{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1152 Esas<br>KARAR NO:2025/304 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2015/850 Esas -  2021/1167 Karar <br>TARİH:03/11/2021<br>DAVA:Menfi Tespit <br>BİRLEŞEN DAVA (İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1211 Esas)<br>DAVA:Tazminat<br>KARAR TARİHİ:27/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Asıl Davada Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın bir süreliğine davacılardan... Şti. bünyesinde genel müdür ve şirket ortağı olarak görev yaptığı, 27.12.2011'de davalı ile adı geçen davacı arasında “Ortaklığın Feshi Sözleşmesi” imzalandığı ve sözleşmenin “...” başlıklı eki uyarınca teminat olarak davalıya senet verildiği; davalının, sözleşmeye dayalı olarak ve teminat amaçlı verildiği halde, senedi... sayılı dosyasında icra takibine koyduğu; davalının “Ortaklığın Feshi Sözleşmesi”nde üstlendiği edimleri ifa etmeden, kendisine yapılan ödemeleri mahsup etmeden, borcun doğumunu sağlayacak vadeler gelmeden ve şartlar oluşmadan kendisinde bulunan teminat senedini kullandığı; davacıya verilen senet fatokopisinde davalının kendi el yazısıyla “Sözleşme garanti senedidir” yazdığı halde, bu ibare silinerek senedin icra takibine konulduğu; davacıların muaccel bir harcu bulunmadığından takibe konuları bononun kambiyo senedi niteliği taşımadığı, sözleşmenin teminatı olarak verildiği için kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği; davalının kötü niyetli başlattığı icra takibi nedeniyle davacıların ticari itibarının zarar gördüğü ileri sürülerek,... sayılı dosyasına dayanak oluşturan senetten dolayı davacıların borçlu bulunmadıklarının tespitine ve davalı aleyhinde icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava edilmiştir. Asıl Davada Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;   bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüşse, bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil “ifa uğruna” verildiğinin kabulü gerektiği; dava konusu senet aslında “Sözleşme garanti senedidir” şeklinde bir kayıt bulunmadığı, bu kaydın senet aslından silindiği iddiasının gerçek dışı olduğu; katı atıktan enerji üretimi konusunda projeler geliştiren davalının ... Şti. ile ... Şti.'nde ayrı ayrı ... olmak üzere kurucu ve yönetici orak olduğu; fakat, davacı tarafça davalıya yapılan baskılar sonucu davalının bu hisselerini davacı yana devrettiği; 27.12.2011 tarihli protokal kapsamında taraflar arasında davacının ek alacaklarına ilişkin sözleşme düzenlendiği; 27.12.2011 tarihli protokolün 3ncü maddesinde davacılardan ...'nin davalıdan devredilen hisseleri ve kendi hisselerini üçüncü bir şirkete satmasının ve satıldığında davalıya Ek-1'deki bedellerin ödenmesinin öngörüldüğü; Ek-1 4-b/c maddesinde belirtilen koşulların protokolün imza tarihinden itibaren 3-6 ay arasında sonuçlanacak bir şirket satış bedeli üzerinden hesaplanmış olmasına rağmen, davacının şirket satışına dürüstlük kurallarına aykırı olarak yanaşmadığı, davalının bu yöndeki haklarını davalıyı aradan çıkardıktan sonra suiistimale yöneldiği; sözleşmenin ihlali nedeniyle davacıya ihtarname ve defaatle mail'ler gönderildiği fakat davacının hisse bedeline istinaden düzenlenen senedin ödeneceği yönünde ikrar ve kabullerle davalıyı mail'lerle oyaladığı ve pek çok kez edimlerin ihlal edildiği; bu hususların “...”ta yazılı koşulların gerçekleştiğini gösterdiği ve davalının alacağım garantileyen kambiyo senedini kullanmasına bir engel bulunmadığı; davalının hisseleri devralındıktan sonra hisselerin satışı yönünde hiçbir aktif tutum gerçekleştirilmediği ve davalıya bu hususta gerekli yetkilerin verilmesinden imtina edildiği, hisse devirleri yapılıp da 27.12.2011 tarihli protokol imzalandıktan sonra davalıya alacaklarına karşılık 01.12.2012 tanzim tarihli ve 1.000.000.-7L tutarlı senet (takip konusu bono) verildiği; “...” başlıklı belgede senedin teminat senedi olduğunun yazmadığı; alacağı teminen verilen senedin üzerinde “garanti senedi” kaydı geçse dahi kambiyo senedi olmasının asıl olduğu; kaldı ki, takip konusu bono üzerinde hiçbir surette böyle bir kayıt yer almadığı ve “ifa uğruna” verildiği karine olan bir senedi teminat senedi olarak değerlendirmenin mümkün bulunmadığı; senedin vadesi çoktan geçmiş ve ödeme süresi de geçmekte iken davacının halen senedin paraya çevrilme şartının oluşmadığını iddia edemeyeceği; bono üzerinde vade (“borcun ifa edileceği gün”) belirlenmiş olduğundan, bu günün geçmesiyle borçlunun temerrüde düştüğü, dolayısıyla davacıların temerrüt oluşmadığı iddiasında isabet bulunmadığı; davacılardan ... Şti.'nin avalist olduğu ve tarafı bulunmadığı sözleşmeye dayanarak bir şahsi def'i olan teminat defini ileri süremeyeceği, aval şeklen fer'i alsa da bağımsız ve soyut bir taahhüt teşkil ettiğinden avalistin lehine aval verdiği kimsenin şahsi def'ilerini kendisine başvuran hamile karşı ileri süremeyeceği savunularak, davanın reddine karar verilmesi ve davacıların ayrı ayrı tazminata mahkum edilmesi beyan edilmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle;   katı atıktan enerji üretimi konusunda projeler geliştiren davacı ...'ın .... Şti. ile ... Şti.'nde ayrı ayrı %20 olmak üzere yönetici ortak olduğu; fakat, davalı tarafın baskıları sonucu davacının ... Ltd. ile yaptığı 27.12.2011 tarihli sözleşme uyarınca yöneticilikten ayrılıp paylarını ... Ltd. ve onun dava dışı yetkilisi ...'ye devretmeyi taahhüt ettiği; davacı ...'ın yüklendiği hisse devir borcunu yerine getirdiği, devrin noterde yapıldığı ve şirketlerin ortak kurullarında onaylandığı; karşı edim olarak davalı ...'nin sözleşmenin 3ncü maddesine göre halihazırda elinde olan ve yeni devraldığı hisseleri üçüncü şahıslara satmayı ve bu satış sonrasında sözleşmenin 1 no.lu Ek'inde gösterilen şartlarda davacı ...' a ödeme yapmayı borçlandığı; 3. Maddeye göre ...'ın ...'daki 285.000 hissesini 1.70175-TL birim fiyat üzerinden toplam 485.000.-TL, ...'deki 475.000 hissesini 1.-TL birim fiyat üzerinden toplam 475.000.TL olmak üzere toplam 960.000.-TL'ye devretmeyi kabul ettiği; ancak, 3. maddede hisse satış bedelinin yalnızca bir kısmının düzenlendiği, kalanının üçüncü kişilere satış geciktirici şartına bağlandığı; sözleşmenin 1 no.lu Ek'inin 4. maddesinde ...'nin gerek kendisine ait gerek ...'dan devraldığı hisseleri üçüncü kişilere satarak bu satıştan ...'a pay verme borcumun düzenlendiği; ...'nın davalılarla defaatle mailleştiği ve bu yazışmalarda şirket yetkililerinin ...'a olan hisse hedeli borcunu defaatle kabul edip ödeme zamanı hususunda anlayış beklediklerini kabul ettikleri ve ...'ı yıllarca oyaladıkları; .... Ltd.'nin hisseleri devralmasına rağmen ...'a vereceği bedelden kaçınmak için şirketlerin satışı için hiçbir girişimde bulunmadığı; BK md.175/1'deki “Taraflardan biri koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır” hükmü uyarınca, satışa dürüstlük kurallarına aykırı şekilde engel olunması karşısında, geciktirici şartın gerçekleştiği ve ... ile ... şirketlerinin değerlemesi yapılarak sanki satış yapılmışcasına ...'a ödeme yapılması gerektiği; şirket değerlemesi bakımından ... ve ... şirketlerinin gerçek değerinin (“yaşayan şirket değeri”) “indirgenmiş nakit akım yöntemi” uygulanarak hesaplanması gerektiği; değerlemede “karar tarihine en yakın tarihteki şirket değerleri”nin esas alınması gerektiği; .... Ltd.'nin keşide ettiği, ...'nin avalist olduğu 12.03.2012 düzenleme tarihli, 01.12.2012 vadeli, 1.000.000.-TL.bedelli bononun “ifa uğruna” verildiği; dolayısıyla alacaklı ... bakımından hem hisse satışından doğan adi alacağın hem de bonodan doğan kambiyo alacağının varlığının sürdürdüğü; işbu dava ile .... Ltd.'den hisse satışından doğan adi alacağın, diğer davalı ...'den ise aval vererek ödenmesini teminat altına aldığı kambiyo alacağının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla talep edildiği ileri sürülerek; ... ve ... şirketlerinin “indirgenmiş nakit akımı yöntemi”ne göre karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerleri hesaplanarak taraflar arasındaki sözleşmenin |1. no.lu Ek'inin 4. maddesine göre davacının hisse satış bedeli alacağının tespiti; davalılar .... Ltd. ve ...'den, tespit edilecek hisse satış bedeli alacağının, tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100.000.-TL'sinin ticari avans faizi ile birlikte tahsili talep ve dava edilmiştir.Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalılardan ..., Ltd.'nin katı atıklardan elektrik enerjisi üretimi konusunda uzman Güney Kore'de mukim bir firma olduğu; Türkiye'de 2008-2009 yıllarında ... Şti. ile ... ... Şti. olmak üzere iki ayrı şirket kurarak faaliyete başladığı; .... Ltd.'nin yabancı bir firma alması nedeniyle davacı ... ile ortaklık yapıldığı; şirketlerin kuruluşundan 27.12.2011'e kadar ortak ve yetkili müdür sıfatıyla görev yapan davacının, 27.12.2011 tarihli sözleşmeyle hisselerinin davalı .... Ltd. ile dava dışı ...'ye herhangi bir baskı olmaksızın kendi rızasıyla toplam 960.000.