{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/795 <br>KARAR NO: 2025/1298<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/12/2024<br>NUMARASI: 2024/182 Esas -  2024/831 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)<br>KARAR TARİHİ: 26/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin, Çatalca ilçesi, ... Mah. ... Cad. No:... adresinde bulunan \"...” unvanına sahip işletmenin sahibi olduğunu, 11.10.2018 tarihinde yağan yoğun yağmur sonucunda işyerinin tamamının büyük zarar gördüğünü, işletmeye ait taşınır taşınmaz tüm eşya ve malvarlığının kullanılamaz hale geldiğini, yerin davalı şirket tarafından yapılan viyadük inşaatına çok yakın bir mesafede olup yağan yağmur sonucunda su baskınına uğrayarak zararlar oluştuğunu, bu zararın meydana gelmesinde davalının yol açtığı teknik hataların rol oynadığını, ilgili zararın tespiti için Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nden talepte bulunulduğunu ve tespit mahkemesince yaptırılan keşif neticesinde bilirkişilerce düzenlenen raporlarda meydana gelen zarara sebep olan etkenin yol yapım çalışmasındaki mühendislik hataları olduğunun ortaya konulduğunu, davacı şirket tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü'ne başvurulduğunu ve KGM'den alınan cevabi yazıya göre; İlgili zararın meydana gelmesinde davalı şirketin teknik olarak hatalı davrandığının ve bu hususta davalı şirketin uyarıldığını, davalı şirketin bir defaya mahsus araç gönderdiğini, bu eylemini de Karayolları Genel Müdürlüğü'nün uyarısına istinaden yaptığını, işletmeye gönderilen araçların da mevcut düzeni bozduğunu ve zararı azaltacağı yerde artırdığını, zararın meydana geldiği tarihten itibaren geçen süre zarfında kar mahrumiyetine yol açtığını, davalı şirkete zararın giderilmesi yönündeki talep ve ihtarlarının ve akabinde Karayolları Genel Müdürlüğü'nün uyarısının da hiçbir sonuç vermemesi üzerine maddi zararın giderilmesi için sorumlu olan davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafça söz koşusu takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, arabuluculuk aşamasında ise uzlaşma sağlanamadığını ve bu sebeple huzurdaki davayı açma gereğinin hasıl olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin ve munzam zararlara ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, yol yapım çalışmaları sırasında gerekli tedbirin alınmaması, ticari alanın yağmur sularından olumsuz etkilenmesi ve ciddi zarar görerek kullanılamaz hale gelmesine sebebiyet verdiğinin bilirkişi raporlarınca da sabit olduğundan ve iş bu zararların tazminine ilişkin davalının itirazın iptali ile takibin faizi ile birlikte devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde;  Davacı tarafın dava konusu taşınmazın maliki olduğuna ve bahsi geçen “Çatalca Saklı Köşk” unvanlı işletmenin sahibi olduğuna dair dosyaya herhangi bir belge sunmadığını, davacı tarafın yalnızca Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi” nin 2018/25 D.iş dosyasından düzenlenen bilirkişi raporlarını dayanak göstermek suretiyle zarar tazmini talebinde bulunduğunu ancak huzurdaki davanın usulden reddedilmesinin gerektiğini,  zarara sebebiyet veren vakıanın bir mücbir sebep olduğunu, 11.10.2018 tarihinde meydana gelen aşırı yağış sebebiyle davacı tarafin işletmesinin su baskınına uğraması sebebiyle uğranıldığı iddia olunan zararın davalı şirket tarafından yürütülen yol yapımı işinden kaynaklandığı iddiasıyla sorumluluk atfedilmeye çalışılmasının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, dava konusu vakıanın meydana geldiği tarihte; İstanbul ili Silivri ve Çatalca bölgelerinde aşırı yağışlar sebebiyle sel baskınları meydana geldiğini, bu hususta bir çok gazetede ve internet sitesinde haber yapıldığını, Tarım ve Orman Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne ve Valilik İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'ne müzekkere yazılması suretiyle davacı tarafından belirtilen 11.10.2018 tarihinde gerek İstanbul İli gerekse de Çatalca bölgesindeki yağış durumunun ve bu yağış durumunun olağan miktardan fazla olup olmadığının sorulmasını talep ettiklerini, davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"... Tarafların sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali ve inşaat mühendisi bilirkişilerden rapor alınmıştır.Davalı şirketin viyadük inşaatı sırasında dava konusu işletme çevresinde bulunan dere yatağına beton büzler yerleştirdiği ancak dere yatağı eski haline