{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/157 <br>KARAR NO:2025/422<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/09/2021<br>NUMARASI:2020/279 Esas - 2021/613 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Kasko Poliçesine Bağlı Rücuen Tahsile Yönelik İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/03/2025<br>İlk derece mahkemesinin  kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline kasko poliçesi ile sigortalı araç ile davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı 04.02.2015 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde, sigortalı aracın hasara uğradığını, müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalının zararının karşılandığını, sigortalı ile aracın değerinin 58.000,00-TL olduğu hususunda mutabık kalındığını, 19.03.2015 tarihinde 25.401,00-TL, 24.03.2015 tarihinde ise 32.599,00-TL ödemede bulunulduğunu, aracın sovtajının 17.700,00-TL'ye satıldığını, kaza tespit tutanağına göre araç sürücülerinin eşit oranda kusurlu olduklarını, sovtaj değerinin mahsubundan sonra müvekkilinin bakiye zararı 40.300,00-TL'den davalı tarafın kusuruna denk gelen 20.150,00-TL'nin tahsili için davalı aleyhine başlatılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; kazanın 04.02.2015 tarihinde meydana geldiğini, davanın ise 15.06.2020 tarihinde açılması nedeniyle talebin zamanaşımına uğradığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, hasar tutarının piyasa rayicine ve genel şartlara uygun olarak belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde uğratılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davalı tarafın itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği, dolayısıyla davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, kaza tarihinin 04/02/2015 olduğu, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 19/03/2015 ve 24/03/2015 tarihinde ödeme yapıldığı, ... nezdinde 27/05/2015 tarihinde başlatılan takip ile zamanaşımının kesildiği, takibe yapılan yetki itirazı kapsamında dosyanın ... aldığı ve ödeme emrine itiraz üzerine huzurdaki davanın ikame edildiği, bu hali ile zamanaşımının kesilmesi için alacaklının, icra dosyasında takibin devamını sağlayıcı nitelikte taleplerde bulunması ve takibi işlemsiz bırakmamasının gerektiği, somut olayda zamanaşımının kesilmesi için, icra dosyasında takibin devamını sağlayıcı nitelikte taleplerde bulunulduğu, takibin işlemsiz bırakılmadığı ve yine huzurdaki itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla; davalı yanın zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, dosyada mübrez hasar dosyası, kaza tespit tutanağı, faturalar ile ekspertiz ve ayrıntılı, gerekçeli ve dosya kapsamına uygun hazırlanmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunan bilirkişi raporuna göre, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ...plakalı araç sürücüsünün yerleşim yeri dışında gece vakti aydınlatma bulunmayan mahalde seyir halinde iken gereken dikkatini yola vermediği, mahal şartlarına göre kontrolsüz seyir halinde olduğu, hızını far ışıkları altındaki görüş alanının kontrol edebilecek ve tedbir alabilecek düzeye düşürmediği, sevk ve idare hatası sonucu dörtlü flaşörleri yanan ve sağ şeride taşacak şekilde duraklayan çekicinin arka kısmına çarpması ile meydana gelen kazada araç sürücülerinin eşit oranda kusurlu olduklarının, davacıya sigortalı aracın kaza tarihindeki rayicinin 58,000,00-TL, sovtaj değerinin ise 17.700,00-TL olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla 20.150,00-TL asıl alacak yönünden takibe yapılan itirazın haksız olduğu gerekçesi ile;Davanın KISMEN KABULÜ ile, ... sayılı takip dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 20.150,00-TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptali ile takibin, asıl alacak 20.150,00-TL'ye takip tarihinden  itibaren takipte belirtilen oranlarda faiz uygulanmak sureti ile takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; talebin zamanaşımına uğradığı, bilirkişi raporunun yeterli olmadığı, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusuru kabul etmedikleri, kaza tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün tedbirleri alarak emniyet şeridinde bulunduğu sırada dava dışı aracın arkadan hızlı şekilde gelerek çarptığının belirlendiği, takibin 2015 yılında başlatıldığı, itirazın 2020 yılında öğrenildiği beyan edildiğine göre aradan geçen 5 yıl süresince herhangi bir işlem yapılmaması nedeniyle zamanaşımının dolduğu, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden ve Karayolları Fen Heyetinden yeni bir rapor alınması gerektiği hususlarına ilişkindir. Dava, kasko poliçesi kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen tazminatın zarar sorumlusundan rücuen tahsiline yönelik başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Sigorta bedelini ödeyen sigortacının, zararına yol açan kişi aleyhine sigorta ettirenin halefi sıfatıyla rücu taleplerinde zamanaşımı, sigortalının aynı kişiye karşı yönelteceği talebin zamanaşımına tabidir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; davacı tarafça, davalı aleyhine başlatılan davaya dayanak takip ile zamanaşımı süresinin kesilmiş olmasına, icra takibinde yapılan icrai işlemlerin TBK'nın 154.maddesi kapsamında değerlendirildiğinde, eldeki davanın yasal süresi içerisinde açılmış olduğunun belirgin olmasına, bu suretle davalı vekilinin zamanaşımı def'inin yerinde olmamasına, denetime açık, hüküm vermeye elverişli, açıklayıcı, dosya kapsamına ve kazanın oluş şekline uygun bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usule aykırılık bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.376,45-TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 344,11-TL harcın mahsubu  ile eksik kalan 1.032,34-TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama  giderlerin üzerinde  bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3d3541588484262","SID":"94943d3af38c38c0"}}