{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/908 <br>KARAR NO:2025/438<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/12/2021<br>NUMARASI:2019/961 Esas - 2021/963 Karar<br>DAVA:Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/03/2025<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili;  müvekkili ile davalı arasında arasında 01.06.2017 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, öncesinde de 04.05.2015-01.01.2016 tarihleri arasında ... Sigorta ismi altında acentelik sözleşmesi bulunduğunu, ancak davalının 11/12/2018 tarihli ihtarname ile acentelik sözleşmesini haksız olarak feshettiğini, bu fesih işleminin 01/06/2017 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesinin bölüm 10 vd maddelerine göre haksız fesih olduğunu, müvekkilinin sigorta şirketine kazandırdığı yeni müşterilerin, sözleşmenin feshinden sonra davalı şirkete önemli menfaatler kazandırdığını, müvekkilinin müşteri çevresinin davalı şirketin karından öte şirketin tanınırlığını ve marka değerini de artırdığını, şirketin daha kolay acentelik alması ve yine daha çok müşteri elde etmesini sağladığını belirterek, şimdilik 10.000-TL denkleştirme tazminatının fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>ISLAH:Davacı vekili 22.09.2021 tarihli dilekçesiyle dava değerini 30.645,09-TL'ye yükseltmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı arasında 04.05.2015 ve 01.06.2017 tarihli acentelik sözleşmeleri akdedildiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya keşide edilen Kadıköy ... Noterliğinin 11.12.2018 tarihli ihtarnamesi ile TTK 121 maddesi gereğince 3 aylık süre sonunda sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiğini, buna göre 12.03.2019 tarihi itibariyle acentelik sözleşmesinin sona erdiğini, sözleşmenin müvekkilinin acentelik ve pazarlama stratejisindeki köklü değişiklik sebebiyle sona erdirildiğini,acentelik sözleşmesinin 49. maddesinde, tarafların, sözleşmeyi herhangi bir sebep göstermeksizin 3 (üç) ay önceden diğer tarafa noterden ihtarname göndermek suretiyle her zaman feshedebileceğinin düzenlendiğini, davacı tarafça denkleştirme tazminatı şartlarının oluştuğuna dair delil sunulmadığını, davacının davayı ispatla yükümlü olduğunu,  davacının faaliyetleri sonucunda aldığı yıllık komisyon ve bedellerin ortalamasının belirlenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece;  taraflar arasında münakit sözleşmenin davalı ... tarafından 11/12/2018 tarihli ihtarname ile üç ay sonra geçerli olmak üzere feshedildiği ve böylece sözleşmenin 12.03.2019 tarihinde son bulduğu, fesih nedeni olarak gösterilen acentelik ve pazarlama stratejisinde yapılan yeni ve köklü değişiklikler gerekçesinin, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve genel kurallar ışığında haksız fesih olarak kabul edildiği, alınan bilirkişi raporunda, fesih öncesinde davalı tarafa fesih gerekçesiyle ilgili bilgilendirme ve uyarı yapılmadığı, dosyaya sunulan yıllık komisyon belgelerine ortalama komisyon tutarının 30.645-TL olduğu görüşünün bildirildiği, feshin haksız olduğu, tazminat koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 10.000-TL'ye dava tarihinden, 20.645,09-TL'ye ıslah tarihi olan 23.09.2021 tarihininden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte toplam 30.645,09-TL denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; sözleşmenin müvekkilince TTK'nın 121. maddesine göre feshedildiğini, sözleşmenin 49. maddesine göre de tarafların sözleşmeyi herhangi bir sebep göstermeksizin 3 (üç) ay önceden diğer tarafa noterden ihtarname göndermek suretiyle her zaman feshedebileceğini, bu nedenle sözleşme usul ve yasalara uygun olarak feshedilmiş olup, davacının tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilince usulüne uygun olarak fesih bildiriminde bulunulduğunu, mahkemece beyan ve delilleri yok sayılarak, salt davacının beyan ve talepleri doğrultusunda yargılama yapıldığını, davacının denkleştirme talebinde bulunabilmesi için TTK'nın 122 ve sözleşmenin 53. maddesinde düzenlenen şartların bulunması gerektiğini, ancak davacı tarafça bu şartların oluştuğuna dair herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığını, acentelik sözleşmesinin feshinden sonra sigorta şirketi, acentenin