{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2022/1480 <br>KARAR NO:2025/322<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:12/04/2022<br>NUMARASI:2017/453 Esas - 2022/305 Karar<br>DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ:26/02/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesi ile; 11/11/2014 tarihinde sürücüsü ...'nın sevk ve idaresinde bulunan davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı yaya olarak bulunan davacıların eşi ve babası olan ...'e çarpması neticesinde vefat etmiş olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müteveffanın eşi ... için 1.000,00 TL maddi tazminat, çocukları ...ve ... için 1.000,00 TL maddi tazminat olmak üzere 2.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek eeskont fazi le birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile, öncelikle yetki itirazında bulunmuş, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, davaya konu talebin zaman aşımına uğramış olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin ödeme bulunarak sorumluluğunu yerine getirmiş olduğıunu, sigorta araç sürücüsünün atfı kabul kusurlu bulunmaması nedeniyle, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı tarafa yükletilmesini, davacı yanın müterafik kusurunun nazara alınmasını, kusur durumu ve zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,\"Davanın kabulü ile 34.272,97 TL Destekten Yoksun Kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla alınarak davacı ...'e verilmesine alacağa 05.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,  7.062,08 TL Destekten Yoksun Kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla alınarak davacı ...'e verilmesine alacağa 05.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 603,11 TL Destekten Yoksun Kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla alınarak davacı ...'e verilmesine alacağa 05.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı... Şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  hükme esas alınan kusur oranına itirazlar ettiklerini, yerel mahkemece dosyada mübrez seçenekli hesaplamalar arasından anne-baba payının ayrılmadığı yönteme göre hesaplamanın hükme esas alındığını, müvekkili şirketçe davacılara 2015 yılında ödeme yapıldığını, anılan tarihte geçerli olan mevzuat hükümleri ve Yargı içtihatlarına göre ödeme tarihi itibariyle zararın karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi gerektiğini, özellikle teknik faizin uygulanmadığı progresif rant yöntemine ilişkin itirazlarını sunduklarını, teknik faizin uygulanmamış olması, ceza soruşturma ve kovuşturma dosyalarının celbi ile özellikle CMK hükümleri kapsamında uzlaşma bulunup bulunmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini,  ...'ya müzekkere yazılarak, davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, rücuya tabi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı hususlarının sorulmasını talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Davacılar ...  ve ...yönünden yapılan değerlendirmede;HMK'nın 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Aynı kanunun 341/4. maddesinde de \"alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü  üçbin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.\" düzenlemesi mevcuttur.Ayrıca  HMK'nın ek 1. maddesinin 1.fıkrasında: \"HMK'nın 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.\" hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında: \"HMK'nın 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı\" düzenlenmiş bulunmaktadır. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu somut olayda yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00 TL olacaktır.Bu halde, davacı ... yönünden 7.062,08 TL, davacı ...yönünden 603,11 TL  davanın kabul edilen miktarlarının karar tarihine göre uygulanması gereken 2022 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından davalının İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı HMK'nın 341/4.fıkrası gereğince istinaf hakkı yoktur. Yerel mahkemece, kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.Davacı ... yönünden yapılan değerlendirmede; Somut olayda 11/11/2014 günü saat 17:30 sıralarında,  dava dışı sigortalı ... plakalı araç sürücü ...'ın sevk ve idaresinde iken devlet yolunu takiben Silifke istikametinden Aydıncık istikametine seyri sırasında olay mahalline geldiğinde; seyir istikametine göre yolun solundan sağına geçmek üzere kaplamaya giren ve geçişini sürdürerek sağ şeride kadar gelen müteveffa yaya ...’e aracının sol ön kısımlarıyla çarpması neticesinde, yayanın ölümüyle sonuçlanan dava konusu kaza meydana gelmiştir. Aynı olaya ilişkin ceza yargılamasının yapıldığı Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/74 Esas sayılı dosyasında 12.06.2015 tarihinde yapılan keşfe binaen düzenlenen bilirkişi raporunda sürücüye tali, yayaya asli kusur verildiği, mahkemece sanığın CMK 223-1-c maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2029/1096 Esas 2021/7262 Karar sayılı ilamı ile \"Kaza tespit tutanağında, 2918 sayılı Kanunun 52/1-b maddesinde yer alan kuralı ihlal ettiğinden kusurlu olduğu belirtilen ve kovuşturma aşamasında yapılan keşif üzerine alınan 18/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda da olayın meydana gelmesinde tali derecede kusurunun bulunduğu sabit olan sanık hakkında, söz konusu kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporu gözönüne alınarak mahkumiyetine karar verilmesi yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesi doğru olmadığı\" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verildiği  görülmüştür.Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan bilirkişi raporunda; Sürücü ... idaresindeki araç ile seyri sırasında far ışığı altındaki görüş alanını yeteri kadar kontrol etmesi, kavşağa yaklaşırken hızını azaltıp seyrini teyakkuz halinde sürdürmeye özen göstermesi, aydınlatma bulunmadığını da dikkate alarak hızını ayarlaması, dikkatli ve tedbirli bir şekilde seyretmesi gerekirken, bu hususa yeterince özen göstermemesi sonucunda yolun solundan sağına geçmek üzere kaplamaya giren ve geçişini sürdürerek sağ şeride kadar gelen müteveffa yayaya karşı varlığını belirtecek şekilde ikazda bulunup çarpmayı engellemek üzere zamanında fren ile birlikte direksiyon tedbiri almakta yetersiz kalması ile karıştığı kazada %25 oranında tali kusurlu, Müteveffa yaya ... olay mahallinde yolun karşısına geçmek amacıyla taşıt yoluna girmeden önce gelen trafiği kontrol etmesi, yaklaşmakta olan araçların mesafesini ve hızını göz önünde bulundurarak yaklaşan araçlara ilk geçiş hakkını vermesi, yolun geçişe uygun olduğuna kanaat getirdikten sonra en kısa zamanda ve en kısa doğrultudan geçmesi, geçişi süresince kontrollerini sürdürmesi gerekirken, yeterli özeni göstermeyip, gelen araca ilk geçiş hakkını tanımadığı, korunma tedbiri almadığı anlaşılmakla, kendi ölümüyle neticelenen kazada % 75 oranında asli  kusurlu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda Ceza Mahkemesi kararı kesinleştiğinden maddi olgunun kesinleştiği,  Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.<br>Davalı ... Şirketi tarafından yapılan başvuru üzerine davacılara kısmi ödeme yapıldığı, dosya kapsamına ibraname sunulmadığı görülmüştür. Bu doğrultuda taraflar arasında imzalanan ibraname bulunmadığından, KTK'nın 111.maddesi kapsamında ortada anlaşma olmadığından dava tarihinden önce yapılan ödeme ile ödeme tarihi itibariyle yapılması gereken ödeme arasında orantısızlık bulunup bulunmadığının araştırılmasına gerek yoktur. Bakiye alacak yönünden usulünce verilmiş ibraname bulunmadığı için Yargıtay yerleşmiş içtihatlarına uygun şekilde önceden yapılan ödeme makbuz hükmünde kabul edilerek dava tarihinden önceki ödeme rapor tarihine kadar güncellenerek tazminattan mahsup edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2015/14406 E.2018/8459 K.sayılı kararı) Anayasa Mahkemesinin26/07/2023 tarih, 2023/43 Esas ve 2023/141 Karar sayılı  ile CMK'nın 253/19 fıkrasının 5. cümlesi olan \"Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz\" hükmünün iptali nedeniyle uzlaşma sağlansa bile tazminat davası açılabileceğinden davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne  alınarak davacılar için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2023/585 E.-  2023/8309 K., 2021/3033 E- 2021/1560 K. sayılı kararları).Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin kabul görmüş pay esasına göre \"çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edildiği; Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda  desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalı olduğu; Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak payların düşeceği, Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun paylarının destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılarak, anne ve babaya verilmeyeceği; Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payının artacağı; Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payının diğerine aktarılacağı, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminatın bu ilkelere göre hesaplanmasının\"  benimsenmiştir.Somut uyuşmazlıkta nüfus kayıtlarından  desteğin anne ve babası sağ olduğu halde mahkemece aktüerya hesabında sağ olan anne ve babaya pay ayrılan ek rapora göre karar verilmesi gerekirken anne babaya pay ayrılmaksızın yapılan  hesaplamanın hükme esas alınmış olması doğru olmamıştır. Davacı ... yönünden ek aktüerya raporu doğrultusunda 24.403,96 TL üzerinden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bu nedenle; davalı vekilinin davacılar ...ve ... yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince reddine, davacı ... yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A- Davalı vekilinin davacılar ... ve ... yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince reddine; davacı ... yönünden istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davanın kısmen kabulü ile;24.403,96 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla alınarak davacı ...'e verilmesine alacağa 05.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine,7.062,08 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla alınarak davacı ...'e verilmesine alacağa 05.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 603,11 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla alınarak davacı ...'e verilmesine alacağa 05.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,2-Alınması gereken 2.190,64-TL karar harcına karşılık peşin alınan 29,20 ve ıslah harcı 137,00-TL toplamı 166,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.024,44 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından sarfolunan 1.281,23-TL yargılama gideri, peşin alınan 29,20 ve ıslah harcı 137,00-TL toplamı 166,20-TL harç toplamı olan 1.497,40-TL'nin davanın kabul ve red oranına göre hesap ve takdir edilen 1.145,02 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmana,4-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesap ve taktir edilen 5.100,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca lehine AAÜT uyarınca taktir edilen 5.100,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan  alınarak davalıya verilmesine,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 61,20 TL posta ve tebligat gideri ile  220,70 TL istinaf başvuru harcının davacı ...'den tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"47a9c8f8cdb5b69d","SID":"95d23dd842708373"}}