-TL bedelle devrettiği; bu bedelin 450.000.-TL'sinin ilk etapta ödendiği, kalan 510.000.-TL için 30.06.2012 vadeli senet düzenlendiği fakat daha sonra iptal edilerek 31.09.2012 vadeli aymı bedelli bir senet ile değiştirildiği; davacının kendi rızasıyla gerçekleşen bu değişiklik sonrasında yalnızca garanli olarak verilen 1.000.000.-TL bedetli senedi icra takibine kanu edebilmek adına 25.06.2012'de davalıya ihtamame göndererek satışın engellendiği iddiasında bulunduğu; davalı .... Ltd.'nin Gaziantep ve Bolu'daki katı atıktan enerji üretimi tesislerinin kuruluşu ve faaliyete geçirilmesi için Güney Koreli bir finans kurumundan uzun vadeli kredi kullandığı, tesislerin yapım aşamasının tamamlanarak enerji üretim safhasına geçilme sürecinde davalı ..., Ltd.'nin iflas noktasına kadar geldiği; yaşanan maddi zorluklar nedeniyle 510.000.-TL bedelli senedin vadesinde ödenemediği ve davacı tarafından icra yoluyla tahsil edildiği; davacının delil olarak sunduğu elektronik yazışmaların tamamının bu senedin ödenmesine ilişkin olduğu, 1.000.000.-TL bedelli teminat senedi ile ilgili bulunmadığı; hisse devrinden kısa bir süre sonra 01.04.2012-30.06.2012 tarihleri arasında ve daha sonra 09.12.2014'te davacıya şirket satışı için gerekli görüşmelerin yapılabilmesi amacıyla yetki belgeleri düzenlenerek teslim edildiği; ..., Ltd.'nin şirket satışından kaynaklı bedeli ödememek için şirket satışlarını gerçekleştirmediği iddiasının gerçek dışı olduğu; davalının ve zaman zaman davacının birden fazla şirket ile satış için görüşmeler gerçekleştirdikleri (..., ..., ... firması) ve halihazırda devam eden satış görüşmeleri (...) bulunduğu; ... ile yürütülen satış görüşmelerinin henüz olumlu şekilde sonlandırılamamasının nedeninin alıcının finansman bulmaktaki sıkıntısından kaynaklandığı; gerçekleştirilen görüşmelerin büyük kısmından davacının haberdar bulunduğu ve pazarlık sürecine dahil olduğu; davalının görüşmelerin olumsuz sonuçlanmasına yönelik hiçbir kast ve ihmali bulunmadığı; “indirgenmiş nakit akım yöntemi”nin satışa konu şirketler için uygun olmadığı, devletin 10 yıllık alım garantisi süresinin bitmesine 3 yıl kaldığı cihetle şirketlerin nakit akımlarını belli bir düzeyde tutmalarının mümkün olmadığı; sözleşme tarihindeki şirket mali tabloları doğrultusunda değerleme yapılmak gerektiğini beyan edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  03/11/2021 tarih ve 2015/850 Esas -  2021/1167 Karar sayılı kararında; \"Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, dava dilekçesine ekli senet, sözleşme suretleri, ihtarnameler ve sair yazışmalar Mahkememizce tetkik edilmiş, taraf ticari kayıtları yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına dair karar verilmiştir.Bu kapsamda talimat yoluyla alınan 23/12/2016 tarihli raporla özetle; ...Şti. firmasının 2012, 2013, 2014 ve 2015 yılları arasında tutmakla zorunlu olduğu, Yevmiye defterlerinin 6102 sayılı T.T.K.'nun 64/3. Maddesi hükümleri uyarınca defter açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, Envanter defteri ve Defter-i Kebir(Büyük Defter) ise defter açılış tasdiklerinin yaptırıldığı, ancak defter kapanış tasdiki zorunluluğu olmadığından dolayı defter kapanış tasdiklerinin aranmadığı,  yasal defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu tespit edildiği, ...Şti. firmasının) 19.09.2008 tarihinde tescil edildiği, şirketin 100.000 TL şermayesinin olduğu, 95.000 TL” sinin ... Ltd.Şti, 5.000 TL”sinin ise ...” a ait olduğu, daha sonra inci lemeye konu olan firmanın sermayesinin 100.000 TL' den 1.500.000 TL” ye çıkarıldığı, sermayenin 1.200.000 TL” sinin ... Ltd firmasına, 300,000 TL” sinin ...” a ait olduğu, 13.12.2010 tarihinde şirket sermayesinin 1.500.000 TL” den 2.500.000 TL” ye çıkarıldığı, sermayenin 2.000.000 TL' sinin ... Ltd firmasına 500.000 TL' sinin ...” a ait olduğu tespit edildiği, davalı ... tarafından, 20.02.2012 tarihi ve 8009 sayılı Ticaret sicil gazetesinde, şirkette bulunan 20.000 pay, 500.000,00 TL hissesinin) 19.000 Pay 475.000,00 TL”lik kısmını bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte şirket ortağı olan ... Ltd. şirketine geri kaları 1,000 pay, 25.000,00 TL” lik kısmını ise ...' ye 25.000 TL bedel karşılığı devir ve temlik ettiği, davalı ...” ın 500.000 TL tutarındaki şirket hisselerini, davacı tarafın yevmiye defterinde 20.02.2012 tarih ve... yevmiye numarası (ile 475.000 TL tutarındaki kısmının “.... Ltd.” firmaşına, 25.000 TL'lik kısmının ise “...” ye devredildiği şeklinde kayıtlı olduğu, ...Şti'nin sermayesinin en son olarak 02.01.2014 Tarih ve 8477 sayılı Ticaret sicil gazetesinde 8.900.000 TL” ye çıkarıldığı, bu sermayenin 8.855.500 TL” sinin ... Ltd. 44.500 TL” sinin ise ...” ye ait olduğu, davalı ... tarafından ... Ltd.Şti âdına gönderilen 25.06.2012 tarihli ihtarnamede; ... Ltd. firmasının 27.12.2011 tarihinde yapılan sözleşmeye uymadığını, ...” ın şirket satış yetkisi olmasına rağmen izin olmadan, davacı şirketin üçüncü şahıslar ile görüşmelerine devam ettiğini, 01.12.2012 tarihli bir adet garanti senedini tahsil etme hakkının muhatap tarafından ...'a  verilen hisse satış ödemesine ek olarak saklı tutulduğu konusunda taraflarını ihtar ettiği, dava konusu 12.03.2012 tanzim tarihli, 01.12.2012 ödeme tarihli ve 1.000.060 TL tutarlı senet bedelinin, davacı firmanın 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait yevmiye defterlerinde, defter kayıt nizamına göre, usul incelemelerinde belirtikliği üzere; Şirketin (Aktif Varlıklar) ve Pasif(Kaynaklar) üzerinde herhangi bir değişimine neden olmayan, nazım hesaplarda takip edilerek, “Teminat Senedi” olarak kayıtlı olduğu, şeklinde  kanaati bildirilmiştir.Mahkememizce alınan 21/08/2020 havale tarihli rapor ile ise özetle; Ana dava yönünden dava konusu 01.12.2012 vadeli ve 1.000.000 TL bedelli bononun tahsilini talep eden bizzat bonunun lehdar olan ... olduğu cihetle, keşideci .... Ltd.'nin lehdar ...'a karşı aralarında işbu bononun düzenlenmesine yol açan temel ilişkiden doğan defileri ileri sürme hakkı bulunduğu; dava konusu bonayu “kefil” sıfatıyla imzalamış bulunan ... Şti.'nin işbu imzasının TTK md.701/3 ve Yargıtay içtihatlarına göre “aval” sayılacağı; aval bağımsız ve soyut bir taahhüt olup avalistin lehine aval verdiği kişiye ait şahsi defileri kendisine başvurana karşı ileri süremeyeceği; dava konusu 01.12.2012 vadeli ve 1.000.000.-TL bedelli bononun düzenlenmesine yol açan temel ilişki (“27.12.2011 tarihli sözleşme ve ekleri”) .... Ltd. ile ... arasında bulunduğu cihetle, prensip olarak, keşideci ..., Ltd.'nin lehdar ...'a karşı ileri sürebileceği temel ilişkiden doğan defilerin “avalisit” konumundaki ... Şti. tarafından ileri sürülemeyeceği; ... Şti.'nin dayandığı Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 18.12.2012 T. 2012/20683 E. 2012/38729 K. sayılı kararında, avalistin lehine aval verdiği kişiye ait şahsi defileri ileri sürebileceğinden bahsedilmediği, fakat, alacaklı senedin teminat olarak düzenlendiğini davada beyan ettiği için kararda yazılı şekilde hüküm kurulduğu; cevap dilekçesi ekinde sunulu 25.06.2012 tarihli ihtarmamede davalı ...'ın dava konusu bononun bir “garanti senedi” olduğunu ifade etmiş alması karşısında, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 18.12.2012 t. 2012/20683 E. 2012/38729 K. Sayılı kararındaki yaklaşımı benimseyip benimsememenin Mahkemenizin takdirinde olduğu;  davalı ... ile davacı ... Ltd.'nin hissedarı ve yetkilisi Yong Won Lee arasındaki 06.11.2013, 11.04.2014, 04.08.2014, 12.08.2014 tarihli e-posta mesajlarının 27.12.2011 tarihli sözleşme Ek-l'in 4ncü maddesine ilişkin olduğunu gösteren herhangi bir ifade yok iken, 10.04.2014 tarihli mesajda açıkça 30.06.2012 vadeli senetten söz edilmesi söz konusu mesajların 27.12.2011 tarihli sözleşme Ek-i'in 3ncü maddesindeki 510.000.-TL'lik hisse devri bakiye borcuna ilişkin bulunduğu kanaatini doğurduğu; 27.12.2011 tarihli sözleşme Ek-1'in 3ncü maddesinde 01.12.2012 vadeli ve 1.000.000TL bedelli bonomun hisselerin daha yüksek fiyatla satışı halinde teminat senedi işlevi görmek üzere düzenlendiğinin ifade edildiği; bu senedin .... Ltd. kendi hisseleri ile ...'dan devraldığı hisseleri üçüncü kişilere 27.500.000 ABD Doları'ndan daha yüksek bir bedelle satması durumunda ...'ın hak kazanacağı ilâve ücretin teminatı olduğu; 27.12.2011 tarihli sözleşmenin Ek-1'in âncü maddesinde, .... Ltd. kendi hisseleri ile ...'dan devraldığı hisseleri üçüncü kişilere 27.500.000 ABD Doları veya daha düşük bir bedelle satarsa, ...'a hiçbir ilâve ödeme yapılmayacağının belirtildiği; “...” belgesinin ...'ın tek taraflı bir taahhüdü olup .... Ltd.'nin kaşe ve imzasını içermediği, bu itibarla 27.12.2011 tarihli sözleşmenin bir hükmü niteliği taşımadığı; “...” belgesinde .... Ltd.'nin hisseler üçüncü kişiye devredilemezse 01.12.2012 vadeli ve 1.000.000.