getirmediği, 11.10.2018 tarihli kuvvetli yağışlarda dere yatağının bu kesiminde suyun akışına mani olunduğundan dereye sınır olan parsellerde su baskını olduğu, dosya içerisine celp edilen Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nünİl Afet ve Acil Durum MüdürlüğüKarayolları Genel Müdürlüğü 1. Bölge Müdürlüğü'nün yazı cevaplarının incelenmesinde yağışın doğal afet büyüklüğünde olmadığı, nitekim meteoroloji mühendisi bilirkişinin tespitinin aynı şekilde olduğu, bu halde zararın meydana gelmesinde mücbir sebepten bahsedilemeceyeceği, davalının teknik ihmali sebebi ile dere yatağının taşması sonucu davacının zararının oluştuğunun tespit edildiği, davacının belirttiği yer üstü düzenleri ve varlıklara ilişkin ticari defter ve belgelerinde kayıt bulunmadığı, bu halde bu miktarı ispatlayamadığı, ancak Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit dosyasında davacının zarar gördüğü tespit edilen, sel atıklarının temizlenmesi, zemindeki seramiğin onarımı, duvarlardaki sıva ve boyanın onarımı, havuzun temizlenmesi ve doldurulması, havuz makine dairesi ve tesisatlarının onarılması, bitkisel toprak temini, hazır çim ve işçilik bedellerinin meydana gelen hasar ile uyuştuğu, bilirkişi tarafından zararın hesaplandığı ve toplam zararın 166.500,00-TL olduğu, bilirkişi raporunda temerrüt tarihinden itibaren faiz hesabı yapıldığı, oysa davacının haksız fiilin tarihi olan 11.10.2018 tarihinden itibaren tarafların tacir olması sebebi ile avans faizi talep edebileceği, ancak itirazın iptali davaları icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı davalar olmakla, davacının icra takip dosyasında faiz talebini sınırladığı, 18/12/2018-08/08/2019 tarihleri olarak belirttiği, mahkememizce bu tarihler esas alınmak suretiyle (%19,50 avans) işlemiş faiz hesabı yapıldığı, tüm bu açıklamalarla davacının davasının kısmen ispatladığı kanaatiyle davanın kısmen kabulüne davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen   itirazının kısmen iptaline, takibin 166.500,00 TL asıl alacak 20.725,83  TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 187.225,83 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine, ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dairemizin 2022/1586 Esas  2024/781 Karar sayılı kaldırma kararı ile; \"... Dosya içeriğinden; Davalı vekili, davacının zararının giderilmesine yönelik olarak müvekkilinin dava konusu mahalde bir kısım çalışmalar gerçekleştirdiğini beyan etmiş olup, buna ilişkin delillerini cevap dilekçesinde sunduğu, davacı tarafça da bu hususa itiraz edilmediği anlaşılmıştır. Ancak bilirkişi raporunda davalının sunmuş olduğu bu delillerin incelenmediği, yapılan çalışmaların karşılığının ne olduğu, tazminat miktarından mahsup edilip edilemeyeceği değerlendirilmemiştir. Buna göre,bu hususta ek rapor aldırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsiz olup davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerindedir. Kabule görede; Davalı taraf davaya konu alacağın sigortalı olup olmadığının davacıdan sorulmasını talep etmesine rağmen mahkemece bu talebin  gereği yerine getirilmemiştir. Zira davaya konu zararlandırıcı eylem sebebiyle sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapılmış olması halinde, mükerrer ödeme olgusu ortaya çıkacağından davalı vekilinin bu ususa ilişkin istinaf istemi yerindedir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına ve zikredilen eksiklikler tamamlanıp yeniden hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine  ...\" karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince; \"...Davalı şirketin viyadük inşaatı sırasında dava konusu işletme çevresinde bulunan dere yatağına beton büzler yerleştirdiği ancak dere yatağı eski haline getirmediği, 11.10.2018 tarihli kuvvetli yağışlarda dere yatağının bu kesiminde suyun akışına mani olunduğundan dereye sınır olan parsellerde su baskını olduğu, dosya içerisine celp edilen  cevabi yazılarından olay günü meydana gelen yağışın doğal afet niteliğinde olmadığının anlaşıldığı, meteoroloji mühendisi bilirkişinin tespitinin de aynı şekilde olduğu, dosyada mevcut delil durumuna göre ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, bu halde zararın meydana gelmesinde mücbir sebepten bahsedilemeceyeceği, davalının teknik ihmali nedeni ile dere yatağının taşması sonucu davacının zararının oluştuğunun tespit edildiği, buna göre de dava konusu olayda davacı lehine tazminat şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır.Davacının