında hüküm ifade etmez.Limited şirket hisse devir sözleşmesinde taraflar arasında bir bedel kararlaştırılması hâlinde bu bedel resmî şekilde akdedilecek sözleşmede doğru olarak gösterilmelidir. Bir hisse devir sözleşmesindeki gerçek satış bedelinin resmî senette daha düşük veya daha yüksek gösterilmiş olması; böylece satış bedelinin doğru gösterilmemesi hâlinde hangi bedelin dikkate alınacağı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada gerçek bedel resmî evraka yansıtılmamış olmakla, bu özelliği itibariyle, çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de muvazaa hükümlerinden faydalanılması gereklidir. Taraf muvazaası iddialarının ise yazılı delille kanıtlanması gerekir.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında 21.04.2009 tarihinde noter onaylı sözleşme imzalandığı, anılan sözleşmede devir bedelinin 750,00 TL olarak belirlendiği, davacı tarafından gerçek hisse bedelinin davalı tarafa ödenmediği, hisse devir bedelinin daha yüksek olduğu, ayrıca güncel hisse değerinin daha yüksek olduğunu iddia edilerek gerçek hisse bedelinin tahsili  amacı ile icra takibi başlatılmıştır.Taraflar arasında limited şirket hisse devir sözleşmesi haricinde, davacının ödediği hisse bedelinin daha yüksek olduğuna dair başkaca yazılı bir sözleşme veya belge mevcut değildir. Taraflar arasında gerçekleştirilen hisse devir sözleşmesinde gösterilen bedelin aksinin tanık beyanıyla ispatı mümkün olmadığından, mahkemenin hisse devir sözleşmesinde yazılı miktar yönünden davanın kısmen kabulünde dair verdiği kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer taraftan, davacı, hisse değerinin hastane ruhsatlarının kısıtlanması nedeniyle arttığını ileri sürmekte ve artan yeni değer üzerinden talepte bulunmaktadır. Hisse devir sözleşmesinin ifa edilmediği ve aynı hisselerin başkasına devredildiği sabit olmakla birlikte, devrin gerçekleşmemesinde davalının kusurlu olduğuna dair bir kanıt da sunulmamıştır. Esasen davacı tazminat talep etmemekte, hisse bedeli talep etmektedir. Davacının tarafı olduğu devir sözleşmesinde altı sol sonra bu hisselerin üçüncü kişiye 1015 yılında devredildiği, davacıya yapılan hisse devrinin şirket kayıtlarına işlenmemesinde davalının kusurunun bulunduğunun kanıtlanmadığı dikkate alındığında, davacının ödediği hisse bedelinden daha fazla bir hisse değeri talep hakkının bulunmadığı kanaatine varılmış, bu nedenler davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.20.02.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"306a401e2df1a99f","SID":"151083592de5006e"}}