-TL bedelli bononun otomatikman icra takibine konulabileceği yolundaki kabul iradesinin bulunmadığı; 27.12.2011 tarihli sözleşme Ek-1 hükümleri karşısında ve “...” belgesinin yalnızca ...'ın tek taraflı taahhüdü olması sebebiyle, 01.12.2012 vadeli ve 1.000.000.-TL bedelli bononun tahsili koşulunun gerçekleşmediği; birleşen dava yönünden  27.12.2011 tarihli sözleşme Ek-1 4ncü madde uyarınca ...'ın ... Şti. ile ... Şti. hisselerinin .... Ltd. tarafından üçüncü kişiye satışından pay almaya hak kazanabilmesi için, satış tutarının 27.500.000 ABD Doları'nın üzerinde olması gerektiği; bu itibarla, ...,Ltd.'nin BK md.175/1 uyarınca dürüstlük kuralına aykın davranarak şartın gerçekleşmesine engel olduğunun kabul edilebilmesi için, hisselerin 27.500.000 ABD Doları üzerinde bir bedele satılması imkânı doğduğu halde .... Ltd.'nin sırf ...'a satıştan alacağı payı ödememek için patansiyel alıcıyı makul bir sebep olmaksızın keyfi şekilde reddettiğinin kanıtlanması gerektiği; davaya cevap dilekçesinde beyan edilen ..., ..., ... grup firması, ... firmalarının hisseler için ne kadarlık tekliflerde bulunduklarını ve müzakerelerin neden olumlu sonuçlanmadığımı gösteren deliller dava dosyasına sunulmadığı cihetle, bu hususlarda değerlendirme yapılamadığı; davacının dayandığı 03.03.2015 tarihli yazı ve sonrasındaki e-posta yazışmalarının ise davacının temas kurduğu ... Grubu'nun hisseler için teklifinin 25.000.000 ABD Doları ile sınırlı bulunduğunu ortaya koyduğu; bu itibarla, davalının davacının bulduğu ... Grubu'nun teklifini sorgulaması ve düşünmek istemesinin dürüstlük kuralına aykırı akdedebilecek bir tavır sayılmayacağı; yapılan değerleme neticesinde, 31.12.2018 itibariyle; 8.900.000 adet hisseli ... A.Ş.'de beher hissenin değerinin 8.04.-TL; 1.925.000 adet hisseli ... A.Ş.'de beher hissenin değerinin 6.17.-TL; olabileceği; şeklinde kanaati bildirilmiştir.Mahkememizce İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/838 esas sayılı dosyası sureti dosya içine alınmış, davacılarının ... Şti ve ... Ltd olduğu, davalısının ... olduğu, davanın ... sayılı, kambiyo takibinin iptali istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucunda takibe konu  senedin kullanımının şarta bağlandığı, sözleşme şartlarının yerine getirilip getirilmediğinin yargılamayı gerektirdiği, takibe dayanak senedin kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediği, alacağın tahsil edilip edilmeyeceğinin  yargılamayı gerektirdiğinden bahisle takibin iptaline dair karar  verilmiş, karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.<br>DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE;<br>ESAS DAVA YÖNÜNDEN;Esas dava,... sayılı dosyasına dayanak senetten dolayı, senedin teminat senedi olduğu ve davacıların muaccel bir borçlarının olmadığı iddiasına dayalı olarak, davacıların borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkememizce davaya konu senedin tetkikinde 12/03/2012 tarihinde düzenlendiği, keşidecisinin ... LTD olduğu, ... Şti'nin avalist olarak yer aldığı, 1.000.000,00 TL bedelli, ödeme gününün 01/12/2012 tarihi olduğu belirlenmiştir.Davacıların menfi tespit istemi, anılan senedin 27/11/2011 tarihli sözleşme gereği teminat senedi olarak verildiği, sözleşmede düzenlenen koşulların gerçekleşmediği, bu nedenle senetten kaynaklı borcun muaccel olmadığı iddialarına dayandırılmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/12-1135 esas ve 2017/1012 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, aval mahiyeti itibariyle özel nitelikte bir şahsi teminat türü olup, bağımsız ve aslî bir nitelik taşır. Aval veren, lehine aval verilenin ileri sürebileceği ve senedin şekline ilişkin olanlardan başka geçersizlik sebeplerini defi veya itiraz olarak alacaklıya karşı ileri süremez. Esas davada, davacılar vekilince, menfi tespit istemi, senedin teminat için verildiği iddiasına dayandırılmış olup, senette avalist olarak borç altına giren davalı ... Şti'nin bu şahsi defiyi, alacaklıya karşı ileri sürmesi mümkün olmadığından, esas davanın davalı ...Şti yönünden reddine dair karar vermek gerekmiştir.Esas davanın, davacı ... Ltd yönünden tetkikinde; bu davacı ile davalı arasında sözleşme başlıklı 29/12/2011 tarihli sözleşme düzenlendiği, bununla tarafların aralarındaki ortaklığın feshinin öngörüldüğü, bu kapsamda davalı ...'ın (sözleşmenin çeşitli yerlerinde ... olarak yer verilmiştir) ... Şti. ve ...Şti. gibi şirketlerde ... ile ortaklıktan ayrılacağının kararlaştırıldığı, hisse devrine ilişkin finansal şartların sözleşmenin bir parçası olduğu belirtilen EK-1'de tanımlandığı, aynı  sözleşmenin 3. maddesi ile de \"... Tarafından Üçüncü Şahıslara Hisse Senedi Devri\" başlığı altında 3.1 maddesinde  \"...'dan herhangi bir üçüncü şirkete kendi hisselerini ve devredilen hisseleri satmayı deneyecektir. Bu hisse senetleri üçüncü şahıslara satılacaksa ... ya devredilecek MAC hisseleri için ödeme Ek-1 deki satış koşullarına göre ... a ödenecektir\", yine 29/12/2011 tarihli sözleşmenin  4.4 maddesinde \"... Ek-1'e  göre herhangi bir üçüncü şirkete hisse senetlerini satmak için ... a yetki verecektir.(ek-2) ...  Ek-1 (madde 4.b ve 4.c) de belirtildiği gibi Ek ücret ödeyecektir\" şeklinde  tarafların mutabakata vardığı belirlenmiştir. Sözleşmede bahsi geçen EK-1'de ise, davalı tarafından devredilen hisse bedellerine ilişkin düzenlemelere yer verildiği görülmüştür. Bu çerçevede EK-1 başlıklı düzenlemede  ...'ın ...Şti ile ... Şirketindeki hisselerini ... Ltd'ye toplamda 960.000 TL satış bedeli karşılığında devredildiğinin, ödeme şartları başlığı altındaki 3. maddesine göre önceden ödenmiş tutarın 450.000 TL olduğunun kararlaştırıldığı bakiyesi yönünden ise \"Kalan tutar ...'dan ...'a 30/06/2012'ye kadar ödenecektir. ... hisse senedini satarsa ve 30/06/2012 den önce hisseleri için para alırsa ...  1 hafta içinde Ek-1 e  göre ... ya devredilen ...hisse senedi için para ödeyecektir. ... a ödeme gecikirse her yıl için %15  faiz ödeyecektir.\" şeklinde tarafların anlaştıkları belirlenmiştir.Yine Ek-1 başlıklı aynı belge gereğince; \"... aşağıdaki şekilde ödeme için teminat olarak Tahvil verecektir.1-30/06/2012 tarihli tahvil :tutar: 510.000 TL  2-01/12/2012 tarihli tahvil :tutar: 1.000.000 TL (bir milyon TL) (İkinci tahvil  ek-1 de belirtilen şekilde daha yüksek fiyat ile hisse senedi satışı halinde sadece teminatlı tahvildir.) Tahvil ... tarafından düzenlenecektir ve bu tahviller temsilci müdür ...veya üçüncü şahıslar ise \"şirketler \" tarafından ciro edilecektir. 30/06/2012 tarihli tahvil sadece  ... resmi finansal defterinde tutulacaktır.\" şeklinde tarafların anlaşması belgeye bağlanmıştır.Davaya konu senedin, burada anılan düzenleme gereğince verildiği, teminat amaçlı olduğu davacılarca ileri sürülmüş, davalı tarafça ise yargılamada teminat iddiası reddedilmiştir.Anılan düzenleme çerçevesinde, davaya konu senedin tetkikinde, senedin sözlşemede olduğu gibi 1 milyon TL bedelli düzelendiği, vadesinin öngörüldüğü üzere 01/12/2012 tarihli olduğu belirlenmiştir.Davalı tarafça her ne kadar aşamalarda teminat iddiası reddedilmiş, senedin teminat için değil ifa uğruna verildiği ileri sürülmüş ise de, anılan senedin taraflar arasındaki mutabakata dayalı düzenlenen yukardaki hükümler gereğince tanzim edildiği Mahkememizce değerlendirilmiştir.Bundan başka davalı tarafça, davacısı bulunduğu birleşen davada,  dava dilekçesi ekinde sunulan  25/06/2012 tarihli ihtarnamenin tetkikinde, ... LTD'ye hitaben, 27/12/2011 tarihli sözleşmeye karşı tarafça uyulmadığı ifade edildikten sonra, 01/12/2012 tarihli bir adet garanti senedini tahsil etme hakkının saklı tutulduğu, hisse satış ödemesi hükmüne  göre ...'a verilen 30/12/2012 tarihli bir adet senedin tahsilatı için gerekli işlemlerin başlatıldığına dair ... LTD'nin ihtar olunduğu belirlenmiştir. Anılan bu ihtarnameden, Ek-1'de yer alan 30/06/2012 tarihli tahvilin, hisse bedeli yönünden ifa uğruna, buna karşın 01/12/2012 tarihli tahvilin ise davalı tarafın ifadesi ile garanti amaçlı verildiği,   teminat senedi olduğu kanaati Mahkememizde oluşmuştur.Yine ...  tarafından esas davada cevap dilekçesi ekinde,  delilleri arasında sunulan, aynı şekilde davacılar vekilince de dava dilekçesine sureti eklenen; orjinali ... başlıklı, tercümesi  Taahhüt başlıklı 27/12/2011 tarihli belge ile;\"... 27/12/2011 tarihli ... ve  ... Ltd arasındaki sözleşmede belirtilen 01/12/2012 tarihli 1.000.000 TL tutarındaki senedi üçüncü kişilere devretmeyecek veya satmayacaktır... sadece ... yukarıda belirtilen sözleşme şartlarına uymada başarısız olması halinde bu senedi devreder veya kullanabilir.\"   şeklinde davalı ...'