zarar gördüğü tespit edilen, sel atıklarının temizlenmesi, zemindeki seramiğin onarımı, duvarlardaki sıva ve boyanın onarımı, havuzun temizlenmesi ve doldurulması, havuz makine dairesi ve tesisatlarının onarılması, bitkisel toprak temini, hazır çim ve işçilik bedellerinin meydana gelen hasar ile uyuştuğu, bilirkişi tarafından zararın hesaplandığı ve toplam zararın 166.500,00-TL olduğu, bunun yanında davalının zarara dair bir kısım gideriminin bulunduğu, istinaf ilamı doğrultusunda alınan ek rapor gereğince bu giderim miktarının 30.000,00 TL olarak hesaplandığı, davalı giderimin daha fazla olduğunu iddia etse de dosyadaki belge ve delil durumuna göre ek rapor ile tespit edilen miktarın yerinde olduğu, bunun yanında yapılan araştırma ve beyanlar kapsamında davacıya bir sigorta ödemesi yapıldığına dair delil veya belge bulunmadığı anlaşılmakla davacı zararının 136.500,00 TL olduğu anlaşılmıştır.Bilirkişi raporunda temerrüt tarihinden itibaren faiz hesabı yapıldığı, oysa davacının haksız fiilin tarihi olan 11.10.2018 tarihinden itibaren tarafların tacir olması nedeni ile avans faizi talep edebileceği, ancak itirazın iptali davaları icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı davalar olmakla, davacının icra takip dosyasında faiz talebini sınırladığı, 18/12/2018-08/08/2019 tarihleri olarak belirttiği, mahkememizce bu tarihler esas alınmak suretiyle 234 gün için (%19,50 avans) 17.064,36 TL'ye tekabül eden işlemiş faiz hesabı yapıldığı, tüm bu açıklamalarla davacının davasının kısmen ispatladığı kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; davacının alacağının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiği alacak tutarının likit olmadığı gözetilerek İİK'nın 67/2. maddesi gereğince davalının icra inkar tazminatından sorumlu tutulmasına yasal olanak bulunmadığından inkar tazminatı talebinin reddine  karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.1-Davanın Kısmen Kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 136.500,00-TL asıl alacak 17.064,36-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 153.564,36-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin REDDİNE, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,...\" karar verilmiştir.Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Aşamalardaki beyanlarını beyanlarını tekrarla, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu,huzurdaki dava kapsamında meydana geldiği iddia edilen zarar “yağan yağmur sonucu meydana gelen su baskınından” kaynaklanmakta olup zarara sebebiyet veren vakıanın bir mücbir sebep olduğu için illiyet bağının kesildiğini beyanla Yerel Mahkeme  kararının kaldırılarak  davanın  reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız ve kusurlu eylem neticesinde meydana gelen maddi zararın tazminine ilişkin açılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Gerek olay tarihinde alınan tespit raporu, gerek Karayolları Genel Müdürlüğü'nün \"su baskını ile ilgili yerinde yapılan gözlemler sonucu işletme yanından geçen dere içinde otoyol yapım işleri sırasında geçici süreliğine büz konulduğu fakat suyun yağışlı hava şartlarında büzlerin kapasitesini aşarak taştığının belirlendiği, görevli şirket ... İşletme A.Ş.'nin zararın giderilmesi konusunda uyarıldığının bildirildiği\" şeklindeki tespiti, gerekse de alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen bilirkişi raporu gereğince davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği,İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün cevabi yazılarından olay günü meydana gelen yağışın doğal afet niteliğinde olmadığının anlaşıldığı, buna göre dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu,dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerinde  görülmemiştir.Somut olayda; Zararın belirlenmesinde  uzman bilirkişi değerlendirmesinin gerektiği, alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 22/8/2024 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, uzman heyet raporunda belirtilen mahsup miktarına ilişkin hesaplamanın kadri maruf olduğu, raporun  hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2024/182 Esas 2024/831 Karar sayılı 09/12/2024 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.489,98 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 2.622,50 TL'nin mahsubuyla bakiye 7.867,48 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"00e3ba2f5af4b44b","SID":"cc911e22120cdb1a"}}