kazandırdığı müşteriler sayesinde önemli bir menfaat elde etmiyorsa denkleştirme tazminatının söz konusu olamayacağını, ayrıca acente portföyüne şirket tarafından müdahale edilmediğinden, davacı acentenin bu müşterilerine başka sigorta şirketlerinden poliçe düzenleyerek komisyon kazanmaya devam ettiğini, bilirkişi tarafından acentenin sigorta şirketi açısından kârlı bir acente olup olmadığının da araştırılmasının, hasar prim dengesinin kontrol edilmesinin gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, acentelik sözleşmesinin feshine dayalı denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.Genel olarak denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Uyuşmazlıkta sözleşmenin feshi tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesine göre; acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir. 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesine göre de; sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması halinde denkleştirme tazminatı istenebilecektir. Portföy tazminatı istenebilmesi için ayrıca acentelik sözleşmesinin, müvekkilin haklı bir nedenle sözleşmeyi feshi halinden başka bir nedenle sona erdirilmesi gerekir.Somut olayda; taraflar arasında 04.05.2015 ve sonrasında 01.06.2017 tarihinde bir yıl süreli acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 49. maddesinde, tarafların herhangi bir sebep göstermeksizin üç ay önceden diğer tarafa noterden ihtarname göndermek suretiyle sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlendiği, bu madde hükmüne dayalı olarak sözleşmenin davalı tarafından keşide edilen 11.12.2018 tarihli ihtarname ile 3 ay sonra hüküm ifade etmek  üzere, şirketin acentelik ve pazarlama stratejisinde yapılan yeni ve köklü değişiklikler gerekçesiyle feshedildiği, ancak davalı tarafça sözleşmenin haklı feshini gösteren herhangi bir delil ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle diğer şartların sağlanması koşuluyla kural olarak davacı denkleştirme tazminatı talep edebilecektir.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; davacı tarafça sunulan komisyon belgelerine göre davacının elde ettiği net komisyon tutarının 2015 yılında 32.126,98-TL, 2016 yılında 40.996,51-TL, 2017 yılında 44.483,44-TL, 2018 yılında 13.875,97-TL ve 2019 yılı ilk beş ayında 10.464,52-TL olup yıllık komisyon ortalamasının 30.645,09-TL olduğu belirtilmiştir Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi koşulu bakımından, davacının acente olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı ... şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, ispat yükü davacı acente üzerindedir. Ancak davacı tarafça, kendi kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı ... nezdinde poliçelerini yeniledikleri ve özellikle bu sayede davalının sözleşmenin feshinden sonra önemli menfaatler elde ettiği hususu kanıtlanamamıştır. Bilirkişi raporunda sözleşmenin feshinden sonraki bir yıl içerisinde davalının elde ettiği komisyon geliri bakımından herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılmamış olsa da, davacının sözleşme süresinde ortalama bir yıllık süre içinde  elde ettiği yıllık ortalama 30.645,09-TL komisyon gelirine bakıldığından , miktarı itibariyle davalı ... bakımından yıllık prim üretiminin önemli menfaat olarak kabulü mümkün değildir. Bu nedenle davalının, davacının müşteri portföyünü kullanarak bu sayede fesih sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiği iddiası kanıtlanamamıştır. Bu durumda denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olup, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak \"davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2021 Tarih 2019/961 Esas - 2021/963 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;\"Davanın reddine\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;\"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin  yatırılan 170,78-TL harç ve 352,57-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 523,35‬-TL harcın  mahsubu ile kalan 92,05‬‬-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya ödenmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, \"Yatırılan 523,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a856feb567d7ffe4","SID":"dbec376e650c21a1"}}