ın iki şahit huzuru ile tek taraflı bir taahhüt verdiği, davaya konu sedenin  ifa uğruna verilmediğini açıkça ifade ettiği belirlenmiştir.Aynı doğrultuda, davaya konu senede ilişkin kambiyo takibinin iptali istemli davada,  İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/838 esas sayılı dosyası kapsamında yapılan  yargılama neticesinde, takibe konu  senedin kullanımının şarta bağlandığı, sözleşme şartlarının yerine getirilip getirilmediğinin yargılamayı gerektirdiği, takibe dayanak senedin kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediği tespiti ile davanın kabulü ile takibin bu nedenle iptaline dair verildiği,  kararın temyizi üzerine onanmasına ve akabinde karar düzeltme isteminin reddine dair karar veridliği de Mahkememizce dikkate alınmıştır.Yukarıda yapılan tespitler çerçevesinde davaya konu senedin teminat senedi olduğu kanaati hasıl olmakla, bu kanaat kapsamında taraf taraf iddia ve savunmaları ile delilleri tetkik edilmiştir.Taraflar arasında düzenlenen Ek-1 başlıklı belge ile  \"Diğer şartlar\" başlığı altındaki 4. maddesinde;\"a) ... kendi ve devredilen hisse senedini ...'dan üçüncü şahıs şirketlerin satmaya kalkacaktır. ... ve ...'nun kendi hisse senedinin üçüncü şahıslara devir satış tutarı 27,500,000 veya daha az değerse ... ek -1 e göre daha fazla para talep etmeyecektir.b) Fakat hisse senedi herhangi bir üçüncü şahsa daha fazla fiyattan satılacaksa bu durumda ... aşağıda belirtilen şekilde ... dan ek ücret alacaktır: (..)\" şeklindeki düzenleme ile şirketlerin toplam hisse satış bedelinin 28.0 milyon ABD doları olması halinde  ...'a yapılacak ek ödemenin 100.000 TL olduğu, 28,5 milyon ABD doları olması halinde..  vs. kademeli olarak davalıya ödenecek bedelin kararlaştırldığı belirlenmiştir. Anılan düzenlemeler gereğince, davalıya bakiye bedel ödenmesinin ön koşulu, ...'nun kendi ve devredilen hisse senetlerini üçüncü şahıs şirketlere satmaya kalkması ve davalı ... ve ...'nun kendi hisse senedinin üçüncü şahıslara devir satış tutarının  27.500.000  USD veya daha az olmaması, bu tutarın aşılmış olması gerektiği anlaşılmıştır.Kararlaştırılan suretle satımın gerçekleştiği, bununla birlikte satım bedelinin 28.0 milyon ABD Dolarını aşmış olduğu, keyfiyete ilişkin ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafça ispat olunamamış olmakla, davaya konu teminat senedinin ödenmesi koşullarının oluştuğunun ispat edilemediği kanaatiyle davacı  ... Ltd'in menfi tespi isteminin kabulüne dair karar vermek gerekmiş, takibin kötü niyetle başlatıldığına ilişkin kanaat oluşmamakla tazminat isteminin reddine dair karar verilmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;Birleşen davada davacısı ... vekilince, ...'ın, davalı ... LTD. 'in Türkiye'deki iştiraki olan ... ve ...Şti.'nin (Kısaca ...) ortak ve yöneticisi iken, davalı ... LTD. ile imzaladığı 27.12.2011 tarihli sözleşme  ile yöneticilikten ayrılıp, payları davalı ... LTD. ve şirketin şu andaki yetkilisi dava dışı ...'ye devretmeyi taahhüt ettiği,  müvekkilinin yüklendiği hisse devir borcunu yerine getirdiği, karşı edim olarak, davalı ... LTD. sözleşmenin \"Hisselerin .... Tarafından Üçüncü Kişilere Satışı” başlıklı 3. maddesine göre, halihazırda elinde olan ve yeni devraldığı hisseleri üçüncü şahıslara satmayı ve bu satış sonrasında sözleşmeye 1 nolu ekinde gösterilen şartlarda davacıya ödeme yapmayı borçlandığı,  sözleşmenin 1 nolu ekinde hisse satışına ilişkin detayların düzenlendiği,  davacının hisselerini toplam 960.000 TL'ye devretmeyi kabul ettiği, davacının hisselerin, piyasa değerine göre oldukça düşük olan defter değeri üzerinden devretmeye razı olmasındaki temel unsurun, davalı ... LTD.'nin üçüncü kişilere yapmayı taahhüt ettiği satıştan davacıya pay verecek olması olduğu, başka deyişle, hisse satışındaki bedelin, yalnızca bir kısmının üçüncü maddede düzenlenmiş olduğu; kalanının \"üçüncü kişilere satış ” geciktirici koşuluna bağlanmış olduğu, sözleşmenin 1 nolu ekinin \"Diğer Şartlar” başlıklı 4. maddesinde davalı ... LTD.'nin gerek kendisine ait ve gerekse de davacıdan devraldığı hisseleri üçüncü kişilere satarak, bu satıştan davacıya pay verme borcunun  düzenlendiği, bu hüküm, hisse satış bedelinin kalan kısmını düzenlediği, yani davalı ... LTD. sözleşmenin 1 nolu Eki'nin 3. maddesinde belirtilen 960.000.-TL'nin yanı sıra, 4/b-c maddelerinde düzenlenen ve şirketlerin (... ve ...) üçüncü kişilere satış bedeline göre değişen oranlarda belirlenen miktarı da davacıya ödemeyi borçlandığı, davalının bu borcuna aykırı davrandığı, davalı ... LTD'nin, hisseleri devralmasına rağmen, davacıya satıştan vereceği bedelden kaçınmak için, şirketlerin satışı için hiçbir girişimde bulunmadığı, davalının bu davranışları, ile koşulun gerçekleşmesini engellediği, bu yolla hukuka aykırı şekilde borçlandığı bedeli davacıya ödemekten kaçındığı, TBK'nun m.175/1'de “Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır.” düzenlemesi gereğince davalı tarafça koşulun  gerçekleşmesine dürüstlük kuralına aykırı şekilde engel olunduğu, bu nedenle sanki satış yapılmışçasına davacıya ödeme yapılması gerektiği,  davalılardan ...'nin ise davacının lehtar olduğu, davalı ... LTD.'nin keşide ettiği, 12.03.2012 düzenleme tarihli, 01.12.2012 vadeli 1.000,000.-TL bedelli bonoda aval veren olduğu, bononun ifa yerine verildiği yönünde bir anlaşma olmadığından, bononun ifa uğruna verildiği, davacı açısından, hem hisse satışından doğan adi alacak, hem de bonodan doğan kambiyo alacağının varlığını sürdürdüğündne bahisle davalı, ... LTD. açısından hisse satışından doğan adi alacaklarının tahsili, diğer davalı ...'den ise, aval vererek ödenmesini teminat altına almış olduğundan bahisle  kambiyo alacağının, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, tahsilinin talep olunduğu belirlenmiştir.Birleşen davada davalılara yöneltilen istemlerin hukuki sebepleri farklı olmakla ayrı ayrı incelenmesi gerekmiştir. Bu kapsamda davalı ... .. Ltd. Şti.'nin, alacak istemine konu edilen senette aval veren   olarak yer aldığı, davaya konu senedin vade tarihinin 01/12/2012 olduğu, senetten kaynaklı alacak istemli birleşen davanın ise 08/11/2016 tarihinde ikame edildiği belirlenmiştir.TTK'nun 749/1. maddesinde; \"Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar\" düzenlemesi getirilmiştir.Birleşen dava tarihi itibariyle, davaya konu senette kambiyo zaman aşımı olan 3 yıl dolmuş, bu nedenle senet kambiyo vasfını kaybetmiş  bulunduğundan, avalist davalı  ... .. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu sona ermiş olmakla, bu davalı yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı  ... Ltd yönünden ise, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, ekleri ve davacı taraf iddiası kapsamında TBK'nun 175. maddesi gözetilerek inceleme yapmak gerekmiştir.Bu çerçevede, davacı tarafça her ne kadar, kendi hisselerinin bu davalıya satımından kaynaklı bedelin bir kısmının ödenmiş olduğu, hisse satışındaki bedelin, yalnızca bir kısmının üçüncü maddede düzenlenmiş olduğu; kalanının \"üçüncü kişilere satış ” geciktirici koşuluna bağlanmış olduğu, sözleşmenin 1 nolu ekinin \"Diğer Şartlar” başlıklı 4. maddesinde bu durumun düzenlendiği ileri sürülmüş ise de; davacı tarafça alacak istemine gerekçe yapılan Ek-1 başlıklı belge 4. maddede a) bendinde, üçüncü şahıslara devir satış tutarının 27.500.000 USD veya daha az değerde olması halinde davacı ...'ın ek -1 e göre daha fazla para talep etmeyeceğinin açıkça düzenlenmiş olduğu, dolayısıyla her halükarda ödenecek bakiye hisse bedelinin kararlaştırılmadığı Mahkememizce gözetilmiştir.Bununla birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde ... Tarafından Üçüncü Şahıslara Hisse Senedi Devri başlığı altında 3.1 maddesinde  \"..., ...'dan herhangi bir üçüncü şirkete kendi hisselerini ve devredilen hisseleri satmayı deneyecektir. Bu hisse senetleri üçüncü şahıslara satılacaksa ... ya devredilecek ... hisseleri için ödeme Ek-1 deki satış koşullarına göre ... a ödenecektir\" düzenlemesinin getirildiği, sözü edilen satışın gerçekleşmesi halinde ve fakat satım bedelinin de 28.0 milyon ABD dolarını geçmesi halinde davacının alacak isteminin   sözleşme gereğince muaccel olacağının taraflarca kararlaştırıldığı belirlenmiştir. Anılan düzenlemeler gereğince, öngörülen üçncü kişiye satış şartı yönünden, yine sözleşmenin 4.4. maddesi gereğince davacının kendisine de yetki verildiği, Ek-2 başlıklı belge ile davalı ... yetkilisince bu yetkinin davacıya verildiği belirlenmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde belirlenen şartın gerçekleşmemiş olduğu her iki tarafın da kabulünde olmakla, davacı vekilince birleşen davada alacak istemi, TBK'nun 175/1. maddesi koşullarının oluştuğu, dolayısıyla şart gerçekleşmiş gibi alcağın tahsiline karar verilmesi gerektiği iddiasına dayalıdır.TBK'nun anılan 175/1. maddesinde, \"Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır.\" düzenlemesi getirilmiştir.Davacı taraf alacak istemi bu çerçevede, davalı ...'nun dürüstlük kuralına aykırı olarak, davacının bakiye  alacağını  alamaması amacıyla, şartın gerçekleşmesine engel olduğu iddiasına dayandırılmıştır. HMK'un 190/1. maddesi gereğince,  dürüstlük kurallarına aykırılık atfeden davacı  taraf bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Bununla birlikte alacak isteminin muaccel olması için,  birleşen dava tarihi itbariyle fiilen geçekleşmemiş olan, üçüncü kişilere satım bedelinin en az 28 milyon USD olacağının da davacı tarafça ispatı gerekecektir.Taraflarca kararlaştırılan her iki koşulun gerçekleşmiş sayılması  gerektiği, bu çerçevede davalı ...'nun üçüncü kişilere hisse satışının 28 milyon üzerinde olabilecek iken,  dürüstlük kurallarına aykırı suretle bu şartın engellendiğinin davacı tarafça ispat edilememiş olduğu, bununla birlikte taraflar arasındaki sözleşme ile, hisselerin her halükarda davalı tarafça üçüncü kişilere satımının sağlanacağı şeklinde bir düzenleme içermediği, davalının hisseleri satmayı deneyeceğinin, satım gerçekleşir ve bedeli 28 milyon USD ve üzeri olursa bakiye ödemenin yapılacağının kararlaştırıldığı Mahkememizce gözetilmiş, sübut bulmayan davanın reddine dair karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, '' Esas davanın; davacı ...Şti yönünden reddine, Davacı ... Ltd yönünden ise kabulü ile, davacı ... Ltd.'nin ...sayılı takibine konu keşidecisi ... Ltd; lehtarı ... olan, 12/03/2012 düzenleme, 01/12/2012 ödeme tarihli, 1.000.000 TL bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,Takibin kötüniyetle yapıldığına ilişkin kanaat oluşmamakla tazminat isteminin reddine, 2-Birleşen davanın her iki davalı yönünden sübut bulmadığından reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı Asıl Davada Davalı /Birleşen Davada Davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl Dosyada Davalı /Birleşen Davada Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Usule ve maddi hukuka aykırı İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/850 E. 2021 /1167 K. sayılı kararında, asıl dava bakımından davanın kabulü, birleşen dava bakımından davanın reddi yönündeki hükme sıkı sıkıya bağlı gerekçenin, “davalı ...’nun üçüncü kişilere hisse satışının 28 milyon üzerinde olabilecek iken, dürüstlük kurallarına aykırı surette bu şartın engellendiğinin davacı tarafça ispat edilememiş olduğu, …” şeklinde olduğunu, Mahkemece, maddi vakıalara ilişkin olduğu halde tanıklarının dinlenmediğini, davanın gelişimi sırasındaki Mahkemeye bildirilen hisse devirleri gözetilmediğini, taraflar arasındaki yazışmaların gözetilmediğini ve bu hususlara gerekçede dahi yer verilmediğini; maddi vakıanın tanıkla da ispatının mümkün olmadığını; yine aşağıdaki hususların tahkikat aşamasında hiç gözetilmediğini, Birleşen davadaki taleplerinin, müvekkili ile davalı ... LTD. arasında imzalanan 27.11.2011 tarihli sözleşmenin 3. maddesi ve sözleşmenin 1 nolu Ek’inin 3 ve 4. maddesinde öngörülen hisse satış bedelinin tazmini olduğunu, Karar ittihazında raporlara itirazlarının gözetilmediğini; dosyadaki raporlara itirazlarının aynı zamanda Yerel Mahkeme kararı bakımından da istinaf sebepleri olduğunu,İşletme hakkının devrinin önlenmesi yönündeki tedbir istemlerinin de mahkemece değerlendirilmediğini; dava sırasında ortaya çıkan hususların iddianın genişletilmesine tabi olmadığını; bu hususların davalı tarafça da duruşmalarda ve son duruşmada dahi ikrar olunduğunu, Ek rapor aldırmayı gerektirir eksikliklerin devam ettiği halde ek rapor taleplerinin de reddedilmekle; bu husustaki eksiklikler hakkında dosyadaki rapora itiraz dilekçelerini tekrar ettiklerini,Tanık dinletme taleplerinin HMK 200’e göre reddinin hukuka aykırı olduğunu; HMK 200 hukuki işlemlere yönelik olup; tanık dinletme taleplerinin vakıalara yönelik olduğunu; müvekkilin dolanıldığı dava sırasında yaşanan gelişmelerle de sabit olduğunu; ayrıca müvekkili alacağının kambiyo senedine bağlı olduğu hususunun da nazara alınması gerektiğini; bu bağlamda, müvekkilinin lehtar olduğu, davalı ... LTD.’nin keşide edip, diğer davalı ...Şti.’nin (Kısaca ...) aval verdiği 12.03.2012 düzenleme tarihli, 01.12.2012 vadeli 1.000.000.-TL bedelli bono verdiğinin dikkate alınmasını talep ettiklerini, İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesi 2017/270 E. Sayılı dosyasında müvekkil lehine verilen kesinleşmiş beraat kararını daha önce sunduklarını; müvekkile vadesi geçtiği halde söz konusu senedin ödenmediği ve yeni vadeli senedin verilmediği hususlarının kararda da müştekinin bizzat duruşma sırasındaki beyanları ve dosyaya sunulu mailleriyle ikrar ve kabul edildiği, halen hisselerin devredilmediği hususunun da bildirildiğini,Bilahare dava devam ederken taraflar arasındaki sözleşmeye rağmen ... hisselerinin devredildiğini ve ... Şirketinin Enerji Üretim Hammadde Sahalarını Kaynak Kullanım İşletme Hakkı Devir Yoluyla ortak karar alma borcuna da aykırı olarak üçüncü kişilere devrettiğini, Yine dava devam ederken ... Enerjinin hisselerinin üçüncü kişilere devredildiği öğrenilmekle, TTSG ilgili kayıtların sunulduğunu; sözleşmenin EK 1 m. 4 d bendine göre satışa ortak karar verme yükümlülüğü, bilgi ve hesap verme yükümlülükleri yerine getirilmemekle açıkça da borca aykırı davranıldığı, TBK m. 175 hükmü itibari gerçekleşme kapsamındaki iddialarının fiili olarak ... hisseleri üzerinde ve ... üzerinde gerçekleştiği hususu ve diğer tarafın dürüstlük kurallarına aykırı davranışı  davadaki haklılığımız ve dolanma kastının açık hale geldiğini; bu hususların  mahkemece gözetilmediğini ve sunulan delillerin değerlendirilmediğini,Öğretide, gelecekte ne olacağının bilinmesi taraflardan beklenemeyeceğinden, dava açıldıktan sonra ortaya çıkan vakıaların, yargılamanın kapsamına girmesi koşuluyla, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı sayılmadan ve ıslaha gerek olmadan davaya dahil edilebileceği, bu gibi durumlarda tarafları ıslah yolunu kullanmaya zorlamanın yargılama ilkelerine aykırı olduğu görüşünün savunulmakta olduğunu, (Kuru B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Bası, İstanbul 2001, c.2, s.1733-1737 ve c.4, s. 4047-4048, Yılmaz Ejder, Islah, 4. Bası, s. 177-182, Özekes M., Pekcanıtez Usûl, 15.Bası, İstanbul 2017, s.1490-1502)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (Y.H.G.K.) dava açıldıktan sonra gerçekleşen vakıa ile ilgili bir konuda; … \"Bilindiği gibi davacı, kural olarak dava açıldıktan sonra, davalının açık ya da kapalı (zımnî) muvafakatı olmaksızın davasını genişletemez veya değiştiremez (...) Ancak bu yasak, dava açıldığı sırada mevcut olan ve dava dilekçesinde ileri sürülmesi mümkün olduğu halde, ileri sürülmemiş bulunan vakıalar için söz konusudur. Buna karşılık, dava açıldıktan sonra doğmuş olan ve taraflar arasında aynı konuda açılacak yeni bir davanın sebebebini oluşturabilecek nitelikte bulunan maddi vakıaların (olayların) ileri sürülmesi ise, davayı genişletme veya değiştirme sayılamaz. Çünkü, dava açıldığı zaman henüz doğmamış olan bir olayın, dava açılırken öngörülmesi ve dava dilekçesinde bildirilmesi esasen mümkün değildir. Bu nedenle davacı, davalının rızası ile bağlı olmaksızın bu yeni vakıayı ileri sürebilir. Aksi görüşün kabulü, davacıyı gereksiz yere ikinci bir dava açmaya zorlamak olur ki böyle bir kabul ve uygulama dava ekonomisi ile bağdaşmaz\" şeklinde bir karar verdiğini,  (Y.H.G.K., 16.02.1983 tarih ve E: 1982/2-268 - K: 1983/136) Öğreti ve yukarıya bir bölümü alınan Y.H.G.K. kararına göre, dava açıldıktan sonra ortaya çıkan yeni vakıaların belli koşullar altında davaya dahil edilebileceği savunulurken, bu gibi durumlarda yeni ortaya çıkan vakıaların davaya dahil edilmemesi, usûl ekonomisine (HMK m. 30) aykırı olduğu gibi, hak arama hürriyetine (T.C.A. m.36) de yasal olmayan bir müdahale niteliğini oluşturmakta olduğunu, Burada söz konusu bedelle hisselerin satışının değil; Mahkemece gözetilmesi gereken satışa engel olunduğu ve müvekkillerin dolanılarak satış ve devirlerin yapıldığı yönündeki maddi vakıa olduğunu; TBK m. 175, koşulun engellenmesine ilişkinken, Yerel Mahkemece koşulun gerçekleştiğinin ispat edilemediği şeklindeki gerekçesi ile asıl davayı kabul edip, birleşen davayı reddetmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu; müvekkilinin bu tip bir davada 28 milyon ABD Dolarına satış gerçekleştiği olgusunu ispat etmek zorunda olmadığını;  satışın engellendiğini ve kendisinin dolanıldığını ileri sürmekte olduğunu; mahkemece hukukun  ve kanun hükmünün uygulanmasında açıkça hataya düşüldüğünü,Daha önceki aşamalarda da; Müvekkilinin yüklendiği hisse devir borcunu yerine getirdiğini; devir tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun limited şirketlerde pay devrini düzenleyen m.520/V uyarınca devir noterde yapılmış şirketlerin ortaklar kurullarında onaylandığını; karşı edim olarak, davalı ... LTD. sözleşmenin “.... - Hisselerin .... Tarafından Üçüncü Kişilere Satışı” başlıklı 3. maddesine göre, halihazırda elinde olan ve yeni devraldığı hisseleri üçüncü şahıslara satmayı ve bu satış sonrasında sözleşmeye 1 nolu ekinde (ANNEX-1) gösterilen şartlarda müvekkilimize ödeme yapmayı borçlanmıştır. Müvekkilimiz ile davalı ... LTD. arasında imzalanan sözleşmenin 1 nolu ekinde (...) hisse satışına ilişkin detaylar düzenlendiğini; 3. maddeye göre müvekkilinin ...’daki 285.000 hissesini, 1.70175.-TL birim fiyat üzerinden toplam 485.000.-TL, ...’deki 475.000 hissesini, 1.-TL birim fiyat üzerinden toplam 475.000.-TL, Toplam 960.000.-TL’ye devretmeyi kabul ettiğini; müvekkilinin hisselerin, piyasa değerine göre oldukça düşük olan defter değeri üzerinden devretmeye razı olmasındaki temel unsurun, aşağıda açıklanacağı üzere (3 nolu paragraf), davalı ... LTD.’nin üçüncü kişilere yapmayı taahhüt ettiği satıştan müvekkiline pay verecek olması olduğunu; bir başka deyişle, hisse satışındaki bedelin, yalnızca bir kısmının üçüncü maddede düzenlendiğini; kalanının aşağıda açıklanacağı üzere (5 nolu paragraf) “üçüncü kişilere satış” geciktirici koşuluna bağlandığını; gerçekten de, sözleşmenin 1 nolu ekinin “...-Diğer Şartlar” başlıklı 4. maddesinde davalı ... LTD.’nin gerek kendisine ait ve gerekse de müvekkillerinden devraldığı hisseleri üçüncü kişilere satarak, bu satıştan müvekkiline pay verme borcunun düzenlenmekte olduğunu; buna göre devir satış tutarı, 28.000.000 $ ise müvekkilimize 100.000.-TL, 28.500.000 $ ise müvekkilimize 200.000.-TL, 29.000.000 $ ise müvekkilimize 350.000.-TL, 29.500.000 $ ise müvekkilimize 550.000.-TL, 30.000.000 $’dan fazla ise müvekkilimize 1.000.000 $’a ek olarak, 30.000.000 $’ı aşan kısmın yarısının ödeneceğini; bu hükmün, hisse satış bedelinin kalan kısmını düzenlemekte olduğunu; yani davalı ... LTD. sözleşmenin 1 nolu Eki’nin 3. maddesinde belirtilen 960.000.-TL’nin yanı sıra, 4/b-c maddelerinde düzenlenen ve şirketlerin (... ve ...) üçüncü kişilere satış bedeline göre değişen oranlarda belirlenen miktarı da müvekkilimize ödemeyi borçlandığını; davalının, ... ve ...’da elde ettiği hisseleri üçüncü kişilere satıp, sattığı fiyat aralığına göre müvekkilimize ödeme yapmayı taahhüt etmesine rağmen bu borcuna aykırı davrandığını; sözleşmenin 2 nolu eki gereği 01.04.2012 ilâ 30.06.2012 arasında müvekkilinin bahsi geçen şirketlerin satışı için yetki verilmesine rağmen, müvekkiline satış için gerekli bilgilerin verilmediğini, yazılı veya sözlü bir geri bildirimde bulunulmadığını; bu hususun 25 Haziran 2012 tarihli ihtarname ile davalı ... LTD.’ye bildirildiğini; müvekkilinin, defaatle davalı şirket yetkilileri ile mailleşmesine rağmen, yıllar boyunca oyalandığını; söz konusu maillerin dikkatle incelendiğinde, şirket yetkililerinin müvekkiline olan hisse bedeli borcunu defaatle kabul ettiklerini ancak ödeme zamanı hususunda anlayış beklediklerini ifade ettiklerini; örneğin, ... tarafından 25.06.2012 tarihli ihtarı ile; “Ancak ...’ın 1 Nisan 2012 tarihi itibariyle farklı tarihlerde muhataba 3 e-posta göndermesine rağmen taraflar arasında yapılan Sözleşme gereği şirket satışına dair bir bilgi verilmemiş ve yazılı veya sözlü olarak ... Ltd tarafından bir geri bildirim yapılmamıştır. ... Ltd., 27.12.2011 tarihinde yapılan sözleşmeye uymamaktadır ve ...’ın şirket satış yetkisi olmasına rağmen izin olmadan üçüncü şahıslar ile görüşmelerine devam etmiştir.” denilmekte olduğunu; müvekkilinin bu ihtarından sonra da şirket müvekkilinin oyalamaya devam ettiğini, sorunların çözüleceği inancını uyandırdığını, Şirket yetkilisi ve hissedarı ...’nin 06.11.2013 tarihli mailinde aynen “Hisse bedelinin ödenmesi için bir çözüm yolu arıyorum. Ama maalesef şu anda paranızı yollamak benim için kolay değil.” denilmekte olduğunu, Şirket yetkilisi ve hissedarı ...’nin 11.04.2014 tarihli mailinde aynen “Size sorun çıkardığım için çok üzgünüm. Lütfen bana bir kere daha son ödeme tarihi fırsatı tanıyınız. Paranızı 16 Haziran 2014 tarihine kadar ödeyeceğim. Sözümü tutmak için her türlü yolu deneyeceğim. Şayet o tarihe kadar ödemeyi yapamazsam, tarafınızdan başlatılacak her türlü işleme razıyım. Lütfen ricamı kabul ediniz ve yasal işlemleri erteleyiniz.” denildiğini, Şirket yetkilisi ve hissedarı ...’nin 12.08.2014 tarihli mailinde aynen “Parayı aldığımızda sizin hisse bedelinizi derhal göndereceğiz. Süreci tamamlanmasını bekliyorum. Ödeme konusunda tekrar bir hata olmasını istemiyorum” denildiğini, Şirket yetkilisi ve hissedarı ...’nin 04.08.2014 tarihli mailinde; “Hisse bedeliniz ile ilgili olarak ... ile geçen Cuma görüştüm. ...n Kore’ye tekrar gelirse meseleyi kendisi ile tekrar görüşeceğim ve acilen bir ödeme planı oluşturulmasını önereceğim.” denildiğini, Görüldüğü üzere, davalı ... LTD., hisseleri devralmasına rağmen, müvekkiline satıştan vereceği bedelden kaçınmak için, şirketlerin satışı için hiçbir girişimde bulunmadıklarını; müvekkilinin 03.03.2015 tarihli yazısında satış olanakları ile ilgili davalıyı bilgilendirmesine rağmen, davalı ... LTD.,'nin bu yönde hiçbir adım atmadığını, Bu hususların yerel mahkemece gözetilmediğini, Davalının, tüm bu oyalama ve satışa karşı koyma ve nihayetinde dava  devam ederken müvekkili dolanarak satışı gerçekleştirdiğini gösterir davranışları, taraflar arasında akdedilen 27.12.2011 tarihli Sözleşmenin 1 nolu ekinin “...-Diğer Şartlar” başlıklı 4. maddesinde öngörülen hisse satış bedelini ödememek içindir. 27.12.2011 tarihli Sözleşmenin 1 nolu ekinin “...-Diğer Şartlar” başlıklı 4. maddesinde, müvekkilimizin alacağı, “hisselerin üçüncü kişilere satışı koşulu”na bağlandığını; gerçekten de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.170’e göre “Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur.” Tarafların, yaptıkları işlemlerin tümünün veya bir kısmının hüküm doğurmasını gelecekteki bir olgunun gerçekleşmesine veya gerçekleşmemesine bağladıkları durumlarda geciktirici (erteleyici-talikî) koşuldan bahsedileceğini, Koşula bağlı bir işlemde taraflardan birinin, sonradan duruma müdahale ederek bu koşulu oluşturan olayların gerçekleşmesine engel olursa ve engel olma dürüstlük kuralına aykırı ise, koşulun gerçekleşmiş sayılacağını; bu hususun TBK m.175/I’de şöyle ifade edildiğini: “Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır.” görüldüğü üzere, hükümde dürüstlük kuralına aykırılık unsurunun bulunması, kasıtlı davranışlarla sınırlandırılmamıştır, ihmali bir davranışla da mümkün olabileceğini; hükmün uygulamasının, Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, Nitekim bir kararda  “aynı yasanın 154. maddesine göre şartın tahakkukuna iki taraftan biri iyiniyet kurallarına aykırı bir hareketle mani olursa o şart gerçekleşmiş sayılır. Yapılan bu açıklamalara göre 15.09.1988 tarihli sözleşme taliki şarta bağlandığından … davalıların kötüniyetleriyle şartın tahakkukuna sebebiyet verip vermediklerinin araştırılması, taşınmazda kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.” ifadeleri kullanıldığını,  Bir Hukuk Genel Kurulu kararında  da hüküm vurgulanarak “154 üncü maddede benimsenen ilke uyarınca davalı müvekkilinin ücret sözleşmesinde benimsenen ilke uyarınca davalı müvekkilinin ücret sözleşmesinde öngörülen taliki şarta bağlı ücreti ödememek ve davacıyı bu tutardan yoksun bırakmak amacı ile ve iyi niyetle bağdaşmayan bir tutum içinde vekaletten azil yoluna gidip gitmediği araştırılarak hasıl olacak uygun sonuç çevresinde karar verilmek gerek”tiği ifade edildiğini, Yine bir başka kararında  Yargıtay'ın, “Uyuşmazlığa konu protokolde tarafların karşılıksız olarak hesaplaştıkları ve 31.12.1995 tarihi itibariyle davalı şirketin davacıya 1.000.000 USD borçlu olduğu, borcun, inşaatı devam eden ...'nden ilk 50 evin satışından itibaren 1 ay içinde ödeneceği … kabul edilmiştir… Davalılar, davacıya karşı protokol ile 1.000.000 USD. borçlu olduklarını ikrar etmiş olmaları nedeniyle bu borcun MK.nun 2 nci maddesi ve BK.nun 154 üncü maddesi gereğince uygun bir sürede ifa edilmesi gerekliliği açıktır. Davalı şirketin inşaat işini bırakmış olması karşısında burada inşaat yapmayacağı ve yapılmayan konutların satışının da sözkonusu olmayacağı gerçeği karşısında borcun hiçbir zaman muaccel hale gelmeyeceğini düşünmek hukuka uygun düşmez.” tespitinde bulunduğunu; Yargıtay, 50 daire satma koşuluna bağlı olarak 1.000.000 USD ödeyecek olan şirketin, inşaat işini bırakmasını dahi 818 sayılı Borçlar Kanunu m.154 kapsamında değerlendirmiş ve borcun hiçbir zaman muaccel hale gelmeyeceğini kabulünün hukuka uygun olmadığını ifade ettiğini; yine bu kararda Yargıtay borcun, uygun bir sürede ifasını eBK m.154’ün bir gereği olarak gördüğünü; işbu davada davalının, satış borcunu yerine getirmediği gözetildiğinde, TBK m.175 uyarınca koşulun gerçekleştiği sonucuna varılması Yargıtay içtihatlarının da bir gereği olduğunu, Davalının yukarıda özetlenen davranışları ve hatta müvekkile bilgi vermeden hisseleri satışının, TBK m.175/I’in doğrudan uygulama alanına girdiğini; gerçekten de, davalı ... LTD., müvekkilinin iyiniyetli tüm çabalarına rağmen hisse devrinin yapıldığı 2011’den bu yana, müvekkilini oyaladığını ve üçüncü kişilere satış için girişimde bulunmadığını ve sonrasında da müvekkilinin dolanarak satışı gerçekleştirdiğini; tüm bu vakıa karşısında birleşen davanın kabulü, asıl davanın reddini gerektirirken, mahkeme eksik değerlendirme ve inceleme ile tam aksi yönde hüküm ittihaz ettiğini,Anılan hususlar gözetilerek usule ve maddi hukuka aykırı İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/850 E. 2021 /1167 K. sayılı kararının kaldırılması ve yeniden yargılama ile talepleri doğrultusunda birleşen davanın kabulüne, asıl davanın ise reddine karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda yapılan açıklamaların, beyanların ve resen dikkate alınacak sair hususlar muvacehesinde; usule ve maddi hukuka aykırı İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/850 E. 2021 /1167 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama ile talepleri doğrultusunda birleşen davanın kabulüne, asıl davanın ise reddine karar verilmesini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin birleşen dosyada davalılar / asıl dosyada davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava; davacılar aleyhine başlatılan kambiyo takibine dayanak bonodan ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemine; birleşen dava ise birleşen davalı .... Ltd ile birleşen davacı arasındaki 27/11/2011 tarihli sözleşme kapsamında doğduğu iddia olunan ilave hisse devir bedeli alacağının tespiti ile, sözleşmeye ve asıl davaya konu bonoya istinaden davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Birleşen dava 100.000,00-TL üzerinden belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş ve talep arttırım dilekçesi de sunulmamıştır.  Mahkemece asıl davada, davacılardan ...Şirketi'nin menfi tespit istemi reddedilmiş, ... Ltd.'nin menfi tespit istemi kabul edilmiş, birleşen dava ise tamamen reddedilmiş olup, karara karşı asıl davada davalı birleşen davada davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl davada davacılar tarafından, davalı ile davacı ... Ltd. Firmasının, ... ve ... şirketlerine ortak oldukları, tarafların bu ortaklıkların sonlandırılması konusunda anlaştıkları ve 27/11/2011 tarihli sözleşme ve eki ile davalının ... ve ... şirketlerindeki hisselerini davacılardan ... Ltd ve dava dışı ...'ye devri koşullarının belirlendiği, sözleşmede davalıdan devralınan hisselerin üçüncü kişilere 27.500.000,00-USD'den daha yüksek bedelle satılması kaydıyla davalıya ilave devir bedeli ödeneceğinin ve bu durumda doğacak ilave devir bedeli alacağı için davalıya dava konusu  01/12/2012 tanzim tarihli ve 1.000.000,00-TL bedelli teminat bonosunun verileceğinin kararlaştırıldığı, ancak davalının sözleşmedeki koşullar oluşmadığı ve ilave devir bedeli alacağı doğmadığı halde, sözleşme kapsamında kendisine verilen teminat bonosunu takibe konu ettiği ileri sürülerek,  ... sayılı takibinden ve takip dayanağı bonodan ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiştir. Asıl davada davalı tarafından, takip ve dava konusu bononun teminat bonosu olmadığı, sözleşmenin 3.1 maddesi atfı ile sözleşmenin ek1 kısmının 3 ve 4 nolu maddeleri uyarınca, davacı ... şirketinin davalıdan devraldığını ... ve ... şirketinin hisselerini üçüncü kişilere satmayı ve bu satıştan elde edilecek gelirden davalıya ilave ödeme yapma borcunu üstlendiği, dava ve takip konusu bononun da teminat bonosu olmadığı ve bu borcun ifası amacıyla verildiği, davacı ... şirketi'nin de bonoya aval sıfatıyla imza attığı, sözleşmenin eki mahiyetindeki “...” başlıklı belgeden de bononun teminat bonosu olmadığının anlaşıldığı, davacı ...'nun davalıda devraldığı hisselerin satışını kasten gerçekleştirmeyip ilave hisse devir bedeli alacağının doğmasının bağlandığı şartın gerçekleşmesini engellediği, TBK 175 maddesi uyarınca ilave devir bedeli alacağının doğduğunun kabulü gerektiği, davacı ...'nin ise TTK'nun 702 maddesi uyarınca senedin teminat senedi olduğu def'ini ileri süremeyeceği, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.Birleşen davada davacı tarafından; davalılardan ... firması ile birlikte, ... ve ... Şirketlerinde pay sahibi olduğu, davacı ...'nun baskıları yüzünden bu şirketlerdeki paylarını ... ve ...'ye devretmeyi kabul etmek zorunda kaldığı, 27/11/2011 tarihli sözleşme ile devrin koşullarının belirlendiği, buna göre  davacının ...’daki 285.000 adet hissesini, 1,70175-TL birim fiyat üzerinden  485.000.-TL,  ...’deki 475.000 hissesini, 1,00-TL birim fiyat üzerinden 475.000.-TL, olmak üzere toplam 960.000,00-TL bedelle devretmeyi kabul ettiği, sözleşmenin üçüncü maddesinde, devir bedelinin ek1'deki şartlara göre ödeneceğinin kararlaştırıldığı, yine sözleşmenin üçüncü maddesinde davalı ....'nun davalıdan devraldığı hisseleri üçüncü şahıslara satmayı ve bu satış sonrasında sözleşmenin  ek1 kısmında gösterilen şartlarda davacıya ödeme  yapmayı borçlandığı; sözleşmenin diğer şartlar başlıklı 4 üncü maddesi ile davalı ...'nun davalıdan devraldığı hisseleri 28.000.000,00-USD'ye satması halinde davacıya 100.000,00-TL, 28.500.000,00-USD'ye satması halinde davacıya 200.000,00-TL, 29.000.000,00-USD'ye satması halinde davacıya 350.000,00-TL, 29.500.000,00-USD'ye satması halinde davacıya 500.000,00-TL, 30.000.000,00-USD'den fazlaya satması halinde davacıya 1.000.000,00-USD'ye ek olarak, 30.000.000,00-USD'yi aşan kısmın yarısının ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalı ...'nun keşide ettiği ve davalı ...'nin de aval sıfatıyla imzaladığı 1.000.000,00-TL'lik bononun da bu borcun ifası amacıyla verildiği, davacının hisselerini devretmesi sonrasında davalı  ...'nun borcunu yerine getirmek için hiçbir girişimde bulunmadığı, davacıya yapacağı ödemekten imtina etmek için kasten davacı alacağının bağlı olduğu şartın gerçekleşmesini engellediği, TBK'nun 175/1 fıkrası uyarınca şartın gerçekleşmiş sayılması ve  ... ile ... şirketlerinin değerlemesi yapılarak sanki satış yapılmışcasına davacıya ödeme yapılması gerektiği, davacının hem bu borcun ifası uğruna verilen kambiyo senedinden hem de sözleşmeden ötürü alacaklı olduğu ileri sürülerek, tahsilde tekerrür olmamak kaydınla, ... ile ... şirketlerinin indirgenmiş nakit akımı yöntemine gerçek değerlerinin hesaplanarak davacının ilave devir bedeli alacağının tespiti ile şimdilik 100.000,00-TL'lik kısmının davalılardan tahsili talep edilmiştir. Birleşen davada davalılar tarafından, davalı ... firması sözleşmenin tarafı olmadığından ona husumet yöneltilemeyeceği, davalı ... firmasının Güney Kore'de kurulu katı atıklardan elektrik enerjisi üretimi konusunda uzman bir şirket olduğu ve Tükiye'de ... ve ... şirketlerini kurarak faaliyete başladığı, davacının bu şirketlerd kuruluşlarından 27/12/2011 tarihine dek ortak ve yetkili müdür sıfatıyla görev yaptığı, bu tarihte kendi rızası ile hisselerini  .... Ltd. ile dava dışı ...'ye  960.000,00-TL bedelle devrettiği; bu bedelin 450.000,00-TL'sinin sözleşme aşamasında ödendiği, kalan 510.000,00-TL için davacıya 30/06/2012 vadeli 510.000,00-TL bedelli bono verildiği, bu bononun daha sonra 31/09/2012 vadeli bono ile değiştirildiği, bu bononun maddi zorluklar nedeniyle vadesinde ödenememesi nedeniyle davacı tarafından icra yoluyla tahsil edildiği, davacının dava dilekçesi ekindeki yazışmaların da dava konusu edilen bono ile ilgili değil 510.000,00-TL'lik bono ile ilgili olduğu, asıl ve birleşen davaya konu 01/12/2012 vadeli 1.000.000,00-TL bedelli bononun ise teminat bonosu olduğunun sözleşmede kararlaştırıldığı,  bu bononun tahsili koşullarının oluşmadığı, çünkü bononun teminat altına aldığı şarta bağlı alacağın doğumu için gerçekleşmesi gereken geciktirici şartın gerçekleşmediği, gerek davalı ...'nun, gerekse davacının  birden fazla şirket ile satış için farklı şirketlerle görüşmeler gerçekleştirdikleri (..., ..., ... grup firması), halen ...firması ile görüşmelerin devam ettiği, davacının da  gerçekleştirilen görüşmelerin çoğundan haberdar olduğu ve pazarlık süreçlerine katıldığı, dolayısıyla TBK'nun 175 maddesi koşullarının oluşmadığı savunulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, asıl davada davalı birleşen davada davacı ... ile asıl davada davacı birleşen davada davalı ... firması arasındaki 27/11/2011 tarihli sözleşme ve ekleri, noterde yapılan hisse devir sözleşmeleri, 27/12/2011 tarihli asıl davada davalı birleşen davada davacı ... tarafından imzalanmış commitment başlıklı belge, asıl davaya konu takip dosyası ve dayanağı bono örneği, yine dava konusu olmayan 510.000,00-TL bedelli bono örneği, İstanbul Anadolu 15 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/838 esas sayılı dosyası, ... ve ... firmalarının sicil kayıtları ile taraflarca iddia ve savunmalarının ispatı bakımından dosyaya sunulan tüm deliller dosya arasına alınmış, ... ve ... şirketlerinin ticari defter ve kayıtları istinabe yolu ile inceletilmiş, asıl davada davacı birleşen davada davalı ... firmasının ticari kayıtları taraf vekilince dosyaya sunulduktan sonra  tüm dosya üzerinde bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak rapor alınmış ve tahkikat bitirilmiş, asıl davada; davalı ... şirketinin dava konusu bonoda aval sıfatıyla imzasının bulunduğu, bononun teminat için verildiğine yönelik şahsi def'inin TTK'nun 702/2 fıkrası uyarınca aval veren tarafından ileri sürülmeyeceği, dava konusu bononun geciktirici şarta bağlı alacağın teminatını teşkil etmek üzere davalıya verildiği, bononun teminatını teşkil ettiği alacağın doğumu için gerçekleşmesi gereken geciktirici koşulun gerçekleşmediği ve ilave devir bedeli alacağının doğmadığı, teminat bonosunun tahsili koşullarının oluşmadığı, bu bonoya karşı yapılan dava konusu takibin İstanbul Anadolu 15 İcra Hukuk Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, davalının TBK'nun 175 maddesi koşullarının oluştuğunu da ispat edemediği, davalının sunduğu yazışmaların dava konusu olmayan 510.000,00-TL'lik bonoya ilişkin olduğu gerekçesi ile davacı  ...  