{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2022/1391 <br>KARAR NO:2025/411<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:16/12/2021<br>NUMARASI:2016/95 Esas - 2021/860 Karar<br>DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ:06/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile;Davalı ...'nın 08/09/2015 tarihinde ... plakalı araç ile müteveffa ...’ya çarparak ölümüne sebep olduğunu, diğer davalı ...'ın ... plakalı aracı da kazaya karışmış olmakla müteveffanın ölümünde kusuru bulunduğunu, ... plakalı araç sürücüsü ..., Maliki ... ile ... numaralı zorunlu mali mesuliyet sigortası davalı sigorta şirketi ... Şirketi  bulunduğundan sigorta şirketinin diğer davalılarla birlikte ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, ... plakalı araç sürücüsü ..., araç maliki ... ile ... numaralı zorunlu mali mesuliyet sigortası davalı sigorta şirketi ... A.Ş. şirketi bulunduğundan sigorta şirketinin diğer davalılarla birlikte ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, ...'nın vefatıyla; Annesi  ... ile Babası ...'nın destekten yoksun kaldığını, ayrıca davacılar olan anne ve babanın genç yaştaki oğullarının ölümü ile sarsıldığını, büyük elem, acı ve manevi çöküş yaşadığını beyanla; Davacı ... için 1.000,00-TL, Davacı ... için 1.000,00-TL olmak üzere, davacılar için şimdilik toplam 2.000,00-TL destek tazminatı talep ettiklerini, Davacı anne ... için 100.000,00-TL, Davacı baba ... için 100.000,00-TL olmak üzere toplam 200.000,00-TL manevi tazminatın, davalılar ..., ..., ..., ...’dan birlikte ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, cenaze ve defin giderleri için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00-TL nin ödenmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesini ile; dava konusu kaza tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki, diğer davalı ... adına tescilli ... plakalı aracın 11/03/2015-11/03/2016 tarihleri arasında müvekkili şirket tarafından poliçeli olduğunu, müvekkili şirketin teminat limitinin kişi başı 290.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirkete başvuru yapılmadığını, manevi tazminat, cenaze ve defin gideri taleplerinin teminat dışı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilmesi gereken faizin yasal faiz olması gerektiğini, tazminat hesabının sigortalının kusuru oranınca hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; ... plakalı aracın, müvekkil şirket nezdinde poliçe vadesinin kaza tarihini kapsamadığını,... nolu poliçenin vadesinin 18.09.2015-2016 olup; kaza tarihinin poliçenin başlangıç tarihinden önce olduğunu, kaza tarihini kapsayan poliçenin ... A.Ş'ye ait olduğunu, husumet itirazlarının kabulü ile davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; kaza tutanakları ve ifadelerden de açıkça görüldüğü üzere meydana gelen kazanın izinsiz yapılan bir eylemde ve yaya trafiğine kapalı olan E-5'de meydana geldiğini, müteveffa ...’nın kazada sorumlu olduğunu, müvekkilinin ekonomik durumunun davacı taleplerini karşılayacak mahiyette olmadığını, müteveffanın açık kusuru ile meydana gelmiş olan kaza için kusur oranının tekrar tespit edilmesi neticesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığının tespiti ile davanın reddini talep etmiştir.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin yolda yaya olarak bulunan insanlara zarar gelmemesi, önünde ve yanında araçların ve motosikletlerin olması nedeniyle orta şeritte durmak zorunda kaldığını, ilerlemesinin olanaklı olmadığını, müteveffanın yoğun trafiğin olduğu yolda motosikleti durdurup, yolda yaya olarak bulunmasının müteveffanın da kusurlu olduğunu gösterdiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davacıların; davalılar ..., ..., ..., ... ve ... A.Ş'ye karşı maddi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine, Davalı ... Şirketi'ne açılan maddi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, Davacıların; davalılar ... ve ...'a yönelik manevi tazminat taleplerinin esastan reddine, davacıların davalılar ... ve ...'ya yönelik manevi tazminat davalarının ise kısmen kabulü ile, her bir davacı yönünden ayrı ayrı 45.000,00-TL olmak üzere toplam 90.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin ise ayrı ayrı reddine\"karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyada yer alan kaza tutanaklarında ... yönetimindeki ve ...yönetimindeki araçların trafik kanunun 59 ‘uncu maddesinde yer alan Zorunlu hal dışında duraklama, zorunlu halde önlem almadan duraklama maddelerini ihlal ettiklerinin görüldüğünü, sürücelerden ...’nin ifadesinde bir çekicinin yan şekilde yolu kapattığını, çekicinin şöforü olan ...’