Şirketi'nin menfi tespit istemi reddedilmiş, ... Ltd.'nin menfi tespit isteminin ise kabulüne karar verilmiş; birleşen davada davalı... Şirketi'ne asıl davanın da konusunu oluşturan bonoya dayalı dava açıldığı, birleşen dava tarihi itibariyle bononun zamanaşımına uğradığı, birleşen davalı ... Ltd. bakımından ise sözleşmede kararlaştırılan şarta bağlı alacağın doğmadığı gerekçeleriyle davanın reddine  karar verilmiştir. Asıl davada davalı birleşen davada davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemenin hem asıl hem de birleşen davada, TBK 175 maddesi koşullarının gerçekleştiğinin ispat edilemediği gerekçesinin hatalı olduğu, bu vakıanın ispatı için tanık dinletme taleplerinin haksız olarak reddedildiği, hükme esas rapora itirazlarının değerlendirilmediği, işletme hakkının devrinin önlenmesi yönündeki tedbir istemlerinin değerlendirilmediği,  dava devam ederken taraflar arasındaki sözleşmeye rağmen ... hisselerinin devredildiği ve ... Şirketinin ... Üretim'in hammadde sahalarını kaynak kullanım işletme hakkı devir yoluyla üçüncü kişilere devredildiği iddialarının ve bu hususta ek rapor alınması taleplerinin değerlendirilmediği, gelecekte ne olacağının dava açıldığı sırada bilinmesi mümkün olmadığından, dava sırasında ortaya çıkan vakıaların ıslaha gerek olmaksızın ileri sürülebileceği, asıl davada davacı birleşen davada davalı olarak iddialarının hisse satışının 28.000.000,00-USD veya üzerinde bir bedelle gerçekleştiği değil, alacağın doğumunu engellemek için karşı tarafından dürüstlük kuralına aykırı şekilde satışları engellediği yönünde olduğu, ... şirketi yetkilisi ... ile aralarındaki mail yazışmalarının bu iddialarını desteklediği, ancak yazışamların mahkemece değerlendirilmediği, ... şirketinin  2011’den bu yana asıl davada davalı birleşen davada davacıyı  oyaladığı, hisselerin satışı için girişimde bulunmadığı; yargılama sırasında satışı gerçekleştirdiği, asıl davada davacı ...'nun davasının reddi birleşen davada ise davanın kabulü gerektiği yönündedir. Dosya içeriği belge ve delillere göre; taraflar arasındaki 27/11/2011 tarihli sözleşmede, asıl davada davalı birleşen davada davacı ...'ın, ... ve ... firmalarındaki hisselerini toplam 960.000,00-TL bedelle devredeceğinin kararlaştırıldığı, ...'ın 960.000,00-TL'nin ödenmediğine yönelik bir iddiasının bulunmadığı, yine sözleşmede hisseleri devralan ... firmasının, bu şirketlerin hisselerinin tamamını 27.500.000,00-USD bedel veya altında üçüncü bir kişiye satması halinde ...'ın 960.000,00-TL'den başka bir bedel talep etmeyeceğinin, ancak hisselerin 28.000.000,00-USD ve üzerinde bedelle satılması halinde ...'a satış fiyatına göre değişen tutarlarda ilave devir bedeli ödemesi yapılacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin ek1 kısmıın 3 nolu maddesinde asıl ve birleşen davaya konu 01/12/2020 vadeli 1.000.000,00-TL bedelli bononun, ancak yüksek bedelle hisse satışı halinde doğacak ilave devir bedeli alacağının teminatı olarak verildiğinin açıkça kararlaştırılmış olduğu, bu bononun teminat bonosu olduğuna yönelik mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece tüm delillerin, sözleşme maddelerinin ve email yazışmalarının değerlendirildiği, bu yazışmaların yine sözleşmenin ek1 bir kısmında yer alan ve 960.000,00-TL'den bakiye ve dava konusunu oluşturmayan 510.000,00-TL'nin devir bedeli borcunun ifası uğruna verilen aynı tutarlı bonoya ilişkin yazışmalar olduklarının gerekçesi ile ortaya konduğu, ...'ın asıl davaya cevap dilekçesi ile birleşen dava dilekçesinde, ... firmasının hisse devrinden sonra, şirket hisselerinin üçüncü kişilere devri için dürüstlük kuralına aykırı şekilde hiçbir girişimde bulunmayarak şartın gerçeklemesini ve alacağın doğmasını engellediğini ileri sürdüğü, ancak ... firması tarafından hisselerin üçüncü kişilere satışı farklı zamanlarda farklı firmalarla yapılan görüşmelere ilişkin delillerin dosyaya sunulduğu, ... vekili tarafından sunulan tanık listesinde isimleri bildirilen iki tanığın, ... firmasının üçüncü kişilerle yaptığı görüşmelerde ...'ı saf dışı bıraktığı vakıası bakımından dinletilmek istenildiklerinin bildirildiği, oysa taraflar arasındaki sözleşme de ... firmasının hisse satışları için ...'ı tek yetkili olarak görevlendirdiğine dair hüküm bulunmadığı, hem ...'nun hem de ...'ın bu konuda görüşme yapmaya yetkili olduklarının kararlaştırıldığı, öte yandan ...'ın hisseleri 27.500.000,00-USD bedelden daha yüksek bir bedelle satın alacak üçüncü bir kişi bulduğuna ve ... firmasının bunu engellediğine dair bir iddiası olmadığı gibi bu konuda delili de bulunmadığı, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere sözleşmenin ek1 kısmının 4/c bendindeki ilave devir bedeli alacağının doğumunun şarta bağlı olduğu, gerek asıl davaya konu takip ve asıl dava, gerekse birleşen dava tarihi itibariyle şartın gerçekleşmediği, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 149(6098 Sayılı TBK'nun 170) maddesi uyarınca davacının varlığını iddia ettiği alacağın doğmamış olduğu, asıl davada davalı birleşen davada davacının, 818 Sayılı BK'nun 154(6098 Sayılı TBK'nun 175) maddesi kapsamında, ... şirketini geciktirici şartın gerçekleşmesi dürüstlük kuralına aykırı şekilde engellediği yönündeki iddiasını  ispat edemediği, dolayısıyla şartın gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği yönündeki mahkeme  kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceğinden ve hem asıl hem de birleşen davalarda uyuşmazlık dava tarihlerinden önce ...'ın geciktirici koşula bağlı alacağının doğup doğmadığına yönelik olduğundan, asıl davaya konu takip ve asıl dava tarihi ile birleşen dava tarihinden sonra koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğinin yargılama konusu yapılamayacağı, yargılama sırasında hisse devrinin gerçekleştiğine yönelik delilerin değerlendirilmesi gerektiğine yönelik istemin bu nedenle yerinde olmadığı, asıl davaya da konu bononun dayandığı... sayılı takibine karşı, asıl dava davacıları birleşen dava davalıları tarafından İstanbul İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/838 esas sayılı dosyası nezdinde şikayet yoluna başvurulmuş olduğu, mahkemenin 2016/414 karar sayılı ve 23/06/2016  tarihli kararı ile şikayetin kabulüne ve takibin iptaline karar verdiği ve bu kararın kesinleştiği,  birleşen davanın 08/11/2016 tarihinde diğer ifade takibin iptali tarihinden sonra ikame edilmiş olduğu, asıl davanın açılış tarihinden sonra ve birleşen davanın açılış tarihinden önce asıl davaya konu bonoya dayalı takibin iptal edilmiş olması karşısında, birleşen dava davacısının birleşen davada ileri sürdüğü alacak bakımından ayrıca bu bonoya dayanmakta da hukuki yararının bulunduğu, ancak mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere TTK'nun 778/1-h bendi atfı ile 749/1 fıkrası uyarınca  birleşen dava tarihi itibariyle 01/12/2012 vadeli bononun zamanaşımına uğradığı, mahkemece asıl ve birleşen davalara ilişkin verilen hükümlerde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl davada davalı birleşen davada davacının, asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl davada davalı-birleşen davada davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davaya yönelik davalıdan alınması gereken 68.310‬,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 17.077,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 51.232,5‬0-TL'nin asıl davada davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince birleşen davaya yönelik davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin birleşen davada davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 27/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5a71b3c1c86af555","SID":"b84b6dcacdbb0339"}}