ın ifadesinin ikrar niteliğinde olduğunu, gösteri veya protesto yürüyüşleri için dahi devletin ilgili kurumlarından izin alınmansın zorunlu olduğunu, trafiğe açık yolda keyfi olarak araç trafiğinin kapatılacak şekilde hele ki gece 22.45 saatlerinde araç trafiğinin kesilmesine binanen oluşan kazada başkaca kusurulu kişinin bulunmadığına dair sunulan bilirkişi raporuna dayanak yapılarak karar verilmesinin mümkün olmadığını, yapılacak değerlendirme ile hükmedilen fahiş manevi tazminat miktarına itiraz ettiklerini,  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.08/09/2015 günü saat 22.36 sıralarında sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobille ... yönünde seyirle olay yerine geldiğinde yol üzerinde, Şehitleri anma amacı ile düzenlendiği belirtilen, konvoyda beklemekte olan araçlara ve bu araçların yanında yaya durumunda bulunan kişilere çarpması sonucu ...' nın vefat ettiği ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir.İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi 2016/46 Esas-2018/49 Karar sayılı dosya kapsamında ATK Trafik İhtisas Dairesi'den alınan bilirkişi raporunda; davalı sürücü ...'nın %100  kusurlu olduğu  belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı sürücünün cezalandırılmasına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin 2018/1454 Esas ve 2018/2215 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmiştir.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar.Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (HGK'nun 11/10/1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk Mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin \"hukuka aykırılığını\" ve \"illiyet bağının varlığını\" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar.Ceza mahkemesince hükme esas alınan kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde   İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen ve kesinleşen maddi olgulara göre (... 08/09/2015 günü sanık ...'nın yönetimindeki ... plakalı araçla seyir halindeyken gidiş yönüne doğru E-5 diye bilinen karayolu üzerinde asker uğurlamak amacıyla konvoy düzenlenmiş olduğu ve... otobüs durağı yanında durdukları, daha sonra da sanık ...'nın yönetimindeki araçla yolda durmakta olan maktül ... ve katılanlar ... ve ...'ye   çarptığı, bunun sonucunda maktülün dosya içerisinde mevcut bulunan ölü muayene ve otopsi tutanağından anlaşılacağı üzere vefat ettiği, karara esas alınan Adli tıp kurumu ve bilirkişi raporuna göre sanığın asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek bilinçsiz taksir ile ölüme ve yaralanmaya neden olma suçunu işlediği sabit görülmekle; sanığın eylemine uyan TCK 85/2 maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşmak sureti ile cezalandırılmasına karar verilerek, ....) kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından kusur raporu alınmadan karar verilmesinde isabetsizlik  görülmemiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesi hükmüne göre, başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğunu ispat edemediği takdirde kayda göre araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli   kiralanması,   ariyeti   veya   rehni  gibi  hallerde   kiracı,  ariyet  veya  rehin  alan kişi; işletendir. Aynı Kanunun 85. maddesi hükmüne göre ise bir motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan o aracın işleteni sorumlu olur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3 ve 19. maddeleri hükümlerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak trafik kaydına rağmen işletenliğin bir üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Bu bakımdan işletenliğin kayda aykırı olarak başkasına geçmiş bulunduğu her zaman ispatlanabilir.İşletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman kanıtlanabilir ise de, bu konuda getirilecek kanıtların üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını ortadan kaldıracak (halele uğratacak) bir sonuç yaratmaması gerekir.Dosya kapsamından; kazaya karışan ... plaka sayılı ticari taksinin adına kayıtlı olduğu davalı ... tarafından, dava dışı ... ile aralarında imzaladıkları tarihsiz kiralık plaka sözleşmesi uyarınca 30/01/2015-30/012016 yıllığına kiralandığına ilişkin dosyaya kira sözleşmesi sunulmuş ise de, kiralama sözleşmesinin taraflarca hazırlandığı, noter onayı bulunmadığı gibi; bu konuda  üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte bir delil de sunulmadığı anlaşılmaktadır.Şu durumda, dava konusu olayda davalı...'un aracını, başka bir kişinin kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini ve araç üzerinde bu kişinin eylemli kullanımı (tasarrufu) bulunduğunu geçerli delillerle ispatlayamadığından, adı geçen davalının da sorumluluğuna gidilmelidir.(Yargıtay  4. Hukuk Dairesinin  2018/1432 E. ve 2019/5039  K. sayılı kararı) Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.  TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/2.maddesinde \"Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacılar lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davalı vekilinin istinaf itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 6.147,90 TL harçtan peşin alınan 1.545,97 TL harcın mahsubu ile bakiye  4.601,93 TL harcın davalı ...'dan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.06/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fcbe0fe5118a180e","SID":"05b23b0